Pembe Köşk’ün hanımefendisi

Pek çok yerde köşk vardır ama renklileri her memlekete kısmet olmaz! Hele bakın şu Ankara’ya; renkli köşklerden payına, hem de pembesinden iki tane düşmüş. Öyle böyle köşkler de değil; biri yedi cihanın saygıyla andığı Atatürk’ün, diğeri onun ömür boyu can dostu olan İnönü’nün. İlki şimdilerde Başbakanlık tarafından, diğeriyse yine İnönü Ailesi tarafından kullanılıyor. 

Pembe Köşk’ün hanımefendisi

İnönülerin Pembe Köşk’ünün yakınlarında olduğu Kavaklı Dere’nin kavaklarını kesmiş, deresini saklamış, adını yadigâr bırakmışız. Köşkün çevresindeki bağlarsa çoktan yok olmuş, adı bile yok. Ankara’nın bağları bir türküyle yaşıyor. Bence ağıt formunda da bir türküsü olması gerekiyor! En azından ağır çalınan bir sürümü olsa diye düşünüyorum bazen. Eldeki, memleketin en güzel oyun havalarından biri, çaldığında herkes oynamak için ayağa fırlıyor!
Pembe Köşk, ilk haliyle günümüze gelememiş. Nasıl gelsin, eve de hak vermek gerek. Sıradan bir bağ eviyken, bir anda genç Cumhuriyetin başkentinin resmi olmayan en önemli konutu oluvermiş. Köşkü ve 23 Nisanları İsmet İnönü’nün kızı Özden Toker hanımefendi’yle, Köşk’te konuştuk. Sevgili Mustafa Taşkın fotoğrafları çekti. 

Pembe Köşk’ün hanımefendisi

ATATÜRK’ÜN SOFRASI

Yemeklerine Atatürk konuklarıyla, gerektiğinde yemekle gelmiş, masa yetersiz kalmış tabi. Hangi masa kalmaz ki? Bilenlerin önemini kavradığı, Atatürk’ün sofrasıdır bu. Memleket için önemli konuların, tüm ilgilileriyle, enine boyuna tartıştığı bir platformdur aslında. Konukların tabaklarının yanında bile kalem defter olurmuş, not alınır diye. Cumhurbaşkanı masada zaten, Milli Eğitim Bakanı ile öğretmen veya başbakan ile köylünün karşılıklı tartıştığı, görüşlerini özgürce ifade ettikleri olurmuş. Kanunlar çıkmış, bakanlar değişmiştir bu sofrada ama hep memleketin yararına. Ne kadar yararına olduğu, memleketin nerden nereye geldiği karşılaştırmalı rakamlarla yazar tarih kitapları. İçki içilir ama belki de içilmediği masalarda olmayan disiplin ve saygıyla. Tatlı gelecekse sigaraya başlanmazmış mesela. Bu yüzden sofrada oturan bir kişinin (Ahmet Rüstem) yanlış anladığı sigara sırası ikazı nedeniyle Atatürk’ü düelloya davet ettiği bile not düşülmüştür tarihe.
Kocaman bir yemek masası konulabilsin diye yemek odası genişletilmiş. Planı, masa ve sandalyeleri Atatürk’ten yadigârdır. Bağ evinin en büyük odası, balolara ev sahipliği yapacak kadar geniş değilmiş, geniş bir salon yapılmış. Sonra da Cumhuriyetin ilk balosuna ev sahipliği yapmış, zamanın bağ evi.

Pembe Köşk’ün hanımefendisi

* * *
Toker’in babasından dinlediği 23 Nisan anısını paylaşalım. Büyük Millet Meclisi hükümetinin kuruluşunun 2. yıl dönümünde kutlamayı anlatır İsmet İnönü bir gün kızına. Henüz Ankara başkent olmamış, bayramın adı da “Çocuk Bayramı” değildir. Yunan’ın Söke’yi işgal ettiği, Milli Mücadele’nin amansız sürdüğü yıllardır. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa bayram için Ankara’dadır. Taşhan Meydanı tahta iskemlelerle, civardaki tek tük yapılar bayraklarla donatılır. İlkokul çocukları çiçek böcek kıyafetleri giymiş, coşkuyla geçen askerleri alkışlarlar. Çocuklar coşkulu şiirler okur. İsmet Paşa o gün bir kez daha zafere inancının perçinlendiğini anlatacaktır 23 Nisan’da elini öpen küçük Özden’e.

Pembe Köşk’ün hanımefendisi

Toker, 23 Nisanların en önemli mekânlarından birinin Marmara Köşkü olduğunu söylüyor. Atatürk çok sevdiği bu köşkte, Türkiye’nin her tarafından gelen çocuklarla buluşurmuş. Memlekette o güne dek görülmeyen konserler alt katındaki salonda sürekli yapılan etkinliklerden olmuş. Ankara’da özellikle eğitim kurumlarında imzası olan Mimar Egli’nin tasarımı olan tarihi Köşk ne yazık ki dayanıksız olduğu kararıyla yıkıldı. Bu kararı ilk önce Mimarlar Odası kınadı. Şimdilerde baştan yapıldığı haberlerini okuyabilirsiniz.
* * *

Pembe Köşk’ün hanımefendisi Pembe Köşk’ün hanımefendisi

Pembe Köşk yılda iki kez, 23 Nisan ve 29 Ekim’i içine alan günlerde halka açılıyor. Amerika’nın başkentinde, halen Amerikan başkanlarının yaşadığı Beyaz Saray da pazar günleri halka açılıyor. Rehberler gezdiriyor. Bence Ankara ayrıca şanslı; Köşk’ü Ankara’da İsmet İnönü’nün kızı Özden Toker hanımefendi, kendisi gezdiriyor. Onun ağzından Atatürk’ü dinlemek inanılmaz heyecan verici bir deneyim. Örneğin Ulu Önder, tutmuş Ülkü’nün elinden bu eve gelmiş. Küçük Özden de küçük Ülkü’yü alıp üst kata, oynamaya çıkmış...

Pembe Köşk’ün hanımefendisi

Kendi ağzından dinliyorsunuz. Kendinizi bir belgeselin içinde hissediyorsunuz. Belgeselde sizinle kimler var, bir düşünsenize.
Köşkte değerli tabloların yanında, Krippel ve Canonica dâhil ünlü heykeltıraşlardan İnönü büstleri girişten itibaren evin çeşitli köşelerinde görülebilir. Odalardaki eşyalar, sergilenen giysiler, silahlar, fotoğraflar, satranç takımları, belgeler ile bahçesinde ve önündeki parkta İnönülerin dev heykellerinin her biri bir döneme ışık tutar nitelikteler. Bugünlere özel bir de “İsmet İnönü’nün Günlük Yaşantısından Kesitler” sergisi var.
Evin hanımefendisi Özden hanım’la Atatürklü, İnönülü yıllara gidin. Atatürk’le pek çok kez bir araya gelen bir kişiyle Cumhuriyet belgeselinin içinde yaşama şansını bir daha nerede, nasıl bulursunuz bilmem ama bunun çok zor olduğunu biliyorum.
Size bir Ankara ayrıcalığı sunuyor, kolay yolunun adresini ve telefonunu yazıyorum:
Pembe Köşk, Şehit Ersan Cd. No:14 Çankaya, Ankara. Telefonu 428 18 41. Geri sayım başladı; bugün açıldı, 28 Mayıs Pazar gününe kadar.

X