Prof. Dr. Ömer Faruk Karataş

Çölyak hastalığı erkeklerde kısırlık sebebi mi?

20 Ekim 2022
Kadınlarda kısırlık ve çölyak hastalığı arasındaki ilişki daha sık araştırılmış olsa da çölyak hastalığı ile erkek kısırlığı arasında herhangi bir bağlantı olup olmaması hakkında çok daha az araştırma yapılmıştır.

Bununla birlikte, teşhis edilmemiş çölyak hastalığı olan erkeklerde anormal hormonal seviyelerin yanı sıra anormal sperm oranlarının da çok daha yüksek olduğu görülmektedir.

Çölyak hastalığı nedir?
Çölyak hastalığı, gluten duyarlılığı nedeniyle sindirim sistemini bozan ve vücudun duyarlılığını artırarak kendi dokusuna saldırmasına yol açan ciddi bir hastalıktır. İshal, karın ağrısı ve şişkinlik gibi çeşitli semptomlarla kendini gösteren çölyak hastalığı, ince bağırsaklara verdiği zararla besin emilimini engellemektedir. Bu sindirim sistemi hastalığı, bağırsaklarda sindirimi sağlayan villus adlı oluşumların yapılarını da bozmaktadır. 

Arpa, buğday, çavdar gibi tahıllarda bulunan gluten, unlu mamullerde de yer alan ve oldukça sık tüketilen bir gıda grubudur. Hamura elastikiyet kazandıran bu glüten, çölyak hastalarında ise alerjik reaksiyona yol açmaktadır.

Yazının Devamını Oku

Sperm testinde motilite (Hareketlilik) niçin önemli?

30 Eylül 2022
Semen testi veya spermiogram isimleriyle de bilinen sperm testi, erkek infertilitesi veya vazektomi takibi gibi durumlarda uygulanan ve sperm örneğinin mikroskop altında incelendiği bir laboratuvar testidir.

Bu şekilde, meni içerisinde bulunan spermin sağlığı ve canlılığı gibi önemli veriler elde edilebilmektedir. Buna göre sperm sağlığını ölçmek için test süresince diğer özelliklere ilaveten üç ana faktör dikkatle incelenmektedir:
• Sperm sayısı,
• Spermin şekli ve
• Sperm motilitesi olarak da bilinen sperm hareketliliği.

Erkeğin üreme potansiyelinin ölçülmesi adına oldukça önemli sonuçların elde edilebildiği bu testte bakılan değerlerden biri olan sperm motilitesi (hareketliliği), spermin verimli hareket etme yeteneğini doğrudan ortaya çıkarmaktadır. Doğurganlık sürecinde motilitenin rolü oldukça büyüktür. Bunun nedeni ise zayıf sperm motilitesinin, erkek faktörü kısırlığının bir nedeni olmasıdır. Bir başka deyişle çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerin sperm hareketliliği gebeliğin sağlanmasında oldukça önemlidir.

Sperm motilitesi nedir?

Cinsel ilişki sırasında erkeğin boşalması ile kadın rahmine giren spermler, kendilerinde bulunan ve kuyruk olarak adlandırılan bölümlerin yardımıyla fallop tüplerine doğru ilerlemektedir. Bu tüplere ulaşmasının ardından kadın yumurtası ile birleşen spermler sonucunda ise üremenin ilk adımı (döllenme) gerçekleşmiş olur. Öyle ki spermin bir kadının yumurtasını döllemek üzere servikal mukustan geçmesi için saniyede en az 25 mikrometre ilerleyici hareketliliğe sahip olmaları gerekir.

Yazının Devamını Oku

Sperm sayısını etkiliyor... Bu durum sağlık sorunlarının da habercisi olabilir

15 Eylül 2022
Erkeklerin boşalması sırasında üretra adı verilen tüp içerisinden salınan sıvı, meni olarak bilinmektedir. Meni içerisinde ise erkek üreme hücresi olan spermler bulunmaktadır.

Genellikle kalın dokulu, akışkan ve beyaz renkli olan meni sıvısı, bazı durumlarda renk ve kıvam bakımından farklılık gösterebilmektedir. Çoğunlukla yaşın ilerlemesine, beslenmeye, cinsel ilişki sıklığına ve olası doğurganlık sorunlarına işaret eden bu durum, birtakım sağlık sorunlarının da habercisi olabilmektedir.

Erkekte spermin su gibi gelmesinin nedenleri

Sulu meni için birkaç olası nedenden söz etmek mümkündür. Bunların çoğu tedavi edilebilir veya önlenebilir. Buna göre en yaygın neden, düşük sperm sayısıdır. Bu durum aynı zamanda oligospermi olarak da bilinmektedir. Oligospermi teşhisi konulması için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre bir milimetre menide 15 milyondan daha az spermin bulunması gerekmektedir. Bu durumun her zaman belirgin bir sebebi olmamakla birlikte, bilinen bazı nedenleri şunlardır:

• Varikosel,
• Enfeksiyonlar,
• Klinefelter Sendromu,

Yazının Devamını Oku

Andropoz nedir? Andropoz belirtileri ve tedavisi

16 Haziran 2022
Kadın ve erkeklerin cinsiyet belirleyici iç ve dış genital organları birbirlerinden farklıdır. Bu farklılık sayesinde cinsel kimliklerimiz ile toplumda yaşıyoruz.

Kadınlarda iç genital organ olarak bilinen over (yumurtalık) sınırlı sayıda yumurta hücresi (ovum) üretme yeteneğine sahiptir. Bir kız çocuğunda ergenlikle birlikte yumurtalarda başlayan hareketlilik yaklaşık 40-50 yaşına kadar devam eder. Bu süreç içerisinde her ay bir adet olmak üzere yumurtalıklardan yumurta üretilir ve adet siklusunun ortalarında aktif yumurta döllenmek amacı ile tüplere bırakılır. Tüplerde yumurtanın spermlerle karşılaşması durumunda ise döllenmesi, hücre bölünmesi ve daha sonra bölünmüş hücrelerin rahim içine tutunması ile gebelik süreci başlamış olur.

Tüm bu döngü yaşam süresi boyunca 40-50’li yaşlara kadar devam eder. Bu süreç bazı kadınlarda daha erken ya da bazılarında biraz daha geç sürebilir. Bir başka deyişle yumurtalıklarda yumurta üretimi nihayetinde sona ermektedir. İşte yumurtalıkların yumurta üretemediği, rezervlerinin tükendiği bu dönem tıpta menopoz olarak adlandırılmaktadır. Bir kadın doğuştan yumurtalıklarına kodlanmış olan yumurta sayısını tamamladığında yaşamının diğer kalan bölümünü hayatının sonuna kadar menopoz döneminde geçirmektedir.

Andropoz nedir?

Pekala, erkeklerde durum nasıl? Kadınlarda sınırlı sayıda üretilen yumurtalar gibi erkek spermleri de sınırlı sayıda mıdır? Spermler bir gün biter mi? Menopozun erkekteki karşılığı var mı? Varsa adı nedir?

Andropoz aslında birazda isim benzerliği nedeniyle zorlama bir ifade ile kadınlardaki menopoza denk gelen anlam yüklenmeye çalışılmışsa da birebir karşılığı değildir. Andropoz denildiğinde erkeklerde 40’lı yaşlardan sonra bazı hormonal değişikliklerin eşlik ettiği semptomlar bütünü kastedilmektedir. Bu hormonal değişikliklere bağlı olarak bazı fiziksel ve ruhsal sorunlar ortaya çıkmaktadır. O yaşa kadar daha aktif, canlı, cinsel ve üreme potansiyeli yüksek olan erkekte tüm bu özelliklerin azalması andropoz olarak adlandırılmaktadır. Testosteron hormonu olarak bilinen erkeklik hormonu seviyesinde azalma ya da etkinliğinde kısıtlanma andropoz semptomları görülmesi için en önemli hormondur.

Yazının Devamını Oku

Azospermili erkekler ve erkek kısırlığı

7 Şubat 2022
Çocuk sahibi olamama giderek artan sıklıkta tüm dünyada karşılaşılan önemli sağlık sorunlarından birisidir. Tanım olarak kısırlık (infertilite), bir yıllık süreçte korunma olmaksızın düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik durumunun oluşmaması şeklindedir.

Kadın ve erkek bireylerin kısırlık sürecine etkileri eşit orandadır. Özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan topluluklarda çocuk sahibi olmanın evlilik sürecinin devamlılığı açısından etkisi düşünüldüğünde, kısırlık süregelen zaman diliminde psikososyal durumu olumsuz etkileyen bir hastalıktır.

Çevresel, genetik, radyasyon maruziyeti, yeme içme alışkanlıkları, sigara ya da alkol gibi üreme kalitesini bozan alışkanlıklar ve değişken yaşam stilleri de dahil olmak üzere birçok etkene bağlı olarak kısırlık görülebilmektedir.

Azospermi ise erkeklerin 3 günlük cinsel perhiz sonrası (partnerle veya mastürbasyonla boşalma olmaksızın) verilen sperm testinde dölleyici nitelikte spermin bulunmamasıdır.

Tek test genellikle tanı koydurucu nitelikte bulunmadığından en az iki test sonrası meni sıvısında dölleyici kapasitede sperm olmaması durumunda ‘azospermi’ tanısı konulur. Her iki yapılan test arasında bir aylık süre olması da tercih edilen bir durumdur.

Azospermi Nedenleri

Azospermiye en sık yol açan nedenler aşağıda maddeler halinde sıralanmaktadır:

Azospermi Belirtileri

Azospermi erkeklerde çocuk sahibi olma planı mevcut olmadıkça hiç bir belirti vermeyebilir. Özellikle doğuştan gelen bozukluklarda (örneğin tek ya da iki taraflı yumurtası olmayanlarda) ergenlik döneminde erkek görünümünde gecikme görülebilir. Ses kalınlaşması, sakal ve bıyıklarda seyreklik, göğüs, genital bölge ve koltuk altı tüylenmesinin az olması veya hiç olmaması gibi belirtiler dolaylı olarak azospermi açısından uyanık olmayı gerektirir.

Yazının Devamını Oku

Mutluluğun anahtarı: Testosteron

17 Ocak 2022
Testosteron her ne kadar erkek bireylerde cinsel gelişimin anahtarı rolünü üstlense de kadınlarda da salgılanan bir hormondur. Anne karnındaki bir bebek, ‘fetüs’ haliyle gelişiminin ilk 6 haftasında hem dişi hem erkek bireylerde aynı üreme dokularını sergiler.

Endometriumda (anne rahmi) yaklaşık 7. haftadan itibaren SRY geni (Erkek bireylerdeki Y kromozuna bağlı bir gen) aracılığıyla erkek yapılar fetüste belirginleşmeye başlarken dişi yapılar gerileme bandına geçer.

Zamanla erkek genital sisteminde oluşan Leydig hücreleri testosteron üretiminin ana kaynağıdır. Testosteron sayesinde ergenliğe ulaşan erkeklerde hem üreme sistemi gelişimi tamamlanırken bir yandan da ses kalınlaşması, koltuk altı ve etek bölgesi gibi yerlerde kıllanma gibi ikincil cinsiyet gelişimi başlar.

TESTOSTERON ÜRETİM AŞAMALARI

Testosteron temelde kolesterol denilen yağ hücrelerinden oluşan steroid yapılı bir hormondur. Erkeklerde böbreküstü bezleri ve testislerde, kadınlarda ise böbreküstü bezleri ve yumurtalıklardan üretilir. Henüz anne karnında plasentadan (kordon) gelen uyarıcı hormonların (özellikle HCG hormonuyla) etkileriyle salgılanan testosteron doğumdan itibaren anneden gelen uyarıcı etkinin kaybolmasıyla birlikte ergenliğe kadarki süreçte sessiz bir dönem yaşar.

Ergenlikle birlikte beynin hipotalamus-hipofiz bölgeleri GnRH'yi salgılar, bu da luteinize edici hormon (LH) ve folikül uyarıcı hormon (FSH) salgılar. LH ve FSH, kanda dolaşan ve üreme sistemindeki reseptörler üzerinde hareket eden iki hormondur.

Özellikle LH, testosteron üretimini artırmak için Leydig hücrelerine etki eder. Testosteron, negatif feedback yoluyla kendi salgısını sınırlar. Kandaki yüksek testosteron seviyeleri, GnRH salgılanmasını baskılamak için hipotalamusa geri bildirimde bulunur bu da onu GnRH uyaranlarına daha az duyarlı hale getirir. Böylelikle kontrollü bir salgı döngüsü oluşturulmuş olur.

TESTOSTERONUN ETKİLERİ

Testosteron hem kadında hem erkekte gelişimde önemli rolü olan bir hormondur. Bu özellikleri sebebi ile vücutta önemli fonksiyonların yerine getirilmesine yardımcıdır.

Yazının Devamını Oku

Testis hastalıkları

29 Aralık 2021
Bu hafta genel olarak testis hastalıkları konusunda bilgilendirmeyi amaçladık. Bilindiği gibi hem üreme ve cinsel fonksiyonlar hem de erkek beden imajı algısı açısından testis önemli bir organ. Testiste sık görülen hastalıkları maddeler halinde aktararak kısa kısa bilgiler ile bu organı tutan hastalıklar konusunda bilgilendirme yapacağız.

Testis nedir, ne işe yarar?

Testis, erkek bireylerde üreme fonksiyonunu sağlayan temel yapılardan bir tanesidir. Halk arasında yumurtalık veya haya olarak adlandırılan testisler, penisin her iki yanında oval biçimde iki adet olarak bulunur.

Testislerin içinde bulunduğu keseye skrotum adı verilir. Skrotum, testislerin normal vücut sıcaklığından 1-2 derece daha düşük bir ortamda bulunmasını sağlayarak spermlerin kalite ve fonksiyonunun korunmasını sağlarlar.

Testisler yapısal olarak farklılık göstermektedir. Özellikle sol testis birçok bireyde sağa nazaran daha aşağıda ve hacim olarak daha küçük olabilmektedir.

Testislerin iki adet temel görevi bulunmaktadır:

Testis hastalıkları

Testis torsiyonu (testis dönmesi):

Testis erkek bireylerde vücudun belirgin kanlanan organlarından bir tanesidir. Torsiyon ise testisin dolaşımında görev alan damar ve sinir yapılarının içinde bulunduğu spermatik kordonun kendi etrafında dönmesiyle oluşan acil bir durumdur. Spermatik kordun kendi etrafında dönmesine bağlı olarak beslenmesinin bozulduğu ve dolayısıyla işlevini kaybetme tehlikesinin bulunduğu bir hastalıktır. Tek taraflı ani başlayan, şiddetli kasık ağrısı, bulantı-kusma gibi belirtilerle kendini gösteren testis torsiyonu hastalığında, testisin yapısal fonksiyonunun devamı için 6 saat içinde cerrahi müdahalenin yapılması şarttır. Özetle acil bir durumdur. Testiste şiddetli ağrı hissedilmesi durumunda mutlaka bir üroloji uzmanına en kısa sürede ulaşmak gerekir.

Yazının Devamını Oku

Sperm bankası nedir? Nasıl başvurulur?

8 Kasım 2021
Erkeklerde çocuk sahibi olamama önemli sağlık problemlerinden bir tanesidir. Her geçen gün giderek artan bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Bugün için yeni evlenen ve çocuk sahibi olmak isteyen her sekiz çiftten bir tanesi, bir yıl içerisinde düzenli cinsel birliktelikleri olduğu halde çocuk sahibi olamamaktadır. Daha önceden çocuk sahibi olan çiftlerden ise her altı çiftten bir tanesi yeniden çocuk sahibi olmakta problem yaşamaktadır.

Erkek infertilitesi nedeniyle üroloji polikliniğine başvuran ve muayeneleri yapılarak değerlendirilen erkek hastaların yaklaşık %10 kadarında azospermi saptanmaktadır. Azospermi, semen analizinde herhangi bir sperm hücresi bulunmamasıdır. Bir başka deyişle sperm testi sırasında erkekten sıvı gelmekte ancak bu sıvının içinde sperm adı verilen erkek üreme hücresi bulunmamaktadır.

Azospermili hastalar kabaca iki grupta incelenmektedir. Bunlardan bir tanesi tıkayıcı sebeplere bağlı olarak oluşan azospermi (obstruktif azospermi). Diğeri ise tıkayıcı olmayan sebeplere bağlı oluşan azospermidir (non-obstruktif azospermi).

Tıkayıcı olmayan sebeplere bağlı gelişen azospermili hastalarda sperm bulunup bulunmadığını anlamak için kimi zaman ameliyat ile sperm arama işlemi yapılmaktadır.

Mikro TESE olarak da adlandırılan bu işlem sayesinde şayet testislerde üretilen herhangi bir sperm varsa bunlar tespit edilerek cerrahi işlem ile alınmakta ve tüp bebek işlemi için kullanılmaktadır. Saptanabilen spermler aynı anda kadın yumurtasına aktarılarak döllenme başlatılabilir ya da dondurularak saklanabilir. Kadın yumurtasının hazır olmadığı durumlarda ise erkeğin eşi hormonal yönden hazırlanarak yumurtalar elde edilmekte ve bu dondurulmuş olan spermler çözülerek tüp bebek işlemi sırasında gebelik elde etmek için kullanılmaktadır.

Azospermi nedeniyle mikro TESE yapılan hastaların yaklaşık %50’ye yakın bir bölümünde ameliyat sırasında sperm bulunamamaktadır. İşlem sırasında alınan patolojik doku örneği sonrasında hastalara ameliyattan sonra bir müddet ilaçlarla uyarı yapılarak hormonal destek altında sperm üretimi tetiklenmeye çalışılmaktadır.

Alınan hormonal tedaviler sonrasında ikinci ya da üçüncü kez mikro TESE yapılmış olmasına rağmen hala sperm bulunamayan hastalar vardır. Bu hastalarda tedavi seçenekleri aşağıdaki şekilde belirlenmektedir:

SPERM BANKASI NEDİR?

Spermlerin tüp bebek işlemi sırasında kullanılmak üzere dondurulup muhafaza edildiği ve daha sonra yumurta içerisine nakledilerek döllenmenin ve gebeliğin gelişmesine olanak tanıyan yöntem sperm bankası olarak bilinmektedir.

Yazının Devamını Oku