• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Küresel piyasalar iyimser

    Ekonomilerdeki güçlü toparlanma dış piyasalarda olumlu havayı destekliyor. Ayrıca devam eden ve uzunca bir süre daha devam edeceği açıklanan merkez bankalarının düşük faiz ve parasal genişleme politikaları önemli referanslar olarak geçerliliğini koruyor. ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda çıkış hareketleri yeni zirve denemeleriyle sürüyor. Son dönemde piyasalar tarafından yakından izlenen ABD uzun vadeli tahvil faiz oranları ise gerilemeye başladı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı, geçtiğimiz günlerde ekonomilerde ivme kazanan büyümeye bağlı olarak enflasyondaki yükseliş beklentileriyle yüzde 1.77 seviyesini görmüştü. Geçen hafta ise 1.50’li seviyelere çekildi. Bu durum olumlu havaya ayrıca katkı yapan bir gelişme. Faiz düşüşünde, ekonomideki ısınmayla birlikte enflasyonun beklenenden daha hızlı artacağı ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) parasal sıkılaşmaya daha erken başlayabileceği kaygılarıyla geçtiğimiz hafta ABD tahvil ihalelerine gelen talep ve başarılı ihale sonuçları etkili oldu. ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş sermaye akışları açısından gelişen ülke piyasaları için de olumsuz bir görünüm arz ediyordu.

    DIŞARIYA DUYARLI

    Borsa İstanbul, iç gündemin etkisiyle son dönemdeki tepki yükselişlerine rağmen dış borsalara uyum sağlamakta zorlanıyor. Diğer yandan bu görünümde yabancı çıkışlarının etkisini de dikkate almakta yarar var. Borsa İstanbul’da yabancı payı yüzde 42 seviyelerine gerildi. Ancak dış piyasalarda iyimserlik sürerse olumsuz ayrışma azalıp yerini dışarıya daha duyarlı bir iç piyasa görünümüne bırakabilir. Borsa İstanbul’da son bir aylık süreçte yaşanan düşüşle, yüzde 8 civarında bir geri çekilme ve BIST100 hisseleri için 11.0 fiyat kazanç oranı dış borsalara göre hatırı sayılır bir iskonto demek. İç piyasalarda toparlanma çabaları sürmekle birlikte henüz güç kazandığını söylemek için erken.

    MERKEZ BANKASI BEKLENENİ YAPTI

    TCMB’nin yeni başkanla ilk toplantısında sürpriz çıkmadı. Piyasa beklentilerine paralel olarak gösterge faiz oranı yüzde 19 olarak sabit bırakıldı. Ancak toplantı sonrası yapılan basın duyurusu önemliydi. Toplantı metininde, önceki basın duyurularında yer alan “sıkı para politikası duruşu kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülecek ve “gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacak” ifadelerinin yer almaması ilk tepki olarak temkinli karşılandı. Ancak, enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir, açıklaması da şimdilik sıkı para politikasında değişim olmayacağı algısını verdi. Bu ifadeler piyasa üzerindeki ilk etki olarak dalgalanmaya neden olsa da daha sonra denge oluşmaya başladı. Fakat enflasyon ile mevcut faiz oranını karşılaştırdığımızda TCMB faizi enflasyonun yaklaşık üç puan üzerinde. Sıkı para politikası duruşu ifadesi kaldırılıp yerine enflasyon üzerinde diye bir kriter konulması önümüzdeki toplantılarda faiz indirimi gelebilir gibi bir olasılığın dillendirilmesine neden oldu. Bakalım 6 Mayıs TCMB toplantısında durum biraz netlik kazanır. Bununla birlikte piyasalar TCMB toplantısı gibi önemli bir gündemi hasarsız geride bırakması olayın bir başka yanı oldu.

    YABANCI ÇIKIŞI HIZ KESTİ

    Borsa İstanbul’da 26 Mart ve 2 Nisan ile biten haftalardaki yüksek montanlı yabancı çıkışları hız kesmiş ve 9 Nisan haftasında az da olsa yerini girişlere bırakmış görülüyor. 9 Nisan haftasında, hisse senetlerinde 46 milyon dolar çıkış, tahvil bonoda 77.9 milyon dolar giriş olmak üzere nette yaklaşık 32 milyon dolarlık yabancı girişi görüldü. Yabancı yatırımcıların hisse senetleri ve tahvil bono (DİBS) toplam tutarı yaklaşık 30 milyar dolar (22.7 hisse senetleri, 7.4 DİBS) seviyelerine kadar gerilemiş durumda. 30 milyar dolar her ne kadar azımsanmayacak bir rakam olsa da bu durum yabancı çıkışları açısından baskıyı biraz azaltacak bir durum olarak da görülebilir. 9 Nisan haftasına ait ek bilgi olarak, Merkez Bankası brüt rezervleri ve bankalardaki döviz mevduatlarında yaklaşık 2 milyar dolarlık artışlar ilave edilebilir. (Brüt rezerv 89.3 milyar dolar, bankalardaki döviz mevduatları 223 milyar dolar)

    BORSADA TEPKİ YÜKSELİŞİ



    Borsada sert düşüşün ardından tepki yükselişi sürüyor. İlk destekler 1.400-1.396 seviyelerinde görülürken sonraki destekler 1.380-1.375 ve 1.360 seviyelerinde bulunuyor. İlk dirençler ise 1.418 ve 1.445 seviyelerinde. Çıkışın devamı ve güç kazanması için 1.445 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Sonraki dirençler 1.460 ve 1.490-1.500 seviyelerinde. Tepki çıkışı sürmekle birlikte direnç seviyeleri geçilmekte zorlanılabilir.

    DOLAR/TL KURUNDA KÂR SATIŞLARI GÖRÜLÜYOR



    Dolar/TL kurunda yükseliş hareketinin ardından kâr satışları görülüyor. İlk destekler 8.01-7.98 seviyelerinde. Bu seviyelerin altına gelinmesi durumunda sonraki destekler 7.88 ve 7.70 seviyelerinde bulunuyor. İlk direnç ise 8.15 seviyesinde. Tepki çıkışının devamı için bu seviyenin geçilmesi önemli olacak. Sonraki dirençler 8.24 ve 8.45 seviyelerinde. Kâr satışlarının etkisinde destek arayışı sürüyor.

    ALTIN YÜKSELİYOR

    Altın fiyatı (ons dolar) bir süre baskı altında kaldıktan sonra yükselmeye başladı. ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki düşüşün ivme kazanması ve ABD dolarının zayıflaması altın fiyatına güç kazandırdı. Bir süredir geçilmeyen 1.755 seviyesi aşıldı. Düşük faiz ve parasal genişlemenin devam edecek olması da ayrıca altın fiyatını destekleyici bir unsur. ABD Başkanı Biden’ın Rusya Devlet Başkanı Putin’i araması ve ABD’nin iki savaş gemisini Karadeniz’e göndermekten vazgeçmesi gerginliği azaltmıştı. Ancak ABD’nin Rusya’ya karşı bazı mali yaptırım kararları ve Rusya’nın buna karşılık vereceğini açıklaması henüz çok bir gerilim havası vermiyor. Bu açıdan altın fiyatları üzerinde jeopolitik risklere bağlı güvenli liman ihtiyacına bağlı fiyatlamalar bu aşamada hissedilmiyor.



    Yazının devamı...

    Döviz mevduatında çözülme sürüyor

    Bankalardaki döviz mevduatındaki çözülme devam ediyor. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatları 2 Nisan ile biten haftada 2.5 milyar dolar azaldı. Parite etkisinden arındırıldığında, gerçek kişilerde 700 milyon dolar, tüzel kişilerde (şirketler) 1.3 milyar dolar, toplamda ise 2 milyar seviyesinde düşüş söz konusu. Bankalardaki döviz mevduatı ocak ayında 235 milyar doların üzerindeydi. 2 nisan tarihinde 221 milyar dolara gerilemiş durumda. Yüksek faiz ve TL’nin cazibe kazanmasının bu görünüme katkısı var elbette. Bankacılık kredi ve mevduatlarında ise yükseliş devam ediyor. Krediler 3.7 trilyon TL, mevduat 3.6 trilyon TL seviyelerine ulaştı. Krediler artarken takipteki kredilerin düşmesi oldukça dikkat çekici. Son dönemde yine yakından izlenen verilerden biri de rezervler konusu. Son açıklanan verilere göre TCMB brüt rezervleri 87.4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bir diğer önemli veri yabancı işlemleri. Borsa İstanbul’da mart ayında yabancı yatırımcıların net hisse satışı 1.2 milyar dolar olarak gerçekleşi. TCMB verilerine göre, 2 Nisan haftasında ise hisse senetlerinde 364 milyon dolar, tahvil bonoda 140 milyon dolar olmak üzere toplamda 504 milyon dolar çıkış görüldü. Bir önceki haftaki çıkış 1.9 milyar dolardı. Yabancı çıkışlarında, ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, güçlü ekonomik veriler ve dolardaki değerlenmenin Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülke varlıklarına ilgiyi zayıflatmasının yanında iç gündem etkisini dikkate almak yerinde olacak.

    FAİZ HIZ KESİNCE ALTIN YÜKSELDİ

    Enflasyon kaygılarıyla ABD tahvil faiz oranları yükselince altın fiyatında (ons dolar) sert düşüş görülmüştü. Ancak faiz artışının ivme kaybetmesi ve biraz gerilemesi altın fiyatına yükseliş olarak yansıdı. Ayrıca Fed kaynaklı açıklamalarda, enflasyondan endişe duyulmadığı, varlık alımlarının devamı ile parasal genişlemenin süreceği mesajları ve birbiri ardına açıklanan teşvik paketleri altın fiyatındaki yükselişi destekledi. Dış piyasalardaki iyimserlik, risk iştahının yüksek olması ve güvenli liman ihtiyacının zayıflaması gibi etkenler şimdilik fiyatlamaya çok konu değil. Altın fiyatındaki çıkışı bu aşamada tepki yükselişi olarak görmek doğru olacak.

    OLUMLU HAVAYI DESTEKLEDİ

    Küresel piyasalarda iyimserlik sürerken gündem farklılaşması nedeniyle iç ve dış piyasalar arasında uyumsuzluk söz konusu. Dış piyasalardaki parasal genişleme politikaları, ekonomilerdeki toparlanma eğilimi, ABD destek paketlerinin yanı sıra ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı açıklamalar olumlu havayı destekledi. Mart ayına ait Fed tutanaklarındaki enflasyondan endişe duyulmadığı, varlık alımlarının devamı yönündeki görüşlere, Fed Başkanı Powell’ın sağlanan önemli mali destek ve hızla ilerleyen aşılamanın ekonominin kısa sürede tam olarak yeniden normale dönmesine izin verdiği, para politikasının destekleyici olduğu açıklamaları eklendi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde ise “Euro Bölgesi’nde tünelin ucunda ışık görünüyor” derken koronavirüs salgını ve buna karşı tedbirlerin Euro Bölgesi’nde ekonomik faaliyetleri kısa vadede olumsuz etkilemeye devam edeceğini ve ekonomik faaliyetlerin salgın tedbirlerinin kaldırılmasıyla toparlanacağını söyledi.

    ZİRVELER DENENİYOR

    Bu gelişmelerin ışığında ABD ve Almanya borsalarında yeni zirveler deneniyor. İç piyasalarda ise Merkez Bankası (TCMB) başkan değişimiyle başlayan dalgalanma henüz çok denge bulmuş değil. Aslında TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun “Sıkı para politikasına ve enflasyonun üzerinde faiz vermeye devam edileceği” açıklamalarıyla algı toparlanmaya başlamıştı. Ancak Rusya ile Ukrayna arasında devam eden gerginlik ve ABD’nin Karadeniz’e iki savaş gemisi gönderme kararı iç piyasalardaki dalgalanmayı tekrar arttırdı. Şimdi sırası mıydı, bu hesapta yoktu dedirten jeopolitik gündemi veya riskleri de artık hesaba dahil etmek gerekecek. Gerçi Ukrayna genelkurmay başkanının açıklamalarının ardından tansiyon biraz düşmüş görülüyor. Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilim daha da tırmanırsa dış piyasaların bu yöndeki duyarlılığı artacaktır.

    KISITLAMA ÖNGÖRÜSÜ

    Diğer yandan Biden’lı dönemde Türkiye-ABD ilişkilerinin yönü henüz netlik kazanmış değil. Ayrıca salgın hastalıkla ilgili artan vaka sayılarına bağlı olarak pazartesi günkü bakanlar kurulu ve bilim kurulu toplantıları önem kazanmış durumda. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen haftaki grup konuşmasında “Amacımız ülkemizi ramazan ayında genel olarak dinlendirerek bayram sonrasındaki güzel günlere hazırlamaktır” açıklaması oldukça dikkat çekti. Bu açıklamaların ardından ek kısıtlama gelebilir öngörüleri yapılırken Borsa İstanbul’da sağlık, perakende ve gıda sektörüne ait bazı hisselerde hareketlenme yaşandı. Yine de pazartesi günkü her iki toplantının sonuçlarını görmek yerinde olacak. Dışarıya uyum sağlamakta zorlanan iç piyasalarda önümüzdeki hafta bizi yine dalgalı bir seyir bekliyor.

    BORSA DİRENÇLERDE ZORLANDI



    Borsada tepki yükselişi direnç seviyelerinde satışla karşılaştı. İlk destekler 1.360-1.370 seviyelerinde. Bu seviyeler kısa dönem için önem kazanabilir. 1.360 seviyesinin altında 1.290-1.300 sonraki destek noktaları olarak görülüyor. Yukarı yönlü hareketlenmelerde ilk dirençler ise 1.430-1.445 seviyelerinde. Çıkışın devamı için 1.445 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Destek seviyelerinde tepki alımları görülse de direnç seviyeleri geçilmekte zorlanılabilir.

    DOLAR/TL'DE KAR SATIŞLARI GÖRÜLÜYOR



    Dolar/TL kurunda yükselişin ardından kâr satışları görülüyor. Fakat satışların derinlik kazandığını söylemek zor. İlk destekler 8.08 ve 7.98 seviyelerinde görülürken sonraki destek 7.70 seviyesinde bulunuyor. İlk dirençler 8.21-8.25 seviyelerinde. Çıkışın devamı açısından 8.25 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Sonraki dirençler 8.45-8.48 seviyelerinde görülüyor. Yükseliş denemelerinin direnç noktalarında satışla karşılaşma olasılığı yüksek.

    15 NİSAN TCMB TOPLANTISI BEKLENİYOR

    Mart ayı enflasyon verilerinin beklentilere paralel gelmesi, döviz kurlarının denge bulmaya başlaması ve TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nın sıkı para politikasının devamı yönündeki açıklamaları perşembe günkü toplantıda faizde değişim olmayacağı beklentilerini kuvvetlendirdi. Mart ayındaki kur ve faiz artışının enflasyon üzerindeki etkilerini nisan ayında görmek mümkün olabilecek. Bu açıdan sonraki aylar için Merkez Bankası’nın faiz politikası hakkında tahminde bulunmak bu aşamada zor.



    Yazının devamı...

    Borsada toparlanma süreci

    İç piyasalarda yoğun gündeme bağlı olarak dalgalı bir seyir var. Borsa İstanbul’da düşüşten sonra toparlama çabaları sürerken, döviz kurlarında kâr satışlarının ardından tekrar tepki yükselişi görüldü. Gösterge faiz oranında ise gevşeme görülüyor. İç ekonomik gündemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kaynaklı gelişmelerin ağırlığı korunuyor. Özellikle TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamaları yakından izleniyor. Görev değişikliği sonrası acaba Merkez Bankası para politikasında bir değişiklik olacak mı sorusunun cevabı çok merak edilmişti. Şahap Kavcıoğlu’nun, önce TCMB genel kurulu, daha sonra yerli ve yabancı ekonomistlerle yaptığı toplantıda “Sıkı para politikasının gerekliliği ve enflasyonunun üzerinde faizin tutulmaya devam edileceği, yüzde 5 enflasyon hedefine bağlılık” vurguları piyasalar tarafından olumlu algılandı. ‘Aklın yolu birdir’ hesabı başkan değişti ama politika değişmedi görüşünün hakim olması, döviz kurlarına düşüş, borsaya da tepki yükselişi olarak yansıdı.

    BEKLENTİYİ KUVVETLENDİRDİ

    Sıkı para politikasının başkanın işaret ettiği üzere gereklilik olduğu görüşünün kabul görmesi 15 Nisan’daki TCMB toplantısında faiz değişimi olmayacağı beklentisini kuvvetlendirdi. Bu durum diğer koşullarda olağandışı bir haber akışı olmazsa iç piyasaların denge bulmasına yardımcı olabilir. Ancak son dönemde yakından izlenen ABD 10 yıllık bono faizi, ABD haftalık işsizlik başvurularının beklentilerin üzerinde gelmesiyle kısa bir geri çekilme yaşamıştı. Ama önce ABD imalat PMI, sonra da ABD tarım dışı istihdam verilerinin beklentilerin çok üzerinde gelmesiyle tekrar 1.70 seviyesinin üzerinde çıktı. ABD imalat PMI son 38 yılın en sert yükselişini yaşarken ABD tarım dışı istihdamı 916 bin gerçekleşti. Bu durum ekonomideki ısınıma sinyali olarak algılandı ve enflasyon kaygılarını tekrar artırdı.

    İYİMSERLİK SÜRÜYOR

    ABD’de tahvil faizindeki artışla birlikte ABD doları değer kazandı ve Dolar Endeksi tekrar 93 seviyesinin üzerini test etti. Durum böyle olunca Borsa İstanbul’daki tepki yükselişi yerini satışlara, döviz kurlarındaki geri çekilme de tepki alımlarına bıraktı. İçeride bunlar olurken ekonomik verilerden güç alan ve yeni zirveler deneyen öncü dış borsalarda iyimserliğin sürüyor olması olumlu bir gelişme. Bu durum iç piyasalar için de önemli bir referans. Önümüzdeki hafta Borsa İstanbul’da dalgalı seyrin devamıyla toparlanma çabaları sürebilir görüşü öne çıkıyor.

    YARIN ENFLASYON AÇIKLANIYOR

    Pazartesi açıklanacak mart ayı enflasyonu için aylık bazda yüzde 1.00-1.10, yıllıkta yüzde 16.20-16.50 civarında bir beklenti hakim. Mart ayının ikinci yarısındaki faiz ve kur artışlarının etkilerini daha çok nisan ayında görebileceğiz. Beklentilere paralel gelecek bir enflasyon verisi 15 Nisan’daki faiz kararını pek etkilemez. Bu aşamada TCMB faiz kararları için döviz kurlarının seyri daha fazla öne çıkmış görülüyor. TCMB’nin yüzde 19 faiz oranı bu aşamada hem enflasyon hem de diğer ülkeler açısından oldukça yüksek ve TL’ye cazibe kazandıran bir oran. Döviz kuralarındaki yükselişte yerli tasarruf sahiplerinin ciddi miktarda döviz satmalarında yüksek faizin de etkisi fazla. TCMB başkanlık değişiminin sonrası haftada döviz kurlarındaki yükseliş ile birlikte döviz mevduatlarında 8.9 milyar dolar azalış görüldü. Azalış parite etkisinden arındırıldığına 8.1 milyar dolar seviyesinde. Bu rakam son yıllardaki en büyük çözülme. Diğer yandan yine 22-26 Mart haftasında hisse senetlerinde 810 milyon dolar, tahvil bonoda ise 1.104 milyon dolar olmak üzere 1.9 milyar dolar yabancı çıkışı görülmesi kayda değer bir gelişme. Son dönemlerin en yüksek montanlı çıkışlarından biri. Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde yabancı payı yüzde 43 seviyesinin altına gerilemiş durumda. Borsa İstanbul’da hakimiyet yerli yatırımcıya geçti. Yabancı sıcak veya soğuk sermaye dış finansman ihtiyacındaki Türkiye için bu dönem çok daha önemli.

    VAKA ARTIŞI KISITLAMA GETİRDİ

    Salgın hastalıkta artan vaka sayıları Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de ek kısıtlama tedbirlerinin alınmasına neden oldu. Türkiye’de günlük vaka sayısı ilk defa 40 bini geçti. Avrupa’da dillendirilen bir diğer durum aşı uygulamalarının yavaş ilerlediği konusu. Dünya sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa’da aşılama hızı kabul edilemez derecede düşük, dedi. Bu durum Euro’nun dolar karşısında zayıf kalmasına neden olan gerekçelerden biri aynı zamanda. ABD’de ekonomik verilerin daha güçlü gelmesi yanı sıra aşı uygulamalarında daha başarılı olması ve yüksek hedefler koyması ABD dolarına değerine katkı yapan gelişmeler arasında.

    BORSADA İLK DİRENÇ 1.440 SEVİYESİNDE



    Borsada tepki çıkışı sürüyor. İlk destekler 1.400 ve 1.360 seviyelerinde görülürken ilk direnç 1.440 seviyesinde bulunuyor. Çıkışın devamı için bu seviyenin geçilmesi önemli olacak. Sonraki dirençler 1.490 ve 1.510 seviyelerinde. Tepki yükselişi sürmekle birlikte direnç seviyelerinde satış denemeleri görülebilir.

    DOLAR/TL KURUNDA VOLATİLİTE YÜKSEK



    Dolar/TL kurunda oldukça dalgalı bir seyir hakim. Kısa sürede çıkışın ardından sert geri çekilme ve sonrasında yine tepki çıkışı yaşandı. İlk destekler 8.00 ve 7.70-7.60 seviyelerinde görülürken ilk dirençler 8.20 ve 8.40-8.45 seviyelerinde. Geri çekilmelerde tepki alımlarının görüldüğü ancak direnç seviyelerini geçilmekte zorlanıldığı seyir bir süre daha korunabilir.

    ALTINDA TEPKİ YÜKSELİŞİ

    Altın fiyatında (ons dolar) son dönemde yaşanan geri çekilmenin ardından ABD uzun vadeli faiz oranlarının gevşemesi ve ABD Başkanı Biden tarafından açıklanan 2.25 trilyon dolarlık altyapı paketinin etkisiyle tepki yükselişi görüldü. Ancak Cuma günü ABD tarım dışı istihdam verilerindeki yükselişin risk iştahıyla uzun dönem faiz oranlarını yukarı çekmesi ve ABD dolarına değer kazandırması tepki yükselişine biraz ivme kaybettirdi. Uzun dönemde parasal genişlemenin süreceği beklentisi altın fiyatını destekleyecek bir parametre olarak görülmeye devam ediliyor.



    Yazının devamı...

    Piyasalar denge arayışında

    Gündemdeki son gelişmelere bağlı olarak iç piyasalar oldukça dalgalı bir seyir izliyor. Dış piyasalar ise sakin ve mevcut trendler korunuyor. Geçen hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda (TCMB) yaşanan değişim sonrasında piyasalarda hareketlilik yaşandı. Borsa İstanbul’da banka hisseleri öncülüğünde düşüş yaşanırken, döviz kurları ve tahvil bono faiz oranlarında yükseliş görüldü. Borsa İstanbul’da satışlar sonrası gelen tepki alımlarıyla kayıpların bir kısmı telafi edilmeye çalışıldı. Yeni Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, para politikasında değişiklik olmayacağı ve enflasyon ile mücadelenin devam edeceği yönünde açıklamalar yaptı.

    Diğer yandan TCMB başkanlığı dışında kamu bankaları yönetimlerinde de değişiklikler gözlendi. Ekonomi yönetimindeki değişimlerin bir dalgalanmaya neden olması beklenen bir gelişmeydi. Piyasalar belli bir fiyatlama sonrası denge bulacaktır. Son gelişmelere ilişkin fiyatlamanın önemli ölçüde yapıldığını söylemek mümkün. Dış piyasalardaki olumlu seyrin sürüyor olması bu aşamada kayda değer bir durum ve önemli bir referans. Dış borsalarda çıkış trendleri ve risk iştahı korunuyor. İç piyasalardaki dalgalanma durulduğunda dış piyasalara duyarlılık artabilir. Ancak iç gündemde yeni bir gelişme olursa onu da ayrıca değerlendirmek gerekecek. Bu aşamada dalgalı ve temkinli görünümün devamı olası görülüyor.

    15 NİSAN BEKLENİYOR

    Ekonomi kadrosundaki değişimle birlikte yön ve öngörü açısından her ne kadar değişim olmayacağı açıklansa da piyasalar yeni para politikasını bekliyor. Bunun için 15 Nisan’daki TCMB toplantısı ve faiz kararı önemli olacak. Belirsizlik, piyasalar için istenen bir durum değil elbette. Genel olarak merkez bankaları için doğru iletişim, kredibilite, araç bağımsızlığı, güven, faiz ve döviz rezervleri büyük öneme haizdir. TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamasına göre daha önce açıklanan takvime uyulacak, erken toplantı olmayacak. Para politikası netlik kazanırsa piyasalar buna göre pozisyon alır, yeni denge kurulur. Daha öngörülebilir bir piyasa da olumlu fiyatlamayı getirebilir. Bunun için zamana biraz ihtiyaç var gibi görünüyor.

    ABD'DE FAİZ YÜKSELİŞİ İVME KAYBETTİ

    Piyasaların son dönemdeki önemli göstergelerinden biri haline gelen ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki yükseliş hız kesti. Yüzde 1.75 seviyesinden 1.60 seviyelerine kadar çekildi. Bu gelişmede, ABD’de 1.9 trilyon dolarlık destek paketinin yasalaşmasının ardından 3 trilyon dolarlık yeni altyapı destek paketi hazırlığından söz edilmesi, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın “Uzun vadeli tahvil faizlerinde son dönemde yaşanan artıştan endişe duymuyorum. Enflasyonla karşılaşılması halinde ise gerekli araçlarımız var” açıklaması, ABD işsizlik maaşı başvurularının salgının başlangıcından bu yana en düşük seviyesine gerilemesi gibi etkenleri saymak mümkün. Faiz düşüşüne karşılık ABD dolarının değer kazanmasını Euro’daki zayıflamaya yormak doğru olacak. Avrupa’da salgın hastalıktaki vaka artışlarına bağlı olarak kısıtlama ve kapanma haberleri ekonomide daralmaya neden olabileceği kaygısıyla Euro’ya olumsuz yansıyor. Dış piyasalarda altının ons dolar fiyatında ise tepki yükselişleri henüz güç kazanmış görülmüyor. ABD 10 yıllık faiz oranındaki gevşemeye rağmen ABD dolarının değer kazanması, ABD Başkanı Biden’ın aşı uygulamaları konusundaki olumlu açıklamalarıyla güvenli liman ihtiyacının nispeten zayıflamasına karşılık piyasalardaki risk iştahının korunuyor olması altın fiyatındaki yükselişi biraz zayıflattı. İç piyasalarda altının gram TL fiyatındaki yükseliş ağırlıklı olarak dolar/TL kurundaki yükselişle ilgili.

    PERŞEMBE GÜNÜ NETLEŞECEK

    TCMB tarafından açıklanan yurtdışı yerleşiklerin menkul kıymet istatistikleri piyasaların yakından izlediği veriler arasında. Önümüzdeki perşembe günkü veri geçtiğimiz hafta yabancıların gerek hisse gerekse tahvil bonodaki işlemlerini görmek açısından önem kazanmış durumda. Her ne kadar perşembenin gelişi çarşambadan belli olsa da rakam olarak netlik kazanacak. TCMB faiz artırımı sonrası 19 Mart haftasında yabancılar 60 milyon doları hisse senetleri, 427 milyon doları tahvil bono olmak üzere alım yapmışlardı. Ancak geçen hafta piyasalarda yaşananlar sonrası bu alımların önemi azaldı. Borsa İstanbul’da hisse senetlerindeki yabancı payı düşüşünü sürdürerek yüzde 44 seviyesine çekildi. Bankalardaki döviz mevduatlarında ise dalgalı bir seyir yaşandı. 19 Mart haftasında 2 milyar doların üzerinde bir artış görülse de 22 mart pazartesi günü 6.1 milyar dolarlık satış olduğu haberleri geçti. Bu yöndeki gelişmeleri de yine önümüzdeki Perşembe günü görebileceğiz. Piyasalarda volatilitenin arttığı bu günlerde gerek yabancı gerekse yerli yatırımcıların tavırlarındaki değişimleri olağan karşılamak gerekir.

    BORSADA DALGALI SEYİR SÜREBİLİR



    Borsada sert düşüş hareketi trend desteğinden tepki alımlarıyla karşılaştı. İlk destek 1.360 seviyesinde görülürken sonraki ve daha önemli destekler 1.275 ve 1.260 seviyelerinde bulunuyor. Tepki çıkışının devamı için ise 1.430 seviyesinin üzerinde kalınması gerekecek. Sonraki dirençler 1490 ve 1.510 seviyelerinde. Satış baskısı sürmekle birlikte dalgalı seyrin devamı beklenebilir.

    DOLAR/TL KURUNDA TEPKİ ÇIKIŞI SÜRÜYOR



    Dolar/TL kurunda kâr satışlarının ardından sert tepki yükselişi görüldü. İlk destekler 8.00-7.90 ve 7.70 seviyelerinde bulunuyor. İlk direnç ise 8.20 seviyesinde. Bu seviyenin üzerinde verilecek dirençler 8.48 ve 8.58 seviyelerinde görülüyor. Kâr satış denemelerine rağmen tepki yükselişi sürüyor.



    Yazının devamı...

    Piyasalarda bekle-gör dönemi

    Piyasalarda yoğun gündem ile birlikte dalgalı seyir devam ediyor. Geçtiğimiz haftanın öne çıkan gündemleri ABD uzun vadeli tahvil faiz oranlarıyla birlikte merkez bankaları karar ve açıklamaları oldu. Çarşamba günü ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı vardı. Faiz değişimi zaten beklenmiyordu. Toplantı sonrası yapılan açıklamalar ise piyasa dostu olarak algılandı. Faizin 2023 yılına kadar arttırılmayacağı, varlık alımlarının devam edeceği ve ekonomideki büyüme oranlarının yukarı yönlü revize edilmesi gibi açıklamalar piyasaların duymak istediği türdendi. Bu açıdan ‘güvercin tonda’ kabul edilip piyasalara olumlu yansıdı. Ayrıca, “enflasyonun yüzde 2’nin üzerine geçici olarak çıkması faiz artışı standartlarını karşılamaz” yönünde açıklamalarla enflasyon yükselse de rahat olun mesajı verildi. Ancak piyasaların son dönemdeki önemli referanslarından biri haline gelen ABD 10 yıllık bono faiz oranı enflasyon kaygılarıyla yükselişini sürdürdü. Düşük faiz, bol likidite, ekonomilerde toparlanama eğiliminin sürüyor olması, petrol ve gıda fiyatlarındaki yükseliş gibi faktörler üst üste koyulduğunda enflasyon beklentilerinin artmasını olağan karşılamak gerekir. Bu durum perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kararları için de önemli donelerdi. Bir de bunların üzerine son dönemde Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkelerden fon çıkışı eklenince TCMB sürpriz bir hamle yaptı ve bir puanlık artış beklentisine karşılık faiz oranını iki puan arttırarak yüzde 19’a çekti. Toplantı metninde, parasal sıkılaştırma ve yüksek faiz politikasına devam derken enflasyonda önümüzdeki günlerdeki artış beklentisine yönelik olsa gerek ‘önden yüklemeli’ faiz artışı vurgusu yapıldı.

    HEDEF ENFLASYON

    Yüksek faizle birlikte döviz kurları ve talebi baskı altına alıp enflasyonu düşürmek, TL’ye cazibe kazandırmak ve yabancı para mevduatlarındaki çözülmeye zemin hazırlamak, dış dalgaya ket vurmak, ekonomideki yavaşlama ile cari açığı azaltmak, rezerv biriktirme amaçlanmış olabilir. Ancak yüksek faiz ile birlikte ekonomik büyümeden çok enflasyonun düşürülmesine öncelik verildiği, tercihin enflasyon olduğu anlaşılıyor. Yüksek faizin yansıması olarak ekonomide yavaşlama beklentisi artarken hisse senetleri için de önemli bir alternatif oluşmuş durumda. Mevduat ve kredi faiz oranları yükselecek haliyle. Faiz artışını zirve seviyelerinde karşılayan Borsa İstanbul’da faiz artışı sonrası bir yükseliş denemesi olsa da ardından sert kâr satışları görüldü. Diğer yandan TCMB’nin faiz kararının ardından Türkiye’nin risk (CDS) primi düşerek 300 seviyelerine geri çekildi. Geçtiğimiz günlerde 343 seviyesini görmüştü. Faiz artışının en bariz etkileri ise döviz kurlarında hissedildi ve sert geri çekilme yaşandı. Yüksek faiz bir nevi ateş düşürücü işlevi gördü. Ateş düşürmenin hastalığın tedavisi için yeterli olacağını söylemek zor. Sonuca yönelik bir hamle ve tedavi için zaman kazandırır. Önden yüklemeli faiz artışı tabiri kayda değer bir açıklama. Bir önceki başkan Murat Uysal döneminde önden yüklemeli faiz indirimi yerini önden yüklemeli faiz artışına bırakmış görülüyor.

    FAİZ İNDİRİMLERİ

    Piyasanın şimdilerdeki beklentisinin bu faiz artışının yeterli olduğu, sonbahar gibi faiz indirimlerinin başlayacağı yönünde. Fakat cuma akşamı piyasalar kapandıktan sonra gelen TCMB başkan değişimi haberi yeni ve bambaşka bir sürpriz oldu. Naci Ağbal görevden alındı, yerine Şahap Kavcıoğlu atandı. Bu değişimin piyasa fiyatlamasını yarından itibaren görebileceğiz. Yeni başkan ile TCMB faiz ve para politikasında değişim olup olmayacağını ise zaman içinde görme imkanımız olacak. Kasım ayında Naci Ağbal’ın başkan olmasıyla radikal bir politika değişimi olmuştu.

    PİYASALAR DUYARLI HALE GELEBİLİR

    SALGIN hastalıklar ilgili vaka sayılarındaki artış ve mutasyon haberleriyle aşı uygulamalarındaki yavaş ilerlemeye piyasalar bir süredir duyarsızdı. Vakaların fazlaca arttığı Fransa’da başkent Paris dahil 16 bölgede 4 haftalık tam kapanma haberi oldukça dikkat çekti. Bu haberlerin devamı gelirse piyasalar bu yöndeki gelişmelere daha duyarlı hale gelebilir. Nitekim petrol fiyatlarında geçen haftaki düşüşte kâr satışları, stok artışları yanında kısıtlama tedbirlerinin de payı var. Bu yönü ile bakıldığından bazı tepkilerin verilmeye başladığı görülüyor. Diğer yatırım araçlarında henüz ciddi bir tepki görülmüyor. Ama bu yöndeki gelişmeleri yakından izlemekte yarar var.

    BORSALARDA KÂR SATIŞLARI HÂKİM

    ENFLASYON kaygılarıyla ABD uzun vadeli tahvil faiz oranlarındaki yükseliş gelişmiş ve gelişmekte olan borsalarda kâr satışlarını beraberinde getirdi. ABD ve Almanya gibi gelişmiş ülke borsalarında daha sınırlı bir etkiden söz etmek mümkün. Ancak Borsa İstanbul’un dahil olduğu gelişen ülke borsalarında bu etki biraz daha derin görünüyor. Faiz, hisse senetleri için önemli bir alternatif olmuştur. Bu açıdan kâr satışlarını doğal karşılamak gerekir. Fed başta olmak üzere küresel ekonominin öncü ülkelerinde merkez bankaları faiz oranları düşük kalmaya devam edecek. Fed için 2023 yılına kadar diye takvim dahi veriliyor. Her ne kadar tahvil faiz oranları yükselse de bu durum piyasalar için çok önemli bir referans. Belli bir seviyeye geldi mi (bu seviyenin ABD 10 yıllık tahvil faiz oranı için yüzde 2 olduğu anlaşılıyor) müdahale gelebilir. Hem yeni ABD Hazine Bakanı Yellen, hem de Fed Başkanı Powell’ın yüksek enflasyon ile mücadele için araçlarının bulunduğu yönünde söylemleri vardı. Diğer yandan Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişen ülkelerde korunma amaçlı faiz artırım hamleleri gelmeye başladı. Geçtiğimiz hafta Rusya ve Brezilya merkez bankaları faiz artırımına gittiler. Rusya Merkez Bankası faizini 25 baz puan artışla yüzde 4.50 seviyesine yükseltirken Brezilya Merkez Bankası da 75 baz puanlık artışla faizi yüzde 2.75’e çekti. Her ülke kendi koşullarına göre gardını alıyor. 

    BİST’TE İLK DESTEK 1.500 SEVİYESİNDE



    Borsada kâr satışları sürüyor. İlk destekler 1.510-1.500 seviyelerinde görülürken bu seviyelerin altında verilecek destek noktaları 1.480 ve 1.443 seviyelerinde. Olası tepki alımlarında ilk direnç ise 1.550 seviyesinde bulunuyor. Çıkışın devamı için ilk aşama bu seviyelerin geçilmesi önemli olacak. Sonraki dirençler 1.580-1.590 seviyelerinde. Endekste son dönemde belirmeye başlayan düşüş formasyonlarından “üçlü tepe” formasyonunun işlerlik kazanıp kazanmayacağı da endeksin seyri açısından önemli olacak. Endekste kâr satışı ve teknik düzeltme sürecinin devamı olasılığı yüksek.

    DOLAR/TL’DE KÂR SATIŞLARI GÖRÜLDÜ



    DOLAR/TL kurunda kâr satışları ivme kazandı. İlk destekler 7.20-7.10 seviyesinde görülürken sonraki destek seviyeleri 7.00 ve 6.90 seviyesinde bulunuyor. İlk dirençler ise 7.35-7.40 seviyelerinde. Bu seviyelerin üzerinde 7.50 ve 7.65-7.78 sonraki direnç seviyeleri. Sert düşüşe bağlı olarak tepki alımları görülebilir. 

    Yazının devamı...

    Borsalar yeni zirve peşinde

    Piyasalarda ABD uzun vadeli faiz oranlarına bağlı olarak dalgalı seyir sürüyor. Borsalar daha güçlü ve diğer yatırım araçlarından olumlu yönde ayrışmaya devam ediyor. ABD ve Almanya borsaları (Dow Jones, Dax Endeksleri) bir önceki zirvelerini geçerek yeni zirve denemeleri yaparken Borsa İstanbul zirve seviyelerine yakın bölgede seyrediyor. Aynı güç diğer yatırım araçlarında görülmüyor. ABD 10 yıllık bono faiz oranı piyasalar için önemli göstergelerden biri. ABD şubat enflasyonunun beklentilere paralel gelmesi (aylık % 0.4, yıllık % 1.7), ABD Hazine Bakanlığı’nın düzenlediği 10 Yıllık tahvil ihalesinde faizin yüzde 1.5230 olarak gerçekleşmesi piyasaları biraz rahatlatmıştı. Enflasyon kaygıları bir parça azalırken risk iştahı arttı. Ancak geçen cuma günü faiz oranı tekrar yükselmeye başladı. Bununla birlikte zayıflayan ABD Doları tekrar değer kazandı. Bu durum rahatlamak için erken olduğu veya rahatlamanın geçici olduğu izlenimini veriyor.

    KARŞILIKLI ADIMLAR

    1.9 trilyon dolarlık ABD mali destek paketi yasalaşırken Avrupa Merkez Bankası geçen haftaki toplantısında piyasa beklentilerine uygun olarak faizi sabit bıraktı. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda pandemi tahvil alım programında değişikliğe gitmedi, alımların en azından Mart 2022’ye kadar devam edileceği belirtildi. Buna ek olarak tahvil alım programının hızlanması yönünde açıklamalara yer verildi. Bu açıklamalar sonrası Euro/Dolar paritesinde yükseliş görüldü, Euro biraz değer kazandı. Karşılıklı olarak teşvik paketleri hamleleri geliyor. Faiz ile oynayacak marj kalmadı veya çok azaldı. Öyle olunca parasal genişleme hamleleriyle karşılıklı adımlar devam ediyor.

    TEMKİNLİ İYİMSERLİK

    Düşük faiz, parasal genişleme, ekonomik toparlanma üçlüsüne şimdilerde önemli bir maliyet unsuru olarak petrol fiyatlarındaki yükseliş eklendi. Gıda fiyatlarındaki artış eğilimi zaten malum. Talep ve maliyet enflasyon beklentileri bir arada desek daha doğru olur. Düşük faiz ve bol likidite ortamının devamı konusunda bir tereddüt görülmüyor. Sorun enflasyon kaygılarıyla uzun vadeli tahvil faiz oranlarının yükselmesinde. Bu görünüm de piyasaları rahatsız ediyor. Biraz da ‘her nimetin bir külfeti’ hesabı. Bol para, düşük faiz iyi ama bunun başka yan etkileri de oluyor. Gelişmiş ülke borsaları ekonomik verilerin iyi gelmesi ve toparlanmanın sürüyor olmasını fiyatlıyor. Kısa bir ara sonrası aynı ölçüde olmazsa da Borsa İstanbul dahil gelişen ülke borsaları bu duruma uyum sağlamaya çalışıyor. Piyasaların son durumunu en iyi ifade eden cümle ‘temkinli iyimserlik’ devam ediyor olsa gerek.

    BİLANÇOLAR GENELDE İYİ

    12/2020 dönem bilançoların yayınlanması 11 Mart itibariyle tamamlandı. Genel olarak bakıldığında pandemiye rağmen bilanço performanslarının iyi olduğunu söylemek mümkün. Türkiye, 2020 yılını yüzde 1.8, son çeyreği yüzde 5.9 büyüme ile tamamlanmıştı. Bu verinin şirketler bazında karşılığının görüldüğü söylenebilir. Ancak Borsa İstanbul’daki fiyatlamalara aynı ölçüde yansımalarının olduğunu söylemek zor. Yabancı yatırımcıların hisse senetleri tarafından satışta olmaları, özellikle banka ve lokomotif hisselerin borsa performanslarının diğer hisselere göre daha zayıf kalmalarına neden olduğu söylenebilir. Son yedi haftadır yabancı yatırımcıların hisse satışına karşılık yüksek faizin cazibesiyle tahvil bono tarafında alım yönündeki tavırları devam ediyor.

    KAZANÇ ORANI 12

    BIST30 Endeksi hisseleri fiyat kazanç oranı 10, BIST100 Endeksi hisseleri fiyat kazanç oranı 12 olurken Borsa İstanbul’da işlem gören hisselerin fiyat kazanç oranı 17 civarında seyrediyor. Bu veriler şirketler bazında fiyatlamaların hangi yönde olduğunu gösteriyor. Hisse senetlerinde yabancı payı yüzde 45 seviyesine çekilirken TCMB verilerine göre, yabancı yatırımcıları hisse senetler, tahvil ve bonodaki portföy toplamları 40 milyar dolar seviyelerinde. 80-90 milyar dolar seviyelerine ulaşan geçtiğimiz yıllara göre portföy yatırımlarındaki (sıcak para) gerileme devam ediyor. Ancak geçtiğimiz yılın kasım ayında 25 milyar dolar seviyelerindeydi. Para politikasındaki değişiklik etkisini gösterdi.

    TCMB'NİN 18 MART TOPLANTISI ÖNEMLİ

    Şubat enflasyonun beklentilerden hafif yüksek gelmesi ve döviz kurlarındaki yükseliş ile birlikte dış dünyada uzun vadeli tahvil faiz oranlarının yükselmesi 18 Mart toplantısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısından faiz artırım beklentilerini yükseltti. Yabancı yatırım bankaları başta olmak üzere tahminler bir puanlık artış yönünde. Ekonomi yönetimindeki değişiklikler sonrası faiz artırımı ve parasal sıkılaştırma politikalarıyla belli bir denge sağlanmış, iç ve dış finans çevrelerinden destek de görmüştü. Ancak dış dalga, alınan tedbirlerin yararlı sonuçlarını zayıflatırken yeni tedbirler konusunda ekonomi yönetimini zorlamaya başladı. Piyasa beklentilerine uygun olarak faiz artırımı söz konusu olursa enflasyon faiz farkı biraz daha açılır ve TL daha da cazibe kazanır gibi bir görüş ilk bakışta doğru olabilir. Fakat ABD uzun vadeli faiz oranları gerilemez ise içeride faiz artırımının ne ölçüde etkili olacağı konusu tartışılır.

    BORSA TEKRAR ZİRVELERDE



    Borsada kâr satışlarının ardından tepki alımları görüldü. Zirve seviyelerine yaklaşırken tekrar kâr satışlarına maruz kaldı. Ancak zirve bölgesinden çok uzaklaşılmış değil. İlk destek 1.525 seviyesinde bulunurken sonraki destek noktaları 1.480 ve 1.443 seviyelerinde. İlk dirençler ise 1.575-1.583 seviyelerinde. Bu seviyelere hareketlenmelerde tekrar satışlar görülebilir. Çıkışın devamı için 1.583 zirvesinin üzerinde kalınması gerekecek. Sonraki dirençler 1.600 ve 1.650 seviyelerinde. Endekste 1.583 zirvesi geçilmez ise düşüş formasyonlarından “üçlü tepe” formasyonu belirginleşebilir. Bu açıdan direnç seviyelerinin bu yönü ile de ayrıca izlenmesinde yarar var. Çıkış hareketi gücünü korumakla birlikte direnç seviyelerinde kâr satışları görülebilir.

    DOLAR/TL'DE TEPKİ YÜKSELİŞİ



    Dolar/TL kurunda tepki çıkışı devam ediyor. Direnç seviyelerinden gelen kâr satışlarına bağlı gerileme sınırlı kaldı. İlk destekler 7.50-7.43 seviyelerinde. Bu seviyelerin üzerinde tepki çıkışı gücünü koruyabilir. Aksi takdirde sonraki destek noktaları 7.30 ve 7.20-7.10 seviyelerinde. İlk dirençler ise 7.61-7.66 ve 7.78 seviyelerinde bulunuyor. 7.78 daha önemli. Sonraki direnç seviyeleri 7.95-8.02 olarak görülüyor. 7.78 seviyesini geçemeyen çıkış denemeleri satışla karşılaşabilir.

    ALTIN BASKINDA KURTULAMADI

    ABD uzun vadeli faiz artışı ve değerlenen ABD dolarının baskısı altın fiyatında tahribata devam ediyor. Son dönemde piyasalarda artan risk iştahına karşılık azalan güvenli liman ihtiyacının etkisini de ilave etmek gerekecek. ABD’de 1.9 trilyon dolarlık mali destek paketini kabulü ve Avrupa Merkez Bankası’nın tahvil alım programını hızlandırması altın fiyatını destekleyecek gelişmelerdi. Fakat bu gelişmeler faiz baskısını kırmış değil. Altın fiyatı (ons dolar) 1.700 seviyesinin altında tepki verse de henüz güç kazanmış görülmüyor. Tepki çıkışının devamı açısından ons dolar fiyatında 1.750 seviyesinin, iç piyasalarda gram TL fiyatında ise 425 seviyesinin üzerinde kalınması önemli olacak.



    Yazının devamı...

    Borsalar canlılığını koruyor

    Piyasalarda ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş gündemdeki yerini koruyor. Piyasaların seyri açısından son dönemde ABD 10 yıllık bono faizi önemli bir referans noktası haline geldi. Yükselen faiz yatırım araçları üzerinde dalgalanmalara neden oldu. Altın, gümüş başta olmak üzere bazı emtia fiyatlarıyla, Euro ve dolar paritelerine etkileri daha derin olurken borsalardaki düşüşler sınırlı kaldı. Borsa İstanbul, ABD ve Almanya Borsaları destek seviyelerinde tutundu ve tepki alımlarıyla karşılaştı. Enflasyon kaygılarının ABD uzun dönem faiz oranlarını yukarı çekmesi geçtiğimiz günlerde piyasalar tarafından belli ölçüde fiyatlanmıştı. Ancak ABD Merkez Bankası Başkanı (Fed) Powell’in perşembe günü yaptığı açıklamalar tedirginliği artırdı. Powell, Fed’in hareket geçmesi için tahvil faizlerinde daha yüksek oranda artış görülmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, “2021’de tam istihdama ulaşılmasının pek mümkün olmadığını kaydederken ekonomi toparlandıkça, enflasyonun yükselmesini bekliyorum. Fed enflasyon hedefine ulaşmak için araçlarını kullanacak. Enflasyonda geçici bir artış görülmesi halinde sabırlı olacağız” şeklinde konuştu.

    İŞARET OLARAK ALGILANDI

    Oysa piyasalar Fed’den faiz artışına karşılık tahvil alımlarının arttırılması gibi başka bir tavır bekliyordu. Powell ise pek oralı olmadı bir bakıma yol verdi. Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam ve işsizlik verileri de beklentilerden daha olumlu gelince ilk tepki olarak ekonomideki toparlanmanın devam ettiğinin işareti olarak algılandı ve ABD 10 yıllık bono faizi yüzde 1.62 seviyesinin üzerini görürken ABD doları değer kazanmayı sürdürdü. ABD Doları’nın Euro ve Japon Yeni başta olmak üzere altı para birimine karşı değişimini gösteren Dolar Endeksi 92 seviyesinin üzerini test etti. Euro/Dolar paritesi ise geçtiğimiz Kasım ayından bu yana ilk defa 1.20 seviyesinin altına salınım gösterdi. Ancak ABD tarım dışı istihdamındaki artış ile işsizlik oranındaki gerileme ekonomideki büyüme algısının bir başka etkisi olarak cuma akşamı ABD borsaları üzerinde yükseliş olarak kendisini gösterdi. Bu meyanda ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.60 seviyesinin, Dolar Endeksi 92’nin altına çekildi. Bu gelişme yarınki piyasa açılışlarında olumlu etkisini gösterebilir.

    BASKI ALTINDA TUTABİLİR

    Fed faiz oranı ve para politikası, sadece TL dahil gelişen ülke para birimleri ile borsaları için değil, küresel piyasalar açısından da çok önemli bir parametre. Ancak enflasyon beklentisi ve faiz artışına karşılık Fed’in pandemi ortamında parasal sıkılaştırmaya gidecek ve faiz arttıracak hali yok. Fed Başkanı Powell daha önce yaptığı açıklamalarda birçok defa Fed faiz oranı 2022 yılına kadar sıfıra yakın kalacak demişti. İlk aşamada kısa süreli bir panik havası yaşansa da borsaların ABD tahvil faiz artışına duyarlılığının azalmasında, ekonomideki toparlanma eğiliminin yanında, Fed para politikasının değişmeyeceği beklentisinin de payı olabilir. Bununla birlikte ‘faiz yükselişi sürerse piyasaları bir süre daha baskı altında tutabilir’ dipnotunu da eklemekte yarar var.

    TCMB'NİN 18 MART TOPLANTISI BEKLENİYOR

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, “Para politikasındaki sıkı duruşu enflasyonda yüzde 5 hedefine ulaşana kadar sürdüreceğiz” açıklamasını yeniledi. Beklentilerin biraz üzerinde gelen şubat enflasyonu, döviz kurlarının tekrar ayağını frenden gaza kaydırması ve ABD tahvil faizlerindeki yükseliş gibi üç önemli gelişmeyi bir arada düşündüğümüzde bu açıklama sözlü yönlendirme açısından yerinde bir adım olarak değerlendirilebilir. Bunun 18 Mart toplantısında bir faiz artışı için sinyal mi yoksa sadece sözlü yönlendirme olarak mı kalacağı konusu bu aşamada soru işareti. Ancak JP Morgan gibi bazı yabancı yatırım bankaları 100 baz puanlık bir faiz artışı beklediklerini açıkladılar. Dış dünya ile karşılaştırıldığında TCMB politika faizi zaten yüksek ve enflasyonun üzerinde. Yeni bir faiz artışının çok yararı olur mu tartışılır. O tarihe kadar ABD tahvil faizleri ve içeride döviz kurları biraz sakinleşirse bu tartışma da etkisini kaybeder. Diğer kayda değer durum bankalardaki döviz mevduatında 2 milyar dolarlık düşüş oldu. Tüzel kişilerin mevduatından kaynaklanan düşüş ile birlikte 233 milyar dolara geriledi. Son haftalarda oldukça dalgalı seyir nedeniyle teyit açısından döviz mevduatı çözülüyor gibi bir anlamak yüklemek için çok erken.

    BİST'TE YABANCININ HİSSE SATIŞI SÜRÜYOR

    Son aylarda yabancı yatırımcının hisse satıp buna karşılık tahvil bono almaları yüksek faiz etkisi olarak tanımlanabilir. Borsa İstanbul’da yabancı yatırımcının hisse payı yüzde 45 seviyesine kadar gerilerken 26 Şubat haftasında 117 milyon dolarlık hisse satışı, 83 milyon dolarlık tahvil bono (DİBS) alımı gerçekleştirdiler. Yaklaşık altı haftadır hisse tarafında satış, tahvil bonoda alım yönündeki tavırları sürüyor. Yerli yatırımcılar ise hisse almaya devam ediyor. Borsayı son aylarda yeri yatırımcı taşıyor. Tahvil ve mevduat faizleri yüksek olsa da borsada yerli yatırımcı tavrını değiştirmiş değil. Hisse getirilerinin hala yüksek olması bu açıdan önemli bir paya sahip. BIST100 Endeksinde son dönemde patinaj görünümüne rağmen hisse bazlı hareketlilik canlı. Hareketli ve doğru hissede olanlar primi yakalıyor. Ancak Borsa İstanbul’da temel verileri güçlü bazı hisselerin hareketsiz kalması, buna karşılık temel açıdan daha zayıf hisselerin yüksek primlere ulaşması kanıksanan bir durum oldu. Borsacıların “hisse fiyatı yükselecek diye alınır, ucuz etin yahnisi yavan olur” gibi sözlerine atıfta bulunmak yerinde olacak. Fakat bazı zamanlar uzaklaşmalar olsa da bilanço analizi, teknik ve temel veriler borsalar için öncelik konusu olmaya devam edecek.

    YOĞUN VERİ GÜNDEMİ

    Geçen hafta beklentilerin biraz altında kalan büyüme ile yine hafif üzerinde gelen şubat enflasyonu piyasalar üzerindeki etkisi sınırlı kalmıştı. Önümüzdeki hafta işsizlik oranı, ödemeler dengesi, sanayi üretimi ve açıklanması beklenen ekonomik program var. Dışarıda ise ABD enflasyon verileri ile Avrupa Merkez Bankası toplantısı var. Avrupa’dan faiz değişimi beklenmiyor. Toplantı sonrası Başkan Lagarde’nin açıklamaları yakından izlenecek. Piyasalara etkisi bakımından ABD tahvil faizleri esas gündem olarak kalacak gibi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş de kayda değer bir gelişme. Küresel ekonomideki büyüme eğilimi dışında OPEC ve OPEC dışı üreticilerin üretim kesintisine devam kararı petrol fiyatlarını yukarı çekiyor. Petrol ithal eden Türkiye için döviz kuru artışı ile petrol fiyatındaki yükseliş maliyet enflasyonu açısından hiç iyi değil tabi ki.

    BORSA TEPKİ ÇIKIŞI GÜCÜNÜ KORUYOR



    Borsada kâr satışlarının ardından tepki yükselişi devam ediyor. İlk destek 1.520-1.525 seviyelerinde bulunurken bu seviyenin üzerinde tepki çıkışı gücünü koruyabilir. Aksi takdirde sonraki destek noktaları 1.500-1.480 ve 1.443 seviyelerinde. İlk direnç ise 1.553 ve 1.575-1.582 seviyelerinde. 1.575-1.582 seviyeleri daha önemli. Çıkış hareketinin devamı için bu seviyelerin geçilmesi gerekecek. Çıkış denemeleri direnç seviyelerinde satışla karşılaşabilir.

    DOLAR/TL'DE 7.62 SEVİYESİ ÖNEMLİ



    Dolar/TL kurunda devam eden tepki çıkışının ilk dirençleri 7.60-7.62 seviyelerinde. Çıkışın devamı için bu seviyelerin geçilmesi önemli olacak. Sonraki direnç ise 7.75 olarak görülüyor. Geri çekilmelerde ilk destekler 7.50-7.47 ve 7.40 seviyelerinde bulunuyor. 7.40 daha önemli görülürken bu seviyenin altıda verilecek destek noktası ise 7.30 seviyesinde. Tepki yükselişi sürmekle birlikte direnç seviyelerinde satış denemeleri görülebilir.



    Yazının devamı...

    Piyasalarda ABD rüzgârı

    Kasım ayından bu yana devam eden iyimserlik zayıflamaya başladı. Borsalarda kâr satışları görülürken risk iştahı azaldı. Borsa İstanbul’da kâr satışları derinlik kazandı. Döviz kurlarında tepki yükselişi görüldü. Gösterge tahvil faiz oranı ise nispeten sakindi. Her şey iyi giderken, olumsuz bir haber akışı yokken o zaman bu tablo neden yaşandı? Sebep enflasyon tedirginliği. Pandemiye bağlı olarak merkez bankalarının piyasaya hiç olmadığı kadar para pompalaması, faiz oranlarının aşağıya çekilmesi piyasalarda düşük faiz bol likidite ortamını getirdi. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell’in da sıkça vurguladığı 2022 yılına kadar faiz oranları sıfıra yakın kalacak, piyasaya desteğe devam edilecek açıklamaları önemli bir referanstı. Benzer politika ve açıklamalar Avrupa Merkez Bankası için de geçerliydi. Son dönemde başta ABD olmak üzere gelen veriler ekonomide toparlanmanın sürdüğünü gösteriyor.

    TEMKİNLİ GÖRÜNÜM

    Düşük faiz, bol likidite ve toparlanan ekonomi birlikteliği doğal olarak enflasyon beklentilerini arttırdı. Bu durum piyasalar tarafından fiyatlanmaya başladı. ABD uzun vadeli tahvil bono faiz oranları yükselirken altın fiyatında (ons/dolar) düşüş devam etti. Gerçi Fed Başkanı Powell ve ABD’nin yeni Hazine Bakanı Yellen, enflasyondaki yükselişi çok sorun olarak görmediklerini ve enflasyon olursa başa çıkacak araçların bulunduğunu söylemişlerdi. Bu açıklamalar aslında piyasaların bu yöndeki tedirginliğini biraz almıştı. Fakat piyasaların bazı gelişmeleri önceden fiyatladığı da bilinen bir vakadır. Borsalarda “fiyatlar önden gider olaylar sonradan gelir” diye bir söz var. Ocak ayından bu yana devam eden ABD 10 yıllık bono faiz oranı geçen hafta yüzde 1.50 seviyesini geçince piyasalar dalgalandı. Biraz da ABD’de yapılan geçen haftaki 7 yıllık tahvil ihalesine katılımın düşük olması ve faiz oranının yükselmesinin katkısı olduğu değerlendirmelerine yer verildi. Önümüzdeki haftaya devreden bakiye temkinli bir piyasa görünümü oldu.

    GELİŞEN ÜLKE PİYASALARI DAHA ÇOK ETKİLENDİ

    ABD tahvil bono faiz oranları bu aşamada gelişmiş ülke piyasalarından çok Türkiye’nin de aralarında yer aldığı dış finansman ihtiyacındaki gelişen ülke piyasaları için daha önemli görülüyor. ABD’de yükselen faiz oranları gelişen ülkelere sıcak para akışına engel olur mu? Veya geçtiğimiz günlerde gelişen ülkelere gelen mevcut sıcak paranın geri gitmesine neden olur mu, gibi bazı endişeleri beraberinde getirdi. Dikkat edilirse ABD ve Almanya dahil gelişmiş ülke borsalarında düşüşler görülse de çok fazla bir tahribat görülmüyor. Ayrıca Euro/dolar paritesi ve dolar endeksinde hareketlenmeler görüldü. Ancak TL, G.Afrika Randı, Brezilya Reali, Rus Rublesi gibi gelişen ülke para birimlerinde değer kayıpları daha fazlaydı. Ayrıca borsalarda tahribat daha yüksekti. Gerçekten enflasyon beklentileri tedirginlik yaratacak ölçüde yüksek mi? Yoksa bunu borsalar kâr satış bahanesi, altın gibi yatırım araçlarında ise yatırımcıları satışa yönlendirerek fiyatı daha da düşürmek için mi kullanılıyor? Bunu söylemek için erken ve bu aşamada zor. Olasılık olarak değerlendirmek daha yerinde olur.

    MERKEZ BANKALARINDAN BİR HAMLE GELİR Mİ?

    Yükselen faizler piyasaları dalgalandırırken bir diğer merak konusu merkez bankları ne yapacak? ABD’de mart ayı içinde 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketinin yasalaşması beklentisi halen korunuyor. Buna ilave olarak Fed tahvil alımlarını arttırabilir mi? Faiz ile oynayacağı fazla bir marjı yok çünkü. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) nasıl bir yol izleyecek? Kasım ayından itibaren faiz arttırıp parasal sıkılaştırma ile birlikte iç ve dış finans çevrelerinden olumlu tepkiler almıştı. Ayrıca sıcak para girişlerine bağlı olarak döviz kurlarında gerileme, borsada yükseliş ve Türkiye’nin risk priminde düşüş görülmüştü. İçeride işleri yoluna koymuş görülürken dış konjonktürdeki gelişmeler, var olan ve işleyen para politikalarında revizyonu gündeme getirir mi? Bu açıdan döviz kurlarının seyri ve önümüzdeki hafta açıklanacak enflasyon, karar için önemli parametreler olacak. Faiz arttırım tartışmaları başlasa da TCMB hemen tepki vermeyip piyasaların seyrini ve yeni dengelerin oluşmasını bekleyebilir. Faiz oranı dış dünyaya göre zaten olukça yüksek. Faiz arttırımı olsa da ABD tahvil faiz oranları sakinleşmezse olası bir faiz arttırımının etkileri sınırlı kalabilir. Faiz arttırımının reel ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri de malum. Zor bir karar elbette.

    BÜYÜME AÇIKLANACAK

    2020 yılı 4. Çeyrek büyüme verisi (GSYH) yarın açıklanacak. 4.Çeyrek büyümesi yüzde 7, 2020 yılı büyümesi için ise 2.2-2.5 gibi beklentiler var. Enflasyon ve cari açığı artırsa da salgın hastalığa rağmen büyüyor olabilmek iyi ve kulağa hoş geliyor. Devamlılık ve sürdürülebilirlik de önemli tabi ki. Çarşamba günü açıklanacak Şubat enflasyonunda ise beklentiler, aylıkta yüzde 0.70-0.80, yıllıkta yüzde 15-15.50 seviyelerinde. Gerek büyüme gerekse enflasyonda önemli sapmalar olmazsa piyasalar pek tepki vermeyebilir. Bu günlerde piyasaların fiyatlama konusundaki önceliği farklı.

    BORSA DESTEK ARAYIŞINDA



    Borsada kâr satışları derinlik kazandı ve çıkış trend desteğinin altına salınım gerçekleşti. İlk destekler 1.440-1.430 seviyelerinde. Bu seviyelerin üzerinde tepki alımları görülebilir. Aksi takdirde sonraki destekler 1.400 ve 1.340 seviyelerinde. İlk dirençler ise 1.500 ve 1.525 seviyelerinde bulunuyor. Olası tepki çıkışının devamı için 1.525 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Sonraki dirençler 1.540-1.550 ve 1.575 seviyelerinde. Endekste destek seviyelerinde tepki alım denemeleri görülebilir. Ancak direnç seviyelerinde satışla karşılaşma olasılığı yüksek.

    DOLAR/TL'DE TEPKİ YÜKSELİŞİ



    Dolar/TL kurunda tepki yükselişi sürüyor. İlk dirençler 7.48-7.55 noktalarında bulunurken bu seviyelerde satışlar görülebilir. Sonraki direnç 7.75 seviyesinde. Geri çekilmelerde ilk destekler 7.40 ve 7.30-7.25 seviyelerinde. 7.30-7.25 daha önemli. Sonraki destekler 7.10-7.00 seviyelerinde görülüyor. Tepki alımları devam etmekle birlikte direnç seviyelerinde satış denemeleri görülebilir.

    ALTIN FİYATINDAKİ YÜKSELİŞE FAİZ FRENİ



    ABD tahvil bono faiz oranlarındaki yükselişin en fazla vurduğu yatırım araçlarından bir de altın fiyatı (ons dolar) oldu. Faiz ve enflasyon bildiği üzere altın fiyatını etkileyen parametrelerin başında geliyor. Kısa dönem fiyatlaması olarak enflasyonun faizi yukarı çekmesi altın fiyatına olumsuz yansıma gösterse de uzun dönem bol likidite, faizin nispeten düşük oranlarda kalacağı beklentileri ve yüksek enflasyon altın fiyatını desteleyecek gelişmeler olarak görülebilir.



    Yazının devamı...