"Reşat Kutucular" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Reşat Kutucular" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Reşat Kutucular

Nükleer etik mi, o da ne?

Yıl olmuş 2015.


Yerli otomobil yapalım. Ne anlamı varsa… Tamam, yeter ki kızmayın, yapalım.


Kanal açalım. Peki, açalım da doğayla bu kadar oynamak doğru mu?


Saray yapalım. Ona da tamam ama bu devasa yapı hiç olmazsa “yeşil bina” olsun. Sertifikalı falan. ???


4G’yi atlayalım, 5G’ye geçelim.


E o zaman keşke doğrudan insansız yerli otomobil yapsaydık?


Nükleer santral inşa edelim. Yapmadan evvel de reklamını yapalım!


Buraya kadar kerhen peki dedik ama bu noktada kızsanız da kızmasınız da külliyen red diye haykırmak durumundayız!


Evet, bizim gibi gelişmekte ülkelerde bir nükleer merakı vardır. Bu santraldan öte “nükleer”in bir güç olarak algılanmasından, algılatılmasından ileri gelir. Nükleer silah üretmek bile geçer kafalardan. Bağımsızlık ve savunma amaçlı tabii ki!


Nükleer enerjinin avantajları kurtarıcı gibi sunulurken, riskler uzak ve düşük ihtimalmiş gibi anlatılır. Zaten dünyada da tartışmalı olan “nükleer etik” bizde konu bile değildir! Nükleer enerji iyidir kıvamında bildik plaklar döner durur.


Ama şu videoya bir bakın mesela. Bir drone tarafından çekilmiş Japonya’da Fukushima’da depolanmış tonlarca nükleer atık görüntüsü…

https://youtu.be/5ZI9xrqTByY


Nükleer konusunda aleyhte malzeme bol. İşin aslını anlatmak çok zor değil.


Türk Tabipler Birliği, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği ve Nükleer Tehkileye Karşı Barış ve Çevre İçin Sağlıkçılar Derneği de geçenlerde müştereken seslerini yükselttiler ve şöyle dediler:


“Son günlerde nükleer enerji konusu hepimizin gündemini daha fazla işgal ediyor. Çünkü 1970’li yıllarda yeri Mersin-Akkuyu olarak belirlenen nükleer enerji santrali, kurulma aşamasına geldi. 10. Kalkınma Planı’nda yer bulan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde, hızla ihale aşaması tamamlandı. Geçtiğimiz hafta santralin temeli atıldı.


Bu arada da televizyonlarda, internette, yollarda ve köprülerdeki reklam panolarında Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile ilgili reklamları gördük. Akkuyu Nükleer A.Ş. çeşitli “tema ve simgelerle” bize “Güçlü Türkiye’nin yeni enerjisi: Akkuyu Nükleer” diyerek sesleniyordu. Nükleer enerjiyle ilgili oluşturulmaya çalışılan “güllük gülistanlık” bu manzara ile algılarımıza sesleniliyordu. Ama bu reklamlarda sözü edilmeyen o kadar çok şey vardı ki!


Bu reklamlarda;


Nükleer santrallerin; geniş alanlarda, uzun yıllar boyunca çevre ve insan sağlığı sorunlarına yol açan kaza risklerinden, çözülememiş radyoaktif atık sorunundan, ekonomik ömrünü doldurduktan sonra yüksek söküm maliyetlerinden, herhangi bir kazaya bağlı olmaksızın çevresinde yaşayanlarda; özellikle de çocuklarda sağlık sorunlarına yol açtığından ve bu nedenlerle terk edilmeye başlandığından söz edilmiyor.


Bu reklamlarda;


Nükleer santrallerin yakıt açısından dışa bağımlı olduğu, dünya elektrik üretimi içinde nükleer santrallerin payının, ülkelerin nükleer santrallerden vazgeçmeleri nedeni ile sürekli düşmekte olduğuna değinilmiyor.


Bu reklamlarda;


Dünya elektrik üretiminin 1993 yılında yaklaşık %17’si nükleer santrallerden karşılanırken, 2012 yılında bu oranın %10’a kadar gerilediği, Almanya’nın 2022 yılına kadar ülkesindeki tüm nükleer santralleri kapatacağını açıkladığı, İtalya ve İsviçre gibi birçok ülkenin yeni nükleer santral yapma projelerinden vazgeçmiş olduğu bilgilerine yer verilmiyor.


Bu reklamlar nükleer santralin çevreye ve sağlığa etkilerine dair bilgi içermiyor.


Bu reklamlarda nükleer santrallerin risk potansiyelleri bilimsel kurallara uygun, dürüst bir biçimde ortaya konulmuyor.


Bu reklamlar Türkiye’de geçerli mevzuata aykırılıklar içeriyor.


Bu kapsamda Türk Tabipleri Birliği, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği ve Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre İçin Sağlıkçılar Derneği olarak Akkuyu Nükleer Güç Santrali Şirketi tarafından radyo, televizyon, internet, billboardlar ve benzeri mecra üzerinden yayımlanan reklamların tedbiren yayınının durdurulması ve ilgili mevzuata göre şirkete ceza verilmesi talebi ile Reklam Kurulu Başkanlığı’na başvurmuş bulunuyoruz…”


Aslında bir karşı reklam kampanyasıyla kamuoyu riskler konusunda tereddüte yer bırakmayacak şekilde aydınlatılabilir. Çünkü bu zamanda nükleer santral hayali kurmak bile tehlikeli!

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI