‘Biz’, ‘siz’ ve ‘koyunlar’

‘Sayılı gün çabuk biter’miş!

Gerçekten de çok çabuk bitiyormuş. Bir aydır, oradan oraya ‘gezdiriyorum’ kendimi. Televizyon işine başladığım günden beri hiç bu kadar uzun süreli tatil yapmamıştım. Neredeyse 13 yıldır ilk kez, bir haftadan fazla tatile çıktım. (Sanırım patron beni gözden çıkardı!)

Ama bir ay diye gözümde büyüttüğüm, beni tanıyanların ‘Sıkılırsın sen bir ay çalışmadan’ dediği ‘zaman’ geçti, bitti bile!

Sıkıldım mı? ‘Hayır!’

Daha tatil yapmak ister miydim? ‘Evet!’

Arsız mıyım? Ona da ‘Evet!’

Allahtan emekliliğime az kaldı. Şunun surasında altı sene...

Bu herkesin ‘uzun, çok uzun’ diye tutturduğu ama bana ‘çok kısa’ gelen tatilin büyükçe bir kısmını yurtdışında geçirdim. Ülke sınırlarını geçince, eğer özel bir çaba harcamazsanız, Türkiye’de ne olup bittiğini bilemiyorsunuz. Doğrusu ben bu ‘kısa tatilimde’ her anlamda ‘dinlenmeyi’ seçtiğimden, ülkede olup biteni öğrenmek için hiçbir çaba sarfetmedim.

Her ne kadar gündemden uzak kalmak kendi tercihiniz olsa da, elinize ilk ‘Türk gazetesi’ geçtiğinde de farkında olmadan hemen gazeteye gömülüyorsunuz.

Tatilimin bittiği, özellikle de bu hafta gazete okuma mesaisine başladığımda, fark ettim ki gazetelerin manşetleri her gün daha çok gözüme giriyor! Yıllardır gündemden düşmeyen ya da düşürülemeyen ‘türban sorunu’ hálá manşetlerde... Üstelik Amerika gezisinde olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tavrını açıkça ortaya koymuş! ‘Türkiye’de dekolte aldı başını gidiyor. Karın kısmı açık pantalonlarla üniversiteye bile gidiliyor. Biz bunları düzenlemek için bir kanun çıkartıyor muyuz? Benim hayalim, türbanlı kızımızla, göbeği açık kızımızın yan yana okuması’ diyerek bir ‘hoşgörü’ mesajı vermiş. İyi de benim anlamadığım, Sayın Başbakan’ın mesajında ‘biz’ dediği ‘kimler’ ve bu durumda ‘bizler’ onlara göre kimiz?

Kimsenin türbanla okula gitmesine karşı değilim. Herkes kendi inancının gereklerinden sorumludur. Ama ‘biz’, ‘siz’ gibi kamplaşmalar hem de bir ülkenin başbakanı tarafından yapılınca, açıkçası ‘can sıkıcı’ oluyor!

Devam edersek, sonraki günlerde manşetler daha da ‘can sıkıcı’ bir hal almaya başladı...

Yargıtay: Yargı da siyasallaşacak!

YÖK: İnatlaşıyorlar!

DİSK: Tehdit altındayız!

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu: Nereye gidiyoruz?

Hakan Şükür: Fethullah Hoca’yı seviyorum diye beni ‘Milli Takım’a almıyorlar.

Hakan Şükür’ün bu açıklamasının bu manşetlerle aynı zamana denk gelmesi tesadüf mü? Ya da bütün manşetlerin arka arkaya sökün etmesi bir tesadüf mü?

Umarım tesadüftür.

Haaa unutmadan; bir de şu haber çok ilgimi çekti.

Gevaş ilçesinin İkizler Köyü’nde bir koyun uçuruma atlayınca, peşinden 400 koyun daha atlayıp telef olmuş!
X