• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Her şeyi yapabilirim diye kendini tüketmek

    Bir insan neden her şeyi mükemmel ve sorunsuz şekilde üstlenir? Neden her şeyi aynı anda, aynı cesaret ve güçle yapmaya kalkar?

     

    Neden insan taşıyabileceğinden fazlasını yapmaya kalkışarak daha iyi, daha çözümcü, daha becerikli, daha daha daha daha olmaya çalışır?

    1- Sorun, tartışma çıkmasın diye

    2- O yapmazsa nasıl olsa yapılmayacak diye

    3- Onaylanmak için, sevgi için, takdir için, kendini kanıtlamak için

    4- Çocukluktan alışmıştır, başka türlüsünü bilmiyordur, önündeki örnekler de hep böyle olmuştur zaten; yani en doğrusu bu diye biliyordur.

    5- Güvensizdir; kendine karşı adil olmayı ayıp gördüğü için

    6- Kendisi için yardım istediğinde, hayal kırıklığına uğramaktan korktuğu için

    Ancak her insanın, yani benim de taşıyabildiğim kadar yük ve aynı anda yapabildiğim şey sayısı aslında belli.

    Hadi diyelim yıllar içinde kendimi döve parçalaya kapasitemi az daha artırmış olayım, yine de aynı anda dört önemli işi, aynı özen ve ciddiyette yapmayı denersem bir şekilde yaparım elbette, ama sonrası tükenmişlik be dostum işte.

    Kültürel, coğrafi bir durum bu hem... Bana has değil. Yine biliyorum ki, bu yazdıklarımda yalnız değilim. (Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi bilemedim...)

    Kız çocuklarımız, her işi yapabilir güçte büyüyorlar. İyi ki de öyle. Ama işte iyi ki dediğim şeyin içinde bir burukluk da var. Çünkü çok erken, haksız ve hadsiz bir yorgunluğa da neden olabiliyor bu. Eşitsizlik çok incitici.

    Sen ben böyle olunca, kızlarımız da öyle oluyor ama. Yani olay yine sende, bende başlıyor.

    Dün mesela, mutfak dolaplarının içine rafları bir usta kadar düzgün monte ettim. Annem “Nasıl yapıyorsun?” deyince duraksadım. Ayol ben her türlü tamirat işini zaten iyi yaparım ki!

    Sonra kendimi nasıl tanımladığımı düşündüm; yazar-koşar-arı sever-konuşmacı- yaşam koçu, marangoz, elektrikçi, doğa delisi vs vs vs... Yıllar önce buna benzer bir yazım vardı, “ne iş olsa yaparımcı” olduğumuzdan, bir konuda uzmanlaşamayan ülke olduğumuza dair. Oysa bir konuda uzmanlaşmak ne kadar önemli; yani odağını bilmek ve kaybetmemek. Ve ben odağımı kaybetmek istemediğimden durdum, mola aldım.

    40 yıldır gözünün önündeki acayipliği fark edememiş ve birden ayılıp aydınlanınca canı çok acımış biri olarak, şu anda bütün hayatımı yeni baştan organize edip derlemeyi her şeyin önüne alıyorum.

    Çünkü ben Yonca, ailem, spor, kadın, arılar konularına odaklanmayı seviyorum. Ve bu konularda istediğim gibi çalışmaya devam edebilmem için önce kendimi ve çocuklarımı ayağa kaldırmam gerek.

    Hâlâ var mı bilmiyorum, eskiden bir tür pazarlama reklamları modası vardı. Bir alet, aynı anda kesiyor, fön çekiyor, istersen salatanı bile yapıyor...

    Ve eğer şimdi sipariş verirsen yarın kapında ve 700 takside senin olabilir; o aleti aldığında da dünyadaki bütün problemlerin bitecektir mesela!

    İşte o alet gibi olmuşum bir süredir aslında. Belki de olmamışımdır; ama hissettiğim tükenmişliğin içinde bu his de var.

    Neden onlarca işi bir arada yapmaya çalıştığımı, nelerden niçin kaçtığımı, kaçmak zorunda kaldığımı, ne kadar üzgün olduğumu tek tek tek biliyorum. Hiçbirinden kaçmıyorum. Kendime yaza çize anlatıyorum. Offf ne zor.

    Sanki narkoz vermeden açık kalp ameliyatı oluyorum. Her şeyi hissediyorum, kesikleri, acıyı, sağımda solumda konuşulanları... Sessiz kaldığım için herrr şeyi duyuyor ve görüyorum.

    Ben her şeyi aynı anda yapmaya çabalarken aslında görmekten kaçmaya çalıştığım şeyleri anca engelleyebildim.

    İyi ki bunu yapabilmişim demek istiyorum huzurunuzda. Ve hatta nasıl yapabildiğime inanın şaştım kaldım aslında. (Böyle deyince övünmüş gibi olmam umarım, çok utanırım.)

    Bu vesile ile ne çok şeye fayda sağladım, bunun da farkına vardım. Betonları delip güneşe ulaşan o çiçek gibi olduğuma inandığım için bence yapabildiklerimi yaptım.

    Ne olur siz de, ben de, hep birlikte bunun bir farkında olalım.

    Birisi sana fenalık yapıyorsa veya biri sana kötü geliyorsa, bu aslında senden ötürü veya senin yüzünden olmayabilir. Ve sen de, ben de, bazen bir süre sadece tek bir şeyi yapmakta bile zorlanabiliriz. Bazen basit dediğin şey çok zor gelir. Olur yani.

    Bu da ne beni, ne seni eksik, yanlış, kötü, ezik, beceriksiz yapar.

    Kırılganlık, yapamadığını bilmek, yapamayacak olduğun şey için alnın açık başın dik “yapamayacağım” demek...

    Kendine karşı dürüstlük, adalet, özgürlük ve eşitliktir.

    Kızma kendine cancağızım...

    Kıyamam ne sana, ne bana.

    Yonca

    “kıymık”

    Diğer Yeni Yazılar

    BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ

    Kahve keyfini zirvede yaşamak isteyenlere... Mutlaka keşfetmeniz gereken 5 kahve!
    Sınırları Aşmak İçin Güvenilir Yöntemler Şirketinizi E-İhracat İle Uluslararası Pazarlara Açın!
    2022'de Marmara Denizi'ni neler bekliyor? İşte merak edilen her şey!
    Marmaris tatilinizi güzelleştirecek 5 detay!
    Hayalinizdeki termal tatili gerçeğe dönüştürmenin 4 yolu

    Yazarın Diğer Yazıları

    1. Kedi prostatı
    2. Ocak güzeli Sarman Nisan güzeli Fifi
    3. Kedilerde sivrisinek alerjisiyle mücadele
    4. Kedilerde sivrisinek alerjisi
    5. Levent Yüksel hassas, Ali Taran ilgisiz, Nilüfer ise soğukkanlı
    6. Bi kare gördüm sanki
    7. Kediler evde kalsın, köpekler doğru pansiyona
    8. Sevişme faslımız 45 dakika
    9. Transferin starı minyatür su aygırları
    10. Şila bir aşk kedisi