GeriDemet Baykal Normalleşme sürecinde kaygı bozuklukları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Normalleşme sürecinde kaygı bozuklukları

Normalleşme sürecinde kaygı bozuklukları
Abone Olgoogle-news

Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında normalleşme sürecine girdiğimiz bu günlerde, bir tarafta sosyal mesafeyi ve koruyucu önlemleri hiçe sayan insanları, diğer tarafta da takıntılı bir yaklaşım geliştirerek gerekmediği halde test yaptırmak isteyen, birkaç dakika önce elini yıkamasına rağmen yeterince temiz olmadığını düşünüp tekrar yıkayan, her şeye şüpheyle yaklaşan insanları görmektesiniz. Eğer iki davranış biçiminin de sağlıksız olduğuna kanaat getirdiğiniz halde bu taraflardan birinde yer alıyorsanız, hangi noktalarda tıkandığınızı bulmanız gerekir.

Kaygılarımız, vücudumuzun strese karşı verdiği doğal tepkilerdir. Ancak kaygı bozuklukları diğer adı ile anksiyete, kişinin kendisini sürekli tehdit altında hissetmesine sebep olarak yaşam kalitesini düşürür. Öncelikle durum tespiti yapmak için kollarınızı sıvayın. Kendinize soracağınız ilk soru şu olmalıdır: “Kaygılarım yaşamımı zorlaştırıyor mu?”

Maske, sosyal mesafe ve hijyen kuralları gibi alınması gereken tedbirleri aldığınıza eminseniz sokağa çıkmak için üzerinizde baskı hissetmenize gerek yok demektir. Felaket senaryoları üretmek yerine bu durumun geçici olduğunu kendinize telkin edin ve kaygınızın koronafobiye dönüşmemesi için yapılacak şeyler olduğunu hatırlayın.

Eğer olası riskleri ve yaşanan durumun ciddiyetini inkâr edip, bu süreçte olması gerekenden daha rahat davranan insanların tarafında saf tutuyorsanız, inkarcılık oynuyor olabilirsiniz. Bu durumun kendini sonradan yıkıcı şekilde göstermemesi için kaygınızı yok saymaya veya bastırmaya çalışmayın. İçsel durumunuzu analiz edin. Zayıf yönlerinizden kaçmayın, kendinizi yargılamayın. Olduğunuz kişiyi kabullenin ve gözlemleyin. Sağlığınızı bozan etkenleri ancak böyle görebilirsiniz, farkındalıklarınızı arttırmaya çalıştıkça güçlenirsiniz. 

Kaygı kontrolü için mevcut şartlarınız size yetmiyorsa hayal gücünüzü kullanın. Sırt üstü uzanıp dikkatinizi nefes alışverişlerinizde toplamanız bile ruhunuzu dinginleştirmeniz için yeterli olacaktır. Soluk aldığınızda vücudunuzun gergin kısımlarına odaklanın ve soluk verişinizde üstünüzdeki gerilimin dağıldığını hayal edin. Bu bir farkındalık meditasyonudur ve on dakika boyunca uyguladığınızda kalp ritminizin değiştiğini fark edersiniz.

Uğradığınız hasarı kapatmak veya azaltmak adına, meşgul olabileceğiniz şeyleri belirleyerek bir eylem planı oluşturun. Sizi motive eden kaynaklara yönelin. Olumsuz düşüncelerinizin yerini olumlularla değiştirmek ve aralarındaki dengeyi sağlamak için aşağıdaki üç soru hakkında detaylıca düşünün:

-Motivasyon kaynaklarım neler?

-Kişiliğimin hangi yönü daha güçlü?

-Kendimi yeterince takdir ediyor muyum?

İçsel düğümlerinizin çözülmesini istiyorsanız çaba harcamanız gerekir. Salgının çıktığı günden bugüne kadar yaşadığınız olayları yeniden yorumlamayı deneyin. Bunu yapmanız,  yaşam kalitenizi arttırma yolunda önemli bir adım atmanız anlamına gelir. Kötümser düşüncelerinizi “Bu süreç bana neler öğretti?” diyerek olumlamaya çalışın. Shakespeare’in de dediği gibi: “Aslında hiçbir şey iyi veya kötü değildir. Her şey, bizim onlar hakkında ne düşündüğümüze bağlıdır.”

Kaygılarınızın biriktiği köşeyi tespit ederseniz, temizliğe nereden başlayacağınızı bilirsiniz. Kendiniz için vakit ayırıp duygularınızı gözlemleyin ve kaygınızın hangi düşüncelerden kaynaklandığını keşfedin. Duygularınız düşüncelerinize göre şekillenir. Eğer düşüncelerinizi yönetebilirseniz nasıl hissedeceğinizi de belirlemiş olursunuz. Şimdi derin bir nefes alın ve hafifçe gülümseyin. Artık hayatınızın kontrolünü elinize almanın vakti geldi!

 

False