GeriDeniz Beykont Büyüyünce ne olacaksın?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Büyüyünce ne olacaksın?

Büyüyünce ne olacaksın?

Bana, “ Büyüyünce ne olacaksın?” diye soruyorlar. Tam ne dediklerini anlamıyorum.

Resim yapıyorum ama ressam olmak için değil. Şarkı söylüyorum ama solist olmak için değil. Dans ediyorum ama dansçı olmak için değil. Top oynuyorum ama futbolcu olmak için değil. Duvarlara tırmanıyorum, atlet olmak için değil.  Taklit yapıyorum ama tiyatrocu olmak için değil. Oyuncakları söküp takıyorum diye mühendis olmam gerekmiyor. Hepsini çok iyi ya da kötü yapıyor olabilirim. Hepsini olabilirim ya da ileride şu an henüz ismi bile olmayan bir mesleği seçebilirim. Dünya hızla değişiyor.  Ben büyüdüğümde nasıl bir dünyada yaşayacağımızı kim biliyor? Bugün var olan meslekleri, gelecekte belki de robotlar yapacak ve yepyeni meslekler olacak dünyada.  

Anneciğim, babacığım;

Bu belirsizlikte, benim en büyük yeteneğim, kendimi tanıma ve hayatı keşfetme merakım, sezgilerim ve duygusal becerilerim. Siz de bu becerilerinizi geliştirin ki bana yoldaşlık yapabilin.  Siz de benimle kendini tanıma yolculuğuna çıkın ki, bana bu belirsiz dünyada yol göstermeniz kolaylaşsın. Siz de benimle hayatı yeniden keşfedin ki,  yanımda olduğunuzu hissedebileyim. İçimden geleni olduğu haliyle ortaya koymama izin verin. Kendimi ifade etmekten, eğlenmekten, hayatı deneyimlemekten,  kabul görmekten ve cesaretlendirilmekten başka bir beklentim yok. Ne olur anne, baba sizin de olmasın…

Gerçekten bir etikete ihtiyacım var mı? Bırakın, gelecekte ne olacağımı çocukluğun kapısından çıkarken o güne dek kalbimde ve zihnimde biriktirdiklerim söylesin. Siz kendi beklentilerinizle, isteyip yapamadıklarınızla, korku ve kaygılarınızla yolumu kapatmayın, görüşümü bulanıklaştırmayın. Gelin, birlikte daha geniş bir pencereden bakalım. Pencereden gördüklerimizle “Ne işime yarayacak bu, vakit kaybı,” diye düşünmeden, ekranlara esir olmadan özgürce oynayalım. Hala vakit varken birlikteliğimizin keyfini çıkaralım.

Bana alan açın. Öyle bir alan olsun ki, oyunlarla, masallarla, hikâyelerle, sanatla, müzikle, bilimle dolu olsun ve sizin koşulsuz varlığınız ve rehberliğiniz ile korunsun. Orada, beni yenilgilerimden ve başarılarımdan bağımsız olarak koşulsuzca sevin ki, deneyip yanılabileyim. Sizi memnun etmeye çalışmak yerine, özümden gelenin çağrısına kulak verebileyim. Sonucu ne olursa olsun, çabalamanın kıymetini bileyim.

Belki sizin böyle bir alanınız olmadı. Hep bir sonuca takılı kaldınız. İçinizden gelenle, olanı şekillendirmeyi unuttunuz.  Hep bir hedefin peşinde koştunuz çünkü “hayat böyle bir yer,” dediler. Siz de böyle öğrendiniz. Peki, böylesi gerçekten mutlu etti mi sizi? Bugün öğrendiklerinizi unutup birlikte yeni deneyimler denizine açılalım mı?

Ben büyüdüğümde kimsenin yörüngesine girmeden, özümden gelenin çağrısını duyabilmek istiyorum. Seçimlerimi buna göre yapmak istiyorum. Anneciğim ve babacığım, beni anlayabilmeniz için, yanımda tüm varlığınızla durabilmeniz için siz de kendi çağrınıza kulak verin.

 Siz iyi olun ki, ben de iyi olabileyim.

False