GeriKaan Aydos Azospermi olgularında güncel TESE uygulaması
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Azospermi olgularında güncel TESE uygulaması

Azospermi olgularında güncel TESE uygulaması
Abone Olgoogle-news

TESE; yani testislerden sperm alınarak tüp bebek yapılması, normal yolla sperm çıkışı olmayan azospermik erkekler için büyük bir şans oldu. Böyle olguların yaklaşık yarısı testis spermleri sayesinde baba olmuştur. Gebelik başarısının, doğal yolla çıkan spermlere göre anlamlı bir farkı da yoktur. Üstelik son yıllarda tam olgunlaşmamış erken evre spermlerle çocuk olabildiği gösterilince, testis spermlerinin önemi daha da arttı.

Testisten sperm almanın en güvenilir ve sağlıklı yolu; mikroTESE tekniğidir. Yani ameliyat mikroskobu altında, mikrocerrahi teknikle yapılan TESE işlemidir.

MİKROTESE TEKNİĞİNİN AVANTAJLARI NELERDİR?

Bu teknikle yapılan ameliyatta doku kaybı minimal olacak, testosteronda da anlamlı çapta bir değişme gelişmeyecektir. Mikroskop kullanmadan da TESE yapılabilir ama bu durumda daha fazla sayıda doku örneği alınması gerekir. Ne kadar çok doku çıkarılırsa, testiste de o kadar fazla hasar meydana gelir. Bu konuda merak edilen bir diğer husus ise, TESE ameliyatının en fazla kaç kez yapılabileceğidir. Eğer mikroTESE yöntemi kullanılmışsa, bunu birkaç kez tekrarlamanın önemli bir zararı olmaz. Üstelik daha önce sadece basit biyopsi tekniği ile sperm aranmışsa; bunlara daha sonra mikroTESE yapıldığında yarısına yakınında olgun, canlı sperm çıkacaktır.

TESE İŞLEMİNİN BASAMAKLARI NELERDİR?

İlk yapıldığından bu yana mikroTESE ameliyatının üzerinden 20 yılı aşkın süre geçti. Ancak son birkaç yıl içerisinde, TESE uygulamasını daha verimli hale getirecek yeni gelişmeler de oldu. Yeni gelişmeler ışığında klasik TESE işlemini “çok yönlü mikroTESE” olarak tanımlayabiliriz. Buna göre testislerde sperm üretiminin bozulduğu azospermik bir hastaya TESE önerilirken şu basamakları takip etmeli:

- Testiste sperm üreten kök hücrelerde genetik bir eksiklik bulunmadığının belirteçlerle gösterilmesi.

- En az bir sperm döngüsü süresince bu hücrelerin ilaçlarla beslenmesi.

- Son aşamada; testiste tüp bebeğe uygun sperm serisi hücre geliştiğinin yine belirteçlerle gösterilmesi.

- MikroTESE işlemi ile kuyruklu olgun ya da erken evre sperm hücrelerinin araştırılması ve dondurularak saklanması.

- Alınan hücrelerin genetik inceleme ile sağlıklı haploid spermler olduklarının gösterilmesi.

- Eşinin hazırlanarak, kuyruk gelişim derecesine göre ICSI ya da ROSI tekniği ile tüp bebeğe geçilmesi.

- Gerekiyorsa oluşan embriyoların PGD ile genetik taramasının yapılması.

- Dikkatli bir gebelik takibinin yapılması.

Bu aşamalardan geçtikten sonra tüp bebek yapıldığında, yüzde 90-95 döllenme olmakta, çıkan hücrenin olgunluk derecesine göre de yüzde 5 ile 40 arasında gebelik elde edilebilmektedir. Her şeye rağmen tüm tüp bebek uygulamalarında yüzde 2-3 arasında minör ya da majör anomalili gebelik gelişebileceği de bilinmeli. Ancak her olgu kendine has özelliktedir ve bu nedenle çok dikkatli incelenmeli, iyi bir bilgilendirme de yapılmalıdır. Burada amaç tüp bebek yapmak değil, sağlıklı bir çocuğun dünyaya gelmesidir.

False