Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oya Berberoğlu: Savulun yoldan ‘O‘ geliyor






Oya BERBEROĞLU

HÜKÜMETte ve bürokraside revizyon gündemde... Hükümetin istifası en doğrusu ama nerede öyle sorumluluk sahibi siyasetçiler.

Ankara kulisleri çalkalanıyor. ‘‘Revizyon olsa bile bu iş sonunda teknokrat hükümetine gider’’ görüşleri öne çıkıyor!

Önce biraz geriye gidelim. ANAP kanadına göre devletin tepesinde kavganın çıktığı o MGK toplantısı öncesinde bir duyum almışlar. ‘‘Sezer, hükümetin istifasını isteyecek!’’ haberiymiş bu. Pek akla yatkın gelmedi bana, ama o toplantıda sinirlerin iyice gerilmesi, akabinde, planlıymış havasını veren Ecevit'in o çöküşü hazırlayan ‘‘Büyük krizdir’’ demeci bu açıdan paranoyalarımızı artırıyor tabii.

Bunu birkenara bırakıp ekonomi kulislerine dönelim.

Saatler süren ve devalüasyon kararının çıktığı, dolayısıyla ekonomik programdan vazgeçildiği gece, Ecevit, ekonominin iplerini Mesut Yılmaz'a teslim etmiş. Gerek Merkez Bankası Başkanı'na gerekse Hazine Müsteşarı'na talimatları Yılmaz vermiş. Tabii Yılmaz, Güneş Taner'i oraya boşuna çağırmadı. Eski Ekonomi Bakanlarından Güneş Taner, yeniden Ekonomiden Sorumlu Bakan oluyormuş. (Cumhurbaşkanı Sezer imzalayacak mı acaba?) IMF ve Dünya Bankası Bakan Recep Önal'ın değişmesini, Güneş Taner'in gelmesini istemiş...

Hükümette önümüzdeki günlerde yapılacak revizyonla Enerji Bakanlığı DSP'ye verilecek, Hazine'nin bağlı olduğu Ekonomiden Sorumlu Bakanlık da ANAP'a geçecekmiş. Bu arada ANAP'lı bakanların yüzde 80'i değişiyormuş. Herhalde eskilerden sadece Yılmaz ile Tantan kalacak. DSP ve MHP'li bakanlardan değişecek olanları başka bir yazıya bırakıyorum.

Yıllarca Türkiye ekonomisini yönetmiş, ülkeyi yolsuzluklara garketmiş, istikrarlı yüksek enflasyonu, istikrarlı istikrarsızlığı bu ülkeye armağan etmişler ne gam... Belki bu kez kurtatırlar! Savulun yolan yine başa geliyorlar!

Dosyalar direkt savcılara

CUMHURBAŞKANLIĞI'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu'nun, Fon bankaları ve hele hele kamu bankalarıyla ilgili inceleme başlatma girişimi, izlediğiniz gibi ‘‘devlet krizi!’’ yarattı. Hükümette korku dağları kapladı! Zannımca bu cenah krizi planlı çıkardı. Ülkenin çöküşünü dahi göze alarak. Ne oldu? 14 ay sonra tekrar başa dönüldü!

Bu sütunlarda ısrarla, kamu bankalarının siyasi destekle soyulmasını yazmaya çalıştık. Son olarak da esas pisliklerin gizlendiği kamu bankalarının off- shoree'larına değindik. BDDK'na, DDK'na atıfta bulunduk. Çalışmaları biliyorduk. DDK'nun bu işe el atacağı mesajını bilerek vermiştik. 10-15 gün sonra konu kamuoyuna yansıdı ve temizlik isteyenlerle direnenlerin savaşı ortaya döküldü.

DDK bundan sonra ne yapacak?

Önce Başbakanlık'ta kamu bankalarıyla ilgili 68 dosyanın beklediğini duyuralım. (Yılmaz ve Çiller dönemleri ağırlıklı) Bunlar hakkında uzun zamandır işlem yapılmıyor, zaman aşımı bekleniyor herhalde! Aldığımız bilgilere göre DDK kamu bankalarıyla ilgili usulsüzlükleri, istihbarat raporları olumsuz olmasına rağmen üst üste verilen siyasi kredileri tesbit etmiş durumda. Kusuru olan siyasetçi ve bürokratları da. (Cumhurbaşkanlığı'na yağmur gibi bilgi ve belge yağıyor.)

DDK henüz Hazine'ye girmedi. Bu aşamaya gelindi. Buradaki inceleme de tamamlandıktan sonra hazırlanan raporlar ilgili yerlere sunulacak. İşte bütün mesele de bu. Raporları bilgi ve işleme koyma babında Başbakanlığa mı gönderecekler yoksa...Teammül Başbakanlığa gönderilmesi ancak böyle olmayacak gibi geliyor bana. Bıçaklar iyice bileniyor gibi görünüyor. DDK Anayasa'dan aldığı yetkiyle, tabii Cumhurbaşkanı'nın direktifiyle, dosyaları direkt savcılıklara yollayabilir. Suç duyurularında bulunabilir. Edindiğim izlenim bu eğilimin ağırlıkta olduğudur.

ABD'li bankalara bedava verin

ÖNDE gelen bir işadamıyla ekonomik ve siyasi krizi konuşuyoruz. Şimdilik bankacılık konusundaki değerlendirmesini, ilginç önerinisini aktarmakla yetineyim.

TL vermezlerse piyasalarda çok önemli bir şey olmayacağı kanaatinde. Dövizin de 750-850 bandına oturacağını düşünüyor. Ama eğer bankalar açıklarını kapatamıyor diye bankalara para verilmeye kalkışılırsa ‘‘felaketin büyüğü’’ olur iddiasında. Devam ediyor:

‘‘Birkaç bankanın batmasına, tasfiyesine izin vermeliler. Ya da kamu bankalarını (Halkbank,Ziraat Bankası,Emlakbank,Vakıfbank) sıfır bedelle Amerikan bankalarına satsınlar’’ diyor.

Amerikan bankalarının örneğin Citibank, Merchantbank'ın buna niyeti olduğunu vurguluyor.

Böyle şey olur mu? dediğim zaman manidar manidar şu karşılığı veriyor:

‘‘Ver kurtul! Hatta üstüne para verilmeli. Başka çare yok. Yabancılara verdiğin zaman bunlar şubeli bankacılığa başlarlarsa yabancı sermaye anında gelir. Bir ülkenin parası buraya girecekse önce bankasının gelmesi lazım. Bizim bankalar káğıttan ev, içi boş. Türkiye'ye yabancı sermaye gelmeden kurtuluş yok. Döviz ya ihracat yoluyla ya yatırım yoluyla gelecek. Emperyalizmin muafakiyeti budur maalesef, yapılacak bir şey yok. Tecavüz kaçınılmazsa zevk almayı bileceksin!’’

X