GeriSabri Yurdakul Okuma güçlüğü-Disleksi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Okuma güçlüğü-Disleksi

Disleksili çocuklar yazılan yazıyı anlamakta zorluk çektikleri halde kendilerine okunan bir konuyu daha kolay anlayabiliyorlar.

Adı çok duyulduğu halde çok bilinmeyen bir konu olan dislekside temel problem çocukların okuduklarını anlamamaları ya da yanlış anlamaları ve bu nedenle de derslerinde başarısız olmalarıdır.

Başka hiçbir konuda sorun yaşamayan çocuklar okumakta güçlük çekip okumak istemediğinde aileler tepki verip çocuklarını suçlamakta bu da çocuklarda öz güven sorunu yaratmaktadır. 

Tembel denen hiçbir çocuğun tembel olmadığına olan inancımı sıklıkla yazılarımda dile getiriyorum. Disleksi de bilinip fark edilmezse çocukların eğitim başarısını düşüren beynin fonksiyonel bir bozukluğu olup zamanla düzelebilen bir rahatsızlık. Önemli olan farkına varılıp sorunun giderilmesi yönünde çaba gösterilmesi.

Disleksili çocuklar yazılan yazıyı anlamakta zorluk çektikleri halde kendilerine okunan bir konuyu daha kolay anlayabiliyorlar. Sözlü sınavlarda yüksek puanlar alırken, yazılı sınavlarda düşük notlar almaları gerek ailelerini gerekse öğretmenlerini şaşırtabiliyor. Yazı yazarken b ile d, 6 ile 9 gibi çok basit harfleri ve rakamları karıştırabildikleri gibi aynı hatayı okurken de yapabilmekte, aileleri ise  baka baka yanlış okumasına tepki verebilmektedir. Yazı yazmakta gecikmekte ve yazıları yanlış geçirebildikleri için zorluk yaşayabilmektedirler.

Disleksili çocuklar sadece ders alanında değil hayatın diğer alanlarında da zorluk yaşayabiliyorlar. Arkadaşları ile oynarken topla oynanan oyunlarda sakarlık gösterip başarısız oldukları gibi kimi zaman oyun komutlarını da yanlış anlayıp oyun kurallarına uyamadıkları için arkadaşları tarafından dışlanabiliyorlar.

Disleksinin nedeni olarak geçmişte beyinde bir takım hasarlanmalar üzerinde durulurken günümüzde artık sol beynin fonksiyon görmesindeki bozuklukların buna neden olduğu düşüncesi daha çok hakim. Ancak bir takım problemlerinde disleksi benzeri tablo yarattığı unutulmamalıdır. Hafif düzeyde zeka gerilikleri, kaygı bozuklukları, dikkat eksikliği gibi çocukluk çağlarında görülen sorular da disleksi benzeri tablo yaratıp onunla karışabilmektedir.

Disleksinin tedavisinde yapılması gereken öncelikli iş sorunun farkına varmaktır. Gerek ailelerin gerekse öğretmenlerin böyle bir konudan şüphelendiklerinde çocuğa disleksiye özel testler yaptırmaları, bu testin sonucuna göre çocuğun disleksiye yönelik eğitim programlarına sokulup bu programlardan faydalanmaları ve gerekirse zihinsel fonksiyonları arttıracak ilaçları hafif dozajlarda kullanmaları çocukların var olan zihinsel becerilerini kullanmalarını sağlayacak ve onların akademik başarılarını arttıracaktır.

Neredeyse tamamına yakını zeka düzeyi normal hatta yüksek olan bu çocukların hastalığı ünlülerin hastalığı olarak tanımlanmış olup Einstein’den Edison’a kadar bir çok ünlünün bu rahatsızlıklarına rağmen bilimsel başarıya ulaşmış olmaları, doğru yönlendirme ile bu çocukların gelecekte çok daha başarılı bireyler olmalarına birer örnektir. Sorun zamanında fark edilip tedavi yoluna gidilmediğinde ise ders notları düşecek, kendilerini beceriksiz ve yetersiz hissetmelerine neden olacak ve sonuçta öz güvenleri düşük çocuklar ve gençler haline gelebileceklerdir.

Bu yüzden çocukları dersleri ile ilgili, okuduklarını anlamayla ilgili bir sorun yaşadığında ailelerin bunun peşine düşmeleri disleksinin çok daha erken yaşlarda fark edilip tedavi edilmesine faydalı olacaktır. Disleksi tedavisi bir ekip işi olup psikiyatrist, psikolog ve özel eğitim uzmanının kontrolünde yapıldığında çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır.

False