"Sema Yazıcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sema Yazıcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sema Yazıcı

Sema Yazıcı

Gökkuşağı, Diğer Adıyla Alaimisema…

19 Mayıs 2020

Gökkuşağındaki renklere hayranlığım neden bilemiyorum. Adına hikayeler yazılan, her bakışında insanı mutlu eden bu güzelliğin efsanelere yakışır bir şekilde oluşması gerekir diye düşünürdüm. 

Oysa tanımı çok net ve basit. 

Gökkuşağı, güneş ışınlarının yağmur damlaları tarafından kırılarak yansıtılması sonucu oluşan bir meteoroloji olayıdır. Güneş ışığının rengi beyazdır. Beyaz renk, tüm renkleri içinde barındırır. O renkler, gökkuşağı aracılığı ile ayrışarak kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, açık mavi ve mor olarak yansır. İşte doğanın fizik gerçekliği ile muhteşem uyumu.

Peki gökyüzünü taçlandıran bu renk harmonisine hepimiz hayransak günlük yaşantımızda renkleri kullanmaktan neden kaçıyoruz?

Risk almaktan korktuğumuz için mi? 

Renkleri kullanmayı bilmediğimiz için mi? 

Yılların yorgunluğunu üzerimizden atamadığımız için mi? 

Öyleyse kendinizi bir okyanusun ortasında hayal edin. 

Yazının devamı...

Ruhunuzu Gösterin Ofisinizde, Gücünüzü Değil...

6 Mayıs 2020

Ev hayatımızdan kurumsal sürece geçiş nasıl olacak? 

Uzun yıllar kurumsal hayatta çalışıp kendi işinizi kurmak isterken, hayallerinizdeki ofis tasarımı nasıl olmalı? 

Alıştığınız konfor düzeninden çıkıp ideallerinize doğru yol alırken, çalışma alanlarınız müşterilerinize ve iş arkadaşlarınıza kendini nasıl hissettirmeli? 

"Bir gün, ofisim olursa" diye başlayan cümleler nasıl tamamlanmalı?

Peki ofisiniz mesleğinizi mi yansıtmalı yoksa sizi mi?

Çok sevdiğim avukat arkadaşım da bu çelişkiler içerisindeydi, yeni ofisi için buluştuğumuzda. Yıllarca banka sektöründe üst düzey yöneticilik yapmış en sonunda iç sesini dinleyerek kendi ekibini ve çalışma sistemini kurgulamak için yola çıkmıştı. Şişli’de Adliye binasına yakın yeni bir plaza katında olacaktı hukuk bürosu. İçerisi temiz, aydınlık ve ferah bir mekandı. Teknik olarak altyapısı hazır ve mimari yerleşim için alanı yeterliydi. Ofis işlevsel olarak ihtiyacını karşılıyordu ancak soğuk, ruhsuz ve donuk bir havası vardı. Güler yüzlü, enerjik ve daima pozitif olan arkadaşım ile hiç özdeşleşmiyordu. Zaten suç ve ceza kavramlarından kurtulamadığım önyargılarım ile onunla özdeşleştiremediğim mesleğini çoktan bir kenara koymuş, daha orada keyifli, sıcak ve samimi bir atmosfer kurgulamıştım.

İkinci toplantı bizim ofisimizdeydi hem projenin detaylarını konuşacak hem de malzeme ve mobilyalar ile ilgili örneklere bakacaktık. Daha önce ofiste beni ziyaret etmiş olmasına rağmen, şimdi daha alıcı gözlerle renklere bakıyor, malzemeleri ve mobilyaları dikkatle inceliyordu. Mimari yerleşim planını anlattıktan sonra sıra konsepti konuşmaya gelmişti.

“Aslında ben sizin ofisin tarzını çok seviyorum. Sakin, modern ve rahat ayrıca bir o kadar da enerjik ve keyifli. Tablolar, aksesuarlar ve bitkiler insana heyecan veriyor, baktıkça mutlu oluyorum” dedi. Onun için  düşündüğüm tasarımı anlattım. 

Yazının devamı...

Hayatınıza İlham Olan Herkese

24 Nisan 2020

Biriktirdiğiniz güzel anıları ve sizde bıraktıkları küçük dokunuşları hatırlıyor musunuz?

Ben en çok babaannemi düşünüyorum. O’nun yaşam enerjisinden, hayata bağlılığından içindeki sonsuz sevgiden, geleneksel ayrıntılara önem vermesinden ilham alıyorum.

Bugün ramazanın ilk günü. Lezzetli, abartıdan uzak, bereketli, bol dualı ramazan sofraları geliyor aklıma. 

Babaannem cadde üzerinde asansörü olmayan bir apartmanın 5.katında otururdu. Her gün bir bahane ile dışarı çıkar, pazara, akraba gezmelerine, alışverişe giderdi. Yaşı ilerledikçe merdivenleri inip çıkmak zor gelirdi, taşınsın isterdik, itiraz ederdi, “hareket oluyor, bacaklarım açılıyor” derdi.

Salonda yetiştirdiği çiçekleri vardı. Açtıkça mutlu olur, bize göstererek “bak ablası nasıl da güzel açtı” “şu kızımın renklerine bak tomurcuklarını görüyor musun daha da açacak” derdi. Usulca fısıldardı kalplerimize bitkilerin sevgisini. Hatta bazı bitkileri büyür ağaç gibi olur, köklerinden yeni dallar yetiştirir isteyen tanıdıklarına verirdi.

Sizin de var mı yetiştirdiğiniz çiçekler ve sevdiklerinize verdiğiniz dallar? Hangi çiçekler olduğunu bana yazın, fotoğrafını atın, isminizle birlikte hangi çiçek veya çiçekler olduğunu köşemde, sosyal medyamda paylaşayım.

Paylaştıkça çoğalmanın mutluluğu bir çiçeğin kökleri kadar kolaymış. Sevdiklerimle paylaşmak için evimin penceresinin önünde benjamin ve kılıç çiçeği büyüyor.

Son günlerde evde hareketsiz kalmaktan şikayet ederken market alışverişlerine arabasız gitmeyi, asansör yerine merdiven kullanmayı denediniz mi?

Yazının devamı...

Hayat Eve Sığar Dedik de Peki Biz Evlerimize Sığabildik mi?

14 Nisan 2020

Kısa bir bocalamadan sonra kimimize iyi geldi ailecek bir arada olmak. Sadece biz olarak yaşamak yada yalnızlığımızla baş başa kalıp özümüze dönmek.

Uzun zamandır isteyip de vakit bulamadığımız bir filmi izlemek, listemizdeki kitapları okumak belki de hiçbir şey yapmamanın keyfini sürmek.

Hayat eve sığar dedik de peki biz evlerimize sığabildik mi?

Bu süreçte hangimizin gözüne takılmadı salonda fazla duran aksesuarlar, hangimiz dolaplarımızda ki dağınıklıkla yüzleşmedik ya da mutfakta üst üste yığılmış tabakların arasında söylenmedik?

Hem mesleğim hem de kişisel gelişimim adına bakış açımı değiştiren, bana yol gösteren birçok kitap okudum. Tam da bu günlerde aklıma hep Maria Kondo’nun “Derle, Topla, Rahatla” adlı kitabı geliyor. 

Teknik olarak kitap evlerimizde bulunan fazla eşyaları, yıllarca dolaplarımızda istif yaptığımız giysileri, bir gün kullanırım diye sakladığımız ürünleri “atmamız” gerektiğini anlatıyor. Yaşam alanlarımızı düzenleme yöntemlerinden ve bu sayede daha sade ve daha konforlu alanlara sahip olacağımızdan bahsediyor. 

Gerçekten az ve ihtiyacımız olan eşyalar ile yaşamaya başladığımızda hayatımızda düzene ve içimizde mutluluk hissiyatına yer açacağız diye açıklıyor. Peki nasıl vedalaşacağız yıllarca biriktirdiğimiz eşyalarımız ile, ve neye göre karar vereceğiz hangisini atmamız gerektiğine?

İşte bence kitabın esas felsefesi bu noktada başlıyor. Size mutluluk veriyor mu? diye kendinize sorun diyor Maria Kondo. 

Yazının devamı...
Sema Yazıcı Kimdir?

Sema Yazıcı