21. yüzyılın ilk büyük keşfi 40 yaş kadını

21’inci yüzyılın, 'insani açıdan' ilk büyük keşfi, '40 yaş kadınıdır'.

Beni okuyanlar bir süredir döne dolaşa bu konuya geldiğimi kolayca fark etmiştir./images/100/0x0/55ea74f3f018fbb8f8812dd1

Tezim de şuydu: Bir kadının en güzel yaşları 40-50 arasıdır. Bunu 55’e kadar çıkarabilirsiniz.

Hiç kuşkusuz, 55’inden sonra da güzel bir hayat var.

Ama kendi gövdemden de çıkarak söyleyebilirim ki; yaşın, hem kadın hem erkek üzerinde geriye dönüşü olmayan etkileri de var.

40 yaş kadınına dönüyorum ve ısrar ediyorum.

Bir kadının en güzel yaşı 40’ında başlar...

Bazı erkek arkadaşlarımın buna şiddetle itirazı var.

Bana açıkça şunu söylüyorlar:

“Sen 60 yaşına geldin; yaşına uygun kadın icat ediyorsun...”

Malum; 20’li, 30’lu yaş kadının 'taze ten' konusu.

Hayır arkadaşlar, 40 yaş kadınını ben icat etmedim.

Önce '40 yaş kadını kendini keşfetti'...

Sonra ben...

Şimdi de dünyanın önde gelen psikoloji dergileri...

48 YAŞINDA BİR KADININ O ANKİ YÜZÜ

Fransa’nın en ünlü psikoloji dergisi 'Psychologies' şubat sayısının kapağına Juliette Binoche'u koydu./images/100/0x0/55ea74f3f018fbb8f8812dd3

Fransız aktris bu yıl 48 yaşına bastı.

Derginin kapağına koyduğu fotoğrafta, bir kadının 40 yaşında kazandığı en güzel şey bütün açıklığıyla görülüyor.

“Arzu ettiği şeye, kendini bütünüyle veren, teslim eden oturmuş, manasını kazanmış, daha doğrusu hak etmiş bir portre."

Bir kadının yaşıyla, yaşadıklarıyla ve arzularıyla, kendi kendine çizdiği olağanüstü bir otoportre...

Dergide, kendisiyle yapılmış bir mülakat var. Şu cümlesi çok dikkatimi çekti:

“İnsanın, kendi öncelikleri konusunda, çok açık bir fikre sahip olması gerekir.”

Bu cümleyi bir kenara yazın, çünkü biraz sonra 40 yaş kadınında bu cümlenin izlerini göreceksiniz.

Juliette Binoche, Polonyalı yönetmen Malgorzata Szumowska'nın çektiği 'Elles' (Onlar) filminde fahişelik yapan kız öğrencilerle ilgili dosya hazırlayan bir gazeteciyi oynuyor.

Filmin en tartışılan yanlarından biri, Binoche'un mastürbasyon yaptığı uzun sahne.

Yani bu filmde, 48 yaşında bir kadının, mastürbasyon yaparken yüzünün nasıl bir ifade aldığını seyredeceğiz.

Binoche, 40’lı yaşlarında yaşadığı hayatı anlatırken şunu söylüyor:

“Bu, bir çölü baştan sona geçmek gibi bir şey. Önemli olan, kendi kendini yargılamamak ve suçluluk duygusundan arınmaktır...”

Bu cümleyi de bir yana yazın, ona da tekrar göreceğiz.

Sen; ey 40 yaş kadını şu cümleyi de, aklının bir tarafına kaydet:

“İnsan kendi iç dünyasıyla irtibatını kaybetmezse, dış dünya onu korkutamaz...”

Şu günahkâr cümleyi eklemeyi de unutma:

“Eğer en uçtakini yaşamaya hazır değilsen; insani bir şeyle irtibat kurmaya hazır değilsin demektir...”

Ben değil; 48 yaşında, iki çocuklu Juliette Binoche söylüyor.

Öyleyse kimdir 40 yaşındaki kadın? 40’lı yaşlar, bir kadının hayatında neyi temsil eder?

Buyrun birlikte bakalım.

BEN DEMEMİŞ MİYDİM/images/100/0x0/55ea74f3f018fbb8f8812dd5

Alain Héril, psikanalist. Bir diğer unvanı da 'seks terapisti'.

Meslek hayatı boyunca 14-82 yaş arasındaki yüzlerce kadını gözlemlemiş. "Çok kısa sürede şunu anladım. Kadınlarda yaşa bağlı cinsel dönemler var" diyor. Kadınları, cinsel hayatları bakımından altı ayrı yaş grubuna ayırmış ve her birinin ortak özelliklerini belirlemiş. 'Psychologies' dergisinin şubat sayısındaki dosyadan kısaca özetliyorum.

16-25 YAŞ: ROMANTİZM

* Cinsellik henüz başlangıç noktasındadır. Genç kadın, istikrarlı bir cinsellikten çok, cinselliğin ne olabileceği sorusuyla doludur.

* Her karşılaşma yeni bir deneyimdir.

* Bu döneme damgasını vuran şey, çocukluk ve buluğ çağının hatıralarıdır. Savunma mekanizmaları çok güçlüdür.

* Bir yandan macera arar ama bir yandan da kendini güvende hissetmek ister.

* Tabii ki bu yaş döneminin en belirgin özelliği romantizmdir. Bir yandan cinsel merak vardır ama bir yandan da gelmesi hep geciken bir prens beklenmektedir.

25-38 YAŞ: YARATICILIK

* Duyguların istikrara kavuştuğu yaştır. Kadın, bedenine alışmaya başlamıştır. Gövdesini tanır; erkekle nasıl daha iyi birlikte olabileceğini öğrenmeye başlar.

* Yoğun bir cinsellik yaşayabileceğini öğrenmiştir. Daha yaratıcı ve daha direkt bir cinselliği keşfetmiştir.

* Ancak 35 yaş geçildiğinde, o meşhur 'biyolojik saat' çalışmaya başlar. Bu da, üreme amaçlı cinsellik güdüsünü daha güçlü şekilde harekete geçirir. Hazza yönelik cinsellik, paylaşılacak bir annelik duygusu içinde azalır.

* Ancak bu yaşlarda, beklentiler gerçekleşmemişse, cinsellik ıstıraplı bir hal almaya başlar.

Cinsellik tam eksenine oturmamışsa, bu früstrasyona yol açar.

* Bu yaşın avantajı, kadının cesaret edebilecek durumda olmasıdır.

* 30 yaşından sonra yapılması gereken şey; iç enerjiyi toplamak, onu bir amaca yöneltmek ve hiç bırakmamaktır.

38-47 YAŞ: CİNSEL HAZ VE ŞEHVET/images/100/0x0/55ea74f3f018fbb8f8812dd7

* Bir kadının cinsel hayatı bakımından 40 yaşına girmek; kendi gerçeğiyle yüzleşmek; kendisi, bedeni ve arzularıyla ilişkisinde nerede olduğunu anlama saatidir.

* Annelik görevlerini yerine getirme duygusu, yerini özgürleşmiş bir alana bırakır. Arzu tekrardan yerini alır; cinsel haz ve şehvet tekrar sorgulanmaya başlanır.

* Cinsellik, doğal bir şekilde, kadınlık duygusunun merkezine oturur. Bu yaşın en büyük özelliği, kadınlık kimliğinin sorgulanmasıdır.

* Bu yaşlarda dışarıdan kendisine atfedilen imaja aldırmadan, bedeniyle dengeli bir ilişki kurar. Güçlü ve fethedici bir narsisizme açılan sakin bir yapıya kavuşur.

* Ve çok ilginç bir saptama: Birçok kadın, hayatlarının gerçek anlamda ilk orgazmını 38-47 yaşları arasında yaşadığını itiraf etmektedir.

* Kadın, arzularının gücünü kabullenir; onu maskelemeye, inkâr etmeye ve ondan kaçmaya çalışmaz. Çünkü cinsel arzular doruğundadır.

* KÖTÜ HABER: Premenopozun ilk belirtileri bu yaşlarda ortaya çıkar. Bu da, gelmekte olan yeni yaş dönemin sıkıntılarını getirir. İlk sıkıntılar, cinsel arzular azaltabilir ve beraberinde, hafif depresif halleriyle nostaljiyi de taşır.

* İYİ HABER: Buna karşılık, bu yaşlar kadının cinselliği melodrama çevirmeden yaşayabileceği bir psikolojiyi de getirir. Cinselliği, lirik bir coşkuya çevirir, bu da ona bir hafiflik ve cesaret verir.

47-50 YAŞ: SORGULAMA

* Aradaki dört yıl çok önemlidir. Çünkü bu '50’li yaşlara giriş' anlamına gelir. Sorulan sorulara mutlaka cevap bulunmalıdır. Çünkü artık yaş sıkıştırmaktadır.

* Gelmekte olan yılları göğüslemek için, geçmişle çok gerçekçi ve dürüst bir hesaplaşma yapılmalıdır. Bu bilanço döneminde genellikle üç aşama vardır.

* BİR: Önce, kat edilen yolun bilançosu çıkarılır. Gelinen yer kabullenilir. İleriye gitmek için tutunacak sağlam bir yer aranır.

* İKİ: İkinci aşamada, evlilik, birliktelik gözden geçirilir. Kadın bütün hayatı boyunca, birlikteliğe yatırım yapmıştır, onun ne durumda olduğuna bakar. Hangi vaatler yerine getirilmiş, hangi doyumlar sağlanmış, hangileri eksik, tatminsiz kalmıştır, tespit edilir. Bu bilanço, genellikle ayrılmak, boşanmak amacıyla değil, daha ileri nasıl gidilebileceğini ortaya çıkarmak için yapılır.

* ÜÇ: Üçüncü olarak, cinsellikte kadının yerini tayin etmek gelir. Bu çok içselleştirilmiş bir varoluşla ilgilidir. Kadın bunu anlamak için bu yaşlarda çok okur.

* Yaşlanma korkusunun gerçekten başladığı yaşlardır. Kadın, eksilen cinsel libidosunu, sosyal faaliyetler, yardımlaşma çalışmalarıyla doldurmaya çalışır.

50-55 YAŞ: KASIRGA, BÜYÜK KARGAŞA

* 50-55 yaş arasındaki kadının cinselliğini tek kelimeyle ifade etmek gerekirse, bu kelime 'daha'dır. 45 yaşlarından sonra başlayan premenopoz, 50 yaşından sonra gerçek hale gelir. İşte bu, kadının hayatında her şeyi alt üst eden ve zincirleme reaksiyonlara yol açan fiziki bir kasırgadır.

* Beden değişime uğramaya başlar, regl kaybolur, libido düşer. Buna korku krizleri eşlik eder. Kadının bedeninde ve ruhunda, hormonal gerçeklerle, cinselliğe yaşatmaya yönelik arzular arasında müthiş bir savaş başlar.

* Menopoz, cinsel hayatın sonu değildir. Bu yaşın en güzel yanı; cinsel arzuların hâlâ sürmesi ama bu cinselliği ne kendine ne de partnerine ispat etme mecburiyetinin olmasıdır.

55 YAŞ SONRASI: SEXYGENAIRE

* KÖTÜ HABER: 65 yaşına geldiğinde, bir kadının bedeninde hiç sorun çıkarmadığını söylemek doğru değildir./images/100/0x0/55ea74f3f018fbb8f8812dd9

* İKİNCİ HABER: İyi mi kötü mü olduğunu bilemediğim haber: Cinsel arzu bu yaşta da aynen devam ediyor olabilir. Eğer muhatabını bulur, ifadesine kavuşabilirse, postmenopoz orgazmlar da sürpriz bir hediye olarak yaşanabilir.

* Bu yaşta cinsellik, kendisiyle veya partneriyle bir ilişki, duygusal bir oyun olmaktan çıkıp, sadece doyuma yönelik bir eylem haline gelir.

* Ancak bu yaşta artık yaralı bir beden söz konusudur ve hüzünlü bir yalnızlık, ağır bir depresyon, bir kopma arzusu kapıdadır.

* Bu yaşta kadını kurtaracak şey, spiritüalite, yaşama keyfi ve dengedir.

Peki ama, artık iyice gerilemeye başlayan bir bedenle bu duygu nasıl sağlanır?

Dergide bunun cevabı yoktu. Ama eminim, mutlaka vardır.

Jane Fonda'yı görmüyor musunuz? 70 yaşında orgazm olduğunu açık açık anlatıyor.

SONUÇ: Şimdi kadının şu yaş gruplarına bir bakın. En olağanüstü yaş dönemi hangisi?

40-50 arası değil mi?

Ben size dememiş miydim...

X

Pop tarihinin 'yaradılış' hikâyesi bu vadide yazıldı

1960’lı yıllarda, Batı dünyasında birtakım insanlar sanki ilahi bir emir almış gibi Los Angeles şehrinin sınırlarındaki bir bölgeye göç ettiler.

“Pop kültür dininin” “Exodus” ve “Yaradılış” hikâyesi de burada yazıldı.

*

Pop müziğin “kutsal toprakları” sayılan bu yerin adı Laurel Canyon’du...



Los Angeles’ın Hollywood Hills denilen yerinde bir bölgedir

Yazının Devamını Oku

Lady Gaga milli marşı söylerken ben o günkü soruyu hatırladım

Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni başkanı Biden önceki gün yemin ederek göreve başlarken o törenin süperstarı hiç kuşkusuz Lady Gaga’ydı...

Lady Gaga, ABD’nin en güçlü ve cesur LGBT hakları savunucularından biridir.

Milli marşı söylerken gözümün önünde şöyle bir tablo vardı.

ABD’nin, konsolosluk ve büyükelçilik binalarında LGBT bayrağı asılmasını yasaklayan, bugüne kadarki belki en büyük LGBT düşmanı başkanı arka kapıdan Beyaz Saray’ı terk ederken, ön tarafta bir LGBT militanı Amerikan milli marşını söylüyordu.

Bence değişimin ilk ve çok çarpıcı sembolizmi buydu...

*

Peki Lady Gaga kendisi bir LGBT insanı mı?

“Poker Face”

Yazının Devamını Oku

Demirel'in yıllar sonra 'yanlış oldu' dediği cümle

Bugünlerde samimi bir MHP’li dostumla karşılaşırsam ona bir cümleyi hatırlatacağım...

Rahmetli Demirel’in bütün hayatı boyunca silemediği o cümleyi... Çünkü Türk siyasi tarihine geçmiş hiçbir cümlenin akıbeti bu kadar trajik olmamıştır.

O MHP’li dostuma diyeceğim ki...

“Rahmetli Demirel geçmişteki bütün cümlelerinin hesabını tarihe verdi. Ama bir cümlesi var ki...

İşte onun hesabını ancak tarihi bir itirafla verebildi...

O cümle de şuydu:

“Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz...”

*

Yazının Devamını Oku

Ocak sonuna kadar 'Dry kalmak' için dört adımlık bir rehber

İçkici terminolojisini bilmeyenler için önce “Dry kalmak” ne demek ona bakalım.

İngilizce “Kuru kalmak” gibi bir anlamı var ama asıl manası “İçki içmemek”...

*

Aralık ayı içki ayıdır.

Genellikle ocağın ilk haftası da devam eder...

Sonra “Bir duralım” duygusu basar insanı...

Ama istim üzerinizde, hız almışsınız, hatta sırılsıklamsınız...

Bir de 65 plus eve kapatılmışsınız...

Nasıl duracaksınız?

Yazının Devamını Oku

Arsenal forması ile atılan son iki mesaj

Fenerbahçe’nin büyük transferi Mesut Özil önceki gece Koç Holding’e ait “KOC10” kuyruk numaralı Falcon uçağı ile İstanbul’a inerken bir pandemi dönemi rekoru kırıldı...

Sadece rekor kırılmadı, aynı zamanda çok önemli sosyal gelişmeler yaşandı.

Uçak havadayken “Flightradar24” uygulamasından 312 bin insan İstanbul’a gelişinde 4 saat boyunca uçağı dakika dakika izledi.

Bir karşılaştırma yapabilmeniz için şu bilgiyi vereyim.

Aynı saatlerde dünyada havada en çok izlenen öteki uçuşları izleme sayıları şöyleydi:

İKİNCİ SIRADA: TK6346 Barcelona-İstanbul uçuşu: 9 bin 820 kişi.

Gece boyunca en çok izlenen üçüncü uçak ise ilginç.

“No callsign”

Yazının Devamını Oku

12 boş tabut ve avluda faili meçhul bir ceset

Bugünkü hikâyemiz son zamanlarda streaming platformlarda çok moda olan bir “Unsolved Mysteries...”

Yani “Çözülmemiş esrarengiz olaylar” kategorisinden...

Yaşanmış bir polisiye...




Yazının Devamını Oku

Fikri Bey kardeşim bu kareye bir de sen bak

Önceki gün çekilen bu fotoğraf karesinde ne görüyoruz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan aşı oluyor...

*

Tamam güncel olan o...



Ama gözümüzü hafifçe sağa ve sola çevirince ne görüyoruz...

Yazının Devamını Oku

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Önümüzdeki not defterinde iki tarih var...

Biri 11 Ocak 2021...

Yani geçen pazartesi günü...

Öteki ise bundan 3 gün öncesine ait...

Yani 8 Ocak 2021...

Önce ikincisinden başlayayım...

Gördüğünüz bu fotoğraf geçen pazartesi günü Kahire’de çekildi... Eminim MİT’in elinde de vardır, çünkü açık istihbarattan gelen bir fotoğraf...

Dikkatle bakarsanız arka planda 4 bayrak göreceksiniz...

Yazının Devamını Oku

Bugün ayaktaysa kendisi ve bu iki insan sayesinde

Dün Posta gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Ebru’nun zaferi”...

Aslında, bu başlığı Adnancı çetenin mahkûm olduğu gün ben atmalıydım...

Ama Posta’yı kutluyorum...

Benim 25 yıldır takip ettiğim bir olaydı bu...

Adnancı zalimlerin “Adnan Hoca” olduğu günlerde, herkesin ondan korkup sindiği günlerde, onun zulmüne uğrayıp da tek başına mücadele eden bir kadın vardı.

Adı Ebru Şimşek...

Bu çete ona yapmadığı zulmü bırakmamıştı...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

Klarnet: Dış politikanın yükselen yumuşak gücü

Son zamanlarda Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinin müdavimi oldum.

Çünkü Türk dış politikasının en gizli nabzı orada atıyor....

Özellikle Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın dış gezilerinde...

Bakanlık sitesi arşivine konan bu gezilere ait görüntüler, gazete ve televizyon haberlerine pek yansımayan “yeni trendleri” anlatıyor...

Şu an önümde son iki geziye ait görüntüler var...

Birincisi Libya’dan...

Savunma Bakanı geçenlerde Libya’yı ziyaret etti...

Orada düzenlenen gecenin en vurucu cümlesini gazetelerde ve internet sitelerinde okuduk.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Herkesin kulaktan kulağa sorduğu soruyu ben açıkça sorayım: Hani pandemi sırasında erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı atılan o çıplak kadın fotoğrafları var ya...

Yapılan o erkek geyikleri...

Hani bir uçtan ötekine şifreli diye fantezi meraklılarının yaptığı o anatomik paylaşımlar...

Kadınlar, siyasetçiler hakkında o yazılıp çizilen fıkralar...

Paylaşılan siyasi karikatürler...

Normal sohbetlerimizde ağzımıza almayacağımız ifadeler, kavramlar, küfürler...


Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” 

Yazının Devamını Oku

Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  


Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku