GeriM. Berk Karaoğlu İlişkilerde ara vermek sorunları çözer mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İlişkilerde ara vermek sorunları çözer mi?

İlişkilerde ara vermek sorunları çözer mi?
Abone Olgoogle-news

İlişkiyi sürdürmek bazen ilişki kurmaktan daha zor olabilir. İlişki, güvenli bağ kurabilmek demektir. Bireylerin birbirlerinin sınırlarını mümkün olabildiğince ihlal etmemeye yani bireyselliği engellemeden ilişkiyi devam ettirmeye gösterdikleri özen bir süre sonra bozulabiliyor.

Güven kavramı belki de ilişkinin en önemli noktasıdır. Güven duyulan bir ilişkide, problemlerin minimum seviyede olduğu gözlemlenebilmektedir. Problem olmaz demiyorum dikkat ederseniz. Problemsiz bir ilişki yoktur. Hatta tartışmaların olması bir ilişki için iyi bile olabilir. Çünkü bir ilişkide karşı tarafla aynı fikirde olmak zorunda değiliz. Kendi düşüncelerimizi belirtmek ve belki bu yüzden bir tartışma ortamı yaratılması verimli olabilir. Yani iletişim sadece anlaşmak değil, birbirini anlamaktır. Kişilerin birbirlerinin fikirlerini öğrenmesi ve buna saygı duyması ilişkinin seviyesini pozitif etkileyebilir. Tabii tartışmanın boyutu da burada altı çizilmesi gereken bir noktadır. Bu bahsettiğim, bazı kişilere ütopik gelebilir. Kendi ilişkilerinde tartışmanın boyutunu kontrol edemeyip kavgaya döndüğüne tanık olabilirler. Peki, bu tarz sıkıntılarla karşılaşıldığında ara verilmesi bir başa çıkma stratejisi olarak değerlendirilebilir mi?

Bu sorunun cevabını değerlendirebilmemiz için “ara vermeyi” nasıl tanımladığımıza bakmak gerekir. Ara verip asla iletişimde kalmamak ve bir taraf özlediğinde ilişkiye devam etmekten mi, bahsediyoruz yoksa kısa süreli ve planlı bireysel yaşamdan mı? Uzun süreli ayrılıkların ilişkiye olumlu bir katkısı olduğunu gözlemlememekteyim. Aradaki bağın kopması zedelenmiş ilişkinin iyileştirilmesinde rol oynamayacaktır. Ancak kısa süreli, örneğin 3-5 gün veya 1 hafta içinde, görüşmek suretiyle verilen aralar kişinin bu ilişkiyi tartıp değerlendirmesi için yeterli olacaktır. Daha sonrasında ikisinin de birbirlerine verdikleri bu süre sonunda değerlendirmelerini birbirlerine sunması ve ortak bir karara varmaları birbirleri arasındaki sevgi bağını da zedelemeyecektir. Bu dönem içerisinde birbirlerine haber vermeyi kesmemeleri gerektiği kanaatinde olduğumu da belirtmek isterim. İletişim içerisinde kalmak, aralarındaki güven bağını pekiştirecektir.

Evli çiftlerde ara verme kavramı eğer çocuk varsa biraz daha komplike bir duruma dönüşebiliyor tabii ki. Kişiler bunun nasıl olacağına, çocuğun nasıl etkileneceğine dair tahminde bulunmakta güçlük çekebiliyorlar. Sevgililik döneminde ara verilmesi uygun görüldüğü gibi evlilikte de uygun görülebilir. Ancak yine, kısa süreli ve planlı bir ara vermekten bahsediyorum. Çocuk varsa eğer bu durumu gayet normal olduğunu belirterek olayı doğru bir şekilde anlatabilirler. Ayrılık döneminde çocuğun nasıl etkilenebileceğine yönelik yazılarım ilerleyen günlerde olacak.

Her birimiz farklıyız. Düşünce, yaşam biçimi, bakış açısı vs. olarak birbirimize ayak uydurmak zorunluluğunda değiliz. Beraber geçirilen vakit arttıkça birbirimizi daha çok tanıyacağımızdan ilişkinin başındaki hallerimizden farklı olabiliriz. Zaman geçerken bizim de fikirlerimiz, yaşam tarzımız yenilenebiliyor. Gelişen karakterinizle karşı tarafla uyum sağlayamadığınızda bunun bir felaket olmadığının ve sadece sizin başına gelmediğinin bilincinde olmak sizi daha iyi hissettirebilir. Kurtarılması istenen ilişkilerde profesyonel bir destek almak da bir çözüm yoludur. Aile danışmanlığı ve çift-evlilik terapisi bu tarz durumlarda başvurabileceğiniz destekler arasındadır.  Genel itibariyle sorunlar cinsel, duygusal, sosyal, ailesel, maddi ve diğerleri olarak ayrılmaktadır. Bunları ayrı olarak değerlendirmeniz daha sağlıklı olacaktır.

False