Sevim ve muhterem hanımefendiler

‘‘Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.’’

Laf...

Nerede görülmüş, kim duymuş.

Benim bildiğim, insan kısmı birbirini aşağı çeker. Karısı, kocası fark etmez.

Tam tersine, varsa başarılı biri, araştırın bakın etrafında ayağına dolanan olmadığındandır. Hele kadın kısmı...

Bırakmaz ki adamcağız gece gündüz çalışsın, başarsın.

İş seyahati... Kadın takipte.

Gece toplantıları... Yemezler.

Sekreterle istişare... Yok öyle.

Peki nasıl başarılı olacak bu adam? Bir gece doya doya toplanamadıktan sonra. Kısacası,

‘‘Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır’’ lafına inanıyorum ama yorum farkıyla.

Şöyle:

Evet, kadını arkasında bırakıp, bir daha da dönüp bakmadan yürüyüp giden adamın başarılı olmaması için bir neden yoktur.

* * *

Böyle düşünürken...

Gözüme Orhan Gencebay'la Müslüm Gürses ilişti. Ve de değerli eşleri.

Hayır, hep görüyorum kendilerini de kafamda bir şimşek çaktı demek istiyorum.

Tabii ki bu lafı eden, Sevim Emre-Orhan Gencebay, Muhterem Nur-Müslüm Gürses çiftinden esinlenmemiştir ama, ‘‘cuk’’ diye oturmak olursa bu kadar olur.

Bu iki başarılı sanatçımızın neredeyse sadece gırtlaklarından çıkan ses eşlerinden bağımsızdır. Hatta bundan bile şüpheliyim. Kocalarının ümüğüne basmak suretiyle ses tellerini akort ediyor da olabilirler.

Geçen gün ‘‘Müslüm yorgun, sorularınızı ben cevaplayayım’’ diyordu Muhterem Nur.

Sevim Emre deseniz, aynı. ‘‘Son klibimiz...’’ diye anlatıyordu o da geçenlerde. Orhan Gencebay da öyle dinliyordu muhabirle beraber.

* * *

Ben şahsen Orhan Gencebay ve Müslüm Gürses hayranıyım. Bayılıyorum.

Şimdi bunca sanatçı içinde ikisini seçip beğendiysem, ‘‘Nedir bunun sebebi?’’ diye düşünmek durumundayım. Kendimi sebepsiz yere kapıp koyuverecek değilim.

Arabesk sever miyim? Bir iki şarkı hariç hayır.

Ayrılıkların kadını mıyım? Değilim.

Bıyık mı severim? Yoo.

Peki nedir ikisini bana sevdiren ortak özellik?

Buldum tabii sonunda.

Muhterem Nur ve Sevim Emre.

Ben onların bu kadınlarsız var olma ihtimallerinin olmayışını sevmiştim.

* * *

Gözlerimi kapatıyorum, hayallerini çağırıyorum. Katiyen yalnız gelmiyorlar.

Yanlarında kadınları olmadan sokakta görsem tanımayacağım. Nitekim bir kere başıma geldi.

Geçen yaz her gün Rumeli Hisarı'nda bir cafede oturup duruyordum ya... Orhan Gencebay'la Sevim Emre de her gün aynı saatte yürüyüşe çıkıyorlardı. Tam önümden geçiyorlardı, selamlaşıyorduk. Yıllardır tanırım zaten kendilerini.

Bir gün yine oturuyorum. Bir adam yürüyor, tek başına. ‘‘Orhan Gencebay geçiyor’’ dedi biri. ‘‘Yok canım’’ dedim, ‘‘O değil.’’ Hakikaten tanıyamadım. Sanki yanında olmayan Sevim Emre değil, saçı, bıyığı, kaşı, gözü. Can havliyle ‘‘Sevim Hanım ölmüş olmasın!’’ diye bağırmışım.

Şu anda bir televizyon programında Muhterem Nur'la Müslüm Gürses konuk. Program bitmek üzere, ancak Muhterem Hanım elini Müslüm Gürses'in dizinden hiç kaldırmadı. Allah'tan adamcağız şarkı söylerken bir iki dolandı. Yine de dizi nasır bağlamıştır.

* * *

Sanki bu yazıda bir hiciv varmış gibi bir intiba uyandı mı sizde?

Vallahi yok.

Hakikaten ikisine de hayranım.

Hakikaten başarılarında ve bu kadar sevilmelerinde onlara sansasyondan uzak, düzgün bir hayat sağlayan eşlerinin büyük payı olduğuna inanıyorum.

Hakikaten beraberliklerine bir zarar gelmesini istemiyorum.

Ancak bir gün bir tenhada kıstırabilirsem Orhan Abi'yle Müslüm Baba'yı, ‘‘Benden sır çıkmaz, boğulmanıza ne kaldı söyleyin bakiim?’’ diye de soracağım.


mış-muş

Toyota Başkan Yardımcısı ‘‘Geleceğiniz çok parlak’’ demiş.O kadar ki gözümüz kamaştığından göremiyoruz.

Erkek kadını mutfakta dövüyor, yatak odasında öldürüyormuş.Buna da şükür, hiç olmazsa salonda emniyetteyiz.

Elektrik fiyatı yarıya inecekmiş.Hayırdır inşallah, dünyanın sonu geldi galiba.

Deprem en çok baharı seviyormuş.Arkadaşlar şunun ücretsiz bir ilanını yayımlayın da kurtulalım. ‘‘Bahar'ım tıytılım, Deprem seni seviyooo’’ uygundur herhalde.
Yazarın Tüm Yazıları