"Meriç Çağrı Ağır" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Meriç Çağrı Ağır" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Meriç Çağrı Ağır

Meriç Çağrı Ağır

Hamilelikte sıcak basması neden olur?

26 Haziran 2019

Sıcaklık basmasının etkisini azaltmak faydalı olacak hususlar:

Hamilelikte sıkça yaşanan sıcak basmasına, gebelik sırasında progesteron ve östrojen hormonlarında yaşanan ani düşme ve yükselmeler neden olabilmektedir. Aynı zamanda anne adaylarının gebelik dönemlerinde yaşadığı kaygı ve stres gibi duygu durum değişiklikleri de sıcak basmasının nedeni olabilir.

Hamilelikte vücut ısısı, normal döneme göre artış göstermektedir. Anne adaylarının, gebelikte sıcak basması gibi bir durumla karşılaşması oldukça normaldir.

Ancak gebelikte ateş basması ile enfeksiyonlara bağlı ateş yükselmesi birbirine karıştırılmamalıdır. Hamilelikte ateş basması normal bir durumdur ancak ateş yükselmesi enfeksiyona bağlıdır ve tedavi gerektirebilir.

Gebelik süreçlerinde gözlemlenen sıcak basması geçicidir. Enfeksiyonlara bağlı ateş yükselmeleri ise tehlike arz edebilir ve kontrol altına alınması gerebilir.

Gebelerde görülen sıcak basması süresi değişiklik gösterebilmektedir. Hamilelikte sıcak basmasının bebeğe bir zarar vermesi beklenmez. Enfeksiyonlara bağlı oluşabilecek ateş yükselmesinde ise bebeğe zarar verme riski taşıyabileceğinden tedavi gerektirir.

Yazının devamı...

Doğurganlık hızı bu yaşlarda daha yüksek

30 Mayıs 2019

Aileler tarafından çocuk sahibi olma isteği fazlaca arzu edilen ve onları heyecanlandıran bir durumdur. Elbette çocuk sahibi olmak için belirlenen anne yaşı, birçok nedene bağlı olarak farklılık gösterebilir.

Doğurganlık, doğası gereği bireyin yaşı ilerledikçe azalan bir yapıya sahiptir. Çocuk sahibi olmak isteyen anne adaylarının yaşları ilerledikçe hamilelik için komplikasyon riskleri de artabilir.

Bebek sahibi olmak isteyen anne adayları için öncelikli olan fiziksel, duygusal ve sosyal olarak anneliğin sorumluluklarına hazır olduğu zamandır. Hamile kalmak isten kadınlar için doğurganlık yaşı kişinin sağlık durumuna göre farklılık gösterebilir. Ancak yapılan araştırmalar doğru yaş aralığının 20 ile 35 yaş aralığı olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Doğurganlık, anne olmak isteyen bireylerde 32 yaşından sonra ise yavaş yavaş azalmaya başlar. Kadınlarda 35 yaşından sonra doğurganlık hızındaki düşüş hızlanır. Bunun nedeni 35 yaşından sonra kadınlardaki yumurta sayısının düşmesidir. Hamilelik süreçlerinde veya doğum sırasında komplikaskonlarla karşılaşma olasılığı, 35 yaşın üzerindeki bireylerde daha fazla olabilir.
Doğurganlık hızı, 20- 35 yaş aralığında hamile kalan bireylerde, ektopik gebelik, preeklampsi, anomali, gelişme geriliği, düşük gibi gebelik komplikasyonları yaşama olasılığı daha düşüktür.

Çocuk sahibi olmak isteyen bireylerin hamile kalmak için şanslarının en yüksek olduğu zaman aralığı ise 25 ila 29 yaş aralığıdır. Bu yaş gurubundaki bireylerin yumurtaları ileriki yaşlardaki bireylere göre daha kalitelidir. Aynı zamanda 25 ila 29 yaş aralığındaki bireylerde hamilelik riski oranı da düşüktür.

Gebelik planlaması için karar verilen yaş aralığından sonra mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışmalısınız. Gebelik planlamasından önce doktorunuzla görüşmeniz gereklidir. Bu muayenede sağlığınızın gebelik için uygun olup olmadığı değerlendirilir.

Yazının devamı...

Gebelikte alerjik reaksiyonlara dikkat!

23 Mayıs 2019

Bazı insanların vücutları, alerjen olarak isimlendirdiğimiz maddelere karşı aşırı tepki verebiliyor. Aynı alerjenler bazı insanlarda hiçbir etki oluşturmazken, bazılarının vücutlarında, tehlike olarak algılanarak normalin üzerinde sonuçlara neden olabilmektedir.

Alerjik hastalıklar cilt üzerinde kızarıklık, kaşıntı, gözlerde sulanma, burunda tıkanıklık, nefes darlığı gibi birçok şekilde kendini gösterebilmektedir.

Alerjik reaksiyonları vücutlarında barındıran hastalar gebelik öncesi süreçlerde hekimlerine başvurmaları gerekmektedir. Hali hazırda alerji tedavisi gören anne adayları da bu durumu hekimlerine ifade etmeli ve gebelik süreci öncesi hekimlerine danışmaları gerekebilir.
Anne adaylarından gebelik öncesi alınan bilgiler, gebelik sürecinde nasıl bir tedavi izleneceği konusunda da yol gösterici olacaktır.
Alerjik reaksiyonlar özellikle mevsim geçişlerinde sıkça gözlemlenebiliyor. Mevsimsel geçişlerde alerjik reaksiyonlar saptanan anne adaylarının, gebelik süreçlerini bu doğrultuda planlamaları daha yararlı olacaktır.

Alerji nedenlerine bakıldığı zaman, birçok etken göze çarpabilmektedir. Bu nedenler, solunum yoluyla vücuda giren; toz, polen, hayvan tüyü gibi maddeler olabileceği gibi, farklı gıda maddeleri de olabilmektedir. Aynı zamanda çeşitli ilaçlar da alerji nedeni olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Alerjik reaksiyonlar, anne adaylarını ve bebeği de yakından ilgilendirmektedir. Astım, Rinit (burun iltihabı), Gebeliğin Kaşıntılı Dermatozu, Gebelik Ürtikeri gibi hastalıklar gebelik süreçlerinde sıkça rastladığımız hastalıklar arasında yer alıyor.

Yazının devamı...

Kordon kanı nedir? Nasıl toplanır?

29 Nisan 2019

KORDON KANI HANGİ HASTALIKLARIN TEDAVİSİNDE KULLANILIR?

Kemik iliğine alternatif olan kordon kanı, günümüzde bağışıklı sistemi yanıtını arttıran veya azaltan madde olan immunmidulatör olarak kullanıldığı gibi, immün yetersizliklerin tedavisinde, kalp, kemik, kıkırdak, kas ve nörolojik hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır. Ayrıca kordon kanı günümüzde 80’den fazla hastalığın tedavisinde de kullanılmaktadır.

Bunun yanı sıra serebral palsi, otizm, çocuklardaki işitme kaybı, Tip-I diyabet ayrıca Parkinson gibi sinir sistemi harabiyeti, MS (multiple skleroz), romatoit artirit, osteogenesis imperfekta gibi oto-immün hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği düşünülmüş ve bunu araştırmak için yurt içi ve yurt dışında FDA ve EMA onaylı birçok klinik araştırma yapılmaktadır.

KORDON KANI NASIL TOPLANIR?

Doğum sonrasını takiben yerçekiminin etkisi ile kan akımı devam eder, doğumdan sonra kordon kanın bir-iki dakikanın içinde alınması gerekmektedir. Kan, kordon kanı bankası tarafından özel torbalara alınır.Belirli bir miktarın altında alınan kanlar, sterilitesi bozulan kanlar kullanıma uygun olmazken uygun olan kanlar gerekli testler çalışıldıktan sonra kordon kanı bankası tarafından saklanacaktır.

Toplanan kordon kanının minimal pıhtılaşmış olup maksimum yoğunlukta olması gerekmektedir. Kordon kanı alımı doğum ve yeni doğan bakımı etkilememeli veya kordonu klamplemeye engel teşkil etmemelidir.

KORDON KANI ALIMI ANNE YA DA BEBEĞE ZARAR VERİR Mİ?

Kordon kanı alımı, temelde ağrısız bir işlemdir ve işlemin anne ve bebeğe herhangi bir zararı yoktur.

Bilinmelidir ki kordon kanı alımı rutin obstetrik bakım içinde değildir. Bilgi almak isteyen hastalara kordon kanı toplanmasını ve bankacılığının hekim tarafından artıları ve eksileri ile açıklanması sonrasında seçimin hastaya bırakılması gerekmektedir.

İlk kordon kanı naklinden bugüne kadar geçen 30 yıl içerisinde, sekiz milyondan fazla kordon kanı ünitesi bankalanmış ve yaklaşık on iki bin civarında kordon kanı nakil amacıyla kullanılmıştır.

Kordon kanı bankalarında saklanan ürün sayısı arttıkça, kordon kanlarının tedavi amacıyla farklı hastalıklarda kullanımı da artmaktadır. Bugüne kadar başarılı transplantasyon örnekleri olan kordon kanı bankacılığı hastalar ve hastalıkların tedavisi için ümit vermektedir

KORDON KANI ALIMINDA AİLENİN ONAYI ALINIYOR

Kordon kanı alımı işlemi, hamilelik süreçlerini kapsayan rutin bakım içerisinde yer almamaktadır. Kordon kanı toplanması işlemi hakkında gerekli bilgilendirilmeler, uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Ailenin onayının alınması halinde gerekli bilgilendirme yapılarak alım süreci başlatılır.

BEBEĞİNİZİN OLASI HASTALIKLARINDA KULLANILABİLİR

Kordon kanı kullanım amacına göre otolog ve allojenik olarak ayrılmaktadır. Otolog olarak kullanılan kanın kullanım amacı: İlerleyen yıllarda bebeğinizde herhangi bir hastalık olması durumda kullanılabilmesi için saklaması olarak tanımlayabiliriz.Allojenik olarak kullanılan bankalarda ise kök hücre nakli gereken hastalar için, sağlık kurumları tarafından kurulmuş ve kan veren kişiden herhangi bir ücret alınmaksızın yapılan işlemleri kapsamaktadır. 

ORGAN NAKİLLERİ İÇİN UMUT IŞIĞI OLUYOR

Kordon kanı ile organ nakillerinde vücudun yeni organı reddetmemesi için kullanımı, Amerika Birleşik Devletleri'nin Sağlık Bakanlığı'na bağlı büro olan FDA dâhil tüm kurumlarca onaylanmıştır.

Göbek kordonu kaynaklı mezenkimal kök hücre transplantasyonunun uygulandığı tedaviler gün geçtikçe artmakta ve kordon kanı birçok hastalık için umut ışığı olmaya devam etmektedir.

Kemik iliğine alternatif olan kordon kanı, günümüzde bağışıklı sistemi yanıtını arttıran veya azaltan madde olan immunmidulatör olarak kullanıldığı gibi, immün yetersizliklerin tedavisinde, kalp, kemik, kıkırdak, kas ve nörolojik hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır. Ayrıca kordon kanı günümüzde 80’den fazla hastalığın tedavisinde de kullanılmaktadır.

Bunun yanı sıra serebral palsi, otizm, çocuklardaki işitme kaybı, Tip-I diyabet ayrıca Parkinson gibi sinir sistemi harabiyeti, MS (multiple skleroz), romatoit artirit, osteogenesis imperfekta gibi oto-immün hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği düşünülmüş ve bunu araştırmak için yurt içi ve yurt dışında FDA ve EMA onaylı birçok klinik araştırma yapılmaktadır.

Doğum sonrasını takiben yerçekiminin etkisi ile kan akımı devam eder, doğumdan sonra kordon kanın bir-iki dakikanın içinde alınması gerekmektedir. Kan, kordon kanı bankası tarafından özel torbalara alınır.
Belirli bir miktarın altında alınan kanlar, sterilitesi bozulan kanlar kullanıma uygun olmazken uygun olan kanlar gerekli testler çalışıldıktan sonra kordon kanı bankası tarafından saklanacaktır.

Toplanan kordon kanının minimal pıhtılaşmış olup maksimum yoğunlukta olması gerekmektedir. Kordon kanı alımı doğum ve yeni doğan bakımı etkilememeli veya kordonu klamplemeye engel teşkil etmemelidir.

Kordon kanı alımı, temelde ağrısız bir işlemdir ve işlemin anne ve bebeğe herhangi bir zararı yoktur.

Bilinmelidir ki kordon kanı alımı rutin obstetrik bakım içinde değildir. Bilgi almak isteyen hastalara kordon kanı toplanmasını ve bankacılığının hekim tarafından artıları ve eksileri ile açıklanması sonrasında seçimin hastaya bırakılması gerekmektedir.

Yazının devamı...

Hamilelikte çatı muayenesi nasıl yapılır? Doğumu nasıl etkiler?

11 Mart 2019

ÇATI MUAYENESİ NE ZAMAN YAPILIR?

Çatı muayenesi anne adayının doğumuna yakın yapılmaktadır. Muayenenin doğuma yakın yapılmasının nedeni, bebeğin doğum ağırlığının tahmin edilebilmesi ve muayenenin bu doğrultuda devam edilebilmesi içindir.

SEZARYEN DOĞUM YAPACAKLARIN ÇATI MUAYENESİ YAPTIRMASI GEREKİR Mİ?

Çatı muayenesini, normal doğum için yapılan uygunluk değerlendirmesi olarak da ifade edebiliriz. Sezaryen doğuma kesin olarak karar verilen anne adaylarının, çatı muayenesi olmasına gerek yoktur.

[fotogaleri=4282,4255]

ÇATI MUAYENESİ AĞRILI BİR İŞLEM MİDİR?

Çatı muayenesi, temelde ağrılı bir işlem olarak gerçekleşmemektedir. Ancak muayenenin muayene çatalında yapılması nedeniyle, anne adaylarının heyecanlanması ve kötü hissetmesi doğaldır. Bu nedenle muayeneyi yapacak “hekim” veya “ebe”nin, hastayı ön bilgi vermesi gerekmektedir. Bu sayede muayene hakkında bilgi sahibi olan anne adaylarının heyecanları azaltılmış olacaktır. 

YAPILAN MUAYENE BEBEĞE VE ANNEYE ZARAR VERİRİ Mİ?

Çatı muayenesi sonrasında leke tarzında vajinal kanama, görülebilecek bir durumdur. Ancak kanamanın zamanla kendiliğinden geçmesi beklenmektedir. Yapılan muayenelerin anne adaylarına ve bebeğe bir zararı yoktur. 

ÇATI DARLIĞI DOĞUM ŞEKLİNİ BELİRLEYEBİLİR Mİ?

Çatı muayenesi sonrasında anne adayına çatı darlığı teşhisi konulmuş ise gebenin doğum yolunun normal doğum için uygun olmadığı anlamına gelebilmektedir. Bu gibi durumlarda, sezaryen doğum yöntemine karar verilebilmektedir. Ancak çatı darlığının kısmi olduğu durumlarda, doğum şeklinin belirlenme kararı, doğum başladıktan sonra netlik kazanmaktadır.

MUAYENE SONRASI NORMAL DOĞUMUN UYGUN OLUP OLMADIĞINA KARAR VERİLİR Mİ?

Çatı muayenesi sonrasında anne adayı ile doğum planlaması konusunda bir görüşme yapılarak pelvik yapının durumu hakkında bilgi verilir. Anne adayının; normal doğuma uygun olup olmadığı, bebeğin doğum kanalına girip girmediği, rahim ağzında herhangi bir açılma veya incelme olup olmadığı da değerlendirilerek bilgilendirme yapılmalıdır. 

                               

HÜRRİYET AİLE ÖZEL

Çatı muayenesi anne adayının doğumuna yakın yapılmaktadır. Muayenenin doğuma yakın yapılmasının nedeni, bebeğin doğum ağırlığının tahmin edilebilmesi ve muayenenin bu doğrultuda devam edilebilmesi içindir.

Çatı muayenesini, normal doğum için yapılan uygunluk değerlendirmesi olarak da ifade edebiliriz. Sezaryen doğuma kesin olarak karar verilen anne adaylarının, çatı muayenesi olmasına gerek yoktur.

[fotogaleri=4282,4255]

Çatı muayenesi, temelde ağrılı bir işlem olarak gerçekleşmemektedir. Ancak muayenenin muayene çatalında yapılması nedeniyle, anne adaylarının heyecanlanması ve kötü hissetmesi doğaldır. Bu nedenle muayeneyi yapacak “hekim” veya “ebe”nin, hastayı ön bilgi vermesi gerekmektedir. Bu sayede muayene hakkında bilgi sahibi olan anne adaylarının heyecanları azaltılmış olacaktır. 

Çatı muayenesi sonrasında leke tarzında vajinal kanama, görülebilecek bir durumdur. Ancak kanamanın zamanla kendiliğinden geçmesi beklenmektedir. Yapılan muayenelerin anne adaylarına ve bebeğe bir zararı yoktur. 

Çatı muayenesi sonrasında anne adayına çatı darlığı teşhisi konulmuş ise gebenin doğum yolunun normal doğum için uygun olmadığı anlamına gelebilmektedir. Bu gibi durumlarda, sezaryen doğum yöntemine karar verilebilmektedir. Ancak çatı darlığının kısmi olduğu durumlarda, doğum şeklinin belirlenme kararı, doğum başladıktan sonra netlik kazanmaktadır.

Çatı muayenesi sonrasında anne adayı ile doğum planlaması konusunda bir görüşme yapılarak pelvik yapının durumu hakkında bilgi verilir. Anne adayının; normal doğuma uygun olup olmadığı, bebeğin doğum kanalına girip girmediği, rahim ağzında herhangi bir açılma veya incelme olup olmadığı da değerlendirilerek bilgilendirme yapılmalıdır. 

Yazının devamı...

Deri altı çubuğu implant nedir? Nasıl takılır? Yan etkileri var mıdır

19 Şubat 2019

Günümüzde üreme dönemindeki kadınlarda, doğum kontrol yöntemlerinden biri olan deri altı kontrol implantları tercih edilirken nelere dikkat edilmedir?

Deri altı implantlar, doğrudan deri altına yerleştirilmektedir. Cildin altına yerleştirilen bu ince çubuk sayesinde implantın yerleştirilmesi kolayca sonuçlandırılabiliyor. Çubuğun uç kısmında progesteron olarak isimlendirdiğimiz hormon bulunmaktadır. Bu madde, yumurtalıklardan yumurta salınmasını önler. Ayrıca rahim boynunda spermin rahime girişini güçleştiren değişikliklere yol açarak doğum kontrolü sağlar.

Vücuda yerleştirilen implant, kişiyi yaklaşık üç yıllık süre boyunca gebeliğe karşı koruma sağlayabilmektedir. Eğer kişide aşırı kilo sorunu varsa, implant üç yıl dolmadan değiştirilmesi tercih edilebilir.

İmplantın yerleştirildiği yerden başka bir yere hareket etmesi, nadir de olsa karşılaşılan bir durumdur. Eğer implant doğru olarak yerleştirilmediyse gebeliğe karşı korunma aksayabilmektedir. Bu yüzden tecrübeli kişiler tarafından takılmalıdır.

İmplant, çok derine uygulanmadığı takdirde, yer değiştirme daha seyrek olabilmektedir. Bu yöntemin kullanılması birtakım yan etkilere de neden olabilmektedir. 

Bu yan etkiler; adet kanamalarının düzeninin değişmesi veya kanama olmaması gibi durumlar şeklinde karşımıza çıkabilmektedir. Ayrıca kanamalar, düzensiz, seyrek ya da sık şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir.

Bütün ilaçlarda olduğu gibi, deri altı implantlarındaki etkin maddelere duyarlı kişilerde yan etkileri olabilmektedir. İmplantların sık görülen yan etkilerini şu şekilde sıralayabiliriz;

Bu gibi yan etkilerinin olması ve küçük de olsa cerrahi işlem gerektirmesinden dolayı, bir dönem çok sık kullanılan bu yönteme talep azalmıştır.

Yazının devamı...

Gebelikte ideal kilo alımı nasıl seyretmeli?

4 Şubat 2019

KALORİ HESABI İLE BESLENME

Gebeliğin ilk döneminde ek kaloriye ihtiyaç duyulmaz. Ek kaloriye ihtiyaç duyulmasa da düzgün beslenme son derece önemlidir.Rutin yaşantınızda beslenme düzeninizde aksaklıklar yaşıyorsanız, beslenme tercihlerinizi yanlış gıdalardan yana kullanıyorsanız, bu alışkanlıklarınızı bir an önce terk etmelisiniz.

Bebeğinizin zeka gelişiminin sorunsuz ilerlemesi için, dengeli ve doğru bir beslenme programı oluşturmalısınız.Eğer zayıf bir anne adayıysanız, gebelik döneminizde ekstra enerjiye ihtiyacınız olacaktır. Bu nedenle bebeğinize kavuşmayı beklediğiniz bu süreçte rutin beslenme düzeninizi biraz daha yükseltip, daha fazla kalori almanız gerekebilir.

İLK 3 AY EN AZ KİLO ALINAN DÖNEMDİR!

Hamileliğin başlangıç dönemi, yani ilk 3 aylık dönem, gebelerin en az kiloyu aldığı süreçtir.Bu süreçte alınması gereken ideal kilo 1 ila 2,5 kilo arasındadır. 3 aylık sürecin devamında da her ay yarım kilo alınması biz kadın doğum doktorlarının ideal olarak belirttiğimiz kilo alım düzenidir. Ancak aşırı kilolu anne adaylarına haftada 250 gr. alması gerektiğini özellikle belirtiyoruz.

FAZLA KİLO ALIMI PROBLEMLERE YOL AÇIYOR

Gebelik döneminde fazla alınan kilolar beraberinde çeşitli problemleri de getiriyor.

Eğer doktorunuzun tavsiye ettiği kilo alımının üzerine çıkarsanız;

Doğumun sezaryen olarak gerçekleşme olasılığı %20 ila %30 aralığında artabiliyor. Ayrıca bel ve kalça ağrılarından şikayetlenme, tansiyon yükselmesi gibi sorunlar da ortaya çıkabiliyor. Tüm bu şikayetler zor bir doğum yaşamanın kaynağını oluşturuyor.

Gebelik döneminde gerekenden daha az kilo alımı ise beslenme yetersizliğinin göstergesidir. Bu durum bebekte gelişme geriliği yaratabilir.

VÜCUT KİTLE ENDEKSİNE GÖRE HAREKET EDİLMELİ

Kilo durumu anne adayının hamile kaldığı dönemdeki vücut kitle endeksine göre değişiklik gösterebilir. Eğer hamile kaldığı dönemde anne adayı aşırı kilolu veya aşırı zayıf ise, kilo alımı doktorlar tarafından düzenlenmeli ve takip edilmelidir. Ayrıca ikiz bebek bekleyen anne adayları için de durum aynıdır.

Gebelikte ideal kilo alımının 9-12 kg arasında olması gerektiğine işaret ediyoruz. Fakat kilo durumu anne adayının yaşına bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Anne adayı hamile kaldığı dönemde;

İdeal kilodan daha düşük bir kiloya sahipse, yani zayıfsa: 12-18 kilogram,İdeal kilodan daha fazla kiloya sahipse: 7-9 kilogram almasını öneriyoruz.Doktorunuzun önerisiyle, 9 ay süren gebelik boyunca bir diyetisyen takibiyle beslenme alışkanlıklarınızı düzenlemelisiniz.

Gebeliğin ilk döneminde ek kaloriye ihtiyaç duyulmaz. Ek kaloriye ihtiyaç duyulmasa da düzgün beslenme son derece önemlidir.
Rutin yaşantınızda beslenme düzeninizde aksaklıklar yaşıyorsanız, beslenme tercihlerinizi yanlış gıdalardan yana kullanıyorsanız, bu alışkanlıklarınızı bir an önce terk etmelisiniz.

Bebeğinizin zeka gelişiminin sorunsuz ilerlemesi için, dengeli ve doğru bir beslenme programı oluşturmalısınız.
Eğer zayıf bir anne adayıysanız, gebelik döneminizde ekstra enerjiye ihtiyacınız olacaktır. Bu nedenle bebeğinize kavuşmayı beklediğiniz bu süreçte rutin beslenme düzeninizi biraz daha yükseltip, daha fazla kalori almanız gerekebilir.

Hamileliğin başlangıç dönemi, yani ilk 3 aylık dönem, gebelerin en az kiloyu aldığı süreçtir.
Bu süreçte alınması gereken ideal kilo 1 ila 2,5 kilo arasındadır. 3 aylık sürecin devamında da her ay yarım kilo alınması biz kadın doğum doktorlarının ideal olarak belirttiğimiz kilo alım düzenidir. Ancak aşırı kilolu anne adaylarına haftada 250 gr. alması gerektiğini özellikle belirtiyoruz.

Gebelik döneminde fazla alınan kilolar beraberinde çeşitli problemleri de getiriyor.

Yazının devamı...

Hamileliği kış aylarına denk gelenlere öneriler

24 Ocak 2019

Anne adayları için beslenmenin çok önemli olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek... Bu süreçte, mevsim meyve ve sebzeleriyle bir beslenme düzeni oluşturmak oldukça önemlidir.

Mevsiminde tüketilen besinler, doğal ve sağlıklı olduğu için gebelere fayda sağlayacaktır. Ek olarak, gebeler günlük almaları gereken protein, demir ve kalsiyum oranlarını yedikleri besinlerle karşılamaya özen göstermelidir.

Omega 3 deposu olan balık, kalp sağlığını ve bağışıklık sistemini korur, hücreleri yeniler. Bu nedenle de kış mevsiminin vazgeçilmez besinlerinin başında gelir. Dolayısıyla balık, anne adaylarının beslenme düzenine mutlaka eklenmelidir. Bunun yanı sıra; et, yumurta, süt gibi besin değeri yüksek yiyecekler de beslenme programına dahil edilmelidir.

Ayrıca gebelerde artan metabolizma nedeniyle vücut sıvıya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyar. Hamileler susuzluk ihtiyacı hissetmeseler bile en sağlıklı sıvı olan suyu bol miktarda tüketmelidir.

Kışın sık rastlanan soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için anne adaylarının alabileceği bazı önlemler vardır.

Hamileler kesinlikle hastalık taşıyan kişilerden uzak durmalı ve kalabalık ortamlarda çok uzun vakitler geçirmemelidir. Bulunulan ortamlar, düzenli olarak havalandırılmalıdır. Eller sık sık yıkanmalı ve gerekli hijyen her zaman sağlanmalıdır. Herhangi bir hastalığın ilk belirtileri hissedilmeye başlandığı an doktora gidilerek erken müdahale sağlanmalıdır.

Kış döneminde gebelikle alakalı verilebilecek en önemli tavsiye ise anne adaylarının doktor kontrollerini asla aksatmaması gerektiğidir. Anne adayları düzenli olarak doktor kontrollerine gitmeli ve gebeliğin seyri hakkında detaylı bilgi almalıdır. Bunun yanı sıra kulaktan dolma bilgiler yerine alanında uzman doktorlara soru sorularak merak edilenler cevaplandırılmalıdır.

Yazının devamı...
Meriç Çağrı Ağır Kimdir?
1979 yılında doğan Op. Dr. Meriç Çağrı Ağır, 2004 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 2011 yılında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında uzmanlık eğitimini tamamlayan Ağır, 2013-2015 yılları arasında Konya Kamu Hastaneleri Birliği Ereğli Devlet Hastanesi’nde Hastane Yöneticisi/Başhekimlik, 2015 yılında Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Klinik Sorumlusu olarak görev aldı. Op. Dr. Meriç Çağrı Ağır, 2016 -2018 yılları arasında Avrasya Hastanesi Gaziosmanpaşa’da Kadın Doğum Uzmanı ve Başhekim Yardımcısı olarak görev aldı. Op. Dr. Meriç Çağrı Ağır, 2019 yılı itibariyle İstinye Üniversitesi Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görevini sürdürmektedir. 2016 -2018 (Güz Yarıyılı ) Nişantaşı Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi, Akademisyen /Öğretim Görevlisi - 2015 Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Klinik Sorumlusu - Bahçelievler Devlet Hastanesi 2013 - 2015 Hastane Yöneticisi/Başhekim Konya Kamu Hastaneleri Birliği Ereğli Devlet Hastanesi 2012 - 2013 Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı - Konya Karapınar Devlet Hastanesi 2006 - 2011 Asistan Hekim - İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği 2003 - 2004 Sağlık Provizyon Hekimi - Başak Sigorta Eğitim Bilgileri 2004 İstanbul Üniversitesi (İstanbul Tıp Fakültesi) 2011 İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlığı 2014 Anadolu Üniversitesi (İşletme Fakültesi – İşletme) 2015 Proje ve Performans Yönetimi (3 Dönem)