• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Piyasalarda yön arayışı sürüyor

    Merkez bankaları ağırlıklı gündemin etkisindeki piyasalarda dalgalı seyirle birlikte yön arayışı devam ediyor. Dış borsalarda tepki yükselişleri görülse de güç kazanamadı. ABD Merkez Bankası (Fed) ile başlayan parasal sıkılaşma ve faiz artırım süreci bazı ülkeler istisna olmak üzere genele yayılmış durumda. Çin, Japonya, Türkiye ve Mısır son dönemde faiz konusunu pas geçen ülkeler arasında yer alırken Avrupa Merkez Bankası’nın temmuz toplantısında 25 veya 50 baz puan faiz artırımına kesin gözü ile bakılıyor. Ayrıca bilindiği üzere Fed bilanço küçültme işlemlerine haziran ayı itibariyle başladı. İşin diğer tarafı merkez bankalarının sıkılaşma politikalarının reel ekonomiye yansımalarına dair kaygılar. Resesyon ve stagflasyon beklentileri hemen her kesim tarafından dillendiriliyor. Bu kadar konuşulması olabilirlik açısından biraz da kuşku yaratmıyor değil. Merkez bankaları, yüksek enflasyonun mutlaka dizginlenmesi yönünde mutabıklar. Ancak enflasyonu kontrol altına alalım derken kantarın topuzunu ağır kaçırıp ekonomiyi çok da hırpalamak istemiyorlar. Fed Başkanı Powell’ın Temsilciler Meclisi’ndeki yaptığı sunumda; “Niyetlerinin yumuşak iniş yapmak olduğunu ve enflasyonla mücadele taahhüdünün koşulsuz olduğu, enflasyonu hafife aldıklarını ama geçici olmadığını gördüklerini, para politikasında esnek olacakları ve resesyonun kesin bir beklenti olmadığı” gibi detaylara yer verdi. Ayrıca “yanıldım” diyen ABD Hazine Bakanı Yellen’dan sonra “enflasyonu hafife aldık” diyerek bir itiraf da Fed Başkanı Powell’dan gelmiş oldu. Piyasaların söylemlerini çok önemli referans olarak gördüğü figürlerin birbiri ardına “yanıldık” demesi etik olduğu kadar düşündürücü ve kayda değer bir durum. Şimdi söyledikleri piyasalar tarafından yine fiyatlanmaya devam ediliyor. Belki bir süre sonra “tekrar yanıldık” türü ifadeler duymayacağımızı kimse iddia edemez. Bu açıdan geçtiğimiz yazılarımızda da birkaç defa vurguladığımız üzere, Fed ve Avrupa Merkez Bankası politika ve söylemlerini yanılmaz, kesin referans olarak görmek çok doğru olmayabiliyor.

    ‘KRİZ KÂHİNİ’NİN TAHMİNİ

    Bu arada resesyon tartışmalarına kriz kahini lakaplı ünlü ekonomist Nouriel Roubini de katıldı. Roubini; ABD’de bu yıl bir resesyon yaşanmasının olası olduğuna dikkat çekerek tahvil ve hisse fiyatlarında uyarıda bulundu. ABD resesyon dönemlerinde hisse fiyatlarının yüzde 35, stagflasyon dönemlerinde ise yüzde 50 düşme eğiliminde olduğunu söylerken 10 yıllık tahvil getirilerinin de yüzde 4’ün üzerine çıkabileceğini belirtti. Roubini, resesyondan çok stagflasyon (yüksek enflasyon ile ekonomide durgunluk) olasılığını daha yüksek görüyor. ABD’li yatırım bankası JP Morgan ise, resesyonun henüz borsalara yansımadığı görüşünde. Diğer yandan, ekonomik veriler yakından izlenmeye devam ediliyor. Geçen hafta açıklanan PMI verilerindeki gerileme ve ABD haftalık işsizlik başvurularındaki artış ekonomideki yavaşlama beklentilerini doğrular nitelikte. Almanya’da Haziran ayında imalat PMI 52 (mayıs 54,8), Fransa’da imalat PMI Haziran’da 51 (mayıs 54,6) olarak açıklanırken Euro Bölgesi’nde  Haziran’da imalat PMI 54,6 seviyesinden 52 seviyesine, hizmetler sektöründe ise 56,1’den 52,8’e gerilediği görüldü. Ayrıca petrol ve bakır, demir çelik gibi sanayi emtia fiyatlarındaki düşüşler resesyon fiyatlaması yönünden belirgin emareler. Piyasalar bir yandan merkez bankalarının para politikaları, diğer yandan zayıflayan ekonomik veriler arasına sıkışmış durumda. Bu çerçevede daha temkinli bir görünüm öne çıkmaya başlamış görülüyor.

    GÜNDEM ENFLASYON AĞIRLIKLI OLACAK

    Önümüzdeki hafta gündem daha çok enflasyon ağırlıklı olacak. Euro Bölgesi, Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere, Japonya (Tokyo) enflasyon verileri (TÜFE) açıklanacak. Merkez Bankaları para politikaları için en önemli verilerden biri enflasyon olduğu için bu yöndeki duyarlılık oldukça yüksek. Ayrıca ABD konut fiyat endeksi ile ABD ve İngiltere büyümesi (GSYH) var. Bir diğer dikkat çeken veri güven endeksleri. Ekonomideki mevcut durum ve geleceğe dair beklentileri içeren güven endeksleri Almanya ve İngiltere’de dikkat çekici şekilde geriledi. Türkiye’de tüketici güveni, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 6,2 gerileyerek 63.4 oldu ve yayınlanmaya başladığı 2004 yılından bu yana tarihin en düşük seviyesine çekildi. 

    ALTINDA FED BASKISI SÜRÜYOR

    Altının ons fiyatı Fed’in para politikasına bağlı olarak gerilemeye devam ediyor. Powell’ın geçen hafta yaptığı konuşmada enflasyon ile mücadelede kararlılık vurgusu altın fiyatları üzerindeki baskının biraz daha artmasına neden oldu. Geri çekilmelerde 1.805 ve 1.787 seviyeleri yakından takip edilirken yükseliş denemelerinde 1.860-1.880 seviyeleri önemli görülüyor. İç piyasalarda ise dolar/TL kurundaki yükselişin etkisiyle gram/TL fiyatı 1.000 seviyesinin üzerinde işlem gördü. Cuma günü dolar/TL’de yaşanan düşün sonrasında ise 1000 lira seviyesinin altına indi. Yüksek enflasyon ile mücadelede kararlılık söylemeleri aynı zamanda ABD tahvil faiz oranları üzerinde de etkisini gösterdi. Ekonomideki yavaşlama ve enflasyonda uzun dönem gerileme beklentilerine bağlı olarak gelen alımlar ile ABD 10 yıllık bono faiz oranı düşüş eğilimine girdi. Ancak yüzde 3.00 seviyesinin üzerinde kalmaya devam ediyor. Dolar ve Euro’da ise fazlaca bir değişim gözlenmedi. Bu aşamada, Dolar Endeksi 104, Euro/dolar paritesi 1.05 seviyelerini koruyorlar.

    DÖVİZ MEVDUATINDA HAFİF GERİLEME

    Bankalardaki yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı bir süredir nereyse 214 milyar dolar seviyelerinde sabitlenmişti. 17 Haziran ile biten haftada 212.6 seviyesine gerileme görülürken TCMB brüt rezervlerinin önceki haftaya göre 1.5 milyar dolarlık azalışla 101 milyar dolar seviyesine çekildiği açıklandı. Yine 17 Haziran haftasında;  Borsa İstanbul’da yurtdışı yerleşiklerin hisse senetlerinde 192.8 milyon dolar, tahvil bono (DİBS) 144.7 milyon dolarlık satış yaptıkları görüldü. Borsa İstanbul’da yabancı yatırımcı payı yüzde 33.73 seviyesine geriledi. Sıcak para çıkışları sürüyor. Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi uzun süredir ilk defa geçen hafta 800 seviyesinin altını test ederken dış piyasalarda 10 yıllık tahvil (Benchmark) yüzde 10.00 seviyesinin altında işlem gördü. Türkiye’nin parasal dengelerinde mevcut görünüm geçen hafta önemli ölçüde korunmuş görülüyor.

    BORSADA DALGALI SEYİR SÜREBİLİR

    Borsada çıkış hareketi direnç seviyelerinde satışla karşılaştı. Ancak gelen satışlar destek seviyelerinin üzerinde dengelendi ve tepki alımları görüldü. İlk destekler 2.525-2.515 seviyelerinde. Bu seviyelerin üzerinde tepki yükselişi gücünü koruyabilir. Aksi takdirde sonraki destek noktaları 2.470 ve 2.400 seviyelerinde bulunuyor. İlk dirençler ise 2.590-2.600 seviyelerinde. Tepki alımlarının devamı için bu seviyelerin geçilmesi önemli olacak. Sonraki dirençler 2.685-2.720 olarak görülüyor. Endekste dalgalı seyrin devamıyla destek seviyelerinde tepki alımlarının görüldüğü, ancak direnç seviyelerinin geçilmekte zorlanıldığı görünüm korunabilir.

    TCMB’DEN SÜRPRİZ GELMEDİ

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) geçen haftaki toplantısından beklendiği üzere faizde değişime gitmedi. Beklentiler dahilinde olduğu için piyasalar üzerindeki etkisi oldukça sınırlı kaldı. Enflasyon (TÜFE) ile TCMB politika faiz arasındaki fark (eksi faiz) yüzde 59.5 oldu. Toplantı sonrası yayınlanan duyuru metninde de ileriye yönelik çok belirgin sinyaller gelmedi. Ekonomi yönetimi uzun süre önce faiz oranlarında artırım olmayacağını zaten açıklamıştı. Yüksek enflasyon ve dış dünyadaki faiz artırım sürecinden bağımsız olarak ekonomideki büyümeye odaklanılmış görülüyor.  

    YUKARIDA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR, YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR.

    Yazının devamı...

    Agresif sıkılaşma döngüsüne devam

    Piyasalar geçen hafta merkez bankalarından birbiri ardına gelen faiz artırım kararları gündemi belirledi. Ekonomi yönetimleri yüksek enflasyona karşı en etkili mücadele aracı olarak bir nevi panzehir gibi faiz artırımlarına gittiler. En dikkat çekeni ABD Merkez Bankası (Fed) oldu. 75 baz puanlık artışla birlikte son 28 yılın en sert artışını gerçekleştirdi. Buna sebep olarak ABD mayıs enflasyonunun yüzde 8.6 ile yükselişin tekrar ivme kazanması görüldü. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda, ekonomideki büyüme tahminleri aşağıya çekilirken agresif sıkılaşma döngüsünün devam edeceği sinyali verildi. Fed üyelerinin yıl sonuna kadar faizin yüzde 3.4 seviyesinde olacağı ve 175 baz puanlık daha artış öngörüleri ile enflasyonun yüksek kalmaya devam edeceği vurguları vardı. Toplantı sonrası Fed Başkanı Powell ise; Enflasyonun yüksekliği ve kontrol altına alınması gerekliliğine, 75 baz puanlık faiz artışının önden yüklemli olduğuna vurgu yaparken sonraki toplantılarda mevcut görünüme göre karar vereceklerini söyledi. Ayrıca, ABD ekonomisi güçlü ve sağlıklı, ekonomide genel bir yavaşlama işareti yok. ABD ekonomisi daha yüksek faizlerle başa çıkacak kadar iyi konumlanmış durumda. Hala ekonominin yumuşak iniş yapabileceğine inanıyoruz.

    Gelecek toplantıda esnek olunacağı, 50 veya 75 baz puanlık artışın olası göründüğü, görüşlerine yer verdi. Piyasalar tarafından faiz artışı sert, açıklamalar oldukça “şahin” bulundu. Yüksek faiz ve parasal sıkılaşmanın doğal sonucu olarak ABD ve küresel ekonomiye ilişkin resesyon ve yavaşlama beklentileri arttı. Bu durum sert düşen borsalar başta olmak üzere piyasalar tarafından fiyatlanmaya başlandı. ABD S&P 500 Endeksi’nde düşüşü ve zayıf görünümü temsil eden “ayı piyasasına” girildiği kabul edildi. Hatırlanırsa geçen haftaki yazımızda, 50 baz puanlık faiz artışının beklentiler dahilinde olduğu, 75 baz puanlık artış olursa piyasaların farklı tepki verebileceği konusunda uyarılarımız vardı. Arz yönlü tehditler devam etmekle birlikte yüksek faizle talebin baskı altına alınması, enflasyon üzerinde belli ölçüde etkili olabilir.

    FED ÖNCÜ OLDU

    Rusya olayı ve tedarik yollarındaki aksaklıklar hala gündemde. Fed merkez bankaları için önemli bir referans ve öncü olduğu için geçen hafta İngiltere, Arjantin, İsviçre ve Macaristan diğer merkez bankaları da faiz artırımlarına giderek onu izlediler. Avrupa Merkez Bankası’ndan da temmuz toplantısında faiz artışı bekleniyor. Japonya, Çin, Türkiye ise büyüme ve ekonomiyi destekleme tercihleriyle düşük faiz politikalarında ısrarcı olmaya devam ediyor.

    PARA DAHA PAHALI OLACAK

    Bu arada IMF eski İcra Direktörü Rakesh Mohan’dan dikkat çeken ve birçok kişinin aklından geçen bir açıklama geldi. Mohan, “Birçok ekonomistten gelen uyarıya rağmen gelişmiş ülkelerdeki merkez bankalarının, enflasyonu ciddiye almadığını ve müdahalede geç kaldıklarını, Ukrayna savaşının devam etmesi durumunda küresel ticarette çok ciddi sorunlar yaşanacağını ve bu durumun enflasyonist baskıları artıracağını” söyledi. Geçen yıl başta ABD Hazine Bakanı Yellen ile Fed ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) başkanlarının “enflasyondaki yükseliş geçici” söylemleri klişeleşmişti. Geçtiğimiz günlerde ABD Hazine Bakanı Yellen “yanıldım” dediğinde ise iş işten geçmişti. Bu arada ABD Başkanı Joe Biden ise moral vermeye devam ediyor. Biden, bir durgunluğun “kaçınılmaz olmadığını” ve ABD’nin enflasyonun üstesinden geleceğinden emin olduğunu söyledi. Yellen ve Powell o kadar emin değil tabi ki. Son gelişmelerle ilgili ez cümle; Piyasaları ve ekonomideki büyümeleri besleyen “düşük faiz ve bol likidite ortamı” artık sonlandı. Diğer yandan dış finansman ihtiyacındaki Türkiye gibi ülkeler için para daha pahalı ve kıt olacak. Borsalarda temkinli görünümün devamı olası görülüyor.  

    ALTIN DALGALI

    Altın ons fiyatı bu dönem oldukça dalgalı. Fed faiz artışının ardından önce bir yukarı tepki verse de sonraki aşamada ABD 10 yıllık oranındaki yükseliş, ABD dolarındaki değerlenme ile altında düşüş yaşandı. Enflasyon ile mücadelede kararlı politikalar ve resesyon beklentileriyle ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki geri çekilme ve ABD dolarındaki zayıflama ile tekrar tepki yükselişi görüldü. Ancak yüksek faiz politikaları nedeniyle çıkış denemeleri sınırlı kaldı. Altının ons fiyatı kısa dönem 1.800-1.880 dolar bandına sıkışmış durumda. İç piyasalarda ise dolar/TL kurundaki yükseliş nedeniyle gram/TL fiyatı 1.000 TL’nin üzerinde işlem görmeye devam ediyor. Dolar Endeksi 105 seviyesinin üzerinde kalmakta zorlanırken ECB’nin temmuz toplantısında faiz artırım beklentileri nedeniyle eurodaki zayıflama, euro/dolar paritesindeki 1.0350 seviyesinin üzerinde durmuş görülüyor. Petrol fiyatında ise gerileme devam ediyor. Başka yan sebepler dışında bu aşamada fiyat düşüşüne ana etken ekonomideki yavaşlama ile talebin zayıflayacağı beklentileri. Brent petrol 120 doların altında işlem görüyor. Ancak bunun dolar/TL kurundaki artış nedeniyle iç piyasalarda akaryakıt fiyatlarına düşüş yönlü yansımaları olmadı. Akaryakıt zamları sürüyor. Özetle, para politikalarındaki agresif değişimlere karşı yatırım araçları da dalgalanıyor. Amaç, yüksek enflasyonu yenecek  getiri arayışı. Bu arayış tekrar yatırımcının ilgisini hisse senetleri ve borsaya çevirir mi? Bunu zamanla göreceğiz. Borsa İstanbul özelinde söylenecek olunursa fiyat kazanç gibi bilanço analiz göstergelerine göre hala ucuz görünüm korunuyor. BIST100 Endeksi fiyat kazanç oranı 6.50-7.00 bandında geziniyor. Bu durum sadece, tek başına alıcı çekmek için yeterli olmayabilir. Diğer koşulların da sağlanması, gündemin rahatlaması ve dengenin oluşması bu noktada önemli olacak.       

    YABANCI SATIŞLARI TEKRAR BAŞLADI

    TCMB verilerine göre “yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono” işlemleri önemli gündem konuları arasındaki yerini koruyor. Yabancı yatırımcılar 3 Haziran ile biten haftada hisse senetlerinde 130 milyon dolar alım yapmışlardı. Ancak perşembe günü açıklanan TCMB verilerinde görüldüğü üzere 10 Haziran haftasında; Hisse senetlerinde 316 milyon dolar, tahvil bonoda (DİBS) 85 milyon dolar satış yaptıkları görüldü. Borsada yabancı takas saklama oranı ise cuma günü itibarıyla yüzde 34’ün altına düşmüş durumda (%33.87). Tarihin en düşük seviyelerinden biri. Diğer yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, yüksek faize rağmen “İç borç stokunda yurtdışı yerleşiklerin” payında gerileme sürüyor. Ocak ayı itibariyle yüzde 2.8 olan pay (46.5 milyar TL) nisan ayı sonunda yüzde 1.7 seviyesine (35.8 milyar TL) çekilmiş durumda. Dış bakış ve fiyatlamayı gösteren Türkiye’nin 5 yıllık CDS oranı ise 800 seviyesinin üzerinde kalmaya devam ediyor. Sıcak para çıkışları bir ölçüde yüksek risk primleriyle ilgili. TCMB brüt rezervleri ve bankalardaki yabancı para mevduatlarında 10 Haziran haftası itibariyle hafif sayılabilecek gerilemeler görülse de belirgin bir değişim olmamış. TCMB brüt rezervleri 102, yurtiçi yerleşiklerin bankalardaki döviz mevduatı 213 milyar dolar seviyelerinde seyrediyor.

    BORSADA ‘DESTEKLERE’ DİKKAT

    Borsadaki düşüş hareketi tepki alımlarıyla karşılaştı. Tepki alımları henüz güç kazanmış görülmüyor. İlk destekler 2.500 ve 2.470 seviyelerinde görülürken sonraki destekler 2.450 ve 2.400-2.350 seviyelerinde. İlk direnç noktaları 2.540-2.550 olarak görülüyor. Bu seviyenin üzerinde verilecek dirençler 2.600 ve 2.680 seviyelerinde. Endekste görülen tepki yükselişinin direnç seviyelerinde satışla karşılaşma olasılığı yüksek.

    YUKARIDA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR, YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR.

    Yazının devamı...

    Avrupa Fed’in izinde

    Dalgalı seyrini sürdüren piyasaların gündeminde Avrupa Merkez Bankası toplantısı ve ABD enflasyon verileri vardı. Avrupa Merkez Bankası perşembe günkü toplantısında beklendiği üzere faiz değişimine gitmedi. Ancak toplantı sonrası yapılan açıklamalarla önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası netleşti. Açıklamaların detayında; Varlık alım programının 1 Temmuz’da bitirileceği, temmuzda 25 baz puanlık faiz artışına niyetli olunduğu, orta vadeli enflasyon görünümü devam ederse veya bozulursa eylül toplantısında daha büyük bir faiz artışının uygun olacağı vurgulandı. 50 baz puanlık faiz arttırımı eylül toplantısında masadaki seçenekler arasında şeklinde değerlendirmeler yapıldı. Ayrıca bu yıl ve gelecek yıl için enflasyon tahminleri yukarı çekildi. Buna göre, 2022 yılı enflasyon tahmini yüzde 5.1’ten yüzde 6.8’e, 2023 tahmini yüzde 2.1’den yüzde 3.5’e, 2024 tahmini yüzde 1.9’dan yüzde 2.1’e yükseltildi. Oldukça ‘şahin’ olarak değerlendirilen bu tavrın ardından Avrupa başta olmak üzere dış borsalarda satışlar, tahvil faiz oranlarında yükselişler görüldü. Sonuç olarak, Avrupa Merkez Bankası (ECB), ABD Merkez Bankası’nı takip edeceğini, faiz artışı ve parasal sıkılaşma politikasına yönelik adımları temmuz ayından itibaren fiilen uygulamaya başlayacağını beyan etmiş oldu.

    BELİRLEYİCİ OLUYOR

    ABD Merkez Bankası (Fed), küresel piyasalar ve merkez bankaları için en önemli referanslardan biridir. ECB’nin açıklamaları gösterdi ki “Ön teker nereye arka teker de oraya“ misali Fed para politikaları belirleyici olmaya devam ediyor. Gelişmiş ülke merkez bankaları benzer politika uygulamalarına geçerken diğer yandan gelişen ülke merkez bankalarından da faiz artırım haberleri gelmeye devam ediyor. Hindistan, Şili, Polonya geçen hafta faiz artırımına gittiler. Rusya ise özel durumu (savaşta olması) nedeniyle ekonomiyi desteklemek üzere tekrar faiz indirdi. Rusya Merkez Bankası, politika faizini yüzde 11’den yüzde 9.5’e düşürdü. Bir de faiz indirimine giden Çin var. Çin ekonomisinde salgın hastalığa bağlı kapanmaların etkisiyle soğuma başlamıştı. Ayrıca Çin’de mevcut faiz enflasyonun üzerinde seyrediyor. Merkez bankası faizi yüzde 3.70, enflasyon yüzde 2.30 seviyelerinde. İndirim için marjları var. Türkiye ise ekonomide büyümeyi önceleyen politikası nedeniyle düşük faiz (eksi faiz) uygulayan ülkeler arasında. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Faiz arttırmayacağız, faiz düşürmeye devam edeceğiz” açıklaması özellikle para ve döviz piyasaları tarafından fiyatlamaya konu oldu. Yüksek enflasyon, sıkı para politikaları ve devam eden faiz artırım süreci, ekonomilerde zayıflama sinyalleri borsalarda temkinli görünümü de beraberinde getirmiş durumda.

    ABD’DE ENFLASYON BEKLENTİLERİ AŞTI

    ABD’de mayıs enflasyon verileri (TÜFE) beklentilerin üzerinde yüzde 8.6 olarak açıklandı (beklenti yüzde 8.3, geçen ay yüzde 8.3). Bu veri son 40 yılın zirvesi olarak kaydedildi. Aylıkta ise TÜFE yüzde 1.0 oldu (beklenti yüzde 0.7, geçen ay yüzde 0.3). Son açıklanan veriyle birlikte ABD’de enflasyonda zirvenin görülüp görülmediği tartışmaları azalabilir. Kısa bir geri çekilmenin ardından yükseliş tekrar ivme kazanmış görülüyor. Enflasyon verisinin açıklanması sonrası dış borsalarda satıcılı seyir derinlik kazanırken ABD tahvil faiz oranlarında yükseliş, ABD dolarında değer kazanımı devam etti. Dolar Endeksi’nde 104.00 seviyesi test edildi ve ABD 10 yıllık faiz oranında yüzde 3.14 seviyesinin üzeri görüldü. Bu görünüme bağlı olarak altının ons fiyatında düşüş eğilimi korunuyor. Ancak 1.825 seviyesine çekildikten  sonra sert sayılabilecek bir tepki alımı geldi ve 1.870 seviyesi geçildi. Bu gelişmede sert düşüşe bağlı tepki hareketinin yanında yüksek enflasyon ve belirsizliğin artmasını dikkate almak gerekir.

    İVME KAYBI VAR

    Petrol fiyatında ise yükseliş hareketi korunmakla birlikte ivme kaybı var. AB’nin Rusya petrolüne karşı kısmi ambargo kararı, Çin’deki kısıtlamaların kaldırılması ve talepte artış beklentisi, ABD stoklarında azalma fiyatı destekliyor. Buna karşılık Çin Şanghay’da salgın hastalıkla ilgili bazı vakaların görülmesi, OPEC ve Rusya liderliğindeki müttefiklerinin ham petrol üretim artışı, Venezuela’nın bazı ABD petrol şirketlerine yeniden lisans vermeye başlaması yükselişi sınırlayan gelişmeler. Ayrıca ABD dolarındaki değer kazanımı, geniş ölçekte merkez bankalarının sıkı para politikalarıyla global ekonomideki yavaşlama beklentilerini de dikkate almak gerekecek. Diğer yandan ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, “ABD ekonomisinin resesyon yaşayacağını düşünmediğini” söyledi. Benzin fiyatlarının yakın zamanda düşmesinin pek olası olmadığını belirten Yellen, daha yüksek enerji ve gıda fiyatları riskleri gördüğünü, belirtti. Cuma günü enflasyon açıklayan diğer ülke Çin oldu. Çin’de geçen ay yüzde 1.9 olan TÜFE, mayısta yıllık yüzde 2.3 olarak açıklandı. Mayıs ayında salgın hastalığa bağlı kapanmaların kaldırılması talebi canlandırmaya başlamış görülüyor. Enerji ve gıda fiyatlarındaki artışlar, tedarik yollarındaki sıkıntıların enflasyon üzerindeki etkilerini bir süre daha sürdüreceğe benziyor.

    15 HAZİRAN FED TOPLANTISI BEKLENİYOR

    Önümüzdeki hafta gündem yine yoğun ve önemli. 15 Haziran’daki ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı daha yakından takip edilecek. Yüksek enflasyon nedeniyle beklentiler 50 baz puanlık artırım yönünde. Bu karar çıkarsa piyasa beklentisi dahilinde olacağı için fazlaca dalgalanmaya neden olmayabilir. Ancak 50 baz puanın üzerinde bir artırım veya toplantı sonrası daha şahin açıklamalar gelirse piyasanın tepkisi farklı olacaktır. Ayrıca cuma günkü enflasyon sonrası temmuz ve eylül toplantıları için de 50 baz puanlık artırım olasılığı biraz daha kuvvetlendi. 75 baz puanlık artırım ihtimal dahilinde olsa da çok güç kazanmış görülmüyor. Önümüzdeki hafta Fed toplantısı dışında İngiltere ve Japonya Merkez Bankaları toplantıları, Almanya, İtalya, Fransa enflasyon verileri (TÜFE), ABD ÜFE açıklamaları var. Yüksek enflasyona karşılık getiri arayışı tekrar hisse senetlerini öne çıkarır mı? Bu yöndeki algı tazelenir mi? Bunun için gündemin biraz rahatlaması ile piyasalardaki dengenin sağlanması gerekecek.

    AYLARDAN SONRA İLK ALIM

    TCMB tarafından açıklanan haftalık “yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono işlemleri” yakından takip edilen veriler arasında. Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde son aylarda devam eden yabancı satışları 3 Haziran ile biten haftada yerini 129.4 milyon dolarlık alıma bıraktı. Tahvil bonoda (DİBS) ise 40.9 milyon dolarlık çıkış vardı. Ancak cuma günü itibariyle hisse senetlerinde yabancı takas saklama payı %35’in altına salınım göstermiş durumda (%34.65). Bir önceki haftaki alımların geçen hafta pek devamı gelmiş görülmüyor. Diğer yandan bankalardaki yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatı 214 milyar dolar seviyesinde yatay seyrini korurken benzer görünüm 102 milyar dolar seviyelerinde seyreden TCMB brüt rezervleri için de söz konusu. Ayrıca Türkiye’nin 5 yıllık risk priminde 800 seviyesinin aşılması, eurobondlarda bazı vadelerde %10 seviyesinin üzerinin test edilmesi kayda değer gelişmeler. Hazine ve Maliye Bakanlığı, BDDK, SPK , TCMB tarafından silsile olarak açıklanan yeni düzenlemelerin piyasalara etkisi sınırlı kaldı. 

    BORSA DESTEK ARAYIŞINDA

    Borsada kâr satışları derinlik kazanırken destek ve denge arayışı öne çıkmış durumda. İlk destekler 2.510-2.500 noktalarında. Bu seviyelerin altında verilecek sonraki destekler 2450 ve 2.410-2.350 seviyelerinde bulunuyor. Yukarı yönlü hareketlenmelerde ise muhtemel satış noktaları 2.600 ve 2.680-2.700 seviyelerinde. Endekste destek seviyelerinde tepki alım denemeleri görülse de satış baskısı korunuyor.

    YUKARIDA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR, YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR.

    Yazının devamı...

    Borsada ‘yerli’ yükseliş

    Yaz mevsimi piyasalarda hareketli başladı. Borsalarda özel bir gündem yoksa yaz ayları genelde durgun geçer diye bir kabul vardır. Mayısta sat git, yaz durgun geçer, sonbaharda tekrar piyasalar canlanır gibi bir döngüden söz edilir. Ama bu işleyiş her yıl aynı olacak diye bir kural da yok tabi ki. Bu yaz mevsimine piyasalar oldukça hareketli girdi. Yüksek enflasyon ve düşük faiz yatırımcıyı ister istemez alternatif arayışına itti. ABD ve Almanya gibi öncü dış borsalarda satışlar görülse de çok fazla derinlik kazanmadı. Türkiye özelinde ise durum biraz daha belirgin. Mevduat ve tahvil faizleri enflasyonun oldukça altında. Cuma günü açıklanan enflasyon ile TCMB faiz farkı 58 puana kadar çıktı. Dış borsalardan farklı olarak geçen hafta vurguladığımız üzere fiyat kazanç gibi bilanço değerleme yöntemlerine göre Borsa İstanbul ucuz olarak tanımlanabilir (tavsiye değil). Diğer alternatiflerden döviz bir miktar prim yapmış durumda. Konutta İstanbul dünyanın en pahalı şehirleriyle yarışacak düzeyde pahalı ama konut piyasası hâlâ canlılığını koruyor.

    ALTERNATİF ARAYIŞI

    Türkiye’de konut fiyatlarının çok gelişmiş ülkelerle yarışıyor olmasının sebeplerinden biri yine alternatif arayışlarının bir sonucu. Son dönemde alternatifler arasına yatırım aracı olarak otomobilin de girdiği anlaşılıyor. Bu yönde haber akışları mevcut. Hal böyle olunca geçtiğimiz yıllardaki gibi borsalarda piyasaları taşıyacak yeni beklenti ve gündeme bağlı fiyatlamalara bu dönem için çok fazla önem atfedilmiyor. Ancak olağan dışı bir gelişme olursa piyasa bakışı elbette değişecektir. Eksi faiz dışında parasal genişleme devam ediyor. BDDK verilerine göre, son bir aylık kredi ve mevduat büyümeleri 400-500 milyar civarında. Özetle, yerli yatırımcı için borsa önemli bir alternatif olarak geçerliliğini koruyor. Yılbaşından bu yana faiz, döviz, altın gibi yatırım araçlarındaki getirilere bakılınca enflasyona galip gelen yatırım aracı yok. Ancak enflasyona en yakın getiri yaklaşık yüzde 37 kazanç ile Borsa İstanbul’da (BIST100 Endeksi’nde). Yabancı yatırımcı çıkışları ise miktarı son hafta azalmakla birlikte kesintisiz sürüyor. TCMB verilerine göre 27 Mayıs ile biten haftada; Hisse senetlerinden 40.9, tahvil bonodan (DİBS) 55 milyar dolarlık çıkış söz konusu. Borsada yaşanan çıkışa tamamen yerli çıkışı demek yerinde olacak. Borsada olumlu havanın korunduğunu söylemek mümkün. 

    BÜYÜME KORUNUYOR

    Ekonomik verilerde son dönemde genel olarak bir zayıflama söz konusu. Bu durumu ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere merkez bankalarının faiz arttırım ve parasal sıkılaşma politikalarının yansıması olarak görenler çoğunlukta. Cuma günü açıklanan ABD mayıs ayı tarım dışı istihdam verisi ise 390 bin geldi. 325 bin olan beklentinin üzerinde ama 428 bin olan nisan verisinin altında bir rakam. İşsizlik oranı, ortalama saatlik kazançlar ve çalışma saatlerinin beklentileri karşılaması önemli görüldü. Tarım dışı istihdamın beklentilerin üzerinde gelmesi sonrası resesyon tartışmalarının biraz daha azalması muhtemel bir gelişme. Ancak bu durum 15 Haziran Fed toplantısı için faiz artırım beklentilerini kuvvetlendirebilir. Veri sonrası ABD 10 yıllık bono faiz oranı hafif yükselirken ABD borsalarında satışlar görüldü. Perşembe günkü ABD ADP özel sektör istihdamı mayıs ayı için 128 bin olarak (beklenti 300 bin, nisan 247 bin) açıklanmış ve salgın hastalıktan bu yana en düşük veri olarak kayda geçmişti. ABD ekonomisi ilk çeyrekte yüzde -1.5 daralmıştı. Küresel ekonomiye dair yavaşlama emareleri görülürken Türkiye’nin ilk çeyrek büyümesi yıllıkta yüzde 7.3, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 1.2 büyüme oldu. Ekonomi yönetiminin bir süredir faizi düşük tutarak enflasyondan çok büyümeyi önceye alan politikadan yana olduğu biliniyor. İvme kaybetse de büyüme korunuyor. Bu durumda cari açık ve enflasyondaki yükseliş bir süre daha gündemde kalacak demektir. Fed’in dozu azalıp artmakla birlikte stagflasyon ve resesyon tartışmalarına rağmen sıkı para politikasında değişim yok. Ekonominin seyrine göre sonbahar gibi bir değişim olur mu, faiz arttırım sürecine ara verilir mi? Bu bugünün konusu değil. Beklenti en az birkaç ay daha 50 baz puanlık faiz arttırımı yönünde. Piyasalar da bunu kabullenmiş ve gardını almış görülüyor.

    ABD ENFLASYON VERİLERİ

    Diğer yandan Avrupa Merkez Bankası’nın perşembe günü yapacağı toplantı yakından izlenecek. Faiz arttırımı için temmuz işaret edilse de toplantı sonrası yapılacak açıklamalar önümüzdeki döneme ilişkin projeksiyon açısından oldukça önemli olacak. Faiz arttırımları ve Rusya olayının etkileriyle ekonomide bir durgunluğa yol açar mı kaygısı ise sürüyor. Enflasyon yükselmeye devam ederken faiz artırımı dışında çok da seçenekleri yok gibi. Almanya’da mayıs enflasyonu (TÜFE) yüzde 8.7 ile 50 yılın en yükseğine çıkarken Euro Bölgesi’nde ÜFE ise nisan ayında yüzde 1.2, yıllıkta yüzde 37.2’ye yükseldi. Önümüzdeki cuma günü ABD mayıs enflasyonu açıklanacak. Beklentiler yüzde 8.1 seviyesinde yoğunlaşıyor. Nisan yüzde 8.3, mart ayında yüzde 8.5 idi. Beklendiği gibi mayıs enflasyonu yüzde 8.1 gelirse enflasyonda zirvenin görülüp görülmediği tartışmaları tekrar başlayabilir. Bir temenni ekleyecek olursak, Tesla’nın CEO’su Elon Musk ile  JPMorgan CEO’su Jamie Dimon’un karamsar tahminleri dileriz tutmaz, dileriz yanılırlar. 

    PETROL FİYATI DÜŞMÜYOR

    Petrol fiyatlarında, S. Arabistan ile BAE’nin Rusya’dan doğacak arz açığını kapatabilecekleri yönündeki açıklamalar ile yaşanan kısa bir geri çekilme yaşanmıştı. Ancak geçen hafta tekrar yükseliş görüldü. Yükselişte Avrupa Birliği’nin Rusya’dan petrol ithalatına kısmi yasağın da bulunduğu yaptırım paketini onaylaması ve ABD ham petrol stoklarında azalmanın etkileri önemli. OPEC+ Grubu ise 2 Haziran toplantısında Haziran-Temmuz ayları için üretim artışı hızını yüzde 50 artırırken günlük üretimi 648 bin varile çıkarma kararı aldı. S.Arabistan’ın petrol fiyatlarını düşürme çabası ABD tarafından olumlu karşılanırken ABD Başkanı Biden’ın ay sonunda S. Arabistan’ı ziyaret edeceği bildirildi. Petrol fiyatındaki yükseliş kur artışıyla birleşince akaryakıt zamları iç ekonomik gündemin bir parçası haline geldi. Bu arada Türkiye’nin petrol faturası da yükselmeye devam ediyor. Ayrıca bu durum maliyet enflasyonundaki yükselişe katkı yapan bir durum.

    MAYIS ENFLASYONU BEKLENTİLERİN ALTINDA

    Cuma günü Türkiye mayıs enflasyonu (TÜFE) aylıkta yüzde 2.98, yıllıkta yüzde 73.50 olarak açıklandı. Yurtiçi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık yüzde 132.16, aylık yüzde 8.76 arttı. Artış hızında ivme kaybı yaşansa da devam eden kur artışları, açılan TÜFE-ÜFE makası, enerji ve akaryakıt zamları nedeniyle enflasyonda zirvenin gerçekleştiğini söylemek için henüz oldukça erken görülüyor.

    BORSADA DİRENÇLERE DİKKAT

    Borsada kâr satış denemelerine rağmen çıkış trendi sürüyor. İlk destekler 2.560-2.540 seviyelerinde. Kısa dönem için bu seviye önem kazanabilir. Sonraki destekler 2.525-2.500 noktalarında. İlk dirençler ise 2.620-2.630 seviyelerinde. Çıkışın devamı için bu seviyelerin üzerinde kalınması önemli olacak. Sonraki dirençler 2.700 ve 2.800 seviyelerinde bulunuyor. Çıkış hareketi gücünü korumakla birlikte kâr satışları görülebilir.

    YUKARIDA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR, YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR.

     

    Yazının devamı...

    Borsalara Fed desteği

    PİYASALARIN gündeminde beklenti yaratacak belirgin bir değişim olmamasına karşılık geçen hafta borsalarda toparlanma çabaları vardı. Bu noktada algı konusuna vurgu yapmak yerinde olacak. Dış gündemde ABD Merkez Bankası (Fed) tutanakları, içeride ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısı öne çıktı. Yeni beklenti ihtiyacının sürmesine karşılık olumsuz gündemlerin belli ölçüde fiyatlanması ve piyasa bozucu haber akışlarının etkisini kaybetmesi, ayrıca yüksek enflasyona karşı getiri arayışı tepki alımlarını destekleyen gelişmeler olarak görülebilir. Eski borsacıların ‘büyük para halkıdır’ sözüne bu noktada atıfta bulunmak gerekecek. Enflasyondaki yükselişe karşılık yatırımcıların kendini koruması açısından çok fazla alternatif görülmüyor. Yine borsacıların ‘bazen hiçbir şey yapmamak en iyi yatırımdır’ sözü bu ortamda çok geçerli değil. Ticaret durmaz. Hal böyle olunca borsalardaki geri çekilme alım fırsatı olarak görüldü. Ancak borsaları taşıyacak güçlü beklentiler ve gündem desteğinin sağlandığını söylemek zor. Bu aşamada gelen alımlara tepki yükselişi gözü ile bakmak yerinde olacak. Bu kısa girizgâhtan sonra gündeme tekrar dönülecek olunursa, son Fed tutanakları ve ABD ekonomik verilerine yakından bakmak gerekecek. Fed tutanaklarında, üyeler birkaç ay daha 50 baz puanlık faiz arttırımı bekliyor. Ancak sonbahar gibi ekonomide yavaşlama endişeleriyle faiz arttırımlarında esneklik veya ara verme beklentisi içinde oldukları anlaşılıyor. Bu durum ‘güvercin’ tonda değerlendirilip piyasalar tarafından olumlu algılandı.

    SAKİN SEYİR

    Diğer yandan, ABD 2022 yılı ilk çeyrek GSYH yüzde -1.5 olarak açıklanırken bekleyen konut satışları nisanda aylık bazda yüzde 3.9 geriledi. Bu veri Nisan 2020’den beri en büyük düşüş olarak kaydedildi. Haftalık işsizlik başvuruları ise 210 bin olarak beklentilerin altında açıklandı (önceki 218 bin). Büyüme ve diğer ekonomik aktivitelerde bir zayıflık söz konusu olsa da istihdamda işler fena gitmiyor. Bu açıdan ileriki dönemde Fed’in faiz arttırım ve sıkı para politikasının devamlılığı konusunda bazı soru işaretleri oluşmaya başladı. Piyasalar ‘bardağın dolu tarafını’ görüp bunu hayra yordu. Dış borsalardaki çıkış Borsa İstanbul’a da yansıdı. Petrol hariç diğer parametrelerde nispeten sakin seyir söz konusu. ABD 10 yıllık bono faiz oranında geri çekilme sürüyor. Bunda gelen alımlar ve uzun vadede ekonomik yavaşlama ile enflasyonda gerileme beklentileri etkili oldu. Bu durum ABD dolarındaki zayıflama ile birlikte altının ons fiyatındaki çıkışa katkı yaptı. Petrol fiyatındaki yükseliş ise sürüyor. Petrol fiyatında, ABD stoklarındaki azalma ile OPEC+ Grubu’nun 2 Haziran toplantısında temmuz ayında üretimin 432 bin varil/gün artırılması politikasına bağlı kalacağı beklentisi ve AB ülkelerinin Rusya’ya petrol ambargosu konusunda anlaşma olasılığının arttığı yönündeki açıklamalar etkili oldu. Borsalarda toparlanma sürmekle birlikte henüz güç kazandığını söylemek için erken.

    TCMB ‘PAS’ GEÇTİ

    PİYASA beklentilerine paralel olarak TCMB faizi değiştirmedi. Her ne kadar ekonomi yönetiminin düşük faizden yana tavrı bilinse de dışarıdaki faiz arttırım süreci, artan enflasyon, döviz kurlarındaki yükseliş, TCMB rezervlerindeki gerileme gibi gelişmeler dikkate alındığında sürpriz bekleyenler de vardı. Kararın piyasalarda etkisi oldukça sınırlı kaldı. TCMB kararlarının yansımaları konusunda ilk bakılan parametre doğal olarak döviz kurları oluyor. Enflasyondan dış ticaret verilerine birçok ekonomik gösterge döviz fiyatlarıyla ilintili. Döviz tarafında TL’nin de değer kaybıyla bu yazın turizm gelirlerindeki artışa çok fazla umut bağlanmış görülüyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “2022 için minimum 35 milyar dolarlık gelir hedefi koyduk” demişti. Dış ticaret ve cari açık artmaya devam ederken yabancı sermaye (sıcak para) çıkışları sürüyor. Turizm gelirlerinin bu sürece ne ölçüde merhem olacağını yaz sonunda görebileceğiz. TCMB verilerine göre 20 Mayıs ile biten haftada; Hisse senetlerinde 603 milyon dolar, tahvil bonoda (DİBS) 67 milyon dolarlık yabancı çıkışı var. TCMB brüt rezervleri 1.6 milyar dolarlık azalışla 100.2 milyar dolara gerilerken bankalardaki yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatı 214 milyar dolar ile yatay görünümünü sürdürüyor. Bir süredir hazırlıkları süren ‘enflasyona endeksli tahvilden’ henüz bir haber yok.

    FİYAT KAZANÇ ORANLARI DÜŞÜK

    BORSADA yükseliş hareketi sürerken fiyat kazanç oranları düşük kalmaya devam ediyor. Bir başka anlatımla, borsalar teknik açıdan primli ama temel olarak ucuz, diye tanımlamak doğru olacak. Yılbaşından bu yana geçen sürede grafik olarak BIST100 Endeksi ve BIST100 Fiyat Kazanç Oranı arasındaki makas oldukça açılmış durumda. İlk çeyrek bilançolarının iyi gelmesiyle fiyat kazanç oranları gerilerken bu durum hisse fiyatlarına pek yansımadı. Düşük fiyat kazanç oranlarının (ucuz) hisselere talebi artırması beklenirdi. Diğer yandan borsadaki çıkışın sürüyor olması aradaki makası daha da açtı. BIST100 Endeksinde fiyat kazanç oranı 6.50 seviyelerinde ve diğer ülke borsalarına göre oldukça düşük. Bazı lokomotif banka ve holding hisselerinde 2-3 gibi fiyat kazanç oranları var. Diğer ifade ile piyasa değeri 2-3 yıllık kârı kadar. Ama buna rağmen ciddi alıcı gelmemesi, beklentiler ve daha çok talep ile ilgili. Fiyatı arz ve talep belirler. Düşük fiyat kazanç oranlarının ederine ulaşması için yeterli talebin gelmesi büyük önem arz ediyor. Borsa İstanbul’daki hisse senetleri yabancı takas saklama oranının %35 seviyelerine gerilemesi biraz bu görünümün izah gibi bir bakıma.

    TEPKİ ÇIKIŞINDA 2.470 ÖNEMLİ

    ENDEKSTE tepki çıkışı satış denemelerine rağmen korunuyor. İlk destekler 2.425 ve 2.400 noktalarında. Bu seviyeler kısa dönem için önem kazanabilir. Sonraki destekler 2.370 ve 2.345 olarak görülüyor. Tepki yükselişinin ilk direnci ise 2.470’de bulunuyor. Çıkışın devamı için bu trend direncinin geçilmesi gerekecek. Sonraki dirençler 2.500 ve 2.560 seviyelerinde. Endekste tepki sürmekle birlikte direnç seviyelerinde satış denemeleri görülebilir. 

    ENFLASYON BEKLENİYOR

    ENFLASYON ekonomik ajandanın öncelikli gündemleri arasında. 3 Haziran Cuma günü Türkiye mayıs enflasyonu açıklanacak. Beklentiler TÜFE’de aylık yüzde 4.0, yıllık yüzde 72.0 seviyelerinde. Ama sürprizler de olabilir. Kur artışı, akaryakıt ve kamu zamları, yaz ayının yaklaşması nedeniyle tarım ürünlerdeki dalgalanmalar tahmini biraz zorlaştırıyor. Ekonomi yönetiminin enflasyondan çok ekonomide büyümeyi öne alan politikası devam ediyor. Ekonomideki büyüme ise cari açık ve enflasyonu besleyen bir durum. Kur ve enflasyon artışlarının ileriki dönemde satın alma gücüne etkileri nedeniyle büyümeyi zayıflatması olasılık dahilinde. Dış ekonomik gündemde ise yine Cuma günü ABD mayıs ayı tarım dışı istihdam verileri açıklanacak. İstihdam 350 bin civarında beklenirken nisan ayında 428 bin idi. ABD’de ekonomik verilerdeki zayıflama stagflasyon tartışmalarını beraberinde getirirken buna karşılık istihdam verilerinde çok belirgin bir gerileme görülmedi.

    YUKARIDA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR, YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR.

     

    Yazının devamı...

    Piyasalara çift yönlü baskı

    Piyasalar baharı biraz sıkıntılı tamamlıyor. ABD borsaları başta olmak üzere dış borsalarda satış baskısı devam ediyor. Merkez bankalarının parasal sıkılaşma politikaları, stagflasyon ve resesyon tartışmaları, yüksek enflasyon borsalarda yaşanan düşüşte öne çıkan gerekçeler. Fed Başkanı Powell’ın geçen hafta yaptığı konuşması oldukça ‘şahin’ bulunmuştu. Powell, enflasyon düşene kadar mücadeleye devam ve her türlü önlemin alınacağı yönünde kararlılık mesajı verirken gerekirse agresif hareket etmekten bahsetmiş, Hollanda Merkez Bankası Başkanı ve Avrupa Merkez Bankası Başkanı Knot ise temmuz ayında 50 baz puanlık faiz artışı olasılığına dikkat çekmişti. Parasal sıkılaşmanın devam edeceği beklentisinin yanında son dönemde yayınlanan verilerin ekonomideki yavaşlama tartışmalarını canlandırması borsalara ayrıca olumsuz yansıyan bir gelişme oldu. En yetkili ağızlardan gelen açıklamalar bir bakıma bu görünümü teyit eder mahiyetteydi. ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, “Yüksek gıda ve enerji fiyatlarının tüm dünyada üretim ve harcamaları baskıladığını, enflasyonu yükselttiğini ve stagflasyonist etkilere sahip olduğunu” söyledi. Diğer yandan ABD haftalık işsizlik başvuruları son dört ayın en yükseğine ulaştı ve 218 bin olarak açıklandı. Ayrıca, Walmart gibi büyük perakende firmalarının zayıf bilançoları bu görünüme katkı yaparken, bilanço performanslarındaki zayıflamanın enflasyonun tüketici talebini olumsuz etkilediği şeklinde değerlendirmeleri beraberinde getirdi.

     

    EKONOMİLERDE KÜRESEL DURGUNLUK

    Ekonomideki durgunluk beklentileri küresel bir durum. ABD’nin bu yılın ilk çeyrek büyümesi yüzde -1.4 olarak açıklanmıştı. Japonya da sürpriz şekilde yine yılın ilk çeyreğinde yüzde 1.0 küçülme yaşarken geçen hafta Çin sanayisi yüzde 2.9 daralma gösterdi. Çin’de vaka artışlarına bağlı kapanma ve karantinaların etkisi var tabii ki. Çin ve Japonya merkez bankaları ekonomiye destek vermek için gevşek para politikalarına devam edeceklerini açıkladılar. Çin Merkez Bankası, 5 yıllık kredi ana faiz oranını 15 baz puan düşüşle yüzde 4.45 seviyesine çekerken 1 yıllık kredi ana faiz oranı ise yüzde 3.7 seviyesinde tutuldu. Beklentiler 5-10 baz puan indirim yönündeydi. Çin ile ilgili diğer kayda değer gelişme, Şanghay’da salgın hastalığa bağlı kısıtlama ve kapanma tedbirlerinin yumuşatılması sokağa çıkma yasağının kaldırılması oldu. Bu durum son günlerde düşüş yaşayan petrol fiyatlarını biraz yükseltirken, Brent Petrol tekrar 110 dolar seviyesini test etti. Ancak ekonomideki durgunluk beklentileri nedeniyle yükseliş denemesi oldukça sınırlı kaldı. Ayrıca aynı gerekçe ile çelik, bakır gibi bir çok emtia fiyatında düşüşler söz konusu. Olay sadece söylemlerde kalmamış piyasalar tarafından fiyatlanmaya başlamış. Son ekonomik veriler de bu yönde sinyal vermeye başlamış görülüyor. Bir özel durum olarak, faiz indirimi ve Çin’deki karantina tedbirlerinin gevşetilmesi Cuma günü Asya Borsalarına alım olarak yansırken bu durum ABD ve Almanya borsalarında da tepki alımlarına neden oldu. Fakat tek başına bu gelişmenin dış borsaları taşıması çok zor. Piyasalarda temkinli görünüm korunuyor.

    SIKI PARA POLİTİKASI ALTIN FİYATINI SINIRLADI

    Piyasaların önemli referans parametrelerinden biri olan ABD 10 yıllık bono faiz oranı yakından takip ediliyor. Son günlerde yüzde 3.00 seviyesinin altında ve yüzde 2.80 seviyesine yakın işlem görüyor. Bu durum için hisse senetlerinden çıkan paranın tahvil ve bonolara yöneldiği şeklindeki değerlendirmeler yapıldı. ABD ekonomisindeki resesyon endişelerine bağlı olarak dolardaki zayıflama ve tahvil faiz düşüşü altının ons fiyatına tepki çıkışı olarak yansıdı. Ayrıca risk iştahında azalma ve yüksek enflasyon etkisi de var. Altının ons fiyatı 1.800 doların altını test ettikten sonra cuma günü 1.840 seviyesinin üzerine çıktı. Fed’in sıkı para politikası altın fiyatındaki yükselişi sınırlayan bir gelişme olarak görülüyor. Altının bu dönem en fazla duyarlı olduğu parametre ABD tahvil bono faiz oranları. Ancak önümüzdeki dönemde, güvenli liman ihtiyacını arttıran gelişmeler söz konusu olursa veya Fed resesyon tehlikesine istinaden faiz arttırımlarında vites küçültürse bu durum altın fiyatına yükseliş yönlü etki edebilir. Fed Başkanı Powell konuşmalarında faiz konusunda her ihtimale bir açık kapı bırakıyor. Enflasyon ve ekonominin seyrine göre daha agresif veya gevşek bir politika olasılığını gündemde tutuyor. Beklenildiği üzere küresel ekonomi yavaşlarsa Fed faiz arttırım ve parasal sıkılaşma konusunda bu kadar kararlı olabilecek mi sorusunun cevabını zamanla görebileceğiz.

    DİKKATLER TCMB TOPLANTISINDA

    İç ekonomik gündemin önemli satır başlıklarından biri perşembe günkü TCMB toplantısı olacak. Faiz değişimi beklenmiyor. Ancak para politikasına ilişkin değerlendirmeler açısından toplantı metni daha yakından takip edilecek. Dış dünyadaki faiz artış furyası yanında içeride yüzde 70’e dayanan enflasyon ve döviz kurlarındaki yükseliş TCMB’yi bir politika değişimine zorlar mı? Gerçi ekonomi yönetiminin tavrı belli. Ancak döviz kurları oldukça önemli bir done. Dolar/TL kurunda 16.00 seviyesi son günlerde çıpa işlevi görmeye başladı. Rezervlerin durumu malum. Diğer yandan piyasalar bir süredir hazırlığı yapıldığı söylenen “enflasyona endeksli tahvil” bekleyişini sürdürüyor. Getirisi yüksek olursa borsa ve döviz kurları için alternatif olabilir mi, TL’nin cazibesi artar, TL’ye değer kazandırır mı türünden değerlendirmeler yapılıyor. Enflasyona endeksli olacağına göre getirisi muhtemelen yüksek olacak. Bu yönde henüz bir açıklama gelmiş değil.

    BORSADA TEPKİ ZAYIF KALDI

    Borsada tepki alım denemeleri güç kazanamadı, düşüş hareketi sürüyor. İlk destekler 2.360 ve 2.320-2.300 seviyelerinde. 2.320-2.300 daha önemli. Bu seviyenin altında verilecek sonraki destekler 2.250-2.200 seviyelerinde bulunuyor. İlk dirençler ise 2.425 ve 2.460 olarak görülüyor. Sonraki dirençler 2.500 ve 2.560 seviyelerinde. Endekste destek seviyelerinde tepki alım denemeleri görülse de satış baskısı korunuyor.

    BANKALARDAKİ DÖVİZ MEVDUATI YATAYDA

    Bankalardaki yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatı son bir süredir yatay bir seyir izliyor. Şubat ayından bu yana birkaç milyar dolarlık değişimlerle 215 milyar dolar civarında küçük çaplı dalgalanmalar görülüyor. 13 Mayıs haftasında 214 milyar dolar olarak açıklandı. Diğer yandan TCMB verilerine göre yine 13 Mayıs haftasında; TCMB brüt rezervleri bir önceki haftaya göre 5.7 milyar dolar gerileme ile 101,9 milyar dolar olurken Borsa İstanbul’da yabancı çıkışı aynı hafta hisse senetlerinde 766.9 milyon dolar, tahvil bonoda (DİBS) 298,1 milyon dolar olarak kaydedildi. Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde yabancı payındaki gerilme sürerken %35 seviyesinin üzerinde tutunma çabası görülüyor. Türkiye’nin 5 yıllık CDS oranı (risk primi) ise 700 seviyesinin üzerindeki seyrini sürdürüyor.

    Yazının devamı...

    Hisse seçimi daha da önem kazanacak

    Borsa İstanbul’un dış borsalarla uyumsuzluğu ise devam ediyor. Geçen hafta yaşanan düşüşlerde dış borsalar daha kontrollüydü. Cuma günü iç ve dış borsalarda görülen toparlanma bu aşamada tepki yükselişi boyutunda. Borsa İstanbul’da dış borsalardaki zayıf görünümün yansıması dışında Hazine’nin bir süredir enflasyona endeksli tahvil ihracı hazırlığında olduğu, bunun da borsadan para çıkışına neden olabileceği yönündeki söylem veya spekülasyonlar etkili oldu. Yüksek enflasyon nedeniyle ihraç konusu olan tahvillerin yüksek getirili olacağı ve hisse senetlerine alternatif olabileceği konusunda değerlendirmeler yapıldı. Söz konusu tahvil için bir hazırlık olduğu yetkililer tarafından bahse konu edilse de detay ve zaman konusunda henüz bir açıklama gelmiş değil. Yılın ilk çeyreğine ilişkin bilançoların yayınlanması ise geçen hafta tamamlandı. Bilançolarla ilgili fiyatlamalar kısa dönem için belli ölçüde yapıldı.

    GÜNDEM VE BEKLENTİLER

    Diğer yandan piyasaları taşıyacak yeni beklenti ihtiyacı sürmekle birlikte Borsa İstanbul’da çıkış hareketi ivme kaybetmiş durumda. Teknik açıdan da bir güç kaybından söz etmek mümkün. Bu bakımdan 03/2022 bilanço sonuçlarına göre hisse bazlı seçici hareketler öne çıkabilir. Bir diğer değerlendirme, ilk çeyrek bilançolarının genelde olumlu geldiği ve fiyat kazanç oranı gibi değerlendirme kriterlerine göre hisselerin ucuz olduğu yönünde (yatırım tavsiyesi değildir). Yüksek gelen bilanço kârları dışında borsada yaşanan düşüşle birlikte fiyat kazanç oranları da geriledi. BIST100 Endeksi hisselerinin fiyat kazanç ortalaması 6.5 seviyesine kadar çekildi. Geçen yılın aralık ayında 13, bu yılın nisan ayında ise 8.5 seviyelerindeydi. Ancak bu verilerin fiyatlanması ve hisselerin ederine ulaşması için piyasanın genel görünümünün de elverişli olması gerekir. Ayrıca, yüksek enflasyona karşı hisse senetlerinin halen önemli bir alternatif olması konusu önemli. Mevcut faiz oranları enflasyonun oldukça altında (eksi faiz), döviz kurlarında bir tepki çıkışı görülse de getiri olarak bu aşamada düşük. Buna karşılık gayrimenkulde fiyat artışları sürüyor. Bakıldığında enflasyondan korunmak için çok fazla da bir seçenek görülmüyor. Bununla birlikte hisse senetlerinin bilanço ve temel verileri tek başına yeterli görülmeyebilir. Borsada yatırım yaparken genel konjonktür, gündem, beklenti gibi parametrelerin de mutlaka dikkate alınmasında yarar var.

     

    DIŞARIDA GÜNDEM ‘MERKEZ’ AĞIRLIKLI

    DIŞ borsalarda risk iştahı zayıflamaya başladı, Borsa İstanbul için de benzer şeyi söylemek mümkün. ABD Merkez Bankası’nın faiz arttırımı ve parasal sıkılaşma politikası uygulamaya başlaması, Avrupa Merkez Bankası’nın da benzer politikayı benimsediğinin açıklanması, yüksek enflasyon ve resesyon tartışmaları risk iştahını biraz azaltmış durumda. Fakat faiz arttırım süreci başlasa da mevcut faiz oranları halen düşük ve borsaları besleyen likidite piyasalarda dolaşımda. ABD Merkez Bankası (Fed), haziran ayından itibaren bilanço küçültmeye ve tedrici olarak piyasadan likidite çekmeye başlayacak. Ayrıca bilançoların genelde olumlu gelmesi olağandışı bir gelişme olmadıktan sonra borsalardaki düşüşleri sınırlayan bir durum. Diğer yandan ABD Senatosu’nun Başkan Joe Biden tarafından Fed Başkanlığına ikinci dönem için aday gösterilen Jerome Powell’a onay vermesi istikrar ve piyasaların önünü görmesi açısından oldukça önemli. Fed Başkanı Powell’dan gelen son açıklamalar da kayda değer görüldü. Powell, “Bankanın gelecek iki toplantısında 50 baz puanlık ek faiz arttırımlarının yapılmasının uygun olacağını düşündüklerini, işler beklenenden daha iyi giderse daha azını, daha kötü giderse de daha fazlasını yapmaya hazır olduklarını vurguladı. Enflasyonu yüzde 2’ye düşürme sürecinin biraz sancılı olacağını belirterek, yüksek enflasyonla mücadele etmemenin ve yerleşmesine izin vermenin daha acı verici olduğunu, yumuşak inişin kolay olmayacağını” söyledi. Bir bakıma çekince ve tereddütleri göstermekle birlikte ileriye yönelik projeksiyon da yapmış.

    SÖZLÜ YÖNLENDİRME

    Powell, uzun süredir piyasalarla sağlıklı bir iletişim içinde. Bu açıdan sözlü yönlendirmeleri piyasalarda karşılık buldu. Herhangi bir sürpriz ile karşılaşılmadı. Kriter ve parametreleri koydu, piyasalar ona göre gardını aldı. Özellikle enflasyon ve istihdam verileri geliş şekline göre de Fed’in ne karar alacağı birkaç ay öncesinden doğru tahmin edilebildi. Diğer dikkat çeken haber Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Lagarde’nin konuşmasıydı. Lagarde; “Varlık alımları üçüncü çeyreğin başında bitirilmeli. Enflasyon tahminlerimiz giderek artan bir şekilde orta vadede enflasyonun hedefte olduğuna işaret ediyor. İlk faiz arttırımı ise ECB’nin ileri dönük yönlendirmesinde işaret ettiği gibi varlık alımları tamamlandıktan bir süre sonra olacak. Buradaki bir süre sadece birkaç hafta anlamına gelebilir” dedi. Bu açıklama temmuz ayı gibi faiz artışı geliyor şeklinde değerlendirilirken Fed’in ardından ECB’nin de yol haritası en yetkili ağızdan önemli ölçüde şekillenmiş oldu.  

     

    ABD ENFLASYONU PİK YAPTI MI?

    ENFLASYON gündemde yer tutan önemli satır başlıklarından biri oldu. Geçen hafta ABD, Almanya ve Çin nisan ayı enflasyon verilerini açıkladı. ABD TÜFE verisi beklentilerin biraz üzerinde %8.3 (beklenti %8.1, önceki%8.5), aylıkta %0.3 olarak açıklandı (beklenti %0.2, önceki %1.2). ABD nisan ayı ÜFE verileri ise aylık %0.5 (beklenti %0.5, önceki %1.4), yıllıkta %11.0 (beklenti 10.7, önceki 11.2) oldu. Nisan enflasyonu beklentilerin üzerinde olsa da mart ayının altında kalması zirvenin görülüp görülmediği tartışmalarını tekrar öne çıkardı. Bu konunun teyidi bir veriyle olmaz. Birkaç ay daha son zirve olan 8.50 seviyesinin altında kalınırsa o takdirde bu yönde bir görüş oluşabilir. ABD Başkanı Joe Biden, Nisan ayında yıllık enflasyonun ılımlı seyretmesinin umutlandırıcı olmasına rağmen enflasyonun kabul edilemez derecede yüksek olduğunu ifade etti. Almanya enflasyonu (TÜFE) ise beklentilere paralel olarak %7.4 geldi açıklandı (önceki %7.3). Almanya’da hız kesme henüz görülmüyor. Enflasyon hatırı sayılır bir süre daha piyasaların gündeminde yer alacak gibi görünüyor.

    ALTIN FİYATINDA BASKI SÜRÜYOR

    ALTININ ons fiyatında düşüş eğilimi devam ediyor. Fed’in parasal sıkılaşma politikası, ABD dolarındaki değerlenme ve yüksek ABD tahvil faiz oranları altının ons fiyatını baskılamaya devam ediyor. Altın 1.900 doların altında işlem görürken dip ve destek arayışı sürüyor. İç piyasalarda gram/TL fiyatında, dolar/TL kurundaki yükseliş nedeniyle yatay görünüm hakim. Piyasaların referans olarak izlediği parametrelerden biri de ABD 10 yıllık bono faiz oranı. Bu ay içinde %3.20 seviyesini test eden ABD 10 yıllık bono faiz oranı geçen hafta %3.00 seviyesinin altında işlem görmesine rağmen çıkış trendi korunuyor. Fed faiz artışı ve yüksek enflasyonun tahvil faizlerindeki çıkış hareketine etkisi sürüyor.

    BORSADA DESTEKLER İZLENİYOR

    BORSADA kâr satışlarına bağlı düşüş sürerken destek seviyelerinde tepki alımları görülüyor. İlk destekler 2.400 ve 2.360-2.340 seviyelerinde. Kısa dönem bu destek seviyeleri önem kazanabilir. Aksi takdirde sonraki destek 2.300 seviyesinde bulunuyor. Tepki çıkışlarında ise ilk dirençler 2.430 ve 2.490-2.500 seviyelerinde. 2.490-2.500 daha önemli. Endekste destek seviyelerinde tepki alımları görülse de direnç seviyelerinde satışla karşılaşma olasılığı yüksek. 

     

    YUKARIDA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR, YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR.

    Yazının devamı...

    Fed piyasaları dalgalandırdı

    PİYASALARA ABD Merkez Bankası (Fed) ağırlıklı gündem hakim. Geçen haftaki Fed toplantı sonuçları dalgalı seyre neden oldu. Beklendiği üzere 50 baz puanlık arttırım kararı alındı. Ancak toplantı sonrasında gelen açıklamalar daha yakından izlendi. Haziran ayında 47.5 milyar dolar, sonraki 3 ayda 95 milyar dolarlık bilanço daraltma işlemlerinin başlayacağı bildirilirken Fed Başkanı Powell’ın, “Faiz oranlarında artışın devam etmesinin uygun olacağını düşünüyoruz. Fed önümüzdeki birkaç toplantıda 50 baz puanlık artışları masada görüyor. Halihazırda oldukça belirsiz olan ortamı daha belirsiz hale getirmekten kaçınacağız. 75 baz puanlık artış Fed’in aktif olarak değerlendirdiği bir şey değil” açıklaması piyasaları rahatlatmıştı. Hem 75 baz puanlık faiz arttırım olasılığını gündemden çıkarması, hem de bilanço daraltma işleminin geç ve beklenenden daha küçük miktarla başlaması olumlu algılandı.

    ETKİLERİ KISA SÜRDÜ

    Açıklamaların ardından ABD borsaları yüzde 2’nin üzerinde değer kazanırken ABD doları değer kaybetti, ABD tahvil bono faiz oranları gevşedi, buna karşılık son günlerde gerileyen altının ons fiyatında tepki yükselişi görüldü. ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 2.90 seviyelerine geri çekildi. Ancak bu gelişmeler ilk aşamada olumlu fiyatlansa da etkileri çok kısa sürdü. Bir sonraki gün ABD borsalarında sert satışlar, ABD 10 yıllık bono faiz oranında tekrar yükseliş ve yüzde 3.00 seviyesinin üzerine hareket, ABD dolarında ise değerlenme görüldü. Bu durum altının ons fiyatına ise düşüş olarak yansıdı ve tekrar 1.900 doların altına itti. ABD borsalarındaki düşüş başta Almanya olmak üzere diğer borsaları da olumsuz etkiledi. Sonuçta, piyasalar, Fed’in parasal sıkılaşma ve faiz arttırım sürecine geri döndü. Ayrıca önümüzdeki döneme ilişkin ekonomideki yavaşlama ve stagflasyon beklentileri tekrar gündeme geldi. Diğer yandan İngiltere Merkez Bankası faiz oranını 25 baz puanlık arttırımla yüzde 1.00 seviyesine yükseltirken, Hindistan ve Brezilya faiz arttırımına gitti. Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi Üyesi Robert Holzmann ise “Avrupa Merkez Bankası haziran toplantısında faiz arttırımını görüşecek ve muhtemelen bir faiz arttırımına da karar verecek” dedi.

    TEMKİNLİ GÖRÜNÜM SÜRÜYOR

    Bu yıl Avrupa için iki faiz arttırım beklentisi sıkça dillendirilen bir konu. Dış dünyada faiz arttırımı ve parasal sıkılaştırma süreçleri hız kesmeden devam ediyor. Bu noktada Çin ve Japonya hariç demek yerinde olacak. Japonya Merkez Bankası nisan ayındaki toplantısında faiz oranını sabit tutarken ekonomiyi destekleyici aşırı gevşek para politikasına devam edeceğini açıklamıştı. Çin ise daha önce düşürdüğü faiz oranını nisan ayında sabit bıraktı. Bu açıdan Dolar/Yuan paritesindeki yükselişle birlikte Çin Yuanı’nda değer kaybı devam ediyor. Benzer görünüm Japon Yeni için de geçerli. Dolar/Yen paritesi 2000 yılındaki 135 zirvesine oldukça yaklaştı. Düşük faiz politikasına devam eden Türkiye için de benzer şeyler söylenebilir. Dolar/TL kurunun görünümü malum. Paranın fiyatı faiz olduğuna göre bu doğal bir sonuç. Genelde düşük faiz, zayıf kuru beraberinde getirir. Bu ekonomi yönetimlerinin tercihi. Tercihin sonuçları ise ekonomik büyüme ve enflasyon gibi veriler üzerinde kendini gösteriyor. Türkiye’de enflasyon yüzde 70’e dayanırken cuma günü açıklanan verilere göre, Japonya’da Tokyo Bölgesi TÜFE nisan ayında yıllık yüzde 2.5 (önceki yüzde 1.31) arttı, çekirdek yıllık TÜFE yüzde 1.9 (beklenti yüzde 1.8, önceki yüzde 0.8) oldu. Önümüzdeki hafta da ABD, Almanya, Çin ve İngiltere enflasyon (TÜFE) verileri açıklanacak. Bilindiği üzere ABD ve Almanya son 40 yılın en yüksek enflasyon seviyelerine ulaştı. Dış piyasaların seyri ve gündemi iç piyasalara olumlu referans olacak bir görünüm vermiyor. Temkinli seyir sürüyor.  

    SAVAŞIN ETKİSİ ZAYIFLADI

    ALTIN fiyatları son dönemde oldukça dalgalı bir seyir yaşıyor. Rusya-Ukrayna savaşının piyasalar üzerindeki etkileri zayıflayınca altın fiyatları üzerinde Fed para politikası ve ABD tahvil faiz oranlarıyla ABD dolarının seyri daha çok etkili olmaya başladı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı gerileyince altın fiyatı yükseliyor. Tekrar yüzde 3.00 seviyesinin üzerine çıkıp yükselince altın fiyatı baskılanmaya başlıyor gibi bir görünüm oluştu. Ayrıca ABD dolarındaki değer değişimleri benzer bir etkiye neden oluyor. Bir bakıma Dolar Endeksi’nde 103.00 seviyesi referans işlevi görüyor. İç piyasalarda altının gram/TL fiyatı ise dışarıdaki ons fiyatına göre daha sakin. Bu görünümde bir süredir yatay seyrini koruyan dolar/TL kurunun payı var elbette. Ancak dolar/TL kurunda tepki alımlarının görülmeye başlanması bu yöndeki hareketliliği yakından izlemeyi gerekli kılıyor. Enflasyondaki yükseliş ve doların dış piyasalardaki değer kazanımı iç piyasalarda dolar/TL kuru için kayda değer gelişmeler.

    BORSALARDA ‘BEKLENTİ İHTİYACI’ SÜRÜYOR

    PİYASALAR için beklentiler önemli. Bu yönde hemen her borsacının ezberinde olan “beklentiler alınır, gerçekler satılır” gibi bir de kabul gören bir söz var. Son dönemde yeni beklenti adına çok fazla bir şey konulmuş görülmüyor. Daha çok mevcut gündeme ilişkin bir fiyatlama söz konusu. Borsaları taşıyan başlıca gelişmeler arasında ekonomideki büyüme ve buna bağlı olarak olumlu gelen bilançoları saymak mümkün. Küresel ekonomi ve Türkiye için bu aşamada mevcut büyüme verileri iyi. Bunu hem 2021 yıl sonu hem de kısmen 2022 yılının ilk çeyrek bilançolarında da görebiliyoruz. Ancak Fed başta olmak üzere merkez bankalarından gelen faiz artırımları, sıkı para politikaları ve özellikle Avrupa için yapılan stagflasyon ve resesyon tartışmaları önümüzdeki döneme ilişkin büyüme beklentilerini önemli ölçüde törpülüyor. IMF ve Dünya Bankası ile bir çok yabancı yatırım bankası küresel ekonomi ve ABD için 2022 büyüme beklentilerini aşağı çektiler. Diğer yandan faiz, piyasa işleyişi gereği borsalar için bir alternatif olagelmiştir. Halihazırdaki mevcut faiz oranlarının enflasyondan korunma açısından borsalar için ciddi bir alternatif olmadığı konusunda haklı görüşler var. Çünkü Türkiye ve ABD ile Avrupa’da enflasyonun altında (eksi faiz). Fakat faiz oranları burada pek kalacak gibi görünmüyor. Ayrıca borsaları besleyen likidite daha zayıf olacak. Parasal sıkılaşma politikaları sürerse önümüzdeki dönemde faiz alternatif olarak borsalar için daha fazla ciddiyet kazanabilir. Özetle, mevcut görünümün piyasaları destekleyici taraflarının önümüzdeki döneme ilişkin sürdürülebilirliği tartışmalı bir durum. Bu noktada borsalardaki çıkış hareketlerinin korunmasında yüksek enflasyona karşı getiri arayışının önemli bir yer tuttuğunu da bir not olarak eklemek yararlı olacak. Dış borsalar ve gerekse Borsa İstanbul’da sıklaşan kâr satışlarını olumlu fiyatlamaya konu olacak yeni beklenti ihtiyacına bağlamak yerinde olacak.

    BORSA KÂR SATIŞLARININ ETKİSİNDE

    ÇIKIŞ trend desteğinin altında işlem gören borsada yükseliş denemeleri satışla karşılaştı. İlk destekler 2.440 ve 2.400 seviyelerinde. 2.400 daha önemli görülürken sonraki destek noktaları 2.340 ve 2.300 seviyelerinde. Yukarı yönlü hareketlenmelerde ise ilk dirençler 2.490-2.510 ve 2.560 seviyelerinde bulunuyor. Endekste destek noktalarında tepki alım denemeleri görülse de direnç seviyelerinde kâr satışlarıyla karşılaşma olasılığı yüksek.

    YUKARIDA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR, YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR. 

    Yazının devamı...