GeriSerkan Soyuer Cinsiyete değil, insan kavramına odaklanın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cinsiyete değil, insan kavramına odaklanın

Cinsiyete değil, insan kavramına odaklanın
Abone Olgoogle-news

Kadınlar ve kız çocuklarına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması sadece temel insan hakkı değildir. Aynı zamanda sürdürülebilir bir kalkınma için kritik önem taşır.

Kadınlar ve kız çocuklarının güçlendirilmesinin çarpan etkisi ile toplumsal gelişimi ve ekonomik büyümeyi her alanda hızlandırdığı defalarca kanıtlanmıştır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın da verilerine göre günümüzde, 15 yıl öncesine göre daha çok sayıda kız çocuğu okula gidiyor; bölgelerin çoğunda ilköğretimde cinsiyet eşitliği sağlanmış durumda.

Kadınlar artık, tarım dışında ücretli işgücünün %41’ini oluşturuyor ve bu oran 1990 yılında %35 idi. Fakat toplumumuzun bazı bölgelerinde işgücü piyasasında hala büyük eşitsizlikler var. Kadınlar hala işe eşit erişime sahip değiller. Cinsel şiddet ve istismar, ücretsiz bakım ve ev işlerinin eşitsiz bölüşümü ve kamu görevlerinde ayrımcılık hala büyük engel teşkil ediyor. Toplumsal yargıları cinsiyet eşitliğine karşı bir nebze kırmış olsak da, tabularını hala pembe ve mavi olarak yaşatan ve insanlığı cinsiyet statüsüyle kutuplaşmaya sürükleyen ciddi büyüklükte bir popülasyonla karşı karşıyayız. Empati dediğimiz kavramı ya unutuyoruz ya da varlığından dahi haberimiz yok. Sadece sahip olduğu cinsiyete bağlı olarak karşılaştıklarında büyük rahatsızlık duyacakları davranışları empatiden yoksun bir şekilde karşı tarafa yaşatarak travmatik egolarını tatmin edenler, ne yazık ki toplumun bir bütünlük içerisinde yaşamasına, kutuplaşmaların engellenmesine ve bundan kaynaklı sosyoekonomik gelişime yüksek oranda engel olan bir neden oluşturmaktadırlar.

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ SAĞLANAMAZSA NE OLUR?

Dünya üzerinde bir çok yerde kızlar için doğumdan itibaren eşitsizlikler ile karşılaşma başlayabiliyor ve hayatları boyuncada peşlerini bırakmıyor. Bazı ülkelerde ise ne yazık ki sağlık hizmetleri ve yeterli beslenmeden mahrum bırakıldıkları için kız çocukları arasındaki ölüm oranları daha yüksek oluyor.

KÜRESEL OLARAK HER YIL YAKLAŞIK 15 MİLYON 18 YAŞ ALTI KIZ ÇOCUĞU ZORLA EVLENDİRİLİYOR

Bu da günde 37 bin çocuğun gelin olduğu anlamına geliyor. Küçük yaşta zorla evlendirilmek kız çocuklarının eğitiminide etkiliyor ve gelişmekte olan ülkelerin üçte birinde ise eğitimde cinsiyet eşitliği sağlanabilmiş değil.

Dünya geneline bakıldığında kadınların yüzde 35’i eşlerinin veya sevgililerinin ya da çevrelerinde bulunan tanıdıklarının fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kalıyor.

Ortadoğu ve Afrika’da ise yaklaşık 133 milyon kız çocuğunun ise kadın sünnetine maruz kaldığı tahmin ediliyor. Ve bu uygulamaların sonucunda kalıcı sağlık sorunları, HIV/AIDS gibi hastalıklar ve kısır kalmak gibi sonuçlar oluşabiliyor.

PEKİ TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ BİZİM İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?

Nerede yaşadığımızın, ne iş yaptığımızın ve kim olduğumuzun hiç bir önemi yok. Toplumsal cinsiyet eşitliği temel bir insan hakkıdır ve bu eşitliği geliştirmek, yoksulluğu azaltmak, sağlığı, eğitimi, korumayı ve refahı desteklemek dahil olmak üzere insan için sağlıklı bir toplum demektir. Ve unutmamalıyız ki hayatımızın her alanında kadın liderlerin teşvik edilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini daha ileriye götürecek politikalar ve mevzuatın güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.

False