GeriSema Yazıcı Dijitale Doğal Dönüşüm
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dijitale Doğal Dönüşüm

Dijitale Doğal Dönüşüm
Abone Olgoogle-news

"Oldu mu sizce bu başlık? Dijitalin olduğu yerde doğallık, doğalın olduğu yerde yapaylık olur mu? Bu üç kelime tamamladı mı birbirini? "

Aslında oldu, fark ettirmeden, usul usul girdi hayatlarımıza teknoloji, hatta yıllardır hep varmış da, o olmadan biz nasıl yaşıyormuşuz gibi…

Günlük hayatlarımızda kullandığımız telefon, bilgisayar ve tabletlerimizin dışında yeni bir yaşam tarzından bahsetmek istiyorum. Son yıllarda sürekli duyduğumuz teknoloji devrimi, uzay çağı, yapay zeka, sanal dünya, gibi belli bir kuşağın alışmaya başladığı ve yeni kuşağın bu terimlerle büyüdüğü bir zaman dilimi. Hiç şüphesiz faydaları inanılmaz ancak bazı kırılma noktaları var ki kafamız karışmıyor değil.

Mesela son dönemde yeni yapılan mimari yapılar. Havalandırma, aydınlatma, güvenlik her şey bir kumandadan ibaret. Üstelik akıllı teknoloji ile uzaktan kontrol etmek bile mümkün. Hatta kumandaları atın bir kenara sensörlü kapılar, yüz taramalı geçiş sistemleri, termal kameralı güvenlik sistemleri ile dokunmatik ekranlar bile devre dışı. Usul usul süzülüyor hayatlarımıza bu dönüşüm. Artık restoranlarda sipariş verirken kağıt baskılı menü kullanılmıyor. Yıllarca kurumsal kimlik çatısı altında özenerek hazırlanan menüler gittikçe yok oluyor. Masanızda duran dijital ekrandan seçiminizi yapıyorsunuz ve siparişiniz otomatik olarak mutfağa gidiyor. Sipariş hazır olunca restoran görevlisi masanıza getirip servis ediyor. Oysa bizim nesil yıllarca menü inceledi, resimlerine baktı hatta şef garsondan günün spesiyali hakkında tavsiyeler aldı. Günün sonununda müşteri memnuniyeti vardı. Görevli arkadaş etin pişirilme şeklinden, balığın geldiği denizlere, mezelerin yapım tekniğine kadar her şeyi anlattırdı. 

Aynı durum perakende sektöründe de yok mu? 

Hangi kadın deneme kabininden çıktığında satış yetkilisinin fikrini sormaz. Acaba büyük mü geldi, rengi yakıştı mı, kırmızısı daha mı güzeldi, bir beden küçüğü daha mı iyi olurdu?

Peki şimdi ne oldu? 

Akıllı mağazacılık ve internetten satış sistemi ortaya çıktı. Oturduğunuz yerden seçiyorsunuz 10 tane ürün (hatta indirim günlerinde 20) kargo ile adresinize geliyor. deneyip 8 tanesini iade ediyorsunuz. Evde bu sorulara kim cevap veriyor bilemem. En azından saatlerce düşünme şansınız var. Ama yok ben illa çıkıp gezeceğim, üzerime giyip deneyeceğim diyorsanız akıllı mağazalara gidiyorsunuz. Beğendiğiniz ürünleri alıp kabine giriyorsunuz. Bedeni mi olmadı, rengini mi beğenmediniz bakın kabinin içinde akıllı aynalar var. Kabin içinden çıkmadan ekrandaki tuşlar ile istediğiniz bedeni veya rengi seçiyorsunuz yetkili arkadaş kabine getiriyor. Yok öyle kimseyi soru yağmuruna tutmak, iç sesinizi dinleyin karar verin. Beğenip almaya niyetlendiyseniz ödemeyi akıllı kasaya yapın ertesi gün siparişinizi evinize göndersinler. Evet doğru mağazadan almıyor herhangi bir paket taşımıyorsunuz. Ayrıca burası akıllı mağaza öyle istediğiniz her modelin her bedeni ve rengi yok. Her şey büyük dijital ekranlarda. İstiyorsanız oradan seçiminizi yapıp siparişinizi verin.

İçinde bulunduğumuz bu dijital süreç iş hayatında maliyetlerin azalması, zamanın daha verimli kullanılması ve bilginin çok daha hızlı yayılmasına yardımcı oluyor. 

Ancak sosyal yaşantımızda bizi bireyselliğe, insan ilişkilerinin azalmasına hatta psikolojik olarak çeşitli sorunlara yol açabiliyor. O halde bu konuda dengeyi nasıl sağlayacağız? 

İşte, cevap sorumuzun içinde saklı. 

Denge…

Hem teknolojiyi hem doğayı ihtiyacımız olduğu kadar kullanacağız. Bilgisayar başında ne kadar vakit geçiriyorsak o kadar hareket edeceğiz, evlerimizde iş yerlerimizde ne kadar elektronik ekipman varsa bir o kadar bitkiye, çiçeğe yer vereceğiz, kapalı ortamlarda soluduğumuz suni hava kadar temiz havada vakit geçireceğiz. En önemlisi insani değerlerimizden, sevgi ve saygı dolu bireyler olmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. 

False