GeriManolya Özek Annesinin yatağından kopamayan melekler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Annesinin yatağından kopamayan melekler

Aşırı korumacı bir anneniz varsa büyük ihtimal siz de aşırı korumacı bir annesinizdir.

‘Ev’ kavramı daha çok annemizle özdeşleşen bir yerdir. Hani büyüyüp evden ayrıldığınızda eski evinizi ‘annemin evi’ diye adlandırırsınız.

Ebeveynlerin yatağı da daha çok anneyle özdeşleşir. Kız çocukları da erkek çocukları da özellikle anne çalışıyorsa annelerinin yatağını pek severler. Annelerine doyamazlar. Ve annenin yatağında birlikte uyumak isterler. Bu durumdan dolayı cinsel hayatları bozulan pek çok anne baba ile tanıştım.

Anneyle kurulan bağ özeldir ve onun kokusunu hissetmek ona dokunarak uyumak bir bebek için ihtiyaç olabilir. Ama ilköğretim çağında bir çocukta bu durum yaşanıyorsa pek de normal değildir!

Hatta ergenlik çağında hala annesiyle uyuyan gençlerle çalışıyorum. Türk toplumunda ciddi anlamda ‘annenin yatağından kopamama’ sendromu var. Dersler konusunda disiplinli pek çok anne maalesef aynı disiplini bu konuda göstermiyor. Çocuğunun derslerinde yeterince başarılı olmadığından şikayetçi ama hala birlikte uyumayı bir problem olarak algılamıyor.

Her ne kadar zaman zaman kendi anne babamızı eleştirsek de çocukken onları kendi algımıza göre içselleştiriyoruz. Omzumuzda oturan bizi yargılayan, suçlayan, bize ne yapmamız gerektiğini söyleyen bir ses hep var. Ve bir annenin anneliğindeki pek çok davranış tutumu da işte bu sesin kontrolünde şekilleniyor.

Aşırı korumacı bir anneniz varsa büyük ihtimal siz de aşırı korumacı bir annesinizdir.

Kendi annesinden bunu görmüş bir anne iyi bir annenin bunu yapması gerektiği algısıyla başlıyor zaten anneliğe. Çocuğunun ne yediğine, ne kadar uyuduğuna aşırı odaklanıyor. Pek çok anne çocuğuyla yattığında onun üstünü örtebilmekten dolayı bunu tercih ediyor!

Eğer çocukken yeterince sevildiğinizi hissedemeden, yeterince dokunulmadan büyüdüyseniz bu ihtiyacınızı çocuğunuz üzerinden doyurmaya çalışıyor olabilirsiniz. Sizin kaygılarınızdan dolayı çocuğunuz da korkuyor ve sizinle uyumak istiyor olabilir. Ve siz de bundan memnun olabilirsiniz.

Burada dikkat etmemiz gereken konu bazen çocuğun gerçekten ihtiyacı olanla bizim kendi kaygılarımızın karışması. Pek çok anne, tek yaşam amacını çocuğu haline getiriyor ve onu bir fanus içinde koruyarak büyütmeye çalışıyor.

Çocuklarla da ergenlerle de çalışırken, çalıştığımız daha çok anne babalar oluyor.

Çocuklarımızın öncelikle kaygılarıyla başa çıkabilen sağlıklı anne babalara ihtiyaçları var.

Bir anne babanın birinci görevi çocuğunu iyi tanımak. Onun huyunu suyunu iyi bilip ona uygun bir disiplin uygulamak.

Onun gelişimine ve yaşına uygun beklentilerde bulunmak…

Tutturduğu zaman kolay geldiği için yatağına almak yerine sabırla ve kararlılıkla ona öğretmek…

Ve bir birey olmasına izin vermek…

Geçen hafta Dr. Ayten Erdoğan, Hürriyet Aile’deki yazısında bu konuyla ilgili ailelere bir takım taktiklerde bulunmuştu. Eğer okumadıysanız aşağıdaki linkten okumanızı öneririm…

ÇOCUĞUMU YATAĞINA GÖNDEREMİYORUM DİYENLERE!

14-16 Aralık arası Lütfü Kırdar’da İBF-İstanbul Anne Bebek Çocuk Fuarı var. 

15 Aralık Cumartesi günü 12.30-13.15 arası bu konuyu sizlerle paylaşacağım.

Ardından da sorularınızı sorabileceğiniz bir workshop’ımız olacak.

Eğer siz de çocuğunuzla bu problemi yaşıyor ve ona korkularıyla nasıl başa çıkabileceği konusunda yardım etmek istiyorsanız…

Bekliyorum … 

False