Ne memleket be kardeşim...

“Beraber yürüdük” iktidarına karşı “tıpış tıpış yürüsün” muhalefeti başlatıldı.

Gerçi ahali tatilde... “Kulaç kulaç gelin” denseydi, daha doğru olurdu. “Kurbağalama kurbağalama sandığa” filan.

*

Henüz oy kullanmadık ama, sonuç belli... Seçim gecesi için test yayın yapan Anadolu Ajansı, abonelerine haber olarak geçti. Tayyip Erdoğan’ın Bartın’da yüzde 73, Rize’de yüzde 82, Isparta’da yüzde 80, Konya’da yüzde 75, Kahramanmaraş’ta yüzde 70 aldığını duyurdu.

*

Gurbetçiler alaka göstermedi, sadece 150 bini oy kullandı. Sıkmayın canınızı... Uçakla taşınırken 1 milyona yükselir, sayarken 2 milyona bağlarlar.

*

Tayyip Erdoğan 12 senedir ilk defa benimle temas kurdu, cepten mesaj gönderdi. “Bayramınızı kutluyor, rabbimden esenlik diliyorum, selam ve sevgilerimle” diyor. E cevap vermemek olmaz. Mesaj gönderen numaraya mesaj attım, “Eksik olma Tayyipçiğim, el öpenlerin çok olsun”.

*

Çatı adayı Mecburettin beye destek verenler çığ gibi(!) artıyor. Toplumsal Uzlaşma Reform Kalkınma Partisi’yle Büyük Anadolu Kalkınma Hareketi Partisi de destek verdi. Böylece, böyle partilerimiz olduğunu öğrenmiş olduk!

*

Tayyip Erdoğan, BBP bana destek veriyor diye Van BBP İl Başkanı’nı miting kürsüsüne çıkardı. Küçük bi pürüz vardı. BBP’nin Van’da il başkanı yoktu.

*

AKP, ahiretten oy istemek için, Karacaahmet Mezarlığı’na pankart astı. Mecburettin bey karşı atak yaptı, rahmetlilerin oyunu almak için, Menderes’in, Özal’ın, Erbakan’ın, Ecevit’in, Türkeş’in, Yazıcıoğlu’nun kabrini ziyaret etti. Gel gör ki... İyidere’nin AKP’li belediye başkanı, sandık müşahidi olarak sonucu izah etti, “beyin kanaması geçirdim, 20 gün komada kaldım, öbür dünyaya gittim, geldim, öbür tarafta dedelerinizi gördüm, Tayyip Erdoğan’a oy vermenizi istediler” dedi.

*

Mecburettin bey, rakiplerine biner lira bağışta bulundu. Ne yapsın senin bin liranı birader... Adam, 10 milyon doları beğenmiyor, vere vere 10 milyon dolar verebilen işadamını kucağa oturtuyor.

*

AKP bir türlü oy alamadığı Tunceli’yi defterden sildi, harita yayınladı, hokus pokus, Tunceli yok. Telaşla İzmir’e baktım. Şimdilik duruyor. Diyanet de Alevileri sıfırladı. Güya anket yaptılar, memlekette her mezhep var, Alevi yok iyi mi... Kala kala bir tek Alevi kalmış. Onu da Tayyip Erdoğan açıkladı, “Kılıçdaroğlu Alevi, ben Sünniyim” dedi. Aziz Nesin’e sormuşlardı, “Alevi değilsin ki, sana ne?” Şöyle cevap vermişti, “insan değilsin ki, sana nasıl anlatayım?”

*

Selahattin Demirtaş’a da “Zaza” dedi. Halbuki değil Zaza, Budist Aborjin bile olsa, hikâyedir... Bu seçimin en az oy alan, en çok kazananı oldu Demirtaş.

*

Çankaya’ya çıkarsanız frak giyecek misiniz diye sordular. Bizim geleneğimizde yok dedi. Gerekirse “papaz kıyafeti giymek” geleneğinde var. Frak alerji yapıyor.

*

Mitingde “baştörtülü bacım” bayıldı, sedyeye koyup kürsüye getirdiler, asrın lideri bi dokundu, kadın şak diye ayıldı! Mucize yani... “Dokunmak bile ibadettir” diye boşuna dememişlerdi. İtikadımız bir iken, bin oldu.

*

Üç İsrailli genç öldürüldü, Gazze’de taş üstünde taş kalmadı. Üç Türk gencini öldürdüler, genelkurmay “PKK öldürdü” dedi, PKK açıklama yaptı “biz öldürdük” dedi, Tayyip Erdoğan “hayır, PKK değil” dedi. Terörişkolara toz kondurmadı.

*

Rabia eskisi kadar oy getirmiyordu, fırsat bu fırsat, Hamas’et edebiyatına sarıldı. Sanırsın Filistin’e cumhurbaşkanı seçeceğiz. Kefiye takıp, mitinge çıktı, alçaklar şerefsizler, saydırdı. Ahali gaza geldi. İsrail Konsolosluğu’na saldırıldı. Taşladılar. Duvarlardan atlamaya kalktılar. Bravo... 2015 Ermeni Soykırım Yüzyılı şimdiden hayırlı olsun. Başta ABD, bütün dünyada tanınacağından emin olabilirsiniz.

*

Yahudi madalyalı imam’ın Yahudi madalyasına haciz geldi, zorla geri aldılar. “Alın başınıza çalın” filan diye bağırdı. Breh breh breh... Halbuki, bir değil iki tane Yahudi madalyası vardı. Öbür madalyadan hiç bahsetmiyor. Gururla takmaya devam ediyor!

*

Akdeniz Heykeli’nin kolunu kırdılar... Milletin adamı Tayyip Erdoğan olunca, millet de anca bu oluyor tabii.

*

Bu arada... İsrail tarafından devlet terörüyle katledilen Filistinli çocukların isimlerini kimse yazmadı. Ben yazayım. Berkin, Ethem, Ali İsmail, Abdullah, Ahmet... Kendi çocuklarının katili olan devlet, başka devletlere insanlık dersi verebilir mi?

*

Mahmud Abbas geldi. Rahmetli Arafat’ın sağ kolu, FKÖ kurucusu, Filistin Devlet Başkanı... Kolundan tutup iftara götürdüler. Bülent Ersoy’la poz verdirdiler. Adamın memleketinde kan gövdeyi götürüyor... Orhan Gencebay, Metin Şentürk, Alişan, Ece Erken, Berdan Mardini, Işın Karaca, Cengiz Kurtoğlu, Mustafa Sandal, Yavuz Bingöl, Tanju Çolak’la hatıra fotoğrafı çektirdiler. Yabancı ajanslara baktım, bu haberin altında “Türkiye yas ilan etti” yazıyordu! Aynı dakikalarda Şafak Sezer, elinde megafon, İsrail konsolosluğunun önünde, kahkahalar eşliğinde “tekbiiiir” diye bağırıyordu. Filistin davasını getirdiğimiz yer, işte buydu.

*

AKP’nin gazeteci “akil” adamı, “İsrail çocukları piçtir, anaları bellidir, babaları yüzellidir, çoğu orospu çocuğudur” diye yazdı. Yıldız Tilbe “Allah Hitler’den razı olsun, bunlara az bile yapmış adamcaaz” tiviti attı. Cumhurbaşkanlığı vizyon belgesini Recep İvedik’e sunarsan... Seviye gayet doğaldı.

*

Milli orduyu hapse tıkmışlardı, imamın ordusunu da içeri tıktılar. Herkes hocaefendiden tırsıyor ama, aslında, Tayyip Erdoğan’a dokunan yanıyor.

*

PKK’yı tanık yapıp, TSK’yı içeri atmışlardı. Şimdi, askerleri tanık yapıp, polisleri içerde tutmaya çalışıyorlar. Orduyu-emniyeti kafa kafaya tokuşturuyorlar, o arada, Bilal gemi alıyor.

*

Herkes polislerle f’olislerin maçını seyrederken, asrın lideri doksana takıyor. Naklen yayınlandı... Kendine pas verdi, kendine orta yaptı, kendi ortasına kafa vurdu, en az üç gol attı, kendi maçını kendi kazandı, yalakalıkta dünya şampiyonluğuna ulaşıldı, tribünler tezahürat yaptı, bu maçı vericez, başka yolu yok!

*

Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılanan şehit babası, Tayyip Erdoğan’a kına gönderdi. Bu haberi görmezden gelen şerefli(!) Türk basını, Beren Saat’ın kına gecesini manşet yaptı.

*

Asrın lideri, nasıl doğuracağınıza, kaç tane doğuracağınıza karar vermişti, en son, nasıl evlenmeniz gerektiğine karar verdi. Kız öğrenci yurdunda konuştu, “çok seçici olmayın, gülistandan boş çıkarsınız” dedi. Gerdek talimatları azzzz sonra!

*

İffetten sorumlu başbakan yardımcısı Bülent Arınç ise, kahkaha atan kadınların iffetsiz olduğunu açıkladı.
Eşini niye bıçakladın?
Gülümsüyordu hâkim bey.
Vay şıllık vay, yaz kızım, beraatına...

*

TBMM Soma Komisyonu, Soma’daki faciayı incelemek için ABD ve Güney Afrika’ya inceleme gezisi yapmaya karar verdi. Kış olsaydı, Soma’yı incelemek için İsviçre alplerine gidebilirlerdi.

*

Tekirdağ Valisi, Coca Cola’yı protesto etti, Fanta içti... Tahminim o ki, Tekirdağ rakısını protesto etmek için, fazla Yeni Rakı içti.

*

Jet Fadıl, Maldivler’de ada satıyordu ya... O adanın Jet Fadıl’a ait olmadığı ortaya çıktı. Maldivler’e gidip sorsan, muhtemelen, Maldiv ahalisine de Kınalıada’yı satmıştır.

*

Yüksek hızlı tren hizmete girdi. O hattı komple Çinliler yaptı, raylar İspanya’dan geldi, lokomotifler İspanya’dan geldi, vagonlar Güney Kore, makinistler Almanya’da eğitildi, sistemin testleri Fransa’da, Çek Cumhuriyeti’nde yapıldı, krediyi Avrupa bankaları verdi, sertifikayı İtalyanlar verdi. Asrın lideri “biz yaptık, bizzz” dedi. Alkışladılar.

*

Bismillah, ilk seferde stop!

*

İşin ekstra hazin tarafı... Yüksek hızlı trenin ismi ne biliyor musunuz? Piri Reis... Dünya tarihinde ilk kez, bu arkadaşlar tarafından, trene denizci ismi verildi... Ki, Barbaros da kondüktördü zaten.

*

Ee-ehh, yaz yaz sıkıldım, yeter gari... Tekrar hoş bulduk.

X

2010 hurmalar 2014 tırmalar

Ağustos 2010.

Gaziantep mitingi.

*

“Sevgili kardeşlerim...Zaman tünelinde geriye gidelim.Ne yaptılar?İçerde sanal tehditler, dışarıda düşman ürettiler, endişelere maruz bıraktılar, milleti korkuttular.Ne dediler?Türkiye’nin üç tarafı denizle, dört tarafı düşmanla çevrili dediler.Biz ne yaptık?Onlar gibi ufuksuz değiliz.Vizyonsuz değiliz.Biz geldik, bu anlayışı yıktık.Esad kardeşimle oturduk...Mayınları temizledik.Vizeleri kaldırdık, kapılarımızı açtık.Şimdi benim Gaziantepli kardeşim, istediği gibi Halep’e gidiyor, Şam’a gidiyor. Halep’teki Şam’daki Lazkiye’deki Hama’daki Humus’taki kardeşim de, istediği gibi Gaziantep’e geliyor.Ne oldu?Bütün o tehditlerin, korkuların ne kadar boş olduğu ortaya çıktı.Kim kazandı?Gaziantep kazandı.Vizyonumuzun en canlı tanığı Gaziantep’tir.”

*

Ağustos 2014.
Gaziantep.

*

Ahali Suriyelilere saldırdı.

Yazının Devamını Oku

Açtırma çatıyı söyletme kötüyü

Haziranın ilk günleri...

Çatı adayı henüz belli değildi.
Chp’den isim bekleniyordu.
Kılıçdaroğlu’na liste sunuldu.
Listede 10 kişi vardı.
Bazıları CHP mensubuydu.
Bazıları dışardandı.
Asker vardı, hukukçu vardı.

Yazının Devamını Oku

Tıpış tıpış

2009 yerel seçimi.

Akp kazandı.
Kadir Topbaş’a karşı kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu, bizim başarısızlığımız olarak yorumlanmamalı, oylarımızı
arttırdık, bizim açımızdan güzel
bir gelişme dedi.

*

Yazının Devamını Oku

Yılmaz ÖZDİL

Oy namustur.

Ayakkabı kutusuna atmayın.
Oy sandığına atın.

Yazının Devamını Oku

Verene vuruyor sevene sövüyor

Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob Mutafyan, Alman Der Spiegel dergisine konuştu, “Tayyip Erdoğan bize çok yakın davranıyor, oylarımız AK Parti’ye” dedi. Tayyip Erdoğan “Affedersin, çok daha çirkin, Ermeni diyen bile oldu” dedi.

*

Fener Rum Patriği Bartholomeos, Ahmet Davutoğlu ile görüşürken, “Tayyip Erdoğan’a her gün dua ettiklerini” açıkladı. Fener Rum Patrikhanesi’nin basın sözcüsü Peder Dositheos Anağnostopulos ise, Atlas Tarih dergisine konuştu, “Tayyip Erdoğan’ı bize Tanrı gönderdi, Sayın Başbakan hakikaten liderdir” dedi. Tayyip Erdoğan “Çok affedersin, ne Yahudiliğimiz ne Rumluğumuz kaldı” dedi.

*

İki defa madalya taktılar.

Yazının Devamını Oku

Affedersin Ermeni

90’lı yılların başı.

Tıp doktoru. Aynı zamanda, heykeltıraş. Tatile giderken, Afyon’da mola verir. Oturduğu çay bahçesine kalabalık bir grup insan gelir. Üstleri başları perişan, alayı gariban, ağlamaktan gözleri şişmiş... Hayrola diye sorar? Şehit cenazesi taşıyan köylülerdir.

*

Üç yaşında olan ve ortalıkta neşeyle hoplayıp zıplayan kızına bakar, bir de köylülere... Bir yanda saçının telini dünyaya değişmeyeceği evladı, beri yanda evladını vatan için toprağa vermiş baba... Utanır. Bi şey yapmalıyım diye düşünür, bu çocukları ölümsüzleştirmeliyim... “Şehit Ağacı” projesi hazırlar.

*

Terör şehitlerini künyelere yazacak, künyeleri ağaca takacak, çocukların birer yaprak gibi ebediyen salınmasını sağlayacaktır o ağacın dallarında.

*

Projesini hayata geçirmek için aradığı fırsatı, anca 2003’te bulur. Resim Heykel Müzesi’nin açtığı yarışmaya katılmaya karar verir. İstanbul’a gelir. Künyeleri almak için Tahtakale’ye gider. Sorar soruşturur. Herkes aynı adresi gösterir... Ermeni bi usta.

*

Yazının Devamını Oku

Milletin adamı

Evren iktidardı.

Resim yaptı, yağlıboya, yağcılar üşüştü, işadamları açık arttırmada kıran kırana yarıştı, tiko para 105 milyar liraya satıldı, memleketin en dandik ressamı memleketin en pahalı ressamı olmuştu, avangard yalakalar öylesine yalıyordu ki, kendini Picasso’yla kıyaslıyor, ne var yani, bunu ben de çizerim diyordu.
Sonra?
Devran döndü, sergi açtı, tablolarına 500 lira fiyat koydu, kimse almadı, 250 liraya indirdi, nafile, gene kimse almadı. İktidardayken kuşekâğıda basılan sergi kataloğu, internette 5 liradan satışa sunuldu, 5 lira, günahını bile veren olmadı.

*

Özal iktidardı.

Yazının Devamını Oku

Hoş bulduk

Köşe yazarı olmanın tek kötü tarafı var...

Tatil yapmak yerine, arada sırada yazman gerekiyor.

*

Allah Hitler’den razı olsun, az bile yapmış adamcaaz diyen Yıldız Tilbe.
Vizyon belgesi Recep İvedik.
Hande Yener’le iftar.

Yazının Devamını Oku

Çipura

2010 yazı’nda referandum vardı.

2011 yazı’nda seçim vardı.
2012 yazı’nda fantomumuz düşürüldü, n’ooluyor savaş mı çıkıyor diye geçti.
2013 yazı’nda gezi direnişi.
2014 yazı’nda Çankaya seçimi.
2015 yazı’nda gene seçim var.

*

Yazının Devamını Oku

Serhat

1999...

Hazirandı ama, kış gibiydi, bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu, deniz otobüsü saat tam 07.40’ta Mudanya’dan hareket etti, 108 yolcusu vardı, 26 müdahil, 38 izleyici, 12 şehit yakını, 12 yabancı izleyici, 12 gazeteci, 8 yabancı gazeteci, hiç kimse konuşmuyor, herkes dalgın dalgın dışarıdaki kapkara havayı seyrediyordu, duruşmaların üçüncü günüydü, İmralı’ya gidiyorlardı.

*

Yanaştılar iskeleye, indiler, yürüdüler. 132 kişilik salona girdiler. Apo getirildi. Cam kafese oturtuldu. 12 müdahil avukat, 12 savunma avukatı yerini almıştı. En önce... Astsubay eşi gözlerinin önünde şehit edilen, hemşire Yıldız Namdar’a söz verildi, “sadece hayat arkadaşımı değil, hayallerimi kaybettim” dedi. Avukatlar ağlıyordu. Mahkeme Başkanı Turgut Okyay, kürsünün altına eğildi, mendiliyle gözlerini sildi. Diğer müdahil şehit yakınları konuştu, sıra Mehmet Gencer’e geldi.

*

Yazının Devamını Oku

Saksı

Hangi ülkeye gidersen git, hangi millete sorarsan sor, içinde çiçek yetiştirilen, pişmiş topraktan veya plastikten kapları gösterir.

Bizim millete sor...
Kafasını gösterir!

*

Çünkü, dünyada bizden başka akıl’a fikir’e mantık’a zekâ’ya “saksı” diyen bi millet yoktur.

*

Mesela “saksıyı çalıştır”ı
tercüme etsen, yabancılar kavrayamaz, saksıda açma-kapama düğmesi

Yazının Devamını Oku

Kendi hikâyenizi yazın

Perihan Abla dizisinin çekildiği muhitte, Kuzguncuk’ta doğdu.

10 yaşındayken, Kartalspor’da futbola başladı, Forvet oynuyordu. Minikler liginde İstanbul şampiyonu oldu, Fenerbahçe’yi yendiler, golü o attı. Düştü bi gün, kolu kırıldı, iyileşip döndüğünde, antrenörü defansa koydu, morali bozuldu, çıkardı futbolcu formasını, babası gibi hakem gömleği giydi. 17 yaşındaydı.


*


Reşit bile değildi. Gençleştirme projesi kapsamında, ailesinin izniyle, ilklerden biriydi. Asistan hocası, babasıydı. Birinci hocası ise, doktor-hakem-yorumcu Ahmet Çakar’ın, doktor-hakem babası Mustafa Çakar’dı. Kocaeli Üniversitesi’ni kazandı, işletme diploması aldı.

Yazının Devamını Oku

Meğer, iki cihanda lekeli değilmişiz

“Özgürlük” şarkıları söyleyen “hümanist” sanatçımız Sezen Aksu, hapse tıkılmamı talep etti!

*

Niye derseniz?

*

Sezen Aksu, açılım süreci’yle alakalı olarak başbakanı telefonla aramış ve “annemle babamla konuştum, canıgönülden destekliyoruz, elimden geleni yapmaya hazırım, annem babam bu sürecin karşısında duranları iki cihanda lekeli kabul ediyorlar, ben de öyle görüyorum” demişti. Sezen Aksu’nun “baba” vurgusu önemliydi, çünkü, Sezen Aksu’nun babası, Fethullah Gülen cemaatinin en önemli okulu, İzmir Yamanlar Koleji’nin kurucu müdürüydü. Gel zaman git zaman... 17-25 Aralık patladı, yolsuzluklar fışkırdı, akp’yle cemaat’in arası bozuldu. Tayyip Erdoğan, düne kadar öve öve bitiremediği cemaati, haşhaşi-terörist ilan etti, inlerine gireceğiz filan dedi. O sırada, Berkin öldü. Sezen Aksu, kişisel internet sitesine mektup yazdı, “muhakeme yetisini kaybetmiş bir kibir, iktidar ve güç zehirlenmesinden doğan vicdan tutulması Berkin’i de aldı; namuslu insanlar var bu dünyada, illa ki kazanacaklar” dedi. E ben de oturdum, bu iki açıklamayı alt alta koyarak, Firuze başlıklı yazımı yazdım. “Cemaatle akp cankuşken, yetmez ama evet’ti, akp’nin karşısında olanlar iki cihanda lekeliydi, cemaatle akp düşmanken, Tayyip Erdoğan güç zehirlenmesi ve vicdan tutulması yaşayan, muhakeme yeteneğini kaybetmiş biriydi, Tayyip Erdoğan’ın karşısında olanlar namuslu insanlardı” dedim.

Yazının Devamını Oku

Seyrederken üzülüyoruz

Asrın dünya liderimiz dünya kupasına serzenişte bulundu, “seyrederken üzülüyoruz, bakıyoruz kimler var ama, biz yokuz” dedi.

*

Löw orada mesela.
“Alman köylüsü” diye kovmuştuk.

*

Del Bosque oradaydı.
Bundan olsa olsa “Yeniköy kasabı” olur diye kovmuştuk.

*

(Kasap deyince aklıma geldi. İnek ithal ettiğimiz Uruguay da oradaydı, koyun ithal ettiğimiz Avustralya da oradaydı. Üç çocuk yapmak değil çünkü marifet... Üç inek yapmak maharet.)

Yazının Devamını Oku

Malvarlığı

Selahattin Demirtaş...

Bir daire.
Bir büro.
Eşine ait bir otomobil.

*

Ekmeleddin İhsanoğlu...

Yazının Devamını Oku

Mağdur bin Ziyad

Siyasi hayatına Erokspor’da mağdur santrfor olarak başlayan Tayyip Erdoğan, ceza sahası içinde uğradığı mağduriyetler neticesinde, mağdur gençlik örgütü Milli Türk Talebe Birliği’ne transfer oldu.

Mağduriyet yeteneği kısa sürede fark edildi, hayırlı mağduriyetler yaşaması için Milli Selamet Partisi İstanbul Gençlik Kolu Başkanlığı’na getirildi, buradaki mağduriyetini aralıksız dört sene aktif mağdur olarak sürdürdü. Milletin üstünden silindir gibi geçen 12 Eylül rejiminde burnu bile kanamadan mağdur olmayı başaran Tayyip Erdoğan, mağduriyetlerle dolu Beyoğlu ilçe başkanlığı mağduriyetinin ardından, hayatının en mağdur dönemlerinden birine, İstanbul il başkanlığı mağduriyetine başladı. Bu mağduriyetinde iki sene geceli-gündüzlü mağdur olan Tayyip Erdoğan, 1986 araseçimlerinde milletvekili adayı oldu, seçilemedi, 1991’de Beyoğlu belediye başkan adayı oldu, gene seçilemedi, 1991 genel seçimlerinde milletvekili adayı oldu, gene seçilemedi, AKP’nin resmi internet sitesindeki özgeçmişine girerseniz, bu üç seçimi kaybettiğini göremezsiniz, çünkü oraya yazmadılar, girdiği bütün seçimleri kazandı denilen Tayyip Erdoğan, aslında girdiği bütün seçimleri kazanmamıştı, büyük bi fedakârlık sergileyerek bu mağduriyetini sakladı, sırf siz okuyunca mağdur olmayasınız diye, kaybettiği seçimleri özgeçmişinde sansürledi. Bilahare, mağduriyetten mağduriyete savruldu, uğradığı zulüm, işkence, falaka, maruz kaldığı darbeler, suikastlar, insanlık dışı muameleler neticesinde İstanbul belediye başkanı oldu. Bu mağdur makamda yaşadığı eziyetler, cefalar, vicdansızlıklar, alçaklıklar, zorbalıklar, ayağına vurulan prangalar, zindanlar, azap ve tarifsiz kederlere gark olması üzerine, asrın en mağdur başbakanı seçildi. Gözyaşları, elem ve üzüntülerle dolu yepyeni bi mağduriyet dönemi başlamıştı. Yerel seçim öncesinde ağladı, genel seçim öncesinde ağladı, referandum öncesinde ağladı, Allah’ım bu mağduriyet bitmeyecek miydi, iftiralar, bühtanlar, tasalar ve ıstıraplarla bezeli, mağduriyet üstüne mağduriyetlerle geçen mağdur senelerdi, mağduriyeti anlatmaya kelimeler kifayetsizdi, kelimeler bile mağdurdu yani, o derece, hatta bi ara soykırıma uğradığı bile yazıldı. Eza, musibet, hüzün, gam, hicran, gönül yaraları, kalp kırgınlıkları, hisli duygularla dolu 12 mağdur sene geçirdi, çile doluydu... Ve, çekilen mağduriyetler yetmişti gayri, dünyanın bütün mağduriyetini tek başına o mu taşıyacaktı, nah şurasına kadar gelmişti, kendi kendisinden rica etti, lütfen artık ben siyasetten ve mağduriyetten çekileyim dedi, ama, kendisi izin vermedi, kendi kendisini cumhurbaşkanı adayı ilan etti, e n’aapsın, kendisi kendisinin bu ricasını kırmadı, vatan-millet için kendisini kabul etti. Çankaya köşkünde mağduriyetlerle dolu yepyeni bi mağduriyet dönemi onu bekliyordu, Adnan Menderes mağduriyetini, Abdülmecid dedemizin mağduriyetini, Bizanslı hanımların mağduriyetini önceki seçimlerde kullanıp bitirdiği için, bu seçime sıfır kilometre taze mağduriyetler lazımdı, bismillah ilk konuşmasında Alparslan’ın kefenini giyerek, Tarık bin Ziyad’ın gemilerini yakarak mağdur oldu, gerçi sayın ahalimiz Tarık bin Ziyad’ın kim olduğunu pek çıkaramadı ama, olsun, mağdurdu, bu kadarının bilinmesi yeterliydi, hem zaten acele etmeye de gerek yoktu.

*

Zamanla tanırlardı...
Gemileri yakınca, kendisiyle beraber yola çıkanlara, artık geri dönüşünüz yok, arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde deniz gibi düşman, nereye kaçacaksınız, “vallahi sizin için ancak sadakat kalmıştır” diyen mağdur bin Ziyad’ı!

Yazının Devamını Oku

cumhurbaşbakanı

“Milli mücadelenin lideri” anonsuyla kürsüye davet edildi.

Önce Samsun’a çıkacak.
Ordan Erzurum’a geçecek.

Ne güzel di mi?
Bi kalpağı eksik yani.

*

Yazının Devamını Oku

Istakozlu makarna

Abdullah Gül’ün adaylığı açıklandığında, fitre beş liraydı.

*

Dindar cumhurbaşkanımız, bu yedi sene zarfında 750 milyon liracık harcadı. Çankaya Köşkü’nün sırf bu seneki bütçesi 169 milyon liracıktı. Günlüğü 463 bin liraya geliyordu. Her gün 463 bin lira... Bi ara mesele oldu, çok para harcıyor bu denildi. Şak, cumhurbaşkanlığından açıklama yapıldı, “görev süremizin ilk altı ayında iddia edildiği gibi çok masraf yapılmadı, sadece 20.196 bin YTL harcama yapıldı” denildi. Yani? Yeni parayla 20 milyon lira, eski parayla 20 trilyon lira diyeceklerine “20.196 bin” denilmişti! Abra kadabranın böylesi görülmemişti.

*

Dindar cumhurbaşkanımız, bismillah ilk icraat, kızını evlendirdi. İstanbul Gösteri ve Kongre Merkezi’ndeki mütevazı(!) düğüne üç bin davetli katıldı, altı bin polis nöbet tuttu, şarkıcı Kıraç özel beste yaptı, nikâh sırasında o çalındı, tavandan ışık şelaleleri döküldü. Takılar desen... Derishow’un hazırladığı torbalarla toplandı.

Yazının Devamını Oku

2 dakika 35 saniye 4 salise

Kuleli’den mezun olur olmaz kendini milli mücadelenin içinde bulmuş, İstiklal savaşının hemen her cephesinde vuruşmuştu, 9 Eylül’de İzmir’e girenlerden biriydi, süvari yüzbaşıydı, Mareşal Fevzi Çakmak’ın yaveriydi.

Mustafa Kemal’in “at yarışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır, geliştirmek gerekir” şeklindeki sözü, hayatının vizyonu oldu. Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. Soyadı olarak benimsedi. Ahmet Atman oldu.

*

1927 senesinde ilk Gazi Koşusu’nda, Mustafa Kemal’le birlikte tribündeydi. O tarihi koşuyu, şekerci Ali Muhiddin Hacıbekir’in Neriman isimli kısrağı kazanmıştı. Laf aramızda, Hacıbekir’in çapkınlıkları dillere destandı, hanımların sigarasını parayla yaktığı yolunda söylentiler vardı. Neriman ise, aslında, gönül ilişkisi yaşadığı evli bir kadının ismiydi, ünlü bir gazetecinin eşiydi. Neyse... Gazi Koşusu’nu 1929’da Celal Bayar’ın, 1930’da İsmet İnönü’nün safkanları kazandı. Milli mücadele kahramanlarının tamamı, Atatürk gibi at sevdalısıydı. Ahmet Atman da, sahibi olduğu taylarla, Gazi Koşusu’nu üç defa kazandı.

*

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI