Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İnci miyiz kopça mıyız?

KENDİ kendimize kaldığımızda, birbirimize “kendimizin propagandasını” yapmaya bayılırız ya!

O propaganda temalarından biri de “dünyanın incisi” olarak kabul etiğimiz İstanbul’dur. Herkes onunla gurur duyar.

Şişli’de ikamet edeni de, Taksim’e metro ile kırk dakikalık mesafeden geleni de İstanbullu olmakla övünür. Bu övünmenin başı nerede başlar, sonu nerede biter, orasını Büyükşehir Belediyesi dahi bilemez.


* * *


Anadolu yakasından metro ile gelirken Kadıköy’den önce “Ayrılık Çeşmesi” gibi romantik isimli bir durak görürsünüz. Marmaray ile denizin altından karşıya geçecek olan burada iner.
O durağın adı niye “Ayrılık Çeşmesi”dir kimse bilmez. “Ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler” hesabı Yozgat’tan gelen de, Sivas’tan gelen de İstanbul’da yaşar.
Ancak İstanbul’u bilmeden Yozgatlı veya Sivaslı olarak yaşamanın tadını çıkarırlar. “Ayrılık Çeşmesi”ni merak etmezler.

 


SURRE ALAYI

 


İstanbulumuzun yaşanacak şehirler listesinde 122’nci sıraya düşmesinden çok önce, kafakâğıtlarımızda Osmanlı Tuğrası varken, her ramazan ayından önce Mekke’ye gidecek bir deve kervanı hazırlanırdı.
Padişah tarafından Mekke’ye gönderilen hediyeleri taşıyacak olan bu kervandaki develer süslenirdi. Elli dört menzillik hac güzergâhını takip ederek Mekke’ye vasıl olacak olan bu kervana “Surre Alayı” denirdi.
Surre Alayı’nı yola çıkış anından itibaren takip eden mütedeyyin insanlar ona “Ayrılık Çeşmesi” denen yerde veda ederlerdi. Biraz daha ısrarcı olanlar, alayı Selami Çeşme’ye kadar takip eder, bomboş bir arazide, insanlığa dair tek işaret eden o çeşmeden geri dönerlerdi.
“Ayrılık Çeşmesi” ismi gibi geçmişten kalan binlerce gizemi olan üç devasa imparatorluğa başkentlik yapmış olan İstanbul, dünyanın geri kalanı için sıradan bir şehirdir.
Batı’da itibarı olan “insan kaynakları firması” üşenmemiş, medeniyetin belli başlı noktalarını içine alan bir “yaşam kalitesi” araştırması yapmış. 230 önemli şehri didik didik incelemiş.
Yaşam kalitesi açısından Viyana dünyanın en birinciye gelen şehri ilan edilirken, bizim birbirimize “dünya incisi” diye tarif ettiğimiz İstanbul bu araştırmanın sıralamasında 122’nci olmuş.


* * *


Ortadoğu şehirlerinin en iyisi olarak, listeye 75’inci sıradan giren Dubai ile aramızda 47 şehir var, anlayın artık.
Erken cumhuriyetin önemli gazetecilerinden Ahmet Emin Yalman’ın anılarında Dubai’nin başka türlü bir tarifi var. Yalman’ın anılarına göre fukaralıktan kırılan bu şehrin gençleri limanda yarı üryan bekleşirlerdi. (Aynı ayrıntı Burhan Felek’in anılarında da var.)

 


GURUR LİSTESİ

 


Turist getiren gemilerin güvertesindeki seyyahların denize attıkları on kuruş değerindeki parayı almak için denize atlarlardı. Bize listede fark atan Dubai o Dubai işte.
Okurun merak edeceği ilk on şehir listesini verip öyle devam edelim: Viyana (Avusturya), Zürih (İsveçre), Auckland (Yeni Zelanda), Münih (Almanya), Vancouver (Kanada), Düsseldorf (Almanya), Frankfurt (Almanya), Cenevre (İsviçre), Kopenhag (Danimarka), Sydney (Avustralya).
Elin adamının anladığı “yaşam kalitesi” ile bizim insanımızın anladığı “yaşam kalitesi” arasında derin farklar var.
Biz güzellikleri tartışılmaz şehirlerimizi birer dünya markası yapmaya çalışacağımıza, taşra kasabalarına benzetmeye çalışıyoruz. İstanbul da o kaderden kaçamıyor.
Kumdan başka bir şeyi olmayan Dubai’ye geçiliyor.
Sebep? Çünkü bütün algımız para üzerine, maddiyat üzerine. Şehri insanın ihtiyacına göre değil, rantı yükseltecek şekilde büyütüyoruz. Yaşam kalitesi o yüzden yerlerde.


* * *


Küçücük bir örnek verip topu taca atacağım. İstanbul’un en şık alışveriş merkezlerinden biri olan Zorlu AVM’nin içinde Gayrettepe metro istasyonuna kadar uzanan 500 metrelik bir tünel var.
Yüz binlerce insanın metrobüse ulaşmak için kullandığı bu tünelde elliden fazla reklam panosu var. Yaşlı insanlar, sakatlar için oturup dinlenebilecekleri bir tane dahi bank yok.
500 metre az mesafe değil. İleri yaşta bir insan, şehrimizi yöneten Kadir Abi de dahil, maazallah küçücük bir fenalık geçirse, oturacak yer bulamayacağından yere uzanmak zorunda kalır. En seçkin noktalarında bile “insana değme konusunda” böyle dökülen bu İstanbul’un, atalarının on para için denize atladığı Dubai’ye geçilmesine gel de kahretme.

X