"Kaan Aydos" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kaan Aydos" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kaan Aydos

Baba adaylarına uzmanından tavsiyeler

27 Mayıs 2020

Neredeyse her yıl sperm sayısı %1.4 düşmeye de devam etmekte. Neticede her 6 çiftten biri ne yazık ki böyle bir problemle karşı karşıya kalmakta. Teşhis olanakları arttıkça, sorunun sperme ait yönleri de daha iyi anlaşılır oldu. İşte, spermle ilgili olduğu belirlenen önemli 10 faktör:

Yaşınızın ilerlemesini beklemeyin

Erkeklerde kadınlarda olduğu gibi menopoz durumu yoktur. Yani her yaşta baba olunabilir. Ama 40 yaşın üzerinde bu şans düşmekte. Burada sperm sayısındaki azalmanın yanı sıra kalitesinde bozulma da önemli rol oynuyor. Kalitesi bozuk spermlerin düşük yapma olasılığı fazla. Sperm kalitesindeki bozulmanın en önemli nedenlerinin başında da oksidatif stres gelmekte. Şayet böyle bir risk söz konusuysa erkenden tedbir almak faydalı olacaktır. Örneğin çocuk istemi uzun sure ertelenecekse, spermlerin ileride kullanılmak üzere saklanması bir sigorta olabilir.

Sıkı iç çamaşır ve pantolonlardan kaçının

Yakın tarihte Harvard Üniversitesi’nde 656 erkek üzerinde yapılan bir araştırmada, boxer tarzı bol iç çamaşırı giyenlerin sperm sayısının, dar giysilere göre %17 ile %25 arasında daha fazla olduğu gösterildi. Sıkı giysiler testislerin içinde bulunduğu ortamın ısısını yükselterek sperm üretimini olumsuz etkilemekte. Normalde testisler, vücut ısısından 3-4 derece daha düşük ortamda bulunur.

Koku alma bozukluğunuz varsa, sperm üretimi de bozuk olabilir

Bazı erkeklerde koku alma duyusu bozuktur. Bunlar ya hiç konu hissetmezler ya da zayıf alırlar. 30 bin erkekte bir rastlanılan bu durum, Kallmann sendromu adı verilen genetik bir eksiklikten kaynaklanır. Böyle erkeklerde hormon eksikliğine bağlı olarak ergenliğe giriş de gecikmiş olup, genital organların gelişimi geri kalmıştır. Oysa eksik hormonlar yerine konulursa, %10-15’inde hastalık düzelip, doğal yolla da çocuk sahibi olunabilir.

Nadir de olsa spermlerin üzerine antikorlar yapışmış olabilir

Yazının devamı...

Koronavirüs ortamında sperm sağlığının korunması

2 Nisan 2020

İçinde bulunduğumuz günlerde temel sorunumuz koronavirüs oldu. Bu durum, ister istemez tedavi planlarımızı da alt üst etti. Gerekli tedbirleri almakla en kısa zamanda atlatacağımıza inanıyorum. O zamana kadar da ne yazık ki TESE ya da tüp bebek işlemlerini ertelemek zorunda kaldık. Ancak bu süreci belki biraz avantajlı duruma getirebiliriz. Devam eden medikal tedavinizin yanı sıra testisleri besleyici ve koruyucu tedbirlerin de alınması, spermin kalitesini artırabilir.

Çok sayıda bilimsel çalışma sigara içilmesinin sperm sayı ve hareketinde önemli derecede bozulmaya yol açtığını göstermiştir. Çocuk sahibi olmaya niyetlenen her erkeğin en kısa zamanda sigarayı bırakması önerilir. Bizim deneysel çalışmalarımızda da nikotinin kendisinin ve hatta sigara dumanının bile testislerde ciddi hasar meydana getirdiği, sperm üretiminde geri dönülemeyecek derecelere varan bozulmalara yol açtığı açık olarak gösterildi. Erkekte her 74 günde yeni sperm yapımı başladığı için ne kadar erken sigaradan vazgeçilirse, testislerde hasar da o ölçüde azaltılabilir.

Sperm üretiminin normal şekilde devam etmesi için testislerin, normal vücut ısısından daha düşük ısıda kalması gerektiği bilinmektedir. Örneğin varikoselin spermi bozmasının en önemli nedeni, genişlemiş olan venlerin testis çevresinde ısıyı artırmasıdır. Slip yerine bol ve pamuklu kumaştan iç çamaşır giyilmesi tercih edilmelidir. Sauna ve sıcak banyolardan da mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

Böcek ilacı, tiner benzeri çözücüler, organik duman ya da radyasyon bulunan ortamlar hiç farkında olmadan sperm üretimini bozup, çocuk sahibi olma şansını düşürebilir. Mümkün olduğunca bu çeşit toksik madde maruziyetinden kaçınılmalıdır.

Günde 1 veya 2 bardaktan fazla kafeinli içecek almayın. Bazı besinsel destek ürünleri erkekte üreme potansiyelini ciddi derecede bozabilir. Özellikle DHEA ya da “testosteron” etkisine sahip hormon-benzeri ürünler sperm üretimini şiddetle durdurabilir. Eğer erkek bu ürünlerden kullanıyorsa veya kas geliştirici anabolizanlar alıyorsa, en kısa zamanda bunları bırakmalıdır.

Kadında yumurtlama gününe denk gelen 3 gün içinde ilişkiye girilmesi, gebe kalma olasılığını en üst düzeye çıkarır. Yumurtlama zamanını kadınlar vücut ısılarındaki yükselme, telefonla indirilebilen programlar ya da bazı pratik kitler kullanarak tahmin edebilirler. Özellikle kayganlaştırıcı jellerin kullanılmaması önerilir.

Bol miktarda meyve ve sebze tüketilmesi iyi olur. Soyalı ürünler zayıf bitkisel östrojen etkisine sahip olduğu için kullanılmamalıdır.

Erkeklerde aşırıya kaçmadan egzersiz yapılması faydalıdır. Ancak uzun süreli, ağır bedensel hareketler, hiç hareket etmemek kadar zarar verebilir. Uzun süre bisiklete binmek ya da halter gibi karın içi basıncını artıran aktiviteler testis fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. En iyisi orta derecede egzersiz yapılmasıdır.

Yazının devamı...

Kısırlık tedavisinin geleceği: Yapay zeka

10 Aralık 2019

Yapay zeka, insan beyninin yapamayacağı hesaplamaları yaparak çok sayıda seçeneği değerlendirip, kısa sürede en verimli sonuca ulaşmak anlamına gelir. Örneğin uzun sayıları akıldan çarpamayız ama hesap makinesi bunu saniyeler içinde yapar. İşte hesap makinesi de bir yapay zeka örneğidir. Ya da aradığımız bir ürünün hangi mağazada bulunduğunu akıldan bilemeyiz, oysa Google bunu anında bize söyleyebilir.

Yapay zekanın aslı, farklı programlarla yüklenmiş, gelişmiş bir bilgisayar sistemidir. Bir bakıma insan beyninin bir taklidi diyebiliriz. Beynimizde nöron olarak adlandırılan yaklaşık 100 milyar hücre bulunur. Her bir nöron da dendrit denilen uzantılarla diğer 10 bin hücreye bağlanır. Neticede potansiyel olarak 1000 trilyon bağlantı oluşur. Anılarımız ya da yeni karşılaştığımız olaylar bu bağlantılar arasında aynen bir nakış gibi sürekli işlenir. Bilgisayarın da devreleri arasında bağlantılar vardır, buna yapay sinir sistemi denir. Artificial neural network (ANN) de diyebiliriz ve saniyede yaklaşık 40 bin trilyon işlem yapabilir, bu da beynimizden çok daha fazla ve hızlı çalıştığını gösterir. Bir bakıma insan zekasının çok daha kapasiteli bir benzeri gibi çalışır.

İnsan beyni tüm hastalıkları hafızasında tutamaz, tutsa bile anında hatırlayamaz. Oysa sadece üreme sistemi ve bozuklukları konusunda ciltlerce kitap yazılmıştır. Bir kişinin bunları okuyup, istendiği zaman hatırlaması olanaksızdır. İşte bilgisayarlar bu durumda bütün kitapları değerlendirir ve arasından gerekli olan bilgiyi bularak saniyeler içinde bize sunar. Bu özelliğinden faydalanarak da son yıllarda bilgisayarlar hastalıkların teşhis edilmesi ve tedavinin belirlenmesinde kullanılmaya başlandı. Biz buna “yapay zeka” diyoruz. Biraz hayal gücümüzü kullanarak, yapay zekanın nasıl işleyeceğini gözümüzde canlandıralım: Tek yapmanız gereken, cep telefonunuza indireceğiniz bir programdaki formu doldurmanızdır. Buna göre sizden bazı tahliller istenir, onları da yüklediğinizde ekranda durumunuz ve tedaviniz ile ilgili bilgileri tüm ayrıntılarıyla bulabilirsiniz.

Yapay zekanın çalışması için önce hasta ile ilgili verilerin girilmesi gerekir. Kısırlık şüphesi olan biri için yaş, kilosu, boyu, içinde bulunduğu çevre, yaşam tarzı, alışkanlıkları, bedensel özellikleri gibi çok sayıda bilgi yüklenir. Bu bilgilerin bile değerlendirilmesi ile sperm değerleri hakkında oldukça güvenilir sonuç veren algoritmalar yapılmıştır. Dahası, cep telefonuna bağlanan küçük bir kamera ile kişi evde kendisi bile sperminin görüntüsünü bilgisayara göndererek değerlendirtebilmektedir. Bunun da sonucuna bakarak ejakulatta çinko, leptin, früktoz, protein içeriği gibi sperm kalitesi ile ilgili çok sayıda parametreyi belirlemek artık hayal değil. Yapılan çalışmalar büyük oranda güvenilir sonuçlar vermekte. Klinik verilere dayanarak genetik bozuklukları saptamak ya da TESE ile testislerde sperm çıkıp çıkmayacağı konusunda önceden tahminde bulunmak da yapay zeka için çok zor değil. Artık bir damla kandan tüm gen haritasını çıkarıp, buradan kişinin hastalığının tanısını koymak da mümkündür (Genome informatics). Hatta tüp bebekte en sağlıklı embriyo da yapay zeka ile seçilmeye çalışılmaktadır.

Hiç kuşkusuz bugün için kısırlık sorununun tamamen yapay zekanın eline bırakılması söz konusu değil. Hangi verilerin girileceğinin belirlenmesi ve bunları işleyecek programların yapılması için daha vakit var. Ama şu da bir geçek ki insanın doğal zekasının yetersiz kaldığı yerde yapay bir yardımcısının devreye girmesi hem işleri çok kolaylaştıracak hem de verimliliği artıracaktır. Şunu da unutmayalım, yapay zeka bir makinedir ve yapılması, bakımı, onarımı hatta imha edilmesi yine insanın elinde olacaktır.

Yazının devamı...

Yeni ROSI tekniği üzerine söyleşi

16 Eylül 2019

Yeni ROSI tekniği, azospermi ile karşılaşan çiftler için büyük bir umut oldu. Yaklaşık 7-8 ay önce ülkemizde de başlayan bu tedavi fırsatı artık dünyanın başka merkezlerinin de gündeminde önemli bir yer almış durumda. Özellikle ilk tanıtıldığı Japonya’daki klinikten gelen son haberler, bu tedavinin gerek başarı oranları gerekse güvenilirlik açısından kabul edilebilir bir yöntem olduğunu gösteriyor.

Tedavinin esası, testiste olgun, kuyruklu sperm çıkmaması durumunda, yuvarlak öncü sperm hücrelerinin tüp bebekte kullanılmasına dayanmakta. Klasik tüp bebekten farkı ise kuyruk gelişimi yetersiz bu hücrelerin bazı özel işlemlerden geçirilip, elektrik ile aktive edilerek yumurta içerisine yerleştiriliyor olması. Ancak yine de olguların büyük kısmında gebelik elde edilememekte. Yaptığımız çok sayıda uygulamanın neticelerine baktığımızda, başarının sadece laboratuvardaki teknik yeniliklerle değil, sperm hücresinin kalitesi ile de yakından ilişkili olduğu anlaşılmakta. Burada 2 önemli faktör söz konusu; uygun adayın seçilmesi ve erkeğin hazırlanması.

ROSI için en uygun adaylar, sperm hücreleri belli bir olgunluk aşamasına gelmiş olan erkeklerdir. Bunu da uygulama öncesi ejakulatta çıkan bazı belirteçlere bakarak büyük oranda tahmin edebilmekteyiz. Şayet henüz bu olgunlukta hücre çıkmıyorsa, en az 74 günlük bir tedavi ile öncü sperm hücrelerinin olgunlaşması için beklenmeli. Ancak burada çok önemli bir diğer husus da olgunlaştırılacak olan sperm kök hücrelerinin tedaviye yanıt verebilecek genetik malzemeye sahip olmasıdır. Bunu da bazı tetkiklerle değerlendirebiliriz. İşte bu aşamalardan geçen ve ROSI yapmaya uygun hücre taşıdığına inanılan erkekler, en ideal adaylardır.

Erkeğin hazırlık aşaması ise genetik yönden inceleme ve mevcut hücrelerin bir süre beslenmesi sürecinden oluşur. Genetik incelemede amaç, bir yandan uygulamanın başarısını tahmin etmeye diğer yandan da doğacak çocukta olası genetik riskleri önlemeye yöneliktir. Testislerin beslenmesi ise spermlerin yumurtayı dölleyebilme kapasitelerini arttırıcı enerji desteği verilmesi anlamına gelir.

Bugüne kadarki gözlemlerimiz, genetik incelemelerini takiben uygun erkeğin seçilmesi ve en az 2 aylık bir hazırlık tedavisinden sonra ROSI yapıldığında, gebelik başarısının arttığı yönünde olmuştur. Halen bu konu üzerinde bilimsel çalışmalarımız yoğun şekilde devam etmekte. Yeni verilerimiz ışığında, ROSI tekniği ile tüp bebeğin sadece azospermi olgularında değil, bozuk morfolojili sperm çıkaran erkeklerde de bir tedavi umudu olacağı kanısındayız. 

Yazının devamı...
Kaan Aydos Kimdir?
Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Kaan Aydos,1984 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1986 yılında aynı üniversitede Üroloji Anabilim Dalına araştırma görevlisi olarak girdi. Üroloji uzmanı olarak görevine devam eden Dr. Aydos, 1997 yılında Üroloji Doçenti, 2003 yılında da Üroloji Profesörü ünvanını edindi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde, Infertilite Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin kurulmasına aktif olarak katıldı. Halen, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi ve Üreme Sağlığı Merkezi Müdür Yardımcısı olarak aktif çalışmasına devam etmektedir. Dr. Aydos, akademik hayatında 1 yıl süreyle İtalyan Hükümeti Bursundan yararlanarak İtalya Valduce Hastanesi Androloji Departmanında infertilite ve erektil disfonksiyon konularında bilgi ve tecrübesini artırmıştır. Bu yıllarda, dünyada ilk defa başlanılan sperm mikroenjeksiyonu uygulamalarını yakından takip etme olanağı bulmuştur. Ayrıca, Belçika’da Tüp bebek ICSI üzerine SIMAF Schoysman Infertility Management Foundation’da uygulamalı kurs almıştır. 1999-2000 yıllarında, GATA ÜYT Merkezi'nde 6 ay IVF ve 2 ay da uygulamalı mikroenjeksiyon eğitimi görmüştür. Dr. Aydos’un 100’e yakın bilimsel dergide makalesi yayınlanmış olup, çok sayıda kitap bölümü yazarlığı ve editörlüğü yapmıştır. Özel ilgi alanı olarak Gelişimsel Üreme Biyolojisi ile ilgilenmekte olup, bu konuda araştırmalar yapmaktadır. Yakın tarihte Türk Androloji Derneği bünyesinde aynı isimli bir çalışma grubunun oluşturulmasına öncülük etmiştir.