GeriGülçin TELCİ Gülçin yazıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gülçin yazıyor

Gülçin TELCİ

Temizel MİT'e arazisini geri ver

Ankara'dan İstanbul'a gelir gelmez masamın üstünde birikmiş yığınla faks arasında bir tanesinin başlığı ilgimi çekti...

‘‘Şehit Anaları Vakfı'ndan arsa açıklaması!’’

Faksta özetle, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in himayesinde kurulan ve çalışan Zübeyde Hanım Şehit Analarını Koruma Vakfı İstanbul'un Sarıyer ilçesindeki Hazine arazisi 1985 yılında arazinin Maliye Hazinesi uhdesinde kalmak üzere, Milli Emlak Genel Müdürülüğü ile yapılan anlaşma sonucunda 49 yıllığına kiralandığı ve arazinin vakfın kullanımına geçmeden önce MİT veya bir başka kamu kuruluşuna verilmiş olmasının Vakfın dışında bir konu olduğu öne sürüldü. Kiralanan arazinin üzerine sağlık, eğitim, spor ve konaklama amaçlı tesisler kurularak şehit aileleri ve gazilerin hizmetine sunulacağı da anlatılmaktaydı...

Bu açıklamaya neden gerek görmüşlerdi çok anlam veremedim... Ama açıklamadan yola çıkarak Milli Emlak'ta üst düzey bir yöneticiyi arayarak, bazı sorularıma yanıt aradım... Milli Emlak bu arazinin tüm bakanların imzasıyla MİT'ten alınarak, Şehit Analarına verildiğini söylediler... Şehit Anaları Vakfı'nın ‘Ebedi başkanı’ Tansu Çiller'di... (Dalan'ın yanında yetişen Çiller, herhalde İstek Vakfı'nın kuruluşunda O'nun başlattığı bu garip uygulamayı beğenmişki, kendi de aynı yönteme başvurmakta bir beis görmemiş...)

Başbakanken, statü olarak MİT Çiller'e bağlıydı. Yani MİT'in arazisi için ‘tasarruf yetkisi’ yoktu. İstese de istemese de emir büyük yerden gelince kuzu kuzu, Bakanlar Kurulu'nun aldığı kararı uygulamak zorunda idi... Milli Emlak, Maliye Bakanlığı'na bağlı bir kuruluştur. O günlerde Maliye Bakanı ise İsmet Atilla idi... Bakanlığı tarikatçı kadrolara teslim ederken, böyle önemli bir icratı yapmakta hiçbir ‘sakınca’ görmemişti... Çiller'lere yakınlığı ile tanınan İstanbul Defterdarı Alper Kuş da bu paha biçilmez arazi için, ‘800 milyon lira değer biçmekte’ beis görmemiş...

Size sırası gelmişken, küçük bir dedikodu daha vereyim...(Sizleri aydınlatayım derken, adım dedikoducuya çıkacak...) Refahyol Hükümeti'nin Refah kanadının Doğruyol'a, ‘küçük bir kazığı’ da giderayak Alper Kuş'u Adıyaman'a sürerek alması olmuş... Benim tanıdığım ve çok saygı duyduğum eski İstanbul Defterdarı şimdinin Maliye Bakanı Zekeriya Temizel vakit bulursa, bu arazinin devrinde bir ‘gariplik olup olmadığını’ araştırır... Hatta gerekli görürse, eski sahibi MİT'e geri verir...

İyi çalışmalar sayın Bakanım!

Zeyna, Safinaz'a karşı

Meral Akşener'i ilk keşfeden gazeteci olmaktan hep çok gurur duydum... Akşener, ihtiras tramvayında hızla yükseldi, ama finali çok acıklı oldu... Akşener'in fırıncı eşi Tuncer katıldığı bir televizyon programındaki sohbetinde eksik olmasın benden övgü(!) ile bahsetmiş... Ailece beni çok sevdiklerini dile getirmiş... Eminim ki Akşener'in DYP Disiplin Kurulu üyesi Çatlı'nın ortağı eski MHP'li ağabeyi Nihat Güner de beni çok sever... Akşener, ‘simitçi güzeli’ seçilmeden, ülkücü tayfasına katıldığı yıllarda arkadaşları tarafından ‘Asena’ diye anılmaktaydı... Yani, Türkleri Orta Asya'dan kurtaran ‘Dişi kurt’la özdeşleştirilmekteydi... Son günlerde ise ‘Asena’ya DYP'liler isim takma yarışına girmişler ve iki gruba ayrılmışlar... Bir grup DYP'li Akşener'e ünlü televizyon dizisi kahramanı, ‘Zeyna’ ismini takmış... DYP'yi terkedip DTP'ye geçenler ise ‘Safinaz’ ismini takmış... Safinaz'cılar Temel Reis'in ‘yeşil’i sevmesini öne sürerek, ‘Bizim City’nin Safinaz'ının Temel yüzünden başı dertte' diye takılıyorlarmış...

Şehit analarından özür diliyorum

Şehit Anaları Vakfı, nedense bağış toplamakta fazla başarı gösterememiş... Topu topu şehit analarına 1 milyar 17 milyon bağış toplanabilmiş... Acaba bağış yapmayı seven milletimiz bu vakfa mı güvenmemiş onu bilemem... Topu topu 10 bin dolar...

Vakıf repodan elde ettiği gelirlerle geçen yılı 100 milyar liraya yakın kârla kapatmıştı... 1995 yılına göre yüzde 47.5 geliri artan vakfın şehit analarına yaptığı nakdi yardım ise sadece 13.5 milyar... Yani kuruluş amacı şehit analarını korumak olan vakıf nedense, analara bu kadar yardım yapmayı başarmış...

Vakfın, 1996 sonu itibariyle elinde 219 milyar liralılk menkul kıymeti bulunmakta ve 131.9 milyar lira da repo geliri sağlamış...

Tansu Hanım Amerika'daki malvarlığını bu vakfa bağışlamayı unuttu... Ama MİT arazisini vakfa geçirmeyi ihmal etmedi... Vakfın yolladığı açıklamaya bakılırsa, sağlık, eğitim, spor ve konaklama tesisleri kurulması planlanmakta...

Konaklama tesisleri kurmayı seven Çiller çifti ister misiniz şehit analarına ‘kooperatifcilik eğitimi’ versin... Sevgi Hastanesi'nin Sahibi Orhan Özcanlı ‘10 derste işkence’ öğretsin... Vakfın Kurucularından eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ‘10 soruda terörü nasıl bitirdim’ konusunda şehit analarını aydınlatsın...

Akşener'e gelince o da eminim şehit analarına ‘bilardo’ öğretir... Bülent Orakoğlu, ‘Genelkurmay’dan nasıl istihbarat elde edilir' derslerini başarı ile verebilir...

Kurulduğu günden beri ulvi bir ismin bu garip vakfa verilmesini içime sindirememiştim...Bu vakıfla ilgili herhangi bir icraat yapılacaksa, vakfın isminin değiştirilmesini istiyorum...

Şehit Analarından toplum adına özür diliyorum...

Bukelamun

Perşembe günü meclis kulisinden hükümet programının görüşülmesini izledim... Ayvaz Bey'in (Gökdemir) konuşması çok yankı buldu... Haydar Aliyev'e karşı planlanan darbe girişiminin içinde bulunduğu TBMM kürsüsünden bizzat Aliyev tarafından dile getirilmişti. Bunun üstünden çok geçmemişti ki Gökdemir'in, hükümete, ‘‘Acaba Silahlı Kuvvetler gelmedide, yerine sizi mi gönderdi. Hükümet programı 12 Mart muhtırasına benziyor’’ lafları meclis televizyonundan kulislere bomba etkisi yaptı...

Kuliste oturan bir grup milletvekili Ayvaz beye söylenmeye başladı... İçlerinden biri bana ‘‘4 Mart 1997 tarihli gazetenizde Muharrem Sarıkaya ya 28 şubat tarihli MGK toplantısından sonra, ‘Bu MGK bildirisi değil muhtıradır. Hükümetin sonu gelmiştir' diyen sanki kendisi değil’’ deyince çiceği burnunda bir bakan dayanamadan ‘‘daha üç gün evvel bana gelip Tansu hanımı yerden yere vuranla bu konuşanın aynı kişi olduğuna inanmak zor’’ dedi...

Hemen söze giren Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin ‘‘mecliste banada çok dert yandı. Hatta 'DYP nin bu duruma düşmesine üzülüyorum' deyince hemen, 'ben üzülmekle kalmıyorum utanıyorum' dedi. Başka bir deneyimli bakan ise ‘‘Bukalemun gibi. Hayret ettim. Kendisini Refahlılar alkışladı. Onu izleyen DYP'liler zaten çok az sayıdaydı’’...

Bu konuşmalar olurken birden bire Meral Akşener'in Ayvaz beyin elini öptüğü haberi içeri bomba gibi düştü... Koskoca adamlar önlerine bakmaya başladılar...

X