"Derya Fidan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Derya Fidan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Derya Fidan

İşte doğal kolajen kaynakları

16 Eylül 2020

Takviye edici gıdalar ise bir ya da birden fazla besin öğesi; vitamin, mineral, protein, bitki, botanik, bitkisel kaynaklı maddeler, amino asitler ve benzeri bileşenler ile bunların konsantresi ve/veya ekstraktlarından oluşan ve günlük alım dozu belirlenmiş ürünler olarak tanımlanmıştır. Besinlerden günlük almamız gereken miktarları tamamlayamadığımızda bunları takviye olarak almak ve vücuttaki biyo yararlılığını sağlamamız gerekir.

İşte tam olarak da bu sebeple son dönemlerin popüler tercihi olana kolajen hidrolizatları konuşuluyor ve epeyce tercih ediliyor.

Peki, bakalım neymiş bu kolajen hidrolizatı ve gerek var mıdır günlük olarak alınmasına?

Fonksiyonel bir bileşen olan kolajen hidrolizatı, vücutta kolajen yapımını arttırarak kemik ve cilt sağlığını düzenleyici gıdalarda kullanılan popüler bir bileşen hale gelmiştir. Kolajen dokulardaki matriks, hücrelerin arasında bulunan, hücre aralarını dolduran ve onları destekleyen kompleks bir yapıdır. Ayrıca su ve mineralleri tutar ve doku gerginliğini ayarlar. Kolajen vücudumuzdaki proteinlerin yaklaşık % 25’lik kısmını oluşturan, derimizin % 75’lik kısmını meydana getiren önemli bir proteindir. Çoğunlukla deri, tendonlar, iç organlar, kemik, kıkırdak ve bağ dokuda bulunur ve vücut tarafından fibroblast hücrelerince doğal yollarla üretilir.

Vücut kolajen kaybının nedenleri nelerdir?

Yaşlanma, sigara ve alkol, vücuttaki oksijen azlığı, beslenme yetersizlikleri ile güneş ve diğer dış etkenler nedeniyle 20’li yaşların ortalarından itibaren vücutta kolajen sentezi azalır. Kolajen kaybı sonucunda deri esnekliğini, parlaklığını ve yumuşaklığını kaybeder, donuklaşır, kırışır ve kahverengi lekeler ve başka renk değişiklikleri oluşur. Bunun sonucunda deride sarkmalar ve kırışıklıklar meydana gelir.

Kolajen sentezinin azalması sonucunda benzer bir durumda, bağ doku ve kıkırdaklar için geçerlidir. Yaşlanma ve diğer nedenlerden ötürü kolajen sentezinin azalmasıyla bağ doku ve kıkırdaklar esnekliğini kaybeder ve osteoporoz başta olmak üzere çeşitli rahatsızlıklar meydana gelir. Önemli bir protein ve amino asit kaynağı olan kolajenin sentezinin azalması ile yaraların geç iyileşmesi, yorgunluk ve performans düşüklüğü gibi semptomlar da görülür.

Kolajen hidrolizatının insan sağlığı üzerine etkileri

Yazının devamı...

Sade yağ bu ara popüler ama kullanmalı mıyız?

10 Eylül 2020

Son dönemlerde sade yağın yani ghee yağının tereyağından çok daha üstün olduğu hatta metabolizmayı hızlandırıp, kanser savaşçısı olduğu yönünde yorumlar bulunuyor. Sade yağ da tereyağı da doymuş yağlardır. İkisi için de daha fazla veya daha az sağlıklı diyemeyiz. Ghee, özellikle son dönemlerde ‘daha sağlıklı’ diye anılsa da normal tereyağından daha sağlıklı değildir. Hatta içeriğinde yer alan yüksek doymuş yağ asidi türü ve miktarına bağlı hiperlipidemi riskini de oluşturduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekir.

Sade yağ nasıl elde edilir?

Ghee yağı pişirilerek berraklaştırılmış, saflaştırılmış tereyağıdır. Ghee yağı evde kolaylıkla elde edilebilir. 1 kilo tuzsuz tereyağı tencerede çok kısık ateşte köpüklendirilir. Bu işlem esnasında yağı yakmamaya, sıcaklığı ani artırmamaya özen gösterilir. Tereyağı orta ateşte bir süre ısıtılıp eritildiğinde iki kısma ayrılır: Sıvı tereyağı ve üstte yüzen katı süt parçaları. Katı parçalar alındıktan sonra sade yağ yani ghee yağı elde edilir.

Yemek ve tariflerde kullanılan sade yağ öz bir form olduğundan porsiyonlamada daha tasarruf sağlayarak normal tereyağına göre ölçü birimi birebir olarak verilebilir. Tadı tereyağı, görünüşü ise sıvı yağ gibidir. Buzdolabında muhafaza edildiğinde katı bir forma bürünen sade yağ daha hafif ve sindirimi daha kolay olmasından kaynaklı tercih sebebidir.

Süt hassasiyeti olan kişiler de güvenle kullanabilir

Hem tereyağı hem de sade yağ, yağda çözünen A, D, E, K vitaminleri ve beta-karoten gibi besin ögeleri içerir ancak tek kaynak olarak güvenebilecek kadar yüksek miktarda değildir. Sade yağdaki kazein veya laktoz miktarı daha azdır. Süt hassasiyeti olan kişiler için şişkinlik problemi oluşturmayacağı için tercih edilebilir.

Unutulmamalıdır ki mucizevi yağ asidi kaynağı olarak görülen sade yağ sanıldığı kadar masum değildir ve mutfaklarda aynı tereyağı gibi hayvansal kaynaklı yağ asidi olduğu bilinerek tercih edilmelidir. 1 yemek kaşığı kadar sade yağ konsantre olmasından kaynaklı 12 gr doymuş yağ içermektedir.

Yazının devamı...
Derya Fidan Kimdir?

İstanbul Haliç Üniversitesi ‘Beslenme ve Diyetetik’ bölümünde 2010 yılında eğitimine başlayan Derya Fidan; 2013 yılında Johns Hopkins Medicine Hastanesi’nde Kardiyovasküler Cerrahi yoğun bakım hastalarında ve Onkoloji tedavisi alan yatan hasta servisinde Enteral Parenteral Nutrisyon eğitimini pratik uygulamalar şeklinde almaya başlamıştır. Buradaki eğitimini tamamlayan Fidan, aynı yılın devamında sıralı olarak, TC. Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma hastanesinde ve Bezmi Alem Üniversitesi eğitim ve araştırma hastanesinde Ana- Çocuk sağlığı ve Obezite Cerrahisi (Bariatrik Cerrahi) üzerine eğitime başlamış olup eğitimini ‘Bariatrik cerrahi operasyonu öncesi ve sonrası beslenme tedavisi’ üzerine yaparak tamamlamıştır.

Devamında birçok kurum ve kuruluşta eğitim alan Fidan, 2014 yılında Mezuniyet tezini ‘Obez Hastaların Besin Desteği Kullanım Durumlarının Araştırılması’ üzerine yazıp 2014 yılında tez teslimi yaparak mezun olmuştur. Çalıştığı kurum ve kuruluşlarda toplu beslenme hizmeti, yoğun bakımda yatan hastaları, yatan hasta servis vizitinin yanında poliklinik hizmeti vererek başarılı sonuçlar elde etmiştir. 2016 yılı Kasım ayı itibariyle Okan Üniversitesi Hastanesi’nde görevini icra etmeye devam etmektedir. Diyetisyenlik mesleği adına uzun zamandır eğitimler veren ve öğrenci yetiştiren Fidan, birçok üniversite ve öğrenci konseylerinde dersler vererek mesleki bilgi ve tecrübesini literatüre dayalı kanıtlar ile paylaşmış ve paylaşamaya devam etmektedir.