Geleceğe giden yol: Sürdürülebilir beslenme

1dk okuma

Geleceği tehdit eden iklim krizi güvenli gıdaya erişebilme imkanlarını kısıtlarken, sürdürülebilir beslenme geleceğe umut oluyor.

Haberin Devamı

 İnsanların yaşamak için yüksek kaliteli gıdaya ulaşmaları iklim krizi nedeniyle zorlaşıyor. Gıdanın gücü ise geleceği şekillendiriyor. Düşük çevresel etkiye sahip, erişilebilir, güvenli sürdürülebilir beslenme; hem gıdanın hem gezegenin geleceğine fayda sağlıyor. 

Gıdaların çevreye etkisini bir besinin üretiminden tüketimine kadar olan aşamalarındaki toplam sera gazı emisyonları belirliyor.  Bu doğrultuda mevcut gıda üretim sistemi, iklim değişikliği, ormansızlaşma, doğal kaynaklar ve biyolojik çeşitlilikteki kayıp da dahil olmak üzere çevresel hasarın nedenlerinden biri olarak kabul edilebiliyor. Sürdürülebilir bir gelecek yaratmak için gezegeni paylaştığımız herkese, varlığını sürdüren her şirkete büyük sorumluluk düşüyor. Gezegenin geleceği ile endişeleri doğrultusunda yiyecek ve yaşam tarzı seçimlerini düzenleyen kişilerin sayısı artıyor.


Bireysel adımların küresel etkisi

Daha sürdürülebilir bir beslenme sistemi için üç ana değişikliğin önemli olduğunu dile getiren Nestlé Türkiye Beslenme, Sağlık ve İyi Yaşam Müdürü Ece Köprülü, daha az tüketmenin, daha az atık üretmenin, hayvansal ürün yerine daha çok bitkisel bazlı beslenmenin ana formül olduğunu vurguluyor.

Haberin Devamı

Sürdürülebilir beslenmenin püf noktaları;

  • Et tüketiminin ve süt ürünlerinin azaltılması
  • Daha çok sebze ve meyve tüketilmesi
  • Baklagiller, sert kabuklu yemişler, tam tahıllar gibi bitkisel kaynaklı besinlerin tüketiminin artırılması
  • Besin atığının azaltılması
  • Yerel ve mevsiminde gıdaların tercih edilmesi 

Hayvansal ürünlerin bitki bazlı kaynaklara göre daha büyük karbon ayak izine sahip olduklarını belirten Köprülü sözlerine şu ifadelerle devam etti; “Hayvansal gıdalar daha fazla sera gazı üretir ve daha fazla kaynak kullanır. Örneğin bir kilogram sığır eti üretimi için yaklaşık 100 kilogram eşdeğeri karbondioksit emisyonu ortaya çıkarken bu değerler bir kilogram elma ve patates için yarım kilogramın altındadır.  Küresel ölçekte, tüm insanların hayatlarındaki küçük değişiklikler dahi gıda tüketiminin çevresel etkisini azaltmada büyük etkiye sahip. Vejetaryen veya fleksitaryen bir beslenmeyi benimsemek, hayvansal et tercihinde sığır eti yerine daha düşük ekolojik ayak izine sahip kümes hayvanı tercih etmek, sürdürülebilir kaynaklı balık ve deniz ürünleri tüketmek gibi adımlar beslenmemizin çevresel etkisi üzerinde büyük fark yaratacaktır.”


Nestlé’de bilime dayalı tarım

Bozulan ekolojik dengeyi iyileştirmek için gıdanın gücünü ortaya çıkarmayı amaçlayan Nestlé, tarımda bilime dayalı yeni inovatif çözümleri ile gezegeninin korunmasına yardımcı olacak Tarım Bilimleri Enstitüsü'nü açtı. Besleyici hammaddelerin çevresel etkilerini en aza indirirken üretimi teşvik etmeyi amaçladıklarını dile getiren Nestlé Türkiye Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Zeynep Sungu; “Dünya genelinde vejetaryen ve vegan beslenmeye yönelenlerin sayısı her geçen gün artarken hayvansal gıda tüketimini minimize eden ve bitkisel ağırlıklı beslenen fleksitaryen nüfus da giderek genişliyor. Nestlé’de tüm dünyada, tüketicinin değişen ihtiyaçlarını anlamayı ve bu ihtiyaçları karşılayacak ürünler geliştirmeyi önceliklendiriyoruz. Net Sıfır yol haritamız rehberliğinde Tarım Bilimleri Enstitüsü’nde, bitki bilimi, mandıra hayvancılığı ve tarımsal sistemler bilimine odaklanarak, hammaddelerin çevresel etkisini çiftlik düzeyinde azaltmayı sağlayacak çözümler geliştireceğiz. Dünyanın farklı yörelerinden 80 kişinin istihdam edildiği enstitüde pazara yalnızca bireyler için kaliteli, lezzetli ve sağlıklı ürünler değil, gezegenin geleceğini gözeten, çevre dostu ürünler sunmak önceliğimiz.” dedi. 

 İlandır