GeriTuğçe Yılmaz Çocuğunuza sınır koymak mı istiyorsunuz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocuğunuza sınır koymak mı istiyorsunuz?

Çocuğunuza sınır koymak mı istiyorsunuz?
Abone Olgoogle-news

Sınırlar, çocuğunuzun neyi yapıp yapamayacağını, uygun olan davranışın ne olduğunu ve kendisinden ne beklendiğini gösteren kuralladır. Kural algısı çocuklarda 4 yaşından sonra gelişmeye başlar. Sınırlar çocuklara, korundukları, güvende oldukları ve değer verildikleri duygusunu kazandırır. Aile içi kurallara uymalarını ve işbirliği yapmalarını, otoriteye saygı duymalarını sağlar ve sorumluluk kazandırır.

Sınırlar, onaylanan davranışı tanımlayan, çocuğa hatalı davranışlarını düzeltme fırsatı veren eğitici ve öğretici bir etkiye sahiptir. Düşünün ki 3 yaşındasınız, tabureye basmadan musluğa ulaşamıyorsunuz. Tüm bakımınızı başkaları sağlıyor ama ebeveyninize bir şey söyleyince yapıyorlar. Onlar size bir şey söyleyince küsüp somurtuyorsunuz, onlar da vazgeçiyorlar. Neler hissedersiniz? Gücün sizde olduğunu mu? Evet. Güvende olduğunuzu mu? Pek sayılmaz. Çocukların pek çoğu için ebeveynlerinden daha güçlü ve kontrol sahibi olduklarını hissetmek rahatsızlık verici bir durumdur. Saygılı sınırların belirlenmesi çocuklara güçlü mesajlar verir.

“Ben senin annenim, babanım. Bana güvenebilirsin, sana doğru yolu gösteririm.”

Sınır koymada yapılan hatalar

Yaşa ve gelişime göre sınır koymamak: 2 yaşında bir çocuğa koltuklarda yürümeme gibi bir sınır koyarsanız bu sizin onun gelişimine göre bir sınır koymadığınızı gösterir. 2 yaşında bir çocuk keşfetme dönemindedir ve her şeyi keşfederek öğrenmek ister. Siz bu noktada onu engellerseniz sizinle inatlaşacak ve koyduğunuz sınıra uyamayacaktır.

Doğru model olmamak: Çocuklar anne ve babalarının söylediklerinden çok yaptıklarını gözlemlerler. Doğru model olmak çok önemlidir. Ebeveynler birbirinin sınırlarını ya da çocuğun sınırlarını ihlal ediyorlarsa çocuğa sınırlara uyma bilinci aşılayamaz.

Kararlı olmamak: Kararlılık çocuk eğitiminde kilit noktadır. Eğer koyduğunuz kural için çocuğunuzun karşısında kararlılıkla duramıyorsanız, sınırlarınız ihlal edilmeye mahkumdur.

Kriz anında kural koymaya çalışmak: Çocuğunuz sizden bir şey istedi ve yapmayacağınızı söylediniz. Bunun karşısında ağlamaya başladı. İşte hepimizin yaşadığı bir kriz anı. Bu kriz yaşanırken siz başka bir kural koymaya çalışırsanız bu kurala uyma ihtimali deveye hendek atlatma ihtimaliyle eşdeğer olacaktır. Bir örnek verirsek çocuğunuz ağlıyor ve siz o anda eğer ağlamayı kesmezsen bir daha parka gidemeyeceksin dediniz. Dııııt yanlış yaptınız. Bu kurala uyulmayacak. Bu yüzden sakinliğinizi koruyun ve kriz anını yönetin.

Belki sorun senin kuralındadır: Kuralları koyarken onun isteklerini ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalısınız. Sadece siz öyle istiyorsunuz diye kural koyamazsınız!

Sınır koymada etkili iletişim ve etkisiz iletişim örneğiyle devam edersek nasıl bir tavır sergilemeniz gerektiği kafanızda çok daha net olacak. Aynı durum karşısında önce etkisiz iletişim, ardından etkili iletişim diyalogları kuracağım.

Etkisiz iletişim örneği

  • EBEVEYN: ‘Hayır Tuğçe sinemaya gidemezsin.’
  • ÇOCUK: ‘Ama bu haksızlık! Cansu gidiyor. Senin bu kurallarından nefret ediyorum.’
  • EBEVEYN: ‘Tuğçe bu kötü bir tavır, her şeyi yapmana izin veriyorum, benimle tartışmayı kes.’
  • ÇOCUK: ‘Ama bu haksızlık bütün çocuklar gidiyor.’
  • EBEVEYN: ‘Geçen hafta bir sürü şeyi yapmana izin verdim, hiçbir şeye izin vermiyormuşum gibi konuşma. Geçen gün dışarda olduğunu unutuyorsun.’
  • ÇOCUK: ‘Ama ben bugün de çıkmak istiyorum ve bu senin umrunda bile değil.’
  • EBEVEYN: ‘Umrumda değil mi? Yaptığım tek şey bütün hafta boyunca seni bir yerlere taşımak. Şimdi hemen bu tavrını düzelt, yoksa tüm hafta boyunca bir yere çıkamazsın.’

Etkili iletişim örneği

  • EBEVEYN: ‘Hayır Tuğçe sinemaya gidemezsin.’
  • ÇOCUK: ‘Ama bu haksızlık! Cansu gidiyor. Senin bu aptal kurallarından nefret ediyorum.’
  • EBEVEYN: ‘Biliyorum sinemaya gidememek can sıkıcı.’
  • ÇOCUK: ‘Ama ben bugün gitmek istiyorum. Bu senin umrunda bile değil.’
  • EBEVEYN: ‘Canının sıkıldığını ve öfkelendiğini biliyorum, eğlenmeden önce iş yapmak zordur. Bende öyle hissediyorum.’
  • ÇOCUK: ‘Burada yaşamaktan nefret ediyorum. Hiçbir şey yapamıyorum.’
  • EBEVEYN: ‘Biliyorum çok gitmek istediğin halde sinemaya gidememek zor bir şey.’
  • ÇOCUK: ‘Madem bunları biliyorsun, gitmeme izin ver.’
  • EBEVEYN: ‘Gitmek istediğini biliyorum, zor bir durum ama yanıtım HAYIR.’
  • ÇOCUK: ‘Ama bunu kaçırırsam bir daha bunu izleme şansım olmayacak.’
  • EBEVEYN: ‘Çok üzücü. Bir sonraki yaza daha çok var. Neden üzüldüğünü daha iyi anladım.’

Ve kararlılık karşısında çocuk pes eder.

Birinci yaklaşımda suçlama, bıkkınlık, kriz anında kural koyma gibi dinamikler varken, ikinci yaklaşımda duyguları anladığını ifade ediş, kabullenme buna rağmen kararlı bir tutum var. Bu yüzden sınır koymada etkili iletişimin rolü çok büyük.

 

Unutmayın;

Sınırları olmayan cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir.

False