Büyük derbi: Karalahana balkabağına karşı

İki farklı sebze, iki farklı tarz. Karadeniz’in gururu karalahana ve Akdeniz harikası balkabağı kışın mutfakları şenlendiren ürünler. İkisini kullanabileceğiniz iki tarifle mevsimin hakkını verelim.

Karalahana Çorbası

Karalahanaları ince kıyın ve tuzla ovun. Tencerede zeytinyağı ve tereyağını eritin. Soğanı ekleyip kısık ateşte kavurun. Salçayı ekleyip kavurmaya devam edin. Lahanaları ilave edip yumuşayana kadar pişirin. Pirinci, haşlanmış fasulyeyi ve tavuk suyunu ekleyin. Baharat ve tuzla baharatlandırın. Kısık ateşte yaklaşık 30 dakika pişirin. Mısır ununu yavaşça çorbaya ilave edin. Kıvam aldıktan sonra altını kapatın.

Malzemeler

1 demet karalahana
2 adet kuru soğan
1 su bardağı haşlanmış kuru fasulye veya barbunya
½ su bardağı pirinç
1 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı mısır unu
1 tatlı kaşığı pulbiber
1 tatlı kaşığı toz kırmızıbiber
Tuz
Karabiber
5-6 bardak tavuk suyu

Bilmemiz gerekenler

Karalahana

Daha çok Karadeniz Bölgesi’nde kullanılır. Yaprak olarak satılır ancak göbek şeklinde bir sebzedir. Yaprakları sert hatta dikenli olabilir ellere dikkat! Kullanmadan önce mutlaka biraz haşlayıp acı suyu çıkartılmalı ve yumuşaması sağlanmalıdır.

Balkabağı

En çok Akdeniz Bölgesi’nde, sonbahar ve kış aylarında yetişir. Kabuğu sert olduğundan el kesme riski fazladır. Balkabağına zencefil, tarçın, karanfil gibi baharatlar çok yakışıyor. Hangi tarif olursa olsun içerisine bu baharatlar eklenirse lezzet çok yukarılara taşınır.

Baharatlı balkabaklı tart

Tart hamuru için tereyağıyla unu elinizle birbirine yedirin. Malzemeyi ekleyip, hamuru elinizin içi ile ezerek yoğurun ve buzdolabında dinlendirin. İç dolgusu için; balkabağını ve şekeri bir tencerede yumuşayana kadar kaynatın. Yumuşayınca blender yardımıyla iyice çekin. Kalan tüm malzemeyi ekleyin ve pürüzsüz bir hal alıncaya kadar karıştırın. Kilitli bir tart kalıbını tereyağı ile yağlayın, hamuru merdane ile açın, kalıbınıza yerleştirin. Dolguyu doldurun, 165 derece ısıtılmış fırında 1 saat pişirin. Ortası çok sıvı kaldıysa bir 5-10 dakika daha tutun.

Malzemeler

250 gram un
150 gram tereyağı (oda sıcaklığında)
1 tutam tozşeker
1 adet yumurta
1 yemek kaşığı süt
1 tutam tuz

İç dolgusu için malzemeler

750 gr ayıklanmış, doğranmış balkabağı
250 gr tozşeker
1 tatlı kaşığı ince rendelenmiş zencefil
1 tatlı kaşığı toz tarçın
1 tatlı kaşığı toz zerdeçal
1 çay kaşığı toz muskat veya rendesi
1 çay kaşığı pulbiber
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı sumak
1 çay kaşığı yenibahar
1 çay kaşığı toz kırmızıbiber
1 çay kaşığı kakule tohumu – ezilmiş
125 gr krema
2 yumurta
250 gr mascarpone peyniri

X

Konya’nın küflüsü mü, Antakya’nın sıkması mı, Ayvalık’ın loru mu?

Hatay’ın künefelik peyniri, Trabzon’un muhlamalık peyniri, Erzurum civil peyniri, onlarca çeşit tulum peyniri, Viyana’nın incirlisi, Kuzey İtalya’dan provolone...

Ağız sulandıran, iştah kabartan bir liste bu. Her damağa, her keseye göre peynirler. Üstelik artık hepsini bir arada bulması da kolay. İstanbul’un en iyi peynirlerini satan dükkânları araştırdım

Ariste Peynir Dükkânı
İthal ve yerli 200 çeşitten fazla peyniri bir arada bulabileceğiniz baştan çıkarıcı bir dükkân... Peyniri ekmeğe sürerek yiyenlere 7 ay bekleterek kıvama getirdikleri Ezine inek peynirini öneriyorlar. Manyas’tan kekikli ve çörekotlu sepet peyniri, Trabzon’dan mıhlamalık peynir benim favorilerim arasında... Eski kaşarın inek sütünden olanını Kars’tan, koyun ve keçi sütünden imal edilenini Trakya’dan getirdikten sonra 12 ay dinlendirip satışa çıkarıyorlar. İthal ürünleri de var: Viyana’dan incirli peynir, beş yıl ve 42 aylık iki farklı seçenekte blok parmesan, ayrıca mascarpone, provolane, rokfor, gouda, mimolette gibi birçok peynir de müşterinin beğenisine sunuluyor.
Mutlaka deneyin
Mıhlamalık peynir, incirli peynir, provolane
İncirliköy Mahallesi, Soğuksu Caddesi No:53 Beykoz
www.artistepeynirdukkani.com

Antre Gourmet

Yazının Devamını Oku

Trileçe kazan dünya kepçe

O, pastane vitrinlerinin yeni ‘celebrity’si trileçe.

Dizilerde o konuşuluyor, köşe yazarları hakkında methiyeler düzüyor. İşte son günlerin olay tatlısının Güney Amerika’dan Arnavutluk’a oradan Türkiye’ye yolculuğu...



Anlaşılan yıllardır hangi pastaneye gitsek vitrinde veya mönüde aynı sütlü tatlıları görmekten biraz sıkılmışız. ‘Trileçe’ adında bir tatlı çıktı geldi ve tatlı sevenlerin listesinin ilk sırasına yerleşti.

İstanbul’un her semtinde bu tatlıya rastlamak mümkün... Hatta Türkiye’nin neredeyse her şehrinde adını duyurmaya başladı. Fakat sorun burada başlıyor. Düne kadar hayatımızda olmayan bu tatlı, o kadar hızlı bir giriş yaptı ki bunun iyisi, lezzetlisi, esaslısı nasıl olur, nasıl olmalı konusunda çok da bilgili değiliz. Bir de orijini konusunda bir karmaşa var. Bir kısım inatla “Arnavutluk bölgesinin tatlısı” derken, bir kısım “Dağılmadan önceki Yugoslavya’nın lezzetidir” diyor, bambaşka bir kısım da “Halis muhlis Güney Amerika tatlısı bu, nereden çıktı Arnavutluk, Yugoslavya?” diyor. Peki nedir bunun gerçeği?

‘TRES LECHES’ YANİ 3 SÜT

Yazının Devamını Oku

Her mutfakta Dolce Vita*

Bugün hepinizi evlerinizin İtalyan şefi olabilmeniz için gerekli olan bilgilerle donatacağım. İtalyan mutfağı ile ilgili tüyolar sayesinde evinize gelen her misafire klasik İtalyan sofraları kurabileceksiniz

Minestrone

Bir çeşit sebze çorbası ancak içerisinde makarna ve bakliyat da var. Yöreye ve mevsime göre içerisine konulan sebzeler değişkenlik gösterse de aslında
Her mevsimde içerisinde olan sabit malzemeler var: Kuru fasulye, havuç, kereviz sapı, soğan ve makarna. Bu malzemelerin dışında içerisine ıspanak, domates, sarımsak, bazen makarna yerine pirinçte ilave edilebilir ancak önemli olan bu çorbanın berrak bir çorba olarak kalmasıdır. İçine rengini ve saydamlığını bozacak herhangi bir sebze eklememeli.

Pizza
Öncelikle mayalı bir hamur hazırlamanız gerekiyor. Un, su, tuz, biraz şeker ve mayadan oluşuyor, yani dünyanın en kolay hamuru. İyice yoğurduktan sonra yumuşak ama ele yapışmayan bir kıvamda olması gerekiyor. Daha sonra yapacağınız pizzanın büyüklüğüne göre toplar yapıp aralıklı bir şekilde tepsiye dizin. Üzerine hava almayacak şekilde folyoyla kapatın. En az bir saat mayalandırın, hamurunuz iki katına çıkmalı. Hamurunuz mayalandıktan sonra merdane veya oklava yardımıyla açıp kenarlarını biraz daha şişkin bırakın. Hazırladığınız domates sosu üzerine bir kaşık yardımıyla sürüp, istediğiniz malzemeleri ve rendelediğiniz mozerella peynirini serpiştirin ve fırına atın.
Pizzanızın altı çıtır oluncaya kadar pizzayı pişirin. Üzerine çok fazla malzeme koyarsanız pizza taşımayacak ve çok yumuşayacaktır, o yüzden aman dikkat!

Bolognese sos

Yazının Devamını Oku

Benim en iyi dostum salebim bozam

Kış geldi mi daha iyi arkadaş bulamazsınız.

Kanapeniz, battaniyeniz tembellik için hazırsa ve bir elinizde televizyon kumandası varsa, diğerinde de bir bardak olsun. Bardağın içinde de ya salep ya boza...

Kış geldi. Yani her akşam çay demleyip, televizyon karşısında dizimizde bir battaniyeyle oturma sezonu açıldı. Tabii sürekli çay içmek olmaz. Bir süre sonra farklı lezzetler arayacağımız belli. Bu mevsimin benim için vazgeçilmez ikilisi olan salep ve bozayı kış gecelerimize misafir etmenin vaktidir...
Maalesef salep ve bozaya günümüzde eskilerdeki kadar değer verilmiyor. Salep o günlerde şifa niyetine içilirmiş ve birçok hastalığa iyi geldiğine inanılırmış. Bozaysa ellerinde ibriklerle sokak satıcıları ve camda onları bekleyen küçük çocukların yarattığı atmosferle tam bir akşam içeceğiymiş.
Salep sıcak içilir; buz gibi havalarda üşüyüp eve geldiğinizde içinizi ısıtır. Enerji verir.
Boza soğuk içilir, sıcacık evinizde içinizi serinletir. Yine de bu ikisi birbirinden çok farklı olmalarına rağmen aynı mevsimin lezzetleridir.

Maraş’taki sırOrtadoğu’da, özellikle de Suriye’de yetişen bodur bitkinin değeri yapraklarında değil kökünde...

Yazının Devamını Oku

TV önü atıştırmalıkları

İşten eve geldiniz ve çok kısa sürede aperatif bir şeyler hazırlayıp, koltuğunuza yayılıp, film keyfi yapmak istiyorsunuz... Size birkaç tavsiyem olacak. Hem kolay hem de çok lezzetli!

Kavurga: Van’a ziyarete gittiğimde çerez niyetine önüme getirdikleri harika bir atıştırmalıktı. Çedene ve sütlü buğdayı yağsız tavada kavrup, kâselerde önümüze getirdiler.
Çıtır mantı: Aklınıza ilk gelen normal mantının kızartılarak yapılması biliyorum ama bahsedeceğim şey bundan çok farklı. Yufkaları küçük kareler şeklinde kesin ve iki kare yufkanın arasına kıyma harcı koyup suyla yapıştırın ve kızartın. Yoğurda batırarak yiyin.
Birkaç da klasik...

Nacho’s: Hazır cipslerin üzerine mısır, mantar, jalapeno, renkli biber, Meksikafasulyesi ve biraz da rendelenmiş peynir koyup fırına verin.

Soğan halkası: Un ve sodayı karıştırın ve daire şeklinde dilimleyip, halkalara ayırdığınız soğanları bu karışıma bulayıp kızgın derin

Yazının Devamını Oku

Hadi herkes mutfağa!

Yemek pişirmeye heveslenip mutfaktan gözü korkanlar!

Neye, nereden başlayacağını bilemeyenler! Çekinmeyin, sıkılmayın. Kollarınızı sıvayın ve temel birkaç tekniği, ufak tüyoları kapmak için Arda’nın hazırlık sınıfına buyrun


Soğan karamelize ederken


Piyazlık doğradığınız soğanı az yağlı kızgın bir tavaya alın. Soğanı ara ara karıştırarak koyu kahverengi bir renge gelmesini sağlayın. Yanacak gibi olursa bir kaşık su ekleyerek tavanın ısısını düşürebilirsiniz. Bu işlemi yaparken sabırlı olmanız çok önemli. Soğan piştikçe içindeki şeker ortaya çıkacak ve rengi dönüp karamelize olacak.


Domates soyarken


Yazının Devamını Oku

Bu sabahların bir anlamı olmalı

“Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” demiş Cemal Süreya...

Haksız da sayılmaz. Güzel bir kahvaltı o sabahın, hatta günün akışını komple değiştirebilir


Nasıl ki yurtdışında yabancılar misafirlerini akşam yemeğine davet ederse, bizim kültürümüzde de misafirler kahvaltıya davet edilir. Zira kahvaltı günün en zengin öğününü oluşturur. Diğer kültürlerle kendi kahvaltı kültürümüzü kıyasladığımızda birçok ülkede öğün bir fincan kahve ve çörekle geçiştirilirken bizler omlet, peynir, zeytin ve reçellerle tabiri caizse yalnızca kuş sütünün eksik olduğu zengin sofralar kurarız. Bunun sebebi de yöresel ürün çeşidinin bolluğu ve bereketiyle damak tadımızın yüksek olmasından kaynaklanır. Tabii her zaman böylesi zengin sofralar kurma imkânımız olmaz. Bazen daha mütevazı sofralar kurmaya ihtiyaç duyar, orta ayar bir şeyler hazırlayıp midemizi mutlu ederiz. Bazen de ayak üstü atıştırmalıklarla geçiştirmek isteriz.

Ucuz kahvaltı


En ucuz dediğimiz zaman en kolay ulaşabildiğimiz, yazdan hazırladığımız reçeller, pekmez, salça ve bunların yanında anneanne eli değmiş poğaça, simit, pişi gibi hamur işlerinin bulunduğu sofralar gözümüzde canlanıyor. Eğer evinizde değilseniz, lezzetli bir simit ve çayla gayet mutluluk verici bir kahvaltı yapabilirsiniz.
Bunun yanında evde bir sofra kurarsanız, lor peyniri, zeytin, tereyağına kırılmış yumurta ve buna bandıracağınız ekmekle cebinize uygun bir sofra kurmanız mümkün.

Orta kahvaltı

Yazının Devamını Oku

Biraz içimiz ısınsın bahanesiyle

Havalar soğuduğuna göre artık sofralarımızın ana kahramanı çorbalara yer açmamızın da vakti geldi. “Farklı ne yapabilirim?” diye merak edenlere birkaç öneri

HAFTANIN TARİFİKözlenmiş domates çorbası

-Ne lazım? 3 adet orta boy domates, 5-6 diş sarmısak, 6 dal taze kekik, birer
yemek kaşığı tereyağı ve un, 750 ml tavuk suyu, zeytinyağı, tuz, karabiber
-Nasıl yapılır? Domatesleri ortadan ikiye bölün ve fırın tepsisine yerleştirin, içlerine birer diş sarmısak saplayın. Üzerlerine birer dal kekik, tuz, karabiber ve zeytinyağı gezdirin. 200 derece önceden ısıtılmış fırında 20 dakika pişirin.
Fırından çıkan domatesleri kabuklarından ayırın. Bir tencerede tereyağını eritin, unu ekleyip kokusu çıkana kadar kavurun. Domatesleri ilave edin ve kavurmaya devam edin. Tavuk suyunu ekleyin ve kıvam alıncaya kadar kaynatın. Dilerseniz tadına bakıp tuz ve karabiber ilavesi yapabilirsiniz, sıcak servis edin.

Bir çorba malzemesi olarak....


Yazının Devamını Oku

Hep tatlı yesek, hep tatlı konuşsak!

Bu bayram çocukluğumuzla özdeşleşmiş o bayram tatlılarının, şekerlerinin, çikolatalarının peşine düştük, “Nerde o eski bayramlar” derdine nostaljik adreslerde deva aradık!

Çocukken erkenden uyanır, en temiz kıyafetlerimi giyer aile büyüklerimizin ellerini öpmeye giderdik. Anneannemin evinden içeri girer girmez kavurma kokusuyla karşılaşırdım. Ardından sofraya baktığımda subörekleri, baklavalar, çörekler, envai çeşit her türlü bayram yemeğini sofrada görürdük. Hatta biz eve geldiğimizde o hâlâ mutfakta çocukları, torunları için binbir türlü şeyi hazırlamakla meşgul olurdu. Beni de yanına alır ve yardım etmemi isterdi.
Sonra salona geçer, küçükler
büyüklerin ellerinden öper ve bayramlaşma faslı başlardı. Merasimin mest edici iki kısmı vardı: Harçlık ve ikramlar!


Bayram ziyaretleri öncesi için

Şeker ve bilumum tatlılar almak içinKadıköy’deki Cafer Erol
5 kuşaktır hayatını tatlıya adamış bir ailenin hikâyesi aslında. En son kuşak temsilcisi Hakan da babası Nurtekin Abi’den aldığı el ile işleri götürüyor. Nurtekin Bey, “Sevgi olmadan hiçbir şey olmaz” diyor, yıllardır işini ve sanatını titizlikle uyguluyor. Kadıköy Çarşı’daki bu dükkâna girince kendimi hep yurtdışında gıptayla baktığım şekerci dükkânlarında gibi hissediyorum. Fazlası var, eksiği yok. Bir de özel not: Alışveriş sonrası “Diş hakkımı isterim” deyin. Eskiden Ramazan sofrasından kalkınca misafirlere diş hakkı diye tatlı ikram edilirmiş, Ramazan’a daha çok var ama Kurban Bayramı’nda da şansınızı deneyin derim. Yasa Caddesi, No: 19 Kadıköy, (216) 337 11 03

Nostaljik bir çikolata alışverişi için

Yazının Devamını Oku

Turşusunu mu kuralım?

Kavanozlarınızı hazırlayın: İstanbul’un en iyi turşucularına girdik, sırlarını didik didik ettik.

İşte meraklısına en kıtır kıtır, ağız sulandıran turşuyu yapmak için gerekli teknikleri, tüyoları öğrendik.

Bu aylar kritik aylar, kaçırmaya gelmez. Çünkü önümüz kış, sofralar turşusuz olmaz. Bu mevsimde tezgâhlara düşen meyve ve sebzeleri kışın aynı lezzette bulamayacağımız için geç kalmadan işe koyulun.
En temeliyle başlayalım. Bu kışa hazırlanma işlemini yaparken birkaç farklı teknik kullanıyoruz. Bunlar bizlere anneannelerimizden miras teknikler. Birincisi salamura yapmak: Sebzeleri salamura hazırlayıp turşu kuruyoruz. Aynen bu şekilde kavanozlarca salça da yapabiliriz, çünkü en lezzetli domates ve biberler şu anda mevcut. Bir başka teknik ise ‘kurutma.’ Havanın en kuru ve az nemli olduğu döneme girmemizle beraber istediğimiz her türlü meyve, sebze ve baharatı kurutabiliriz. Patlıcan, biber, bamya, domates gibi birçok sebze bu mevsimde tezgâhlardaki yerlerini aldı. Bir sürü taze baharat da şu anda pazarlarda bizleri bekliyor.

Bu 10 maddeye dikkatLimontuzu ve asetik asit hemen hemen her turşunun yapımında kullanılabilir.
Asetik asit domates ve salatalık turşusuna az konulur, lahana turşusuna hiç konulmaz.
Lahana turşusu kurarken suyunu sık sık devir daim etmek gerekir.

Yazının Devamını Oku

Uyanın da balığa çıkalım!

Nihayet! Av yasağı kalktı, balık mevsimi başladı, tezgahlar yavaş yavaş dolmaya başladı. Sezonun ilk balık alışverişine çıktık, üzerine de ilk palamutu pişirdik.

Balıkçılar ne zaman, hangi balığı yer?

Her lokantacının, lezzet düşkününün iyi bir kasabı, manavı ve kesinlikle de balıkçısı olması lazım. Bu konuda çok şanslıyım. Çocukluğum Büyükdere gibi bir balıkçı semtinde geçti. Mahalleden arkadaşlarımdan birçoğu reislerin çocukları, aileden balık ticareti yapan akranlarımdı. Çocukluk arkadaşım Serkan da aileden balıkçı. Bu yüzden ne zaman balık mevsimi açılsa soluğu onun yanında alıp, denizden havadisler nedir ilk onun ağzından dinlerim. “Hava sıcaklığı henüz mevsim normallerinin üstünde olmasına rağmen, bu sezon geçen yıldan daha iyi balık bekliyorum” diyor Serkan. “Sen olsan şu an ne balığı yersin?” soruma cevabı net: “Palamutun fiyatı düşene kadar istavrit yerim. Palamutun sırtı kalınlaşıp etlenip, fiyatı normale gelince palamut yerim. Havalar soğuyup lüfer boğaza gelince de lüfer yerim. Kar suyu denize düşünce de hamsi...”

Küçük balık olmazsa büyük balık olmaz Hamsi ve palamut

Küçük balık:

Hamsi boğazın en gözde balıklarından birisi, boğazda hamsi olmazsa büyük balıkta bulmak mümkün değil. Hamsi yemeyen balıklar bile hamsiden dolaylı olarak faydalanırlar. Hamsiyi yiyen balığı ondan daha büyük başka bir balık yer ve böylece bu döngü sürer gider.
Hamsinin yağlanması için kulağına kar suyu kaçması lazım derler. Bu mevsimde havalar henüz sıcak olduğu için hamsi yağsız olur. Hamsinin yağlanması için havaların soğuması ve deniz suyunun da soğuması lazım. Bu mevsimde hamsi yiyecekseniz mutlaka yağda kızarmış olarak yemelisiniz. Izgara yemek isteyenler havaların soğumasını beklesinler ki tadını daha iyi alsınlar.

Büyük balık:

Şuanda mevsim palamut mevsimi… Her tezgahta palamut bulmak mümkün. Palamudu en güzel takoz kestirip, paneleyip kızartarak yiyebilirsiniz. Aynı zamanda balık ekmek yemek isterseniz de palamut çok iyi bir seçenek. Izgarada pişen palamudu soğan ve sumakla piyaz yapıp afiyetle yiyebilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Fırında pişer size neler düşer

Sadece börek, çörek değil, başlangıçtan ana yemeğe her türlü iştah açıcı lezzetin adresi fırın. Tüm sofrayı donatabileceğiniz üç kolay lezzetle bir şölen yaratabilirsiniz.

Fırında pişen her tarif hayatımızı kolaylaştırıp, bize yapmak istediğimiz farklı yemekleri de yapmak için zaman kazandırıyor. Eskiler, odun ateşinde yerde yaptıkları yemeklerin üzerine külle kapladıkları bir kapak örterek fırın etkisi verdikleri bir modelde yemek yapıyor ve bu modele de ‘kapama’ ismini veriyorlarmış. Peki siz de hemen hemen herşeyi fırında pişirebileceğinizi biliyor musunuz ? İşte benden size birkaç öneri


Muskatsız lazanya olmaz


İşin püf noktası çok lezzetli bir bolonez sos. En nihayetinde hazır satılan lazanya yapraklarını kullanacaksınız. Ama işin ehliyseniz, taze makarna hamurundan kendiniz de lazanya yapabilirsiniz. İkinci kilit nokta beşamel sos. Biraz muskat eklerseniz sosunuz misafirlerinizin parmaklarını yiyeceği bir lezzete dönüşecek. Eğer kıymalı yapmak istemezseniz, istediğiniz yeşilliklerle veya ızgara sebzelerle de aynı tadı yakalayabilirsiniz.
Yeşil Lazanya Malzemeleri
8-10 adet Lazanya

Yazının Devamını Oku

Benim güzel kasaplarım

Eski İstanbul’un mahalle başlarındaki aile kasapları, yerini zincir marketlere bırakmış olabilir.

Fakat hâlâ bu kültürü, geleneği ağız tadıyla yaşatan kasaplara rastlamak mümkün. Mahallenin gizli kahramanlarını, etin sihirbazlarını takdimimdir!


Etiler Gurme Kasap

Nerede?
Çamlık Mevkii, Etiler
Sahibi Çaglar Kavaşoğlu
1974’ten beri hizmet veren bir kasap. Tüm aile bu işi yapıyor. Hüseyin Bey yazları Silivri’deki dükkânda duruyor, oğlu Çağlar ise Etiler’dekinde. Dükkândaki etler Susurluk’tan. Haftada 3 kere mezbahadan et alınıyor, dinlendiriliyor. Aynı zamanda kendi sosis, sucuk ve pastırmalarını üretiyorlar.

Yazının Devamını Oku

Serin mutfaktan püfür püfür tarifler

Sıcaklarla hepimizin başı dertte. Serinlemek için ne yapacağımızı, ağzımıza ne atacağımızı şaşırdık. Telaşa mahal yok. İhtiyacınız olan tarifler, fikirler burada.

Yaz klasiğine saygı duruşu

Kâğıt helva arası dondurma
Yaz ayının vazgeçilmezi kâğıt helvalı dondurmayı es geçmek olmaz. Gurme bir dokunuş katmak isterseniz, bu lezzeti bir pastaya çevirmenizi öneririm.
3 tane kâğıt helva alın ve iki tanesinin ortasını oyup bütün olanı en alta getirerek hepsini üst üste oturtun. İçine istediğiniz dondurmadan top top koyun, en üste çikolata sos gezdirin. Buzlukta bekletin, dilimleyerek servis edin.

Hem dekoratif hem leziz

Renkli buzlar
Boşalan buzluklarınızın içine yenilebilir çiçekler ve küçük meyve parçacıkları serpiştirin, üzerini suyla doldurun, ardından dondurun.

Yazının Devamını Oku

Sepet sepet lezzetler

Kahvaltıların baş tacı, pastacıların kutsal ürünü, diyet yapanların en iyi dostu... Yumurtayla yapabilecekleriniz say say bitmez, yaz yaz yetmez. Meseleye iki yumurta kırarak başlayalım.

Poşe yumurta nasıl yapılır?

Ön uyarı: Yumurtanız çok taze olmalı.
Bir tencereye bolca su konulur ve kaynatılır.
İçerisine 1-2 kaşık
sirke konulur.
Tencerenin altı orta ısıya alınır. (Fokurdayarak kaynamamasına dikkat edin!)
Suyun içinde bir girdap oluşturulur.

Yazının Devamını Oku

Mükemmel peynir tabağı nasıl hazırlanır?

Peynir güzel bir sunumla ve yanındaki lezzet artırıcı arkadaşlarıyla sizin de sofranıza farklı bir renk katabilir. İşte işin püf noktaları

Türkiye peynir seçenekleri için tatminkâr, ancak diğer ülkelere kıyasla fiyat skalasında oldukça pahalı sayılabilecek bir kategoride. Son yıllarda yerli üreticiler, ithal peynirleri Türkiye’de üretecek formülleri hayata geçirmiş durumda. Kimisi gidip işi yerinde öğreniyor, kimisi yurtdışından işin ustasını getirtiyor. Günün sonunda hem bu coğrafyanın peynirlerini, hem başka kültürlerin lezzetli peynirlerini soframıza koyacak bir yelpazede ürün bulabiliyoruz. Ucuz mu? Bence değil ama çeşit yok dersek haksızlık etmiş oluruz. En basit süpermarket reyonunda bile onlarca çeşit peynir bulmak mümkün Ancak peyniri tek başına değil yanında hazırlayacağınız yandaş lezzet artırıcılarla sunmak, sofranıza bir farklılık katabilir. İşte benim önerilerim...

Nasıl yapılır? Soğan marmeladı

Soğanı kısık ateşte iyice yumuşayıncaya kadar terletin, üzerine esmer şeker ekleyip karamelize edin. Frambuaz püresi ilave edip marmelat kıvamına getirin. Maasdam peyniriyle servis edin.

Parmesan & kırmızı karabiber

Parmesanın tuzluluğuyla kırmızı karabiberin kavrukluğu birbirini tamamlar, ortaya kusursuz bir lezzet dengesi çıkar.


Taze meyveler

Mevsimine göre siyah üzüm, incir ya da armut kullanın. Peynir cinslerine en yakışan meyvelerdir bunlar. Rokforla armudun uyumu nefistir, tadından yenmez.

Yazının Devamını Oku

Şarküterinin anatomisi

Lezzeti dilimlendikçe artan, paylaştıkça çoğalan şarküteri ürünlerine dair ‘bilin, tadın, deneyin’ notları

Bu tabloda “Daha önce duymadım” dedikleriniz olabilir. Onları da şöyle açıklayalım:
Merguez sosis: Anason
aromalı. Izgarada harika sonuç verir.
Baton sucuk: Pişirmeden de yiyebileceğiniz bir sucuk çeşidi. Soğuk sandviçlerde rahatlıkla kullanılır.
Mortadella salam: İçinde kuyrukyağı parçaları olan bir salam türü.
London salam: Dilli salamdan farkı içinde parça şeklinde diller olması.


Yazının Devamını Oku

Aman tadımız tuzumuz kaçmasın!

Bakmayın yemek tariflerinin en sonuna ‘bir tutam’ notuyla eklenmesine.

Tuz ve kadim dostu karabiber mutfağın da sofraların da en kilit ikilisi. Çeşitlerini tanıyalım, hangi türün nereden geldiğini iyi bilelim

En doğal olmayanı Sofra tuzu

Hepimizin evinde kullandığı, sofralardaki tuzlukların içinde bulunan ince taneli tuz. Bu tuz rafine edilerek, yani içindeki faydalı tüm elementlerden arındırılarak elde edilir. Bu sebepten doğal tuzla hiçbir alakası kalmaz. Sadece yemeğinizin tuzlu olmasına sebep olur, vücudunuzun tuza olan gereksinimini en az karşılayan tuz türüdür.

En faydalısı Deniz tuzu

Son zamanlarda evlerimize daha sık girmeye başladı. Genel olarak iri taneler şeklinde değirmenle satılıyor. Sofra tuzunun hammaddesidir. Ancak sofra tuzunun aksine içinde faydalı elementler barındırır. Deniz kenarlarına yapılan suni göletlerin güneş ışığıyla kurutulması sonucu elde edilir ve bizim ihtiyacımız olan tuzu faydalı bir şekilde almamızı sağlar.


En sağlıklısı Kayatuzu veya kristal tuz

Tamamen doğal bir süreçten geçip sofralara geliyor. Aman rafine kayatuzlarıyla karıştırmayın. Hiçbir işlemden geçmeyen kayatuzu en sağlıklısı. Kristal tuzsa hepinizin mutlaka duyduğu Himalaya tuzu gibi tuzları içeriyor. Tuz kristali suda çözünebilen tek kristal olduğundan, ihtiyacımız olan tuzu tam olarak karşılayabildiğinden fazlasıyla özel bir yere sahip.

Yazının Devamını Oku