Erdal Sağlam: Kamu bankaları direniyor


Erdal SAĞLAM
Haberin Devamı

KAMU bankaları yöneticileri, koltuklarını kaybetmemek için direniyorlar. Sahip oldukları ilişkiler zincirinin kırılmasını engellemeye çalışıyorlar. O ilişkiler zincirinde yeralan politikacılar da aynı kavgayı veriyor.

Ziraat Bankası'nda olmadı, ama diğer kamu bankaları yöneticileri genel kurulları yaklaştıkça, koltuk koruma kavgasını kızıştırdılar. Her yolu mübah görüp, belden aşağı döğüşe girdiler.

Herşeyden önce kendi bünyelerinde yoğun bir kampanya başlattılar. Efendim, Ortak Yönetim Kurulundakilerin bankacılıkla ilgisi yokmuş, hiçbirşey bilmezlermiş, küçücük bankaları yönetmekle devasa bankaları yönetmek farklıymış, İstanbul'dan yeni adamlar getirilip bankadaki uzmanlar bile safdışı edilecekmiş, gelenler bu makamları kendi şahsi çıkarları için kullanacaklarmış...

Sanki kendileri çok iyi bankacılık yapmış, sanki ülkenin trilyonları kamu bankaları aracılığıyla çalınmamış, sanki politikacılarla ilişkileri nedeniyle değil de bankacılık yetenekleriyle bu makamlara gelmişler gibi...

ERÇEL'E OYUN

Mevcut banka yöneticileri ayrıca, şu sıralarda çok çirkin bir oyun içindeler. Gazi Erçel'in çok büyük bir hata yaptığı açık, bunun tartışılacak yönü yok. Ama yöntem de hoş değil. Bir kamu Bankası tepe yöneticisinin gazetecileri arayıp, bu bilgiyi verdiğini herkes biliyor. Bu aynı zamanda bu bankada hesabı olan bütün bürokrat ve politikacılara da, ‘‘İşte beni alırsanız başınıza geleceği görün’’ demek. Yani, herkesin hesabını açıklayacağını, kimlerin hangi dönemlerde döviz aldığını, kimlerin piyasa faizinin üstünde faiz aldığını, kimlerin geçmiş tarihle değişim işlemi yaptığını açıklayabileceğini ima ediyor. Hatta, kendisi gibi koltuğa yapışmayan, namuslu olduğu herkes tarafından bilinen, görevinden ayrılmış bir kamu bankası genel müdürü için bile, aslında bir şey olmayan banka hesaplarını, sanki bir şey varmış gibi gizemle, basına sızdırıyor. Bu yönetici aynı zamanda kendisinin görevden alınmasında rol oynayabileceğini düşündüğü kişilerin isimlerini de basına sızdırıyor. Aslı var, yok, onu söylemiyor, şaibe uyandırıyor, ilgi bekliyor...

Demek ki herkese ‘‘Gelin bende hesap açın’’ derken, bu hesapları santaj olarak kullanmak istiyordu... Eğer bu kişiler görevde kalırsa, o zaman, ağırlığı kamu ve fon bankaları rehabilitasyonu olan yeni programın başarıya ulaşmasını, kimse beklemesin. Cumartesi günü Halk Bankası'nın, Pazartesi günü Emlakbank'ın Genel Kurul Toplantıları var. Ziraat'e atanan yönetim bu bankalara da atanacak. Ancak genel müdürlerin hemen görevden alınması lazım ki, buralarda rehabilitasyon başlayabilsin. Aksi takdirde bu düzen ve dümen aynen devam eder, hiçbirşey yapılamaz.... Kimin ne ayrıcalıklı hesabı ve işlemi varsa, o da ortaya çıkar...

MERKEZ BANKASI YIPRATILIYOR

Sadece kamu bankaları değil, Merkez Bankası da son dönemde, cinnet halinde yıpratılmaya çalışılıyor. Aynen 1994 krizinde olduğu gibi ‘‘Kime, hangi kurdan ne kadar döviz satılmış’’ muhabbeti yine başladı. Açıklama yapıldı; 84 banka ve aracı kuruma, 19-20 ve 21 Şubat'taki kriz sırasında net olarak 5 milyar dolar satılmış, bu sırada döviz alımı da yapılmış, satımı da...

Kime ne satıldığının açıklanması ise hem Bankalar Kanunu'na, hem de Merkez Bankası Kanunu'na aykırı. Bu hareket Merkez Bankası'nı yıpratır. Politikacılar, Merkez Bankası'nın bu ülkenin kurumu olduğunu, eğer program uygulanacaksa bu kurumun yıpratılmaması gerektiğini, bu bilgilerin müşteri bilgisi olduğunu, akıldan çıkarmamalı. Bilen bilir ki; Merkez Bankası'nın döviz alım satım ilkeleri her zaman aynıdır, bunların çeşitli kayıtları vardır. Bunların açıklanması da, ‘‘müşteri bilgisi’’ olduğu için yasaktır.

Biz bu cinneti daha önce de yaşadık. Yaşanan cinnet karşısında 1994'deki basiretsiz yönetim açıklama yaptı ve kurum yıpratıldı. Bu kurumlara ihtiyacımız var.

Merkez Bankası Başbakanlık Teftiş Kurulu'na bu bilgileri verebilir. Ancak Teftiş Kurulu'na verilen bu bilgi, politikacılar tarafından basına sızdırılırsa, mutlaka işlem yapılmalıdır.

Merkez Bankası'nın kurumsal olarak yıpratmaya karşı çıkması, ayrıca Bankalar Birliği'nin de bu cinnet karşısında, etkilenecek kendi üyeleri olduğu için, mutlaka tavır alması gerekir.

Yazarın Tüm Yazıları