Obezite tedavisinde tüp mide ameliyatı

Çağımızın hastalığı olan ve giderek artan oranlarda görülen obezite, vücudumuzda anormal düzeylerde yağ birikimi hastalığıdır. Yani alınan kalorinin harcanan kaloriden fazla olması durumunda fazla kalori vücudumuzda yağ olarak depolanır. Vücudumuzda bazı hormonal fonksiyonların normal işleyebilmesi için belli seviyede yağ oranına sahip olmamız gerekir. Yani vücudumuzdaki yağ oranının fazla olması gibi çok düşük olması da anormal bir durumdur.

Haberin Devamı

Obez olduğumuzu nasıl anlarız?

Dünyada bu konuda en sık kullanılan yöntem vücut kitle indeksi dediğimiz , vücut ağırlığımızın vücut yüzeyimize (boyumuzun metre cinsinden karesine) bölünmesi ile elde edilen değer vücut kitle indeksimizi verir. Vücut kitle indeksimiz;

<18,5…………………Çok zayıf

18,5-25………………..Normal

25-30…………………….Fazla kilolu

30-35……………………..1. Derece obezite

35-40………………………2. Derece obezite

40-50…………………………..3. Derece (morbid obezite )

50-60…………………………Süper obezite

>60…………………………….Süper süper obezite

olarak sınıflandırılır.

Obezite neden olur?

Günümüzde obezitenin en sık nedeni beslenme davranışı bozukluğu ve hareketsiz yaşamdır. Bunun yanında hormonal hastalıklar, nörolojik hastalıklar, geçirilen ameliyatlar, hormonal tedaviler, gebelik sayısı, genetik faktörler, kullanılan ilaçlar gibi nedenler obeziteye yol açabilir.

Haberin Devamı

Obezite hangi hastalıklara neden olur?

Obezite kendisi hafif seyirli kronik inflamatuar bir hastalıktır.  Aynı zamanda başta tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları, inme, reflü hastalığı, uyku apnesi, eklem rahatsızlıkları, hormonal bozukluklar, kısırlık, polikistik over sendromu, safra taşı oluşumu, karaciğer yağlanması ve başta meme ve kolon  kanseri olmak üzere bazı kanser türlerinde artış gibi 70'ten fazla hastalığa neden olmaktadır. Tüm bu hastalıkların yanında kişinin sosyal yaşantısında, iş yaşantısında aile yaşantısı ve cinsel yaşamında ve psikolojisinde ciddi bozukluklara neden olmaktadır. Tüm bu yandaş hastalıkların da etkisi ile obezite yaşamı yaklaşık 15 yıl kısaltmaktadır.

Obezite ameliyatı kimlere uygulanır?

Her obeziteye cerrahi uygulanmalı mıdır. Bunun için en önemli kriter vücut kitle indeksidir. Vücut kitle İndeksi 35’in üzerinde olup yandaş hastalığı olan ya da vücut kitle endeksi 40’ın üzerinde olan kişiler için uygun bir cerrahi yöntem uygulanabilir. 18 yaşından büyük, 65 yaşından küçük olan, ciddi psikiyatrik hastalığı olmayanlar ve madde ve alkol bağımlılığı olmayanlar cerrahiye uygundur.

Obezite tedavisinde hangi cerrahi yöntemler uygulanır?

Haberin Devamı

Obezitenin cerrahi tedavisi ilk olarak 1954 yılında yapılan gastrik by pass ameliyatı ile başlamıştır. Sonrasında birçok yöntem tanımlanmıştır. Bu yöntemler emilimi bozan( duodenal swicth, mini gastric by pass, scapinaro ) ve kısıtlayıcı (sleeve gastrektomi,  gastrik band ) ve her ikisini içeren (roux ny gastric by pass ) yöntemler olarak sınıflanabilir. Türkiye'de ve dünyada en çok uygulanan cerrahi yöntem tüp mide ameliyatıdır.

Tüp mide (sleeve gastrektomi ) nasıl yapılır?

1988 yılında duodenal swicth ameliyatının bir parçası olarak ilk kez yapılan ameliyat daha sonra 1997 den itibaren obezitenin tedavisinde uygulanan ve en çok tercih edilen cerrahi yöntemdir. Tüp mide ameliyatı hem fizyolojik hem de anatomik açıdan kolay uygulanabilen, öğrenme süresi kısa olan, ameliyat ve hastanede kalış süresi kısa olan ve cerrahi sonrası konforlu olan ve vitamin takviyesi gerektiren eksikliklere neden olmayan bir tekniktir. Artık günümüzde tüm cerrahi alanlarda olduğu gibi obezite ameliyatları da kapalı yani lapatroskopik cerrahi yöntemle yapılmaktadır. Bir kalem çapı kadar küçük 4-6 delikten karın içine girilerek özel aletlerle ve  stapler denilen ve 3 sıra titanyum zımba atan cihazlarla mide çıkışına 2-4 cm mesafeden başlanarak yemek borusu ile midenin birleştiği noktaya kadar özel ölçülerde ( bu ölçü hastaya ameliyat sırasında uyurken ağzından mide çıkışına kadar takılan 36Fyani 1,2 cm çapında bir katater ile sağlanır ) kesilerek yaklaşık yüzde 80'lik kısmı çıkarılır. Bu çıkartılan mide kısmında midenin fundus denilen ve iştah hormonu (GHERELİN )’in yüzde 80 kadarının salgılandığı kısmı da içerir. Midenin bu yüzde 80’lik kısmı çıkarıldıktan sonra ölçü katateri mide içerisinde iken mide özel dikiş materyali ile baştan sona kadar tekrar bir kat daha dikilir. Son yıllarda bu işlem özellikle önerilmektedir. Mideyi  ayırdığımız omentuma tespit edilerek dikmenin ameliyat sonrası kanama, kaçak ve midenin dönmesi gibi risklerini azalttığı düşünülmektedir.

Haberin Devamı

Tüp mide ameliyatı riskli midir?

Her operasyonda olduğu gibi bu ameliyatta da riskler vardır. Ancak obezite, ameliyattan çok daha büyük riskler oluşturur. Çoğu kilo verme ameliyatında iyileşme süresini ve komplikasyon riskini en aza indiren teknikler kullanılır. Günümüzde neredeyse tüm cerrahi işlemler laparoskopik yani kapalı yöntemle yapılmaktadır . El değmeden karın açılmadan küçük deliklerden minimal invaziv denilen bu yöntemle yapılan cerrahilerden sonra iyileşme daha hızlı olmakta, ameliyat sonrası ağrı olmamakta ve ya çok az olmakta , hastanede yatış süresi ve işe dönüş süreleri çok kısa olmaktadır . Teknolojideki gelişmelerle birlikte obezite ameliyatında kullanılan aletler ve cihazlarda gelişmiş ve güvenliği artmıştır. 30 yıldan uzun süredir yapılan tüp mide ameliyatında komplikasyon yani yan etki oranları son derece  azalmış ve hatta genel cerrahisinin en sık uygulanan ameliyatları arasında olan safra kesesi, fıtık ameliyatlarından bile daha düşük komplikasyon oranları taşıdığı bilimsel yayınlarda belirtilmiştir. Tabi tüm bu komplikasyon oranlarının düşüklüğü uzman bir hekim ve alanında uzman ekip tarafından yapılması durumunda geçerlidir.

Haberin Devamı

Tüp mide ameliyatı, kilo kaybına nasıl neden olur?

Tüp mide ameliyatı tamamen kısıtlayıcı bir ameliyattır ve bir bağırsak by pass’ı içermez . Tüp mide ameliyatında midenin büyük bir kısmının  çıkarılması mide boşalmasını kolaylaştırabilir, bu sayede bazı duodenal ve ileal bağırsak hormonlarının salınmasının olumlu yönde değiştirebilir. Ayrıca çıkarılan yüzde 80'lik kısım içerisinde yer alan fundus kısmından iştah hormonu ghrelinin önemli bir kısmı salgılanmaktadır. Ameliyat sonrası azalan ghrelin hormon seviyesine bağlı iştah azalması olur ve mide hacminin de küçük olması ile birlikte kalori alımı kısıtlanmış olur. Yani eskisi kadar yemek yiyemeyeceksiniz, tok hissedeceksiniz. Bu etkiler sayesinde hasta kilo kaybetmeye başlar ve yaklaşık 1 yıl içerisinde ideal kilosuna ulaşır.

Haberin Devamı

Ameliyat sonrası neler yaşanır?

Ameliyat kadar ameliyat sonrası dönem de çok önemlidir. Diyetisyen tarafından hazırlanan beslenme programına uyulması gerekmektedir. Ameliyat sonrası  kontrollere gitmek ve psikolog ve diyetisyenin de içerisinde olduğu uzman bir ekip tarafından takip edilmek önemlidir. Hem kilo kaybının kontrolü hem de yapılan beslenme yanlışlarının tespit edilmesi, doğru beslenme ve yaşam tarzı değişikliğinin sağlanması  için mutlaka doktor kontrolünüzü aksatmamınız gerekmektedir. Ayrıca bu kontrollerde yapılacak kan tahlillerinde vitamin değerleriniz, karaciğer, böbrek fonksiyonlarınız, kolesterol seviyeleriniz ve birçok parametre doktorunuz tarafından değerlendirilir.

Ameliyat öncesi yapılan test ve konsültasyonlar:

 Kan Biyokimya testleri
 Hemogram
 Hormon testleri
Hepatit testleri
Tüm karın ultrasonu
Mide endoskopi (Anestezi uzmanı ile beraber)
EKG (Kalp Grafisi)
Akciğer grafisi
İhtiyaç halinde efor testi ve EKO (Elektrokardiyografi)

 

Obezite cerrahisi ciddi bir genel cerrahi operasyonudur. Acil kilo vermek isteyen hastaların tüm tetkikleri yaptırması gerekmektedir. Ameliyat öncesi tüm aşamalarda hasta ve ameliyat ekibi sürekli iletişim halinde olmalı, hasta merak ettiği tüm sorulara ayrıntılı olarak cevap alabilir. Operasyondan önceki gece hemşiremiz tarafından kan sulandırıcı iğnenizi (Clexane) yapmanız hatırlatılır. Gece yarısından sonra aç kalarak ameliyat saatini beklersiniz. (Not: Ameliyat sabahı hastaneye gelmeniz yeterlidir. Ameliyattan önce hastanede kalmanız gerekmez. Ameliyatınızın saatine göre hastaneye ulaşmanız gereken saat koordinatörümüz aracılığıyla size iletilecektir)

Ameliyathaneye gitmeden önce size antiemboli çorabı giydirilecek. Bu çorap bacaklarınızda pıhtı oluşmasını önler. Yine aynı amaçla ameliyat sırasında ve sonrasında bacaklarınıza aralıklı basınç uygulayan özel bir aparat takılır. Böylelikle emboli riskiniz minimuma indirilir. Her şeyden önce psikolojik olarak kişi kendini rahat hissetmelidir böylece ağrı riskini de azaltmış olur. 

Yazarın Tüm Yazıları