"Sinem Rumeli" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sinem Rumeli" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sinem Rumeli

Koronavirüs sürecinin boşanma davalarına etkisi

28 Mayıs 2020

Süreç sona erip istatistiklere bakıldığında evlilikler mi, boşanmalar mı artacak bilinmez ancak aile hukuku bağlamında bir kısım sorunun cevaplanması gereği doğmuştur.

Salgın döneminde boşanma davaları açılabilir mi?

Her ne kadar halk arasında davaların durduğuna ilişkin söylentiler dolaşmaktaysa da tüm bu süreçte anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davalarının açılmasına engel bir durum söz konusu değildir. Davanın açılamayacağına ilişkin söylentilerin, HSK Genel Kurulu’nun aldığı kararla adli yargı ilk derece mahkemelerindeki duruşmaların 15 Haziran’a kadar ertelendiğine ilişkin açıklamadan kaynaklandığını düşünmek olasıdır. Anlaşılması gereken ise, bu süreçte dava açılmasına bir engel olmadığı, ancak açılan davalarda duruşmaların 15 Haziran’a kadar görülemeyeceğidir. Örneğin; kısa sürede tarafların boşanma iradelerini ortaya koydukları ve bu iradeyi duruşmada beyan ederek anlaşmalı olarak boşandığı davalarda, 15 Haziran’a kadar karar tesisi mümkün olmamakta tarafların bu süreye kadar dava açmalarında ise bir engel bulunmamaktadır.

COVID-19 sürecinde devam eden boşanma davalarında tedbir talep edilebilir mi?

"Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır." şeklinde kanunda karşılığını bulan hüküm gereğince, koronavirüs sürecinde de taraflar tedbir talebinde bulunabilir.

Bu süreçte mal rejimine ilişkin talepler hakkında mahkemelerce karar verilebilir.

Müşterek çocuklara ilişkin şahsi ilişki düzenlemesi kararı verilir mi?

COVID-19 sürecinde şahsi ilişki düzenlemesi yapılmasına engel bir durumu mevcut olmayıp bu düzenleme yapılırken kurulması talep edilen şahsi ilişkinin çocuğun yararına olup olmadığına bakılmaktadır. Okulların kapatıldığı bugünlerde velayet kendisinde olmayan tarafın çocuğuyla kuracağı şahsi ilişki düzenlemelerinin önem arz ettiği, çocuğun üstün yararını gözeten şahsi ilişki düzenlemelerinin mahkemelerden talep edilebileceği bilinmelidir. Uygulamada, görüntülü görüşme yapılması taleplerinin mahkemelerce kabul edildiğini söylemek gerekir.

Yazının devamı...

Türk hukukunda yasal mal rejimi

22 Temmuz 2019

Medeni Kanunumuzun 1926 yılında yürürlüğe girmesinden önce Türk Hukukunda mal rejimi kavramı ve buna ait çeşitli kurallar yoktu; yürürlüğe girmesi ile eşlerden her birinin kendi mallarında zilyet ve bunları tasarrufta serbest olması, mal ayrılığı kisvesi altında uygulanagelen sürecin tescilini sağlamıştır.

2002 yılında ise Medeni Kanunumuzun yürürlüğe girmesine kadar uygulanan “mal ayrılığı” yerine “edinilmiş mallara katılma rejimini” yasal mal rejimi olarak kabul edilmiş olup, yasal mal rejimi, eşler arasında evlenmeden önce veya evlilik devam ederken başka bir mal rejimi sözleşmesi yapmak ya da evlenme başvurusu sırasında yazılı olarak bildirimde bulunmak suretiyle başka bir mal rejimi seçilmemiş olması halinde, malların yönetimi bakımından tabi olunacak rejimdir.

“Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir” şeklinde kanunda karşılığını bulduğu üzere bir malın edinilmiş mal rejimine tabi olabilmesi malın, edinilmiş mal rejimi sürecinde edinilmiş olması ve emek karşılığı edinilmiş olması şartlarını birlikte ihtiva etmesini gerektirir. Rejimin özünü oluşturan “emek” kavramına ilişkin olarak eğer eşlerden biri bir malı emeği olmadan edinmiş ise örneğin o mal kendisine miras yolu ile geçmiş ise bu mal o eşin kişisel malıdır ve diğer eşin bu mal üzerinde hakkı söz konusu değildir. Miras yoluyla geçen bu malın geliri ise örneğin miras kalan dairenin kira geliri edinilmiş mal sayılacaktır.

Belirtmek gerekir ki; edinilmiş mallara katılma rejimi, tarafların edinilmiş mallarını, eşlerden her birinin kişisel malını ve paylı mallarını kapsamaktadır.

Kişisel mallar, kanunda sayılmış olup sayılanların yanı sıra mal rejimi sözleşmesiyle bir kısım malın da kişisel mal olarak kabulü mümkündür. Bu noktada kanun koyucu aynı zamanda eşlerin aralarındaki mali ilişkilerini iradeleri doğrultusunda düzenlenmelerine izin vermiş yasal mal rejiminin yanında seçimlik olarak birbirinden farklı üç mal rejimi türünü daha kabul etmiştir. Bunlar; mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı olup eşler aralarında yapacakları bir anlaşmayla yepyeni bir rejim türü yaratamazlar.

Uygulamada seçimlik haklarını kullanan eşlerin evlilik sözleşmesi adıyla mal ayrılığı rejimini benimsedikleri örnekler artmaktadır. Bu sözleşmeler, resmi şekil şartına tabi olup, noter önünde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması gerekir. Mamafih taraflar, evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler.

Evlenme sonrası mal rejiminin değiştirilmesi halinde, eşlerin o andan itibaren edinecekleri malvarlığı değerleri edinilmiş mal sayılmayıp kişisel mal kavramına girecektir. Rejimin tasfiyesi halinde ise edinilmiş malların ve kişisel malların değerlerinin saptanmasında rejimin sona erme anı esas alınacaktır.

Yazının devamı...
Sinem Rumeli Kimdir?
1992 yılında doğdu. 2010-2014 yılında Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladı. 2014 yılından beri ağırlıklı olarak Özel Hukuk alanında çalışmış olup, halen MGC Legal bünyesinde avukatlık görevini icra etmektedir.