Anneci bir erkekle bir ömür nasıl geçer?

 Anneleri tarafından çocukluğundan beri şımartılan ve kontrol altında tutulan erkeklerin yetişkinlikte de annelerine aşırı düşkünlüğü çoğu zaman ilişkilerinde sorun yaşamalarına neden oluyor. Oldukça yaygın olan bu örnekleri görünce "Anneci bir erkekle bir ömür nasıl geçer?" konusunu masaya yatırdık ve bu konuda sorun yaşayanlarla konuştuk.

Haberin Devamı

Hepimiz annelerimizi seviyor, saygı duyuyor ve değer veriyoruz. Ancak bazen sevgilisi ya da eşi ile annesi arasındaki rolleri ayırt edemeyen, sürekli kıyaslama yapmaya çalışan, annesine aşırı bağlı ve düşkün olan erkeklerin ilişkilerinde sorun yaşaması kaçınılmaz bir hal alıyor. 

Çocukluğundan itibaren annesinin gözüne girmeye, her konuda onun onayını almaya çalışan erkek, yetişkin bir birey olduğunda da hayatına girecek kişileri annesine beğendirmeye, annesinin seveceği ve annesini çok sevecek bir eş bulmaya çalışıyor; annesinin onayını almadan adım atmak istemiyor. Annesiyle olan ilişkisi nedeniyle birlikte olduğu kişi ile yaşadığı sorunların ardı arkası kesilmiyor.

Böyle anne-oğul ilişkileri son günlerde dizilere de sıkça konu oluyor. “Gelinliğin annemin istediği gibi oluversin” diyen, her tartışmada annesini haklı gören ve “Annemi üzmeye hakkın yok” diye karısına çıkışan erkek karakterler sosyal medyada da tartışmalara konu oluyor. 

Haberin Devamı

'Bir Sorudan Fazlası' serimizin bu bölümünde bu tartışmalardan yola çıktık, hem partnerlerinin anneciliğinden şikâyet edenlerle hem de bu ilişkilerin taraflarıyla konuştuk.

* * * * *

'EŞİMİN ANNESİ HAYATIMIZI YILLARCA UZAKTAN KUMANDA İLE YÖNETTİ'

Hülya T. (58)

Benin eşim 61 yaşında ve evlendiğimizden beri annesine düşkünlüğü, her şey için onay alması, onun dediğinin kural olarak algılanması değişmedi. İkimiz de ailelerimize bağlıyız, saygıda kusur etmeyiz ama bunlarınki gibi anne-oğul ilişkisine az rastlanır.

Evin en büyük oğlu olduğu için annesinin en kıymetlisi, en değerlisi… Onun onayı ile evlendik, onun beğendiği gelinliği giydim, onun seçtiği eşyaları satın aldık, çocuklarımıza onun istediği isimleri verdik. Bunun gibi pek çok örneği sayabilirim size. O yıllarda zaten pek itiraz etme şansımız yoktu ama akrabalarımın, arkadaşlarımın eşleri ile ilişkisinden çok farklıydı bizim evliliğimiz.

Evliliğimizin üçüncü yılında İstanbul’a taşındık ve bu sorundan kurtuldum sandım ama ne kadar yanıldığımı çok geçmeden anladım.

Kayınvalidem oğlunu, dolayısı ile tüm ailemi uzaktan kumanda ile yönetmeye devam etti. Hiçbir bayram tatilini atlamadık soluğu memlekette aldık. Ev satın almaya karar verdik, "Ben göreceğim" dedi kalktı geldi, benim beğendiğim ev yerine kendi beğendiğini almamız için diretti. Tabii eşim asla annesinin sözünden çıkamadığı için kendi istemese de annesinin istediği evi aldı. 

Haberin Devamı

Her yaz tatilinde okul kapanır kapanmaz çocukları ite kaka memlekete götürdük. Yaz tatilinde denize gitmeyi, gerçekten tatil yapmayı, çekirdek aile olarak vakit geçirmeyi hiç bilemedik. Çocuklar büyüyünce oraya gitmek istemedikleri için itiraz etmeye başladılar. Ben "Bu yıl biraz geç gidelim" dedim, eşim "Boşarım seni" diye tehditlere başladı.

Annesine hayır demeye korkan küçük bir çocuk gibi yıllarca kayınvalidemin etrafında pervane oldu. Bizimle asla onunla olduğu gibi mutlu değildi, bizi değil annesini ve kardeşlerini gerçek ailesi olarak görüyordu. Anlayacağınız biz hiçbir zaman aile olamadık, kayınvalidemin kendini görmesek bile gölgesini hep üzerimizde hissettik.

Haberin Devamı

Eşimin annesi 3 yıl önce vefat etti ama eşim hâlâ kendine gelemedi. Hep bir anne otoritesine ihtiyacı var o yüzden aynı şeyi şimdi de büyük ablası ile yaşıyor. O yüzden eşimi hep bir kuklaya benzetirim, hep ipleri birilerinin elinde kim nasıl hareket ettirse o hareketi yapan bir kukla… Bir tek benim elime vermedi iplerini…

Benim de bir oğlum var, tabii ki o da bana düşkün üzerime titriyor ama eşimin yaşadığı gibi hastalıklı bir ilişkimiz yok. Anneye düşkünlükle ona taparcasına bağlanmak çok farklı şeyler. Ben oğlumun bana bu denli bağlı olmasını asla istemezdim zaten, eşi ile çocukları ile mutlu olsun bana yeter, o yüzden biz erkek annelerine çok iş düşüyor.

Haberin Devamı

‘OĞLUMUN BANA DÜŞKÜN OLMASI NEDEN GELİNİME DOKUNUYOR?’

Hülya T. (59)

Ben kızların evlendikten sonra kocalarını, annelerinden köşe bucak kaçırmalarına hiç anlam veremiyorum. Benim iki oğlum var biri evlendi diğeri bekar. İki oğlum da üzerime titrer, bana düşkündürler. Ama büyük oğlum evlendikten sonra eşinin etkisi ile eskisi gibi ilgi ve alaka gösteremez oldu.

Bunu açıkça dile getirmiyor ama ben anlıyorum. Beni hep gizli gizli arıyor, bazen hediye alıyor ve gizlice veriyor, "Gelinine söyleme onun annesine de almak zorunda kalırız” diyor ama aslı söylemek istediği şu: "Eşim duymasın beni mahveder.”

Ben anlamıyorum ki, biz de evlendik biz de kocamızı sevdik ama annesinden, ailesinden koparmaya çalışmak nedir? Ben onun annesiyim, 28 yıl benimle yaşamış, sen daha 2 yıldır tanıyorsun, oğlumun hayatına yeni girdin. Seninle evlendi diye hayatı senden ibaret mi olacak, anne babasını hayatından mı çıkaracaktı? 

Haberin Devamı

Neden benim oğlum annesini aramak istediği zaman arayamıyor, annesinin enfes yemeklerinden yemek istediği zaman rahatlıkla gelemiyor, istediği hediyeyi alamıyor? Bu onun en doğal hakkı değil mi? Bu hakkını iki günlük gelin nasıl elinden alabiliyor?

Aklım almıyor, mantığıma sığmıyor, düşündükçe sinirleniyorum ama küçük oğlum abisi gibi değil, öyle eşinin eline ipleri vermez annesini üzmez eminim.

'ANNESİ İLE BİR AY AYNI ODADA UYUDUK'

Hande N. (51)

Ben bu konuda o kadar çektim ki hangi birini anlatsam bilemiyorum. Ama öyle bir anım var ki "Böylesini ilk defa duyuyorum" diyeceksiniz.

Eski eşim annesine o kadar düşkündü ki işten eve dönerken önce annesine uğrar, eve ne alıyorsa aynısından ona da alır, hafta sonları uzun uzun annesiyle vakit geçirirdi. Yani ajandasında ilk sırada hep annesi vardı, vakit kalırsa bizimle de arada ilgileniyordu. Bunda babasının vefatının payı yüksekti tabii ama önceden de böyle yapışık ikiz gibilermiş, babanın vefatından sonra iyice ayrılmaz olmuşlar.

Kayınvalidemin bize aldığı evde oturuyorduk, onun bize sağladığı imkânlarla tatile gidiyorduk dolayısı ile her tatilde çanta gibi onu da yanımızda taşıyorduk. Yani benim eşimle baş başa yaptığım tek tatil balayımızdı. Orada bile her gün annesi ile konuşmuştu.

Buraya kadar bir nebze olsun yaşadığımız normal gelebilir ama son olay pes artık dedirtti. 

En son tatil yaptığımız yaz, kayınvalidem ve kardeşinin ortaklaşa kullandığı yazlıklarına bir aylığına gitmiştik. Sponsorumuz da tabii ki bizimle geldi, ben artık teslim olduğum için eşimle annesi gelmesin diye hiç tartışmadım bile.

Biz o yazlıkta ilk defa kalıyorduk ama kayınvalidem daha önce defalarca kardeşi ve ailesi ile gidip kalmıştı. Ama ne hikmetse bizimle ilk defa gittiğinde gece çok korktuğu için odamıza gelmek istedi. Evet, yanlış duymadınız korktuğu için bir ay boyunca her gece bizim odada kaldı. Şu detayı da mutlaka vermem gerekir. Bizim yattığımız odada bir tane açılınca yatak olan kanepe verdi. Yani planlanmış bir şey olduğu apaçık belliydi. Eşime bu düşüncemi söylediğimde beni kötü niyetlilikle ve fesatlıkla suçladı. Yani yine suçlu ben oldum.

İnsan yetişkin oğlu ve gelini ile aynı odada uyumak ister mi? Bu normal mi? Hadi kadın yaşlı bunu istiyor, senin hiç mi aklın yok ve annene "Olmaz öyle şey" diyemiyorsun. Gerçi annesi bizim odaya gelmese kesin o annesinin yanına gider yatardı, eminim.

Bunun gibi pek çok olay yaşadım evliliğim boyunca. Zaten bu şekilde evliliğimizin çok uzun sürmeyeceği belliydi, birkaç yıl daha can çekişti ve sonra annesi ile oğluna mutluluklar dileyerek hayatlarından çıktım.

‘TEHLİKENİN FARKINA VARDIM VE NİŞANI ATTIM’

Funda V. (42)

Benim eski nişanlımın annesi ile ilişkisi ilk zamanlarda bana çok güzel gelmişti. Tüm kardeşler annelerinin üzerine titriyor, acayip saygılı davranıyor, el üstünde tutuyorlardı. O da çok sevimli, naif biriydi. Flört ettiğimiz dönemde iki kez görüştük aslında. Annesi benimle tanışmak istemişti ben de seve seve kabul ettim. Meğer bu tanışma bana onay vermesi içinmiş sonradan anladım. Yani annesi beni beğenmese zaten benden ayrılacakmış. 

Müstakbel kayınvalidem neyse ki beni sevmiş de onay vermiş. Çok kısa bir süre sonra ailelerimiz tanıştı ve nişanlanmaya karar verdik. Nişan öncesinde yavaş yavaş kendini göstermeye başladı ve o naif tatlı kadının içindeki gizli şeyler ortaya çıktı.

Nişan töreninin her detayına karışmaya başladı, evlenince oturacağımız evden, düğün tarihine kadar pek çok konuda benden fazla söz sahibi gibiydi. 

Sevgilimle nişan kıyafeti bakmaya gideceğimiz gün bir baktım ki beni almaya annesi ile gelmiş: müstakbel kayınvalidem ön koltuğa kurulmuş kraliçe gibi. Tabii yanında sevgilime bir şey söyleyemedim ama mesaj gönderdim. O da 'sakin olmamı, annesinin de çok heveslendiğini' söyledi. "Yaşlı kadın, ilk defa oğlu evleniyor" diye anlayışlı olmaya çalıştım ama giydiğim her elbiseye "Yok bu çok açık, yok bunun rengi güzel değil, yok bu kilolu gösterdi" diye bahane bulup kendi beğendiği elbiseyi almamı söyledi.

İşin tuhaf tarafı sevgilimin zevkini çok iyi bilirim, annesinin beğendiği kıyafeti asla beğenmezdi ama o da onun beğendiğini almam konusunda ısrarcı oldu. İlk kavgamızı orada ettik ve benim en büyük orada kararlı bir duruş sergilememek oldu. 

Tatsızlık çıkmasın diye kendi istediğim elbiseyi bırakıp onun istediği elbiseyi aldım ve o çatlaktan su sızmaya başladı. Sonunda kavga kıyamet nişanı yaptık ama tam da hanımefendinin istediği gibi oldu.

Sevgilimle ne zaman annesinin bu baskın tavırları hakkında konuşsam hep annesinden tarafta oluyordu. Ev tutmak için gezinmeye başladığımızda kendi oturduğu apartmanda boş olan bir daireyi görmemizi istedi. Gelinlik modellerine benden önce bakmaya başlamıştı bile. Her konuda söz sahibiydi ve asla susmuyordu.

Bize evlenmeden önce fragmanı izlettiği için filmin sonunu görmeye başlamıştım. Bir kere aynı apartmanda yaşamak benim daha başlamadan sonumu getirirdi, bunu çok net görebiliyordum. Tıpkı nişandaki gibi diretti ama bu sefer taviz vermedim. Nişan elbisesini bir gece giyip çıkaracaktım ama evlilik böyle bir şey değildi. Annesinin sözünden dışarı çıkmayan ana kuzusu bir adamla evlenmek istemediğimi çok net biliyordum ve o gün net tavrımı koyarak büyük bir yanlışın kıyısından döndüm. Tehlikenin farkına varıp nişanı attım ve hayatta verdiğim en doğru kararı verdim.

Nişanlım çok yalvardı yakardı ama onun değişeceğine asla inanmadım ve vaatlerine kanmadım. Zaten onun, annesi karşısında bu acizliği, pısırıklığı beni kendinden o kadar soğuttu ki arkama bakmadan kaçabildim. Şimdi ben de evliyim o da evli. Kayınvalidemi çok seviyorum ve değer veriyorum, çünkü çok sınırlarını bilen "Gelinim mutlu olsun ki oğlum da mutlu olsun" diyen bir kadın.  

'BENİM KAÇAMAĞIM KARIMDAN GİZLİ ANNEMİ ZİYARETE GİTMEK'

Erkan Ç. (45)

Ben annemle eşim arasında o kadar çok kalıyorum ki evliliğimdeki en büyük sıkıntım diyebilirim.14 yıldır evliyim, evlendiğimiz günden beri aynı muhabbet… Başımda gardiyan gibi; sürekli annemin etkisinde kaldığımı söyleyip duruyor, beni kontrol ediyor.

Annemler bize çok yakın oturuyorlar ama sadece hafta sonları görebiliyoruz birbirimizi. Ben bazen eşime haber vermeden gidiyorum çünkü söylesem hem gelmek istemiyor hem de benim gitmeme izin vermiyor. Kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum.

Milletin kocası dışarıda kaçamak yapar benim kaçamağım da ailemi ama en çok da annemi ziyarete gitmek. Bana bu çok tuhaf geliyor. Evlendim diye annemi ikinci plana atmak zorunda mıyım? Tabii ki onları özlüyorum ve vakit geçirmek istiyorum. Yani eşime olan sevgimle aileme olan sevgim kıyaslanamaz ki, ikisi bambaşka şeyler.

Hafta sonları annemlere gidelim dediğimde "Anne bağımlılığından bir kurtulamadın, ne kadar ana kuzusuymuşsun" diyor. Anneyi özlemek, ana kuzusu olmak mı?

Ben annemim evine gidince onlarla birlikte vakit geçirmekten, yemek yemekten çok mutlu oluyorum ama eşim bir saat zor duruyor, tahammül edemiyor benim de keyif almamdan rahatsızlık duyuyor. "Sen anneni görünce kendini kaybediyorsun, huyun suyun değişiyor" diyor. Evet, artık eskisinden daha az gördüğüm için daha çok özlüyorum, bana kendimi özel hissettirdiği için uzun uzun vakit geçirmek istiyorum. Keşke eşim de böyle hissettirse ve kendi evimize de böyle koşa koşa gitsem.

'ANA OĞUL BİRBİRLERİNE DOYSUNLAR DİYE ARADAN ÇEKİLDİM'

Derya L. (48)

Ben 5 yıl evli kaldım, evli olduğum süre boyunca resmen iki kişi ile evliydim, o yüzden bana bu süre çok daha uzun geldi. Ben hayatımda böyle bir ilişki görmedim. Biz de annemizi seviyoruz, sayıyoruz, biz de bir annenin evladıyız ama onların ilişkisi bambaşka. Bunun adı sevgi değil, saygı değil, bağlılık değil; bu bildiğin hastalıklı bir ruh hali.

Eşim babasını çok erken yaşlarda kaybetmiş, annesi de tek oğluna sıkı sıkıya sarılmış ama oğlunun hayatını mahvetti haberi yok. Hadi evlenene kadar el bebek gül bebek baktınız birbirinize ama evlendikten sonra bir özel hayat olur, bir çekirdek aile ile özel vakit geçirmek olur, maalesef bizde böyle şeyler olmadı. Utanmasa bizimle balayına bile gelecekti. Hatta utanmadı ama yüz bulamadı diyelim.

Kocam resmen annesine bağımlı küçük bir çocuk gibi, evlenirken bana "Annemi yalnız bırakmaya gönlüm razı olmuyor" demişti, ben de yufka yürekli olduğum için "Tabii gelir istediği zaman neden yalnız kalsın" demiştim. Kendi evini kapatmadı ama resmen bizimle yaşamaya başladı.

Sonra eşimle aramızda kavgalar başladı doğal olarak. Eşim sanki benim değil annesinin kocası gibiydi. Akşam diz dize sabah diz dize… "Çok özlüyorum sizi" diye bir geliyordu bize, gitmek bilmiyordu. Hayır, gelse de sessiz sessiz otursa yine iyi ama hiç çenesi durmuyordu ki. Temizliğimi beğenmez, yemeğimi beğenmez, kocama ilgimi beğenmez, "Bir tane mi beğenilecek bir şeyim yok benim?" derdim.

Eşim için de öyleydi. Her şeyin en güzeli annesinin yaptığıydı, onun dediği kuraldı. "Aman üzülmesin, aman gücenmesin" diye diye ancak 5 yıl dayanabildim. 

Yine bize geldiği bir gün sinirlerimi altüst etti ve beni ağlattı. Eşim beni teselli etmek yerine annesi üzüldü diye bana bağırınca artık daha fazla debelenmenin faydasının olmayacağına karar verdim. O gün boşanmaya karar verdim ama yine bir yılı buldu resmi olarak boşanmam. Şimdi geriye dönüp baktığımda bu yaşadıklarıma nasıl katlanmışım diye kızıyorum kendime.

Siz siz olun evlenmeden önce koca adayınızın annesi ile ilişkisini çok dikkatli bir şekilde irdeleyin. Saygıyı, sevgiyi bağımlılıkla ve hastalıklı anne-oğul ilişkisi ile karıştırmayın.

* * * * *

--Peki, yetişkin bir erkeğin annesine çok düşkün olması her zaman bir sorun mu? 

--Neden bazı erkekler annesi ile eşi arasındaki ilişkiyi sağlıklı yönetemiyor?

--Erkek çocuklarını yetiştirirken nelere dikkat etmeliyiz?

Klinik Psikolog Ebru Özkurt Topçu, yetişkin bir erkeğin anneye çok düşkün olmasının her zaman problem oluşturmayacağını, aksine annesine, ailesine güçlü bağları olan erkeklerin sevgilisine/eşine de bağlı olacağı izlenimini verdiğini ancak anneye düşkün olmanın o erkeğin hayatında duygusal zorlanmalara, davranışlarında mecburiyetlere ve diğer ilişkilerde bozulmalara neden olduğunda bir sorun haline dönüştüğünü ifade etti.

‘Evli bir erkeğin her gün annesini araması, her kararı ona sorarak alması normal mi?’ diye sorduğumuz Topçu, bu sorumuza şöyle yanıt verdi:

“Annesini aramadan duramamak, huzursuzlanarak her gün aramayı görev gibi görmek kişinin hayatını gölgeleyen bir durumdur. Danışarak fikir istemek ile anneden bağımsız karar alamamak arasında fark vardır. Yetişkin bir birey olarak annesine sormadan hayatında karar almakta zorlanan erkeklerin ayrışma problemi olduğu düşünülebilir. Anneden onay alma ihtiyacı sadece 'iyi çocuk' olduğunda sevgi alabildiği anne ilişkisiyle şekillenir ve öğrenilmiş bir davranış olarak sürekli doyurulmaya çalışılır.”

Peki neden bazı erkekler annesi ile eşi/sevgilisi arasında kalıyor? Neden bu süreci sağlıklı yönetemiyorlar?

Topçu, yetişkinlerin sağlıklı ilişkiler kurmasının bebeklik döneminden hatta anne karnından başlayan güvenli bağlanma biçimine dayandığını, sağlıklı ve güvenli ayrışmanın ancak güvende hissettiği ilişkilerin varlığıyla mümkün olabileceğini söyledi ve ekledi: “Annesi ile partneri arasında kalan erkeklerin kaygılı bağlanma biçimlerine sahip olduğu ve kendi ilişkisel sınırlarını belirlemekte zorlandığını düşünebiliriz.”

‘ARADA KALAN EŞİNİZE SUÇLAYICI YAKLAŞMAYIN’

Böyle bir durumda partnere karşı nasıl davranılması gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunan Topçu, “Suçlayıcı yaklaşmak karşı tarafı daima savunmada bırakır. Arada kalınan durumlarda sadece kadın değil erkek de zorlanıyordur ve bu bölümün altı çizilmelidir. Yaşamında her iki tarafı da memnun etmeye çalışan, sıkışan ve kimseyi memnun edememenin büyük yorgunluğunu yaşayan erkeklerin önce kendileri için bu durumun içinden çıkılması gerektiğini fark ettirmek işlevsel olabilir.” dedi.

‘ANNEYE BAĞIMLI ERKEK HENÜZ GÖBEK BAĞI KESİLMEMİŞ GİBİDİR’

Anne bağımlısı olan erkekler düzelebilir mi yoksa umutsuz vakalar mı?

“Annesi ile bağımlı ilişkisi olan erkeklerin henüz göbek bağı kesilmemiş gibi bir durum söz konusudur. Bu göbek bağının güven içinde sağlıklı biçimde kesilmesi mümkündür” diyen Topçu, bu durumun altında yatan anneyi memnun ve mutlu etme çabasının gözden kaçırılmaması gerektiğini özellikle vurguladı.

Topçu, erkeğin bu davranışının altında yatan duyguyu şu sözlerle anlattı:

“Annesine bağımlı olan ve kendi özgürlüğü de kısıtlanan erkekler bunu bilinçaltına dayanan sebeplerle yapar. Bu durumun yanı sıra baba figürü de oldukça önemli rol oynar. Çocuğun aşırı korktuğu veya yaşamında eksik kalan baba figürü de anneye fazlaca yakınlaşma hatta yapışmaya neden olabilir. Çocukluk döneminde yetişkinlik yaşamına ve ilişkilerine olumsuz etki edebilecek bu faktörler kişinin isteği doğrultusunda psikoterapi süreciyle çalışılması ve değişimi mümkün olan durumlardır.”

Klinik Psikolog Ebru Özkurt Topçu, ileride böyle sorunlarla karşılaşmamak için erkek çocuklarını yetiştirirken dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı:

--Hamilelikten itibaren bebeğinizin istendiğini, sevildiğini hissetmek ve hissettirmek önemlidir. Çocukluk dönemlerinde anne çocuk ilişkisinin koşulsuz kabul ve sevgiye dayandırılması, annenin kendi yokluğunu bir ceza unsuru olarak kullanmaması gerekir. 

--Çocuklar anne ile ilişki biçimini yaşamındaki tüm diğer ilişkilere kopyalar. Anne olarak kişisel problemlerin çocuğa yansıtılması, onu dert ortaklığına mecbur bırakması çocuğu annesini sürekli mutlu ve memnun etme çabasına sürükler. Bunun çocukluk döneminde yaşanması bilinçaltında ilişki biçimini ve çocuğun ilişkilerde alacağı rolleri kodlar. 

--Annesinin mutsuz olması çocuğu da mutsuz eder bunu değiştirmek için çocuk yaşlarda büyük çabalar başlar. Anneyi mutlu etmek için her dediğini yapmak, hiç itiraz etmemek, hep sessiz kalmak, babaya öfkeli, tepkili olmak gibi çözümler üretir ve “kurtarıcı” rolünü üstlenir. 

--Bir çocuğa taşıyabileceğinden fazla duygusal yükler vermekten kaçınılmalıdır. Babanın da çocuğun gelişiminde etki sahibi olduğu unutulmadan iletişimde olması sağlanmalıdır. Baba ile çocuğun vakit geçirmesi önemsenmeli, korkunun hâkim olmadığı sağlıklı bir ilişki kurulmalıdır. Anne ve diğer tüm ilişkilerinde bağımlı değil bağlı olabilmesi için bağ kurma ihtiyacı da ayrışma ihtiyacı da özenle desteklenmelidir.

Yazarın Tüm Yazıları