Adalet yoksa isyan var

1dk okuma

Herhalde şiddetin hiç bu kadar onaylandığı, bu kadar doğal kabul edildiği bir dönem olmamıştı.

Haberin Devamı

Çocuklar sadece televizyonu değil anne-babalarını da taklit ediyor. Ekrandaki “Kurtlar Vadisi” kadar, evdeki “vadi”de şiddeti körüklüyor.

Birkaç hafta içinde meydana gelen olayları alt alta koyduğumda bir anne olarak hem irkiliyorum hem de gelecekle ilgili kaygılarım had safhaya ulaşıyor. Sevgilisini testere ile doğrayan, gözünü kırpmadan okulda katliam yapan, ellerine geçirdikleri silahlarla ağabeylerini, ablalarını öldüren henüz okula bile başlamamış çocuklar var. Bu çocukların bu hale nasıl geldiğini merak ediyorum. Bundan sonrası için neler yapılabileceğini sorguluyorum. Aslında ben bu işin içinden çıkamıyorum.

Bütün dünyada çocuk ve gençlerin şiddete olan eğilimlerinde artış var. Zaten son 15-20 yıldır şiddet filmleri ve şiddet içeren bilgisayar oyunlarının etkisi altında değil miyiz? Bu tür filmlerin çocuklar üzerindeki etkileri bilimsel olarak yeni yeni saptanmaya başlandı. Ama şu bir gerçek ki, şimdiye dek şiddetin hiç bu kadar onaylandığı, bu kadar doğal kabul edildiği bir dönem olmamıştı.

Çocuklar şiddet sınırına bu kadar yakınlar mı? şiddeti yalnızca televizyondan mı görüp, öğreniyorlar? Bizlerin yaşananlarda payımız ne kadar? Aslında bu soruların yanıtını bilim adamları basit bir deneyle saptıyorlar.

Dört çocuk bir masaya toplanıyor. Çocuklara beşer tane çikolata dağıtılıyor. Herkese eşit dağıtıldığında, çocuklar çikolataları yiyor, eğleniyorlar. Aralarında hiçbir sorun çıkmıyor. Ama bir çocuğa 3, diğerine 5, başka birine de 4 çikolata dağıtıldığında çocuklar arasında kavga çıkıyor. Bu çocuklar henüz adalet duygusu, ayrımcılık kavramı gelişmemiş çocuklar. ışte ayrımcılığa karşı tepki, biyolojik olarak böylece ortaya çıkmış oluyor. Ayrımcılık yapıldığını, haksızlığa uğradığını hisseden çocuk isyan ediyor.

Empati geliştirmeli

İnsan beyninin bir yanı rasyonel olayları, bir tarafı da duygusal alanları yönetiyor. Duygular üzerindeki hâkim olan şey ise özdenetim becerisi. Empati, duygusal özdenetim yeteneğinin bir sonucu. Beynin duygusal tarafındaki sorun, çocuğun ahlaki erdemlerinin gelişmemesine yol açıyor. Empati yeteneğinin gelişmemesi, kişiyi ‘benmerkezci’ yapabiliyor. Bunun ileri safhalarında kendi çıkarı için başkasına acı çektirmek, şiddetten zevk almak gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle çocukluk dönemlerinden itibaren değer eğitimi verilmeli.

Çocuklara empati yeteneği kazandırılmalı. Suçluluk ve pişmanlık duyguları öğretilmeli.

Özel tekniklerle yapılan beyin görüntüleme yöntemi çalışmalarında, bazı çocukların suçluluk ve pişmanlık ile ilgili beyin alanlarının gelişmediği de tespit edilmiş. Bilime göre aile içi eğitimin önemi bu noktada ortaya çıkıyor.

Amerika’da başka bir çalışma yapılıyor. Okulda şiddet uygulayan çocuğa videodan işkenceye uğrayarak acı çeken bir insanın görüntüsü gösteriliyor. Bu şekilde kurbanın çektiği acıyı fark etmesi öğretiliyor. Kimi uzman suç işleyen çocuklara, pişmanlık duygularını uyandıracak özel eğitimler verilmesi gerektiğini savunuyor. şiddete başvuran çocuklara “Sen o acı çeken insanın yerinde olsan, ne hissederdin” sorusunu yöneltiyorlar.

90 sonrası doğan çocuklar, para, cinsellik ve uyuşturucu ile erken tanışıyor. Yeterli zihni ve ruhsal gelişimi tamamlamadan, ergenliği erken bitiriyor ama olgunlaşamıyorlar. Aslında anne-babaların davranışları da çocukların şiddete eğilimlerini artıyor. Anne-babasını sevgilisine öldürten 16 yaşındaki genç kızın ne dediğini hatırlayın: “Beni hiç sevmediler, hep aşağıladılar.”

Evde anne-baba birbirine şiddet uyguluyorsa, bu da çocuğa şiddeti öğretiyor. Çocuklar sadece televizyonu değil anne babalarını da taklit ediyor. Ekrandaki “Kurtlar Vadisi” kadar, evdeki “vadi”nin de şiddeti körüklediğini unutmayın.