GeriBedi Aydın Otistik çocuklar ve özel eğitim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Otistik çocuklar ve özel eğitim

Otizm, son yıllarda hızla artan ciddi bir gelişim bozukluğuna neden olan bir problemdir.

Otizm, son yıllarda hızla artan ciddi bir gelişim bozukluğuna neden olan bir problemdir. Teşhis için gerekli verilere bakıldığında sosyal gelişim ve iletişim bozukluğu gibi görülmektedir. Oysa en önemli sonucu “öğrenme güçlüğü” yaratmasıdır.

Otistik bir çocuk alışageldiğimiz yaşantılara dayalı temel öğrenme kalıplarına karşı dirençlidir. Yaşantısal öğrenmeleri bu nedenle gerçekleşmemektedir. Erken çocukluk döneminde öğrendiğimiz pek çok temel beceri yaşantısal öğrenmelerden oluşur. Renkler, ritmik sayma, kavramlar bunların arasındadır. Erken çocukluk döneminde bu becerileri kazanamayan çocukların yaşıtlarından geri kaldıkları ve bunun sonucunda da örgün eğitimden yararlanamadıkları görülmektedir.

Yaşantılara dayalı temel öğrenme becerilerini edinemeyen otistik çocukların bu becerileri öğrenmesi ancak “özel eğitim” ile mümkün olabilmektedir.

Özel eğitim, her engel grubunda ve neredeyse her çocuğa göre önemli farklılıklar gösterebilen bir süreçtir. Bu sürecin doğru analiz edilip bireyin öğrenme ihtiyaçlarının belirlenmesi hayati önem taşır. Genellikle 2 yaş ve üzeri tanı aşamasını geçen bu çocukların zaman kaybına uğramamaları için “yanlışsız özel eğitim” uygulamalarına ihtiyaçları vardır.

Öğretmek istediğimiz becerilerin çocukların hangi ihtiyacını karşılayacağını ve bunun önem sırasındaki yerini mutlaka iyi belirlemeliyiz.

Özbakım becerilerini kazanamamış bir çocukla okuma-yazma becerilerini geliştirmeye dönük çalışmalar gerçekçi olmaktan uzak olacaktır.

Özel eğitim, engelli bireyi “hayata hazırlama” sürecidir. Bağımsız yaşam becerilerini kazandırmayı hedefler. Bu yolla bireyin topluma entegre olmasını ve hatta bir iş edinmesini sağlama aracı olarak kullanılır.

Günümüzde pek çok özel eğitim merkezi engelli çocuklara hizmet vermektedir. Sınırlı sürelerde verilen bu hizmetlerin elbette yararı vardır. Ancak istenilen yararı sağlayabilmek açısından, özellikle otistik çocuklarla yürütülen çalışmaların sürekliliği çok önemlidir. Deyim yerindeyse otistik çocuklar uyanık oldukları tüm zamanlarda özel eğitime tabi tutulmalıdır. Bu mümkün müdür?

Bildiğimiz kalıplar içindeki özel eğitim uygulamalarına baktığımızda bu mümkün gözükmemektedir. Sınırlı sayıda terapi saati ve süresi ile yetinildiğinde arzu edilen gelişmeler sağlanamayacağı konusunda pek çok eğitimci hem fikir durumdadır. O halde ne yapmalı?

Otistik çocukların eğitiminde uzman yönetiminde geliştirilecek ek eğitimlere ihtiyaç vardır. Özellikle anneyi merkeze alan ek eğitim programları sayesinde otistik çocukların özel eğitimden en üst düzeyde yararlanmaları sağlanabilir. Annelerin katılımı ile gerçekleştirilecek özel eğitim sertifika programı sayesinde anneler birer özel eğitim uygulayıcısı olabilirler.

Özel eğitimin temel yöntemlerini bilen anne otistik çocuğun uyanık her anını olumlu değerlendirme fırsatı bulabilecektir. Yoğun özel eğitim uygulamalarından geçen otistik çocukların kaynaştırma eğitiminden daha rahat yararlanabildikleri bilinmektedir. Kaynaştırma eğitimi otistik çocukların sosyalleşme ihtiyaçlarını önemli ölçüde karşılayabilecek tek yöntemdir.

Zamanı iyi değerlendiren tüm aileler yaşadıkları sıkıntıların önemli bir bölümünü geride bırakabilmiştir. Yoğunlaştırılmış ve çocuğun gerçek ihtiyaçlarını karşılamaya dönük yürütülen “yanlışsız özel eğitim uygulamaları” otistik çocukların potansiyellerini gerçekleştirmelerini sağlamaktadır.

Anneler özel eğitimci midir? Sorusu akla gelebilir. Bir uzmanlık alanı olan özel eğitim, uygulama düzeyinde annelere kazandırılabilir. Unutulmamalıdır ki, engelli çocukla sürekli yaşayan anneler doğru bir yönlendirme ile en az bir uzman kadar gözlem yapabilir ve uzmanlarca hazırlanacak eğitim programını uygulayabilir.

False