"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Ünlüler sokak çocukları için sahneye

Özlem Cankurtaran’la geçen pazarki söyleşide tanıştınız. O sadece büyük ve benzersiz bir aşk hikâyesinin kahramanı değil, aynı zamanda Çaba Derneği’nin başkanı. Biliyorum bir sürü dernek var ama bu başka...

Köprüaltı çocuklarına Çaba yardımı

*Siz aynı zamanda Çaba Derneği’nin başkanısınız...
- Evet. Kadınların kurduğu bir dernek Çaba...
*Çabalamaktan mı geliyor?
- Evet. Bizde, armut piş, ağzıma düş yok! Tahmin edemeyeceğiniz kadar çabalıyoruz. Sonradan, “Çağdaş ve Bağımsız Yardımlaşma Derneği” diye havalı bir isim de bulduk kendimize, baş harflerini birleştirince yine Çaba çıkıyor.
*Bu dernek, varlıklı cemiyet kadınlarının kurduğu bir dernek mi?
- Yok valla, bizler Hermes’ini koluna takıp, çocukların yanında poz veren kadınlardan değiliz! Bunda da bir fenalık yok ama biz onlardan değiliz. 40 kişiyiz, beyin takımı 14 kişi, 80 de üyemiz var.
*Tam olarak ne yapıyorsunuz?
- Türkiye genelinde çocuk yuvası açıyoruz. Mesela projelerimizden biri, “Eğitim için eğitim.” 18 Mart Üniversitesi’ne bağlı bir çocuk yuvamız var, parası olmayan çocuklara orada eğitim veriyoruz. Bitmedi, eğitim fakültesinin master öğrencilerinin de, o çocuklara eğitim vermesini sağlıyoruz.
*Güzelmiş.../images/100/0x0/55eb0ca0f018fbb8f8a7ba48
- Evet o gençler mezun olduktan sonra Türkiye’nin çeşitli yerlerine dağılıyorlar, bize oralardan telefonlar açıyorlar ve diyorlar ki: “Şuradaki şu okul harap vaziyette, yardıma ihtiyaç var.” “Tamam” diyoruz, o okulu onarıyoruz ya da yeni bir okul yapıyoruz. Pek çok anaokulu yaptık bugüne kadar. Son olarak Sultanbeyli’de 4 tane açtık...
*Parayı nereden buluyorsunuz?
- Bizim kasamız boş. Gözümüze bir şey kestiriyoruz. İnandığımız bir proje. O projeden elde ettiğimiz gelirle, okullarımızı açıyoruz. Mesela bir tane yemek kitabı bastık, 4 tane anaokulu açtık...
Yemek kitabından ne kadar para kazandınız ki!
- Aaaa öyle demeyin! Müthiş bir kitaptı. Tanesini 50 liradan sattık, 8800 tane. Sonra kermes düzenliyoruz. Oradan da kazanıyoruz. Four Seasons Oteli sağ olsun yeri bize ücretsiz veriyor, biz de firmalara satıyoruz. Ya da konser düzenliyoruz. Arı gibi çalışıyoruz anlayacağınız.
*Şimdiki hedefiniz nedir?
- Ayvansaray’da Haliç Köprüsü’nün altında bir yer var. Orası, sokak çocuklarının ilk istasyonu. Devlet inanılmaz iyi çalışıyor, başlarında da 18 yıldır aynı kişi var: Uğur. İki tane de ağabeyleri var, onlar da kendileri gibi sokaktan gelme...
*Oraya mı destek olacaksınız...
- Evet. Çünkü fiziki şartları kötü. Çocukların üşüdüklerinde mesela sığındıkları ilk yer. Birkaç gün kalıp neye ihtiyaçları oldukları tespit ediliyor. Fakat iyice elden geçirmek gerekiyor. Biz bir inceleme yaptık, 300-400 bin liralık bir yatırım yapabilirsek, o istasyonu adam edeceğiz.
*Bu sefer nereden bulacaksınız parayı...
- Bir oyun sahneye koyacağız. Oyuncular, ünlülerden oluşacak. Oyunculukla alakası olmayan, hiç sahneye çıkmamış ünlüler. Oyunu, Gani Müjde ve “Tükenmez Kalem” ekibi yazdı, Ali Sunal da yönetiyor. Eğlenceli olacak. Bir televizyon ödülleri gecesindeki ünlüleri canlandıracaklar. Bir ödül töreni izleyeceğiz anlayacağınız. Tek tek ödül alacaklar.
*Bu oyunda kimler rol alacak?
- Oooo çok isim var. Bazılarını sayayım: Ali Ağaoğlu, Abdürrahim Albayrak, Ayşegül Dinçkök, Barbaros Şansal, Bilgün Dereli, Cemre Birand, Cem Başar, Defne Samyeli, Ertuğrul Özkök, Erol Aksoy, Ezo Sunal, Ertekin, Hıncal Uluç, Mehmet Ali Birand, Maya Portakal, Serdar Eren, Savaş Özbey, Sedef Karamehmet, Türkan Sabancı, Zeynep Demirören.
*Bu isimlerin hepsi hiçbir şey yapmadan projenize, Çaba’ya destek olur...
- Evet olur. Ama biz bir şey üretip onun karşılığını almaktan hoşlanıyoruz...

Zeynep Erbakan’la absürd bir diyalog

GAZETECİLİK zor iş.
Röportajcılık belalı.
Birkaç haftadır Zeynep Erbakan’ın peşindeyim.
Her şey ayarlanıyor, uçak biletleri bile alınıyor.
Bir telefon...
İptal.
Geçen haftaki iptal sebebi, “Bir hafta sonra konuşursak daha çok şey anlatabilirim”di.
İkna oldum, daha doğrusu keleğe geldim!
“Tamam” dedim.
Bu hafta yine her şey ayarlandı, avukat-mavukat, uçak biletleri alındı, fotoğraf organizasyonu yapıldı.
Biraz önce bir telefon.
“Ben Zeynep Erbakan...”
Telefonun ahizesini elimle kapatıp, “Yooooo, hayıııır, olamaaaaaz” diye bağırdım.
Çünkü gerçekten de bir Türk filmi sahnesiydi başıma gelen, anlamıştım.
Yine iptal edecek.
Nitekim etti.
“Boşuna gelmeyin, bu röportajı yapamayacağız!” dedi.
Nasıl depresif bir ses, nasıl mutsuz, nasıl güçsüz, nasıl yorgun...
“Hoppala!” dedim, “Biz 7 yaşında çocuklar değiliz. Böyle son anda iptal olmaz. Daha doğrusu bir olur, bir olmaz, olmaz. Bana ayıp, gazeteye ayıp, avukatınıza ayıp. İkidir bilet alıyoruz. İnsanlar size nasıl güvenecek?”
Durdu, “Ben sizi ekranlardan tanıyorum” dedi.
“Hangi ekranlardan?” diye sordum, “Ben televizyona çıkmıyorum ki. Televizyonda program filan da yapmıyorum, ben sizi Hürriyet’e pazar röportajı için arıyorum.”
“Aaa gazete mi? Gazeteyse hiç olmaz! Güvenmiyorum...” dedi.
“Nedenmiş o?” dedim.
Ve aramızda konuşma, absürd bir diyaloğa döndü.
“Canlı yayın olsa neyse” dedi, “Ya da kasede çekseniz ileride yayınlasanız...”
“İsterseniz kamerayla da gelirim!”
dedi.
Bir sürü bir mana içermeyen cümleden sonra konuşma bitti.
Tekrar aradığımda telefon kapı duvar. Avukatını aradım, “Elimde sorularımla kaldım. Ne yapacağım?” dedim.
“Valla bilmiyorum. Gelmeye kalkmayın, görüşmeyecek çünkü” dedi ve ekledi: “Ben de şaşkınlık içindeyim. İkide bir fikir değiştiriyor. Tutarsız ve dengesiz davranıyor. Davayı bırakıyorum, çünkü ben de başa çıkamıyorum...”

1 Haziran’a hazırlık

AY ne güzel bir hava var!
Çık yürü.
Serserilik yap.
Bir ıslık tuttur.
Sağa sola bak.
Güzel adamlara bak.
Tamam, istiyorsan çiçeğe böceğe de bak.
Fışkırıyor çünkü şu anda her şey, doğa çıldırdı yine.
Gülümse.
Bir cafe’ye git otur, çay iç, kahve iç.
Dergi al, dergi karıştır.
Vitrin bak.
İndirim var bir sürü yerde, kendini şımart.
Çünkü tam zamanı:
Nisan-Mayıs ayları
Gevşer gönül yayları!
Ama unutma, 8 haftan var, hazirana kadar.
Aşık ol ve kilo ver, sloganın bu olsun.
8 haftada her şey olur.
Spor yap, diyet yap, ne yaparsan yap.
1 Haziran’a hazır ol.

X