GeriNuran ÇAKMAKÇI Oğlum Kampta
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Oğlum Kampta

Oğlumu bir haftalığına basketbol kampına gönderdim. Gönderdim demek biraz iyimser olur, göndermek zorunda kaldım!

Oğlumu bir haftalığına basketbol kampına gönderdim. Gönderdim demek biraz iyimser olur, göndermek zorunda kaldım! Doğrusu onun hala tek başına bu işlerin altından kalkacağına, sabah uyanıp, gerekli kurallara uyacağına aklım ermiyordu. Bir de tamam boyu uzun, kilosu da var, gören delikanlı sanıyor, ama daha küçücük!!

Çocuğumun ailesinden uzak, ayakları üzerinde kalacağına inancım yoktu. Her ne kadar zaman zaman bunları denedim, okul gezilerinde içimdeki bu engeli aştıysam da, bu kez farklıydı. Çünkü, gittiği basketbol kulübü yeniydi. Arkadaşlarını pek fazla tanımıyordu, en önemlisi koçları biraz sertti. İtiraf ediyorum işte, kı-ya-ma-dım bir tanecik oğluma.

Biliyorum, her şeyi biliyorum. Bunları yapmamam gerekiyor. Ayakları üzerinde durması için böyle bir askerlik şart. Diyorum ya okul gezilerinde bunu atlattım, hatta yurt dışına kadar gönderdim. Bu kez farklıydı.

Kurallar Ağır

Bir itirafım daha var, bu işi bu kadar içselleştirememin bir nedeni de gideceği yerin Bodrum olması. Yani işin ucunda deniz olunca daha da korkum artıyor. Benim sudan korktuğumdan mı, deniz kenarında kendimi güvende hissetmememden mi, bilemiyorum işte. Sonuçta kulüpten yaz kampı için gelen kağıdı önce evin bir kenarlarına sakladım, unutulsun, görülmesin diye. Ama bizim afacan "Giderim" diye tutturdu. Benim baba üzerindeki ikna turlarım da son bulunca Pazartesi sabahı saat 04.00’te kalkıp, havalimanında onu uğurlar buldum kendimi. Aklımda binbir senaryo ile geri döndüğümde bir süre atlatamadım.

Kampın ağır kuralları vardı. Zırt pırt çocuğu aramak yasak. Sadece 21.00’de 5 dakikalık görüşme süresi veriliyor. Yani merakımı giderecek, içimi rahatlatacak hiç kimsecikler yok. Çaresiz arkadaşlarının annelerini aradım. Onların da benden pek farkı yok. Neyse zamanla alıştım. Baktım oğlumun sesi iyi geliyor. Dördüncü gece dayanamayıp, sordum “Oğlum, bir daha böyle kamplara katılmazsın, bak zor geçiyormuş değil mi?” yönlendirmemde tuzağa düşmedi, “Hayır anne bundan sonra Şile kampı varmış, oraya da gideceğim” deyince anladım, mutlu.

Ne Telefon, Ne Bilgisayar Kullanıyor

Düşünsenize benim sabahları yataktan adeta kazıyarak kaldırdığım çocuk, orada sabah 07.00’de kendiliğinden kalkıyor, kumda çıplak ayakla koşuyor, yemek yiyor, sonra sıkı antrenman ve maçlarla gün sürüyor. Akşamları benimle almak için mücadele ettiği ne PSP, ne bilgisayar, ne telefon var. İnanamadım. İçten içe de basketbol koçuna “Bravo!” dedim.

Şimdi heyecanla gelmesini bekliyorum. Ama şimdi şimdi itiraf ediyorum. Doğrusu bu. İyi ki oğlum gitme konusunda ısrarcı olmuş, eşim zoraki göndermiş. Geldiğinde gördüğüm değişikleri de sizlerle paylaşacağım. Bir tarafım "hayır" dese, de öbür tarafım "doğrusu bu" diyor. Bakalım, zaman gösterecek.  

False