GeriManolya Özek Oyunları durdurmak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Oyunları durdurmak

Alışılmışı kırmak, değiştirmek kolay değil biliyorum. Ama unutmayın biz sadece kendimizden ve verdiğimiz tepkilerden sorumluyuz...

İş hayatı iletişim kurduğumuz kişiler konusunda seçim şansımızın limitli olduğu bir yer. İşi sürdürebilmek için bir şekilde birileriyle sürekli iletişim halinde olmak zorundayız. İş ortamında farklı bir geçmişten ve aileden gelen bireyler aynı çatı altında çarkı döndürmeye çalışıyoruz. Olaylar esnasında farklı düşüncelerimiz ve duygularımız var. Beklenti ve hedeflerimiz çatıştığında anlaşmakta zaman zaman zorlanıyoruz. Bazen kendimizi bir kavganın, bazen de dedikodunun içinde buluyoruz. Bazı kişilerle her yolu denesek de bir türlü anlaşamıyoruz...

Kimisi sürekli şikayette, hep yakınıyor. Sürekli mutsuz. İşten mutsuz, kocasından mutsuz... ‘Kimse benim kıymetimi bilmiyor’ düşüncesinde, ‘Kurban’ rolünde… ‘Acıların kadını’ oyununu oynuyor. Şikayet ediyor ama bir şey değiştirdiği de yok. Yardımcı olmaya çalışıyorsunuz ama nafile… Hiçbir öneriyi almadığı gibi sizin de enerjinizi düşürüyor.

Kimisi hep agresif. Dokunsan üstünde kalıyor. En iyisi mi uzak duruyor herkes. Sürekli hak, adalet peşinde. Kimseyi beğenmiyor, hep o haklı… Zeytinyağı gibi ne yapıyor ne diyor kendi üste çıkıyor…

Kimisi adeta iyilik meleği. Aşırı ‘iyi’ herkesin anası, babası, dert dinleyeni, çözüm bulanı. İşyerindeki arkadaşlarının ‘kurtarıcısı’, başkalarının işlerini üstleniyor…

Bu farklı tip insanları, oynanan oyunları çeşitlendirebiliriz. Önemli olan bu tip insanların benim üzerimde nasıl etkileri var onu anlamak. Bana zarar veriyorlar mı? İşimi, psikolojimi etkiliyorlar mı? Eğer olumsuz etkileri var ise ben bu konuda ne yapmalıyım?

Şunu unutmamak gerekir ki iletişim minimum iki kişiden oluşur, daha iyi hale getirmek istiyorsak iki insanın da buna niyeti olması şart. Aksi takdirde o ilişki iyileşemez. Karşı tarafı kazanmak için istekli ve niyetli olabiliriz, çaba da harcayabiliriz ama onun buna niyeti yoksa yapacak bir şey de yoktur. Bizim tek başımıza yapabileceğimiz ancak onun bizde yarattığı duyguyu değiştirmektir. Onun üzerimizdeki etkisini nötrleyebilir, verdiğimiz tepkileri daha sağlıklı hale getirebiliriz.

Tabii ki ilk baştaki amaç aynı ortamı paylaştığımız, iletişim kurduğumuz kişilerle daha sağlıklı iletişim kurmaktır. Ama iş ortamında herkesle ‘samimiyet’ boyutunda derin ve saf bir iletişim kurmak mümkün değildir. ‘Samimiyet’ ilişkisi için kendimizi güvende hissedebileceğimiz bir ortam ve kişiler olmalıdır. İş ortamında çoğuyla ilişkimiz ‘Vakit geçirme’ ve ‘Aktivite yapma’ boyutunda kalacaktır. Çok ender olarak ‘Samimiyet’ boyutunda iletişim kurduğumuz 1-2 dost ediniriz.

Benim burada altını çizmek isteğim nokta ise sağlıklı iletişim kurmak istiyorsak dikkat etmemiz gereken ‘Oyun’ oynamamak ve ‘Oyun’ oynayan kişilerin oyunlarına girmemektir. Dedikodu yaparlarken, birilerini çekiştirirlerken biz yorum yapmamayı seçebiliriz. Bu oyunları başlatmıyor olabiliriz ama onların oyunlarına kolayca giriyorsak burada bizim de bir sorumluluğumuz vardır. Sürekli yakınana öneride bulunmaktan vazgeçmek oyunu durdurur. Ya da öfkeyle bağıran çağıran bir kişiye öfkeyle karşılık verip uzatmak yerine ortamı terk edebilir veya net ve soğukkanlı bir ses tonuyla düşünce ve duygumuzu ifade ederek oyunu durdurabiliriz.

Genelde en sık yaşanan iletişim kazaları üstü kapalı mesajlar yüzünden olur. ‘Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla’ cinsinden. Halk tabiriyle ‘laf sokmalar’. Bunlara nasıl tepki verdiğinizi düşünün. Rahatsız olup sinirleniyor ya da yüzünüz düşüyorsa bilin ki karşı taraf amacına ulaştı. Canınızı sıkmak istedi ve başardı. Onun yerine ne anladıysanız karşı tarafa bunu ifade edin. Onu yüzleştirin. Onu açıklığa, dürüstlüğe davet edin. Şaşırtın.

Eğer hepimiz bunlara dikkat edersek iletişim ne kadar kolay olur bir düşünün. Farkında olmadan bu kapalı mesajlara tepki vererek, o dedikodulara katılarak, aynı olaylara aynı etkisiz tepkileri vermeye devam ederek biz de bu oyunların sürmesini kolaylaştırıyoruz aslında.

Alışılmışı kırmak, değiştirmek kolay değil biliyorum. Ama unutmayın biz sadece kendimizden ve verdiğimiz tepkilerden sorumluyuz…

False