İttifak yasası ve ötesi

AK Parti ile MHP’nin 2019 seçimlerinde yapacağı ittifaka ve bu ittifakın doğuracağı “siyasi” sonuçlara kilitlenip TBMM’nin gündemindeki 26 maddelik teklifin içeriğine tam anlamıyla vâkıf olamadık.

Haberin Devamı

Uzun süredir bu konuda tatmin edici bir çalışma okumak, konunun bütünlüklü bir şekilde tartışıldığı bir ortamda bulunmak istiyordum. Yüzlerce sivil toplum kuruluşunun katılımı ve desteği ile hareket eden Denge ve Denetleme Ağı’nın (DDA) İstanbul’da organize ettiği “Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Nasıl Bir Denge Denetleme” etkinliği bana bu fırsatı sundu.


10 ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİK VAR
DDA, yakın zamanda o toplantıda konuşulanları ve toplantının sonuçlarını açıklayacaktır. Ben bugün size, toplantıda “Seçim Sistemi Masası”nın konuşmacılarından Erol Tuncer’le yaptığım sohbetten ve Türkiye Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı’nın (TESAV) TBMM’deki teklifle ilgili değerlendirmelerinden çıkardığım sonuçları aktaracağım.

Önce teklifle nelerin değişeceğine bakalım:

Siyasi partilerin ittifak yapmalarını engelleyen hükümler ilgili yasalardan kaldırılacak.

Adaylıklar, oy sayımı, milletvekili sayılarının belirlenmesi ile ilgili yasa maddelerine “ittifak partileri” ibaresi eklenecek.

1950’den beri yürürlükte olan “seçim çevresi” yeniden tanımlanarak daraltılacak.

1950’den beri sandık kurulu başkanları seçmenler arasından seçilirdi. Düzenleme ile artık kamu görevlileri arasından kura ile belirlenecek.

Sandık ve seçim bölgeleri birleştirilebilecek.

Bir partinin üyeleri, üyeliklerini bitirmeden başka partinin listesinde yer alabilecek.

Engelliler için ayrı sandık kurulacak.

Zarflar ve mühür bulunmaması halinde oylar geçersiz sayılmayacak.

Kolluk kuvvetlerini sandık başına sadece sandık kurulu başkanı çağırabiliyordu. Artık seçmenler de çağırabilecek.


İTTİFAKA RAĞMEN BARAJ TEMSİLDE ADALETİ ZEDELER
Şimdi, TESAV’ın başlıca eleştirilerini sıralayalım:

İttifaka imkân tanındığı halde yüzde 10’luk seçim barajı kalıyor. İttifak yapan partiler yüzde 0.5 ile bile TBMM’ye girecekken, ittifaklara dahil olmayan partiler yüzde 9.99 oy oranıyla dışarıda kalacak. Bu durum “temsilde adalet” ilkesinin zedelenmesine neden olabilir.

İttifakın alacağı milletvekili sayısı, (hesaplamada D’Hondt sistemi kullanılacağından) ittifak partilerinin ayrı ayrı girmesi halinde alacakları milletvekili sayısının toplamından fazla olacak. Yani partiler oy arttırmadan ittifakla milletvekili sayısı arttırabilecekler. Haliyle ittifak dışı partilerin milletvekili sayısı da azalacak. (AK Parti ve MHP 2015 genel seçimlerine ittifak ile girseydi, oy sayısı değişmeden bugünkü milletvekili sayısından 10 fazla milletvekili çıkarabilecekti.)

Kamu görevlileri arasından seçilmesi, özellikle de OHAL döneminde, sandık kurulu başkanlarının partizanca davranmasına neden olabilir.

Mühürsüz zarf ve oy pusulaları geçerli sayıldığında, bazı parti ya da partilerin lehine dışarıda hazırlanmış oy pusulalarının sisteme dahil edilmesinin önü açılabilir.

Aynı binada oturan insanlar farklı yerlerde oy kullanabilecek. Bu düzenleme seçim bölgelerinin daraltılmasıyla birleştirilince “zayıf olunan seçim bölgelerine seçmen taşıma” durumunu yasal hale getirebilir.


UZUN VADELİ DÜŞÜNMELİ VE SAĞDUYUYLA BAKMALI
Kula kul olmaktan çıkıp özgür bireylerden oluşan bir millet olmamızın en önemli anahtarlarından biri “seçme ve seçilme hakkı”dır.

Bu hakkın güçlenmesi için, seçim sisteminin esasını oluşturan “Seçim Yasası” ile “Siyasi Partiler Yasası”nın kökten değişmesi elzemdir. Bunu kimse reddedemez.

Ancak, sadece kısa vadeli sonuçlarına ve getireceği avantajlara yoğunlaşarak yapılacak değişiklikler, uzun vadede demokrasimizde onarılmaz yaraların önünü açabilir.

Bu yüzden, iktidar ya da muhalefet fark etmez, herkesin kısır siyasi çekişmelerin ötesinde sağduyu ile hareket etmesi önemlidir. Muhalefet sabırla yapıcı eleştirilerini ve önerilerini ortaya koymalı, iktidar da gelen eleştirileri “nereden geldiğine” değil, “içeriğine” bakarak ciddiyetle değerlendirmelidir.

Yazarın Tüm Yazıları