Gözde Yener Birman

Gözde Yener Birman

gozde.yener1@gmail.com

Garo Mafyan: Atatürk’e soyadını veren eniştem

7 Mart 2026
Bazen bir röportaj sadece sorular ve cevaplardan ibaret değildir; karşınızdaki insanın hayatla kurduğu ilişkiyi, zarafetini ve duygularını da görürsünüz. Garo Mafyan’la sohbetimiz tam da böyle bir karşılaşmaydı. Müziğe adanmış onlarca yılın birikimi, kelimelerin arasından sakin bir tevazu ile akarken, iki ay önce kaybettiği eşine duyduğu derin sevgi ve saygı da konuşmanın her anında hissediliyordu. Büyük bir ustayla değil, aynı zamanda inceliğini ve insanlığını koruyan bir beyefendiyle sohbet ettiğinizi anlıyorsunuz. Yüzde Yüz İlham Veren Sohbetlerde 6000 eserde imzası olan ülkemizin usta müzisyeni, bestecisi Garo Mafyan ile gerçekleştirdiğimiz bu buluşma, müziğin ötesinde hayatın kendisine dair düşünmeye sevk eden, gerçekten ilham veren sohbetlerden biri olarak hafızamda yerini aldı. Keyifli okumalar diliyorum...

 

 

“DOĞUŞTAN YETENEK Mİ, ÇEVRE Mİ?”

 

- Garo bey, çok teşekkür ederim. Klasik bir yerden başlayacağım ama temel önemli: Üç-dört yaşında sahneye çıkıyorsunuz. Anne-baba müzisyen. Buradan iki soru çıkıyor: iyi bir müzisyen olmak için doğuştan yetenek mi yoksa çevre faktörü şart mı?

GARO MAFYAN: Genetik olması gerekiyor. Anne-baba ikisi de iyi müzisyenler ve okullu müzisyenlerdi. Tabii ki genden geçiyor. Abimde de vardı; çok iyi akordeon çalardı, üstat seviyesine gelmişti sonra bıraktı. Ama mutlaka kabiliyetiniz olması gerekiyor. Benim şansım, Allah’ın lütfu, kabiliyetliydim ama kabiliyetime güvenip bir şey yapmamazlık yapmadım; hep çalışarak yaptım. Kabiliyetiniz varsa merdivenin ortasına kadar hızla koşarsınız, çalışmazsanız oradan düşersiniz. Basamak basamak çıkarsanız zirveye tırmanırsınız.

 

“EVDE DİSİPLİN VAR MIYDI?”

Yazının Devamını Oku

Coşkun Sabah: Mükemmel bir partnerim

14 Şubat 2026
Bazı isimler vardır; sadece şarkı söylemez, bir döneme eşlik eder. Bazı sanatçılar vardır; sadece sahneye çıkmaz, bir hafızaya dönüşür. Yüzde Yüz İlham Veren Sohbetler’de bu kez Türkiye’nin kalbine dokunmuş bir isimle bir araya geldik: Coşkun Sabah. Eserleriyle nesilleri buluşturan, müziğiyle duygulara tercüman olan, sahne disiplinini ve üretkenliğini yıllardır aynı titizlikle sürdüren bir sanatçının hayat yolculuğunu kendisinden dinledik. Sahnenin ışıltısının arkasındaki emeği, sanatın dönüştürücü gücünü, yıllara yayılan istikrarın sırrını, 90’larda 3 milyon kaset satışı ile aşılamayan rekorunu ve aşkı konuştuk. Siz değerli okuyucularımıza da bu güzel sohbeti okumak kalıyor, keyifli bir hafta sonu olsun.

 

SOSYAL BİR İNSANIM

- Sahnedeki Coşkun Sabah’ı çok iyi biliyoruz. Peki sahneden indikten sonraki hayatı nasıl? O disiplin hala devam ediyor mu?

COŞKUN SABAH: Tabii ki devam ediyor. Bir insanın biyolojik durumu 24 saat içinde bile değişebiliyor. Sahnemin olduğu günlerde, öğleden sonradan itibaren kendimi psikolojik olarak sahneye hazırlarım. Hatta bir gece önceden, eğer ufak da olsa bir uyku eksikliği varsa mutlaka onu kapatırım. Benim için uyku çok kritik. Minimum 6 saat, normalde ise 7.5 saat uyurum. Mesela 5 saat 50 dakika uyuyup o 10 dakikayı almazsam, bütün gün akşama kadar ruh gibi dolaşırım. 5 saat 55 dakika olsun, o 5 dakika bile beni mahveder. O yüzden mutlaka sahne öncesi dinlenir, uykumu tamamlar ve öyle sahneye çıkarım.

 

- Peki sahne yoksa, normal bir gününüz nasıl geçiyor?

COŞKUN SABAH: Ben arkadaş canlısı, sosyal bir insanım. Anti-aging konusunda da kulağım deliktir. Anti-agingin yüzde 15’inin -ki bu bilimsel olarak da kanıtlanmış-, sosyal hayat olduğunu biliyoruz. Eşle, dostla, sohbetle, kahkahayla geçirilen zaman çok önemli. Arkadaşlarla birlikteyken alkol konusunda da çok dikkatliyim. Asla bir kadehten fazla içmem; o da çok nadirdir.

Yazının Devamını Oku

Geleceği konuşuyoruz ama dünü yaşıyoruz: Ufuk Tarhan

27 Aralık 2025
Bugünü anlamaya çalışırken geleceği konuşmak artık bir lüks değil, bir zorunluluk… Teknoloji, iş dünyası ve insan davranışları hiç olmadığı kadar hızlı dönüşürken, bu değişimi sadece izleyenler değil; onu okuyan, yorumlayan ve yön verenler fark yaratıyor. İşte bu noktada Ufuk Tarhan, geleceği tahmin eden değil, bugünden inşa eden isimlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Yüzde Yüz İlham Veren Sohbetler’de fütürist kimliği, iş dünyasına dair öngörüleri ve “insan” odağını hiç kaybetmeyen yaklaşımıyla Tarhan’la; belirsizlik çağında liderliği, yapay zekayı, cesareti ve geleceğe hazırlanmanın aslında ne anlama geldiğini konuştuk.

 

 

“M-GEN GELECEK PLANLAMA MERKEZİ’Nİ KURDUM”

 

- Ufuk hanım, siz ilk fütürist şirketinizi kurduğunuzda sanırım bu kadar hızlı ilerleneceğini tahmin ederek açtınız. Mütfhiş bir öngörü ve vizyon bu! Nasıl bir ilgi ve ihtiyaçla böyle bir girişimde bulundunuz?

UFUK TARHAN: Her şey bilişim sektöründe üst düzey yönetici olarak çalıştığım yıllarda, yanılmıyorsam 1995’te bir yurt dışı seyahatte havaalanında unuttuğum The Futurist dergisi ile başladı. O dergiyi okuduktan sonra “gelecek” algım tamamen değişti. İlk kez o gün geleceğin de aslında bizden etkilendiğini ve yaptıklarımızın geleceği değiştirdiğini fark ettim. Gelecek benim için bilinmez bir durum olmaktan çıktı; pek çok tarafını planlayıp, gerçekleştirip, değiştirip, şekillendirebileceğim bir bilgi haline geldi. O günden sonra kariyerimi ve iş yapış biçimimi bu gözle yeniden düşünmeye başladım. Bunu yaparken en güçlü dönüştürücünün ve yardımcının da teknoloji olduğunu kavradım, insanların “gelecekle ilişkisinde” büyük bir boşluk olduğunu gördüm ve M-GEN Gelecek Planlama Merkezi’ni kurdum. Amacım insanların ve kurumların özellikle “iş geleceklerini” sürdürülebilir ve başarılı kılmalarına yardımcı olacak bilgi, vizyon, misyon, strateji ve planlarını oluşturmalarına, geliştirmelerine ve uygulamalarına destek olmaktı, hâlâ da öyle. Ancak “fütürist” olarak para kazanmak o kadar kolay olmadığı için bu süreçte bir dijital ajans ve bir de yazılım şirketi kurdum. Şimdi sadece “İş Fütüristi ve Stratejisti” olarak devam ediyorum.

 

- İnsan aklının evrilme süreci ile yapay zekanın hızı senkronize değil. Kendi aklımızı kendi ellerimizle teslim ediyor ve pasifize ediyoruz sanki… Tehdit olur mu diye düşünülen hiçbir keşif ya da icat sonrasında endişeleri boşa çıkarmadı. Yapay zekanın tehditleri neler olabilir?

Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin en büyük gücü aile yapısı: Gülfem Yorgancılar

13 Aralık 2025
İş hayatında kadın ve erkek kıstasına takılmayan yoktur. Bir de bunların üzerine aile faktörü eklenince, hareket kabiliyetin daralabiliyor… Belki de daha avantajlı hale geliyordur. Bu önemli konuyu her açıdan en doğru şekilde analiz edebileceğimiz İzmir’in köklü firmalarından Yorglass Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve TAİDER Yeni Dönem Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin ile bir araya geldik. Ülkemizin ele alınması geren sorunlarından biri olan, 2. Dünya Savaşı sonrası kalkınma ile gelişen sanayi, ticari işletmeler ve deneyimli kurumların, ikinci, üçüncü nesle aktarılamıyor, sürdürülebilir olmayışıdır.  Yüzde Yüz İlham Veren Sohbetler’de İzmir’imizden çıkıp ülkede ve uluslararası arenada başarılar sağlamış TAİDER Başkanı ve Yorglass Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülfem Yorgancılar Perçin ile sohbetimizden sizlerin de ilham almasını umuyorum, keyifli okumalar

 




 

- Yoğun iş temponda bu sohbeti gerçekleştirdiğimiz için çok teşekkürler. Aile şirketlerinde yetişen birçok insan için iş hayatı aynı zamanda bir kimlik yolculuğu oluyor. Sen de yılların yükselen grafiğine sahip güçlü bir şirketin başındasın. Kendi liderlik kimliğin nasıl oluştu?

GÜLFEM YORGANCILAR PERÇİN:

Yazının Devamını Oku

Saba Tümer: Kimseyi fazla tanımak istemem

29 Kasım 2025
Bazı insanlar vardır, sahne spotları ne kadar üzerlerinde olursa olsun, kendi iç ışıklarıyla parlarlar. Saba Tümer tam da öyle bir kadın… Kahkahasıyla adeta kalkanları kıran, samimiyetiyle duvarları çözen, tevazusu ve sezgisiyle de hayatı derinlikli yaşayan bir yay kadını. Yıllardır ekranlarda gördüğümüz gülüşün ardında; sekiz yıllık gazetecilik eğitimi, mahkeme kararıyla tamamlanan bir bölüm, biriktirilmiş yüzlerce anı, keskin bir gözlem gücü ve kimseye yaslanmadan var olma kararlılığı yatıyor. Bu röportajda yalnızca bir televizyon figürü değil; kendi yolunu cesurca çizen bir kadın var. Gücünü neşeden alan, sınırlarını sakince koruyan, hayata mizahla yaklaşırken ciddiyetin dozunu da ustalıkla ayarlayan bir Saba karşımızda. “Yüzde Yüz İlham Veren Sohbetler”in YouTube’daki ilk konuğu olan Saba Tümer; gazetecilikten şarkıya, ekrandan inzivaya, güven meselesinden magazine kadar pek çok başlıkta açık yüreklilikle konuştu. Kahkahanın ardındaki gerçek hikayeyi, yılların birikimini ve hayatı “gelişine yaşama” felsefesini anlatırken, her cümlesi ilhamla doluydu.

“8 YILDA, MAHKEME KARARIYLA MEZUN OLDUM!”

 

- Kahkahan ve neşenle tanındın ama bence az kişi gazetecilik mezunu olduğunu biliyor. Temellerin çok sağlam başlamışsın…

SABA TÜMER: Evet, mesleğim gazetecilik. “Kahkaha” güzel bir lakap ama tek kimliğim değil ama bunu seviyorlar. Gazeteciliği adeta tıp okur gibi okudum; sekiz yıl sürdü. (Gülüyor.)

 

- Neden?

SABA TÜMER: 

Yazının Devamını Oku

Salim Kadıbeşegil: Kendimi hep yeniden inşa ettim

15 Kasım 2025
Bazı insanlar hayatı olduğu gibi kabullenir, bazılarıysa onu yeniden yazar. Salim Kadıbeşegil, ikinci grupta yer alanlardan. Hayat ona ne armağan ettiyse, o onu dönüştürmeyi, kendi anlamını yaratmayı bilmiş. Gazetecilikle başlayan, ardından halkla ilişkiler ve itibar yönetimiyle devam eden bir serüvenin içinde, Türkiye’nin bu alandaki öncü isimlerinden biri olmuş.

Yüzde Yüz İlham Veren Sohbetler’de bu haftaki değerli konuğumuz Salim Kadıbeşegil, “Hayat bana tepside sunulmadı” diyor. Ama o, her taşın altından kendi yolunu çıkaran bir insan. İzmir’den Amerika’ya, oradan yeniden İzmir’e uzanan yolculuğu; sabrın, inancın ve dostluğa dayalı bir yaşam felsefesinin hikayesi. Bu söyleşi, sadece bir kariyer öyküsü değil, aynı zamanda içsel bir bilgelik dersi niteliğinde…

 

HAYAT BANA TEPSİDE SUNULMADI

 

- Salim bey, görüyorum ki hayat size pek tepside sunulmamış. Öyle değil mi?

SALİM KADIBEŞEGİL: Evet, hiç de öyle olmadı. Annem erken yaşta vefat etti. Aile olarak çok bir arada olamadık. Yatılı okullarda okudum, bir masanın etrafında ailecek yemek yediğimiz bir anım yok. Hep kendi başıma, her sorunu tek başıma çözmek zorundaydım. Bu yalnızlık bana erken yaşta dayanıklılığı, sorumluluğu ve kendini tanımayı öğretti.

 

Yazının Devamını Oku

Ferhat Göçer: Hüzünde kalmayı seçiyorum

1 Kasım 2025
YÜZDE Yüz İlham Veren Sohbetlerde bu haftaki konuğumuz Ferhat Göçer.

Sahnesi, sadece güçlü sesi ve şarkıları ile değil, ev sahibi şefkatiyle kurulmuş, hüzünle tatlandırılmış, seyircinin nefesini de içine katan ortak bir alan sanki.

Hekimlikten gelen iyileştirme refleksini müziğin hafızasıyla birleştirince şarkılar zamana yayılan bir tesir kazanıyor.

Onun dünyasında ‘beyefendilik’ bir etiket değil, aile terbiyesi ve sahicilik üzerine inşa edilmiş bir duruş. Sahneden indikten sonra bütün ışıltı ya sıcak bir çorbanın buharında sönüp sade bir sohbete dönüşüyor ya da evin sessizliğinde kedilerin mırıltısına karışıyor.

O, samimi yanıtlarıyla bizlere ışık tutarak, ‘Yeter ki bir kişiye iyi gelsin’ yaklaşımıyla sanatını icra ediyor.

Ferhat Göçer için müzik, hayatında meslekten çok bir emanet, yaşayan, çoğalan ve tesir bırakan bir miras.

SAHNE: İYİLEŞTTİREN BİR MEKAN

* Dinleyiciyle kurduğunuz güven, sevgi ve saygı yıllardır hiç bozulmadı. Bu bir karakter meselesi mi, yoksa mesleki bir strateji mi?

Yazının Devamını Oku

Duygu Alptekin Gürsu: Kurumsaldan koçluğa - Bir dönüşüm hikayesi

11 Ekim 2025
Kurumsal hayatta hızlı yükseliş, uluslararası başarılar, zorlu krizler ve ardından gelen bir sağlık sınavı… Bu röportaj, hem iş dünyasında başarıyla ilerlemiş hem de hayatının en kritik noktasında yeni bir yolculuğa çıkmış bir ismin Duygu Alptekin Gürsu’nun hikayesini anlatıyor. Hem bireysel dönüşüm, hem kadın liderliği hem de “başarı” kavramının yeniden tanımlanışına tanıklık ediyoruz. Uzunca süre beyaz yaka olarak başarı merdivenlerini hızlı şekilde tırmanan lider koçu Duygu Alptekin Gürsu ile Yüzde Yüz İlham Veren Sohbetler’de bir araya geldik. Liderlerin özellikleri nedir? Lider mi doğulur, sonradan olunur mu? 21. yüzyıl liderlerin, sektöre, coğrafyaya göre değişen dinamiklerini, yeni nesil liderlik özelliklerini konuştuk. Ve sadece kurumsal hayatta değil, gündelik hayatımızda, sosyal ilişkilerde, aile içinde de dikkate alınması gereken tüyolarla sizleri baş başa bırakıyorum.



 

KURUMSAL HAYATIN İLK YILLARI

 

- Beyaz yakalı hayatında çok başarılı bir kariyer hayatın olmuş, nasıl başladın?

DUYGU ALPTEKİN GÜRSU: Üniversiteden mezun olunca ilk durağım Unilever oldu. Önceden staj yaptığım için büyük umutlarla girdim. Açıkçası “Buradan emekli olurum” diye düşünüyordum. İlk yıllarda hepimizin hayal ettiği o güvenli kariyer yolunu arıyordum. Fakat daha bir yıl dolmadan telefonum çaldı. Bir headhunter arıyordu ve Coca-Cola Company Orta Asya için pazarlama ekibi kuruyordu. İlk başta inanmadım; “Bu kadar junior birini neden arasınlar” dedim. Ama teklif gerçekti. Coca-Cola, pazarlama alanında bir hayaldi. Normalde yeni mezunları hiç almıyorlardı. Bir yıllık tecrübeyle kabul edilmek büyük bir fırsattı. Böylece hayatımı değiştiren yeni bir yola çıktım.

Yazının Devamını Oku