"Göksu Telmaç" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Göksu Telmaç" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Göksu Telmaç

Göksu Telmaç

Corona’da çocuk olmak

8 Mayıs 2020

İlk günlerde eğlenip tatil moduna girmişlerdi ama günler geçtikçe onlar da belirsiz bekleyiş ve kaygıdan etkilenmeye başladılar.

Eminim en kısa sürede yeniden o sabahlara uyanıp, kıymetini çok daha iyi anlayacağımız yaşantılarımıza döneceğiz.

Çocuklarımız rutinlerine, okullarına, arkadaşlarına kavuşacaklar.

Ancak şu zor günlerde ebeveynlerin donanımlarını güçlendirmesi gereken noktalar var:

Bu süreçte görülen ve hemen her yaştan çocukta olan bazı sorun başlıklarını bilmek, bu durumun sadece sizin eve özgü olmadığını fark etmek bile çok iyi bir baş etme yöntemidir.

Bu süreçte çocuklar neler hissediyor?

Çocuklar, hasta olmadıkları halde neden evde kalmaları gerektiğine anlam veremiyor. Kaygı, korku, öfke, tükenmişlik hissedebiliyorlar. Yaşına uygun bir anlatımla küresel salgının ve çocukların bu süreçteki rolünün iyi anlatılması gerekiyor.

Çocuklar böyle dönemlerde ne tür sorunlar geliştiriyorlar?

Yazının devamı...

Zayıflamanın psikolojik yolları

14 Mart 2019

Aşırı kilo, obezite ve yağlanma, stresli ve hareketsiz çağımızın en büyük sağlık problemleri arasında. Ülkemizde de milyonlarca kişi kilo vermek için pek çok yol denemekte. Kilo verme süreçlerine baktığımızda kilo verememe, verilen kiloları yeniden alma en büyük engeller.

Etkili yollarla kilo vermek için bir diyetisyen ve uzman ekiple yol almanın yanında bireysel olarak kilo vermeye hazır olmak, düşünce sistemini buna adapte etmek ve inancı korumak da büyük önem taşımaktadır.

Yaşamda her bireyin kendisiyle ilgili sahip olduğu inançlar, şemalar vardır. Bunlar olumlu ve olumsuz inançlardır. İçinizde tüm gün boyunca slogan atıp dururlar. Örneğin “Ben kilo vermem, kilolu kalacağım” gibi konuşup dururlar. Bu konuşmaları geçmiş deneyimlerden edinirler ve durmadan tekrar ederler. Bu olumsuz düşünceler kilo vermeyi engeller, her seferinde yeniden rejime başlayıp hızla bırakmak, kilo verip hızla geri almakta da kişinin kendine duyduğu inançsızlığın etkisi vardır.

Obezite ve yeme problemlerinin psikolojik tedavisinde uygulanan bilişsel yöntemlerden bazılarını sizlerle paylaşıyorum. Kilo vermek istiyorsanız psikolojik olarak şu sorulara yanıt arayın ve bir kağıda yazın:

• Kilo vermeyi gerçekten istiyor muyum?

• Kilo vermeyi neden istiyorum?

• Kilo verebileceğime inanıyor muyum?

• Kilo vermek için neler yapmalıyım?

Yazının devamı...

Çocuğunuza çok mu bağırıyorsunuz?

10 Mart 2019

Günümüzde çoğu ebeveyn, çocuğunu daha bilinçli ve hatalardan uzak büyütmek adına bir çaba sarf ediyor. Okuyor, eğitim veya uzman desteği alıyor. Ama yine de gündelik yaşamın stresleri ve bazı iç dinamikler, en sevdiğimiz varlıklar olan çocuklara çok sık bağırma ve kızmaya neden olabiliyor.

Kendini tutamayıp bağıran, sonrasında pişman olan, bu durum sıklaştığında ise çocuğuna zarar verdiğini fark eden ebeveynler, yetersizlik ve çaresizlik hissedebiliyorlar.

Zaman zaman bağırmak ya da gereksiz yere kızmak, eleştirmek, müdahalede bulunmak, fiziksel olarak hırpalamak büyük şiddet unsurları değil gibi görünse de uzun vadede çocuğun öz güvenini, ebeveynle kurduğu bağını, iletişimini olumsuz yönde etkileyebilir.

Burada amaç hiç ses yükseltmemek değil. Kaldı ki bazen otoriteyi sağlamak adına kararlı ve yüksek tondan konuşmanız gerekebilir.

Amacımız hiç hata yapmamak, sürekli kitabi cümleler kullanmak da değil. Asıl hedef anne babanın doğallığını bozmadan çocuğuna karşı durduğu “haddi”, yani “sınırı” bilmek ve böylece öfke kontrolü sağlamak.

Bu sorum sizi şaşırtmasın. Yüz kişiye sorsak bir çocuğa bağırmak onu kırar mı üzer mi diye. Hepsi evet diyecektir. Aslında “sağlıklı yetişkinler”, çocuklara nasıl davranılması gerektiğini çok iyi bilir. Haddini bilir, ne yapması ve ne yapmaması gerektiğini bilir. Çocuklar sabır zorladığında nasıl tepki vermek gerektiğini bilir.

Ama söz konusu kendi çocuğumuz olduğunda…

Sınırlar ve doğrular adeta değişir.

Yazının devamı...

#KadınOlmasa emek olmazdı

7 Mart 2019

Hayatta en değerli şey ne diye sorsanız…

Size vereceğim cevap “emek”tir.

Emek, emeği veren herkes, emek verilen şey kadar kıymetli değil midir?

Emek veren her kimse, cinsiyet, yaş göz etmeksizin eşit değil midir?

Emekçi kadınlar, anneler, genç kızlar olmasa yaşam nasıl olurdu?

Neyse ki….

Bu dünyada,

Kadın var.

Yazının devamı...

Aile bağınız ne kadar güçlü?

15 Şubat 2019

Aile içinde birbirimize güveniriz.

Ailemizde bir dert varsa, kendi içimizde hallederiz.

Sinirlenince birbirimize küseriz.

Ailemizde eşit bir görev dağılımı yoktur.

Birbirimize karşı olan sevgi, şefkat gibi duygularımızı açığa vurmaktan kaçınırız.

Evde biri üzgün ise, diğer aile üyeleri bunun nedenini bilir.

Acil bir durumda ne yapacağımızı biliriz.

Yazının devamı...

Çocuğumla oynarken sıkılıyorum

15 Kasım 2018

Oyun, bir çocuğun ruhunu besleyen en önemli uyaranlardan biridir. Yaşamın provasıdır. Kız ya da erkek fark etmez, her çocuk oyun ile gelişir, öğrenir, sosyalleşir.

Bebeklikten itibaren uygun oyuncak ve sözel oyunlarla oynatılan bebeklerin daha erken konuştuğu, sosyalleştiği ve duygu ifadelerini anlamada daha aktif olduğu bilinmektedir.

Ebeveynin oyundaki rolü de çok önemlidir. Oyun sayesinde çocuğunun dünyasına girer, onunla duygu aktarımı yapar ve onu besler.

Ancak oyunu oyalama olarak görmemek, çocuğun işi olarak görüp ciddiye almak ve buna göre değerlendirmek gerekir.

Pek çok ebeveyn çocuğuyla oynarken tüm dünyayı unutup onunla bütünleştiklerini, oyun sayesinde çocuklarının duygu dünyası hakkında pek çok detay yakaladıklarını ifade eder.

Bazı anne babalar ise çocuklarıyla oynayamadıklarını, sıkıldıklarını dile getirir. Bu durumda da oyuncakların ve arkadaşların, oynayacak başka bireylerin devreye girip sorunun kalmadığını düşünebilirler.

  

Günümüz ebeveyninin başta iş hayatı olmak üzere pek çok alana bölündüğü, her şeye yetişmek isterken kaygılanıp dağıldığı malum.

Yazının devamı...

Ergeninizle barışın

6 Kasım 2018

Minik bebeğinizi kucağınıza aldığınızda tüm dünya değişir. Tamamen size ihtiyaç duyar. Henüz sizi tanımamasına rağmen onu öyle sarar ve seversiniz ki, çıkardığı minicik sesler bile iletişiminizi besler.

Giderek büyür, hızla gelişir, her tepkisi sevimli, her sözü sevgi doludur. İlk adımlarını attığında dönüp size bakar, düştüğünde size sarılıp ağlar.

Bebeklik ve ilk çocuklukta da siz onun kahramanı ve modeli olursunuz. En inatçı bebek ve çocuk bile saf sevgisini anne babasına esirgemez.

İlkokul çağlarında da durum pek rayından çıkmaz. Yeni kahramanı öğretmeni ya da yeni bir arkadaşı olsa da size verdiği önem yine gözle görülür durumdadır.

İlkokulun sonlarına doğru, on iki yaşlarına doğru minik sevgi kelebeğimizde bazı değişimler görürüz. Fiziksel olarak ergenliğe girmese bile, ruhsal ön ergenlik belirtileri artık evinizdedir.

“Ne çocuk ne yetişkin” sloganıyla özetlediğimiz ergenlikte neler yaşadığını çocuğunuz da sizin gibi takip edemez. Bir an sevinçli bir an öfkelidir. Duyguları ve davranışları hormonları gibi hızla inip yükselir.

Büyümek ister, sizden uzaklaşarak özerkleşmek ister. Ancak fazla da uzaklaşamaz çünkü hala size ihtiyaç duyduğunu fark eder.

Sizi sever, ama bunu göstermenin “bebeklik” olduğunu düşünür. Sizin ona sarılmanızı ise şiddetle reddedebilir. Sizinle dışarı çıkmak, yemeğe gitmek, akşam oturup sohbet etmek yerine evde tek kalmak, odasına kapanmak, sohbetleri kısa ve net cümlelerle başlamadan bitirmek ister.

Yazının devamı...

Haydi annecim ödeve!

19 Eylül 2018

Pek çok ebeveyn özellikle de ilkokul birinci sınıfa başlayan çocukları olanlar, ödev yapmaları için çocuklarına nasıl bir yaklaşım sergilemeleri gerektiğini merak ediyor.

Yaz temposundan ve oyun çağından çıkmamış yavruya okuldan yorgun geldikten sonra ödev yaptırmak sanıldığı kadar kolay da olmuyor.

Okuldan gelen minikler, o gün yapmaları gereken her şeyi fazlasıyla yerine getirmiş olduklarını düşünerek isyankar bir tutuma girebiliyor.

Okuldan gelip dinlenmek, oyun oynamak, teknolojik oyuncak ya da televizyonla vakit geçirmek istiyorlar.

Bir an önce disiplin kurması gerektiğine inanan ebeveynler, acemi bir heyecanla iyi niyetli hatalar yapabiliyor.

Çocuğunu okul dönüşü karşılayan ebeveynler programı çocuklarına iletiyor:

Yazının devamı...
Göksu Telmaç Kimdir?
Ankara Üniversitesi Psikoloji bölümünde lisans ve Klinik Psikoloji bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlayarak Uzman Klinik Psikolog unvanını almıştır.Adana’da Yaprak Psikiyatrik ve Psikolojik danışma merkezinde görev almaktadır.Çocuk ve yetişkin psikolojisi alanlarında çalışmalar ve projeler yürütmektedir. Yerel ve ulusal basında yayın ve programlar sunmaktadır.Bireysel ve toplumsal psikoloji, farkındalıklar ve küçük detaylardaki önemli psikolojik süreçler hakkında yazılarını Hürriyet Aile bünyesinde paylaşmaktadır.