Ergi Şener

Metaverse algısı ve öne çıkan sektörel metaverse uygulamaları

7 Mayıs 2022
Gün geçmiyor ki metaverse’e yönelik yeni bir haber, araştırma, gündem ya da uygulama ile karşılaşmayalım. Metaverse’ün bu kadar ön planda olmasının en büyük nedenlerinden biri, metaverse ile ortaya çıkacak olan yeni ekonomik fırsatlar: Goldman Sachs ve Morgan Stanley metaverse'ü 8 trilyon dolarlık bir pazar olarak tanımlarken, Citi Group’un yaptığı bir analiz, metaverse ekonomisinin 2030 yılına kadar 13 trilyon dolara çıkabileceğini ortaya koyuyor…

Metaverse’ün ne olduğunun, ne olması gerektiğinin ve ne olabileceğinin bireyler, kurumlar ve hatta hükümetler tarafından tanımlanmakta olduğu kritik bir süreçteyiz. En temel tanımıyla metaverse, teknolojiyle zenginleşen hayatımızın dijital bir uzantısı. Şu anda, bir dizi farklı sanal platform ve deneyim olarak var olsa da, gelecekte metaverse dijital ve fiziksel yaşamlarımızın tamamen birleştiği, birbirine bağlı ve sınırsız bir dünyaya doğru genişleyecek… 

Önde gelen araştırma şirketlerinden Wunderman Thompson Intelligence, metaverse odağında “Yeni gerçeklikler- Metaverse ve ötesi” başlıklı bir rapor yayınladı ve bu raporda güncel bir araştırmanın sonuçları ile metaverse odağındaki son sektörel gelişmeleri ve metaverse’ün toplumdaki algısını paylaştı. Bu yazımda, bu raporda öne çıkanları paylaşmak istedim. 

Metaverse’ün ne olduğunu bilenler, bu yeni trendi umut verici buluyor…

Wunderman Thompson araştırmasına göre metaverse’ü duyduğunu belirten insanlar %74 oranındayken; bu grubun sadece %15’i onu başka birine anlatabilecek kadar bilgi sahibi olduğunu itiraf ediyor. Yani hala tam olarak tanımda bir netlik bulunmuyor… Metaverse’ü bildiğini söyleyen insanların en önemli endişeleri arasında gizlilik, veri koruması, çocukların güvenliği ve zorbalık yer alıyor.

Öte yandan, metaverse’ü bilenler, bu yeni trendi umut verici buluyor ve %74'ü metaverse’ün gelecekte önemli bir yeri olacağına inanırken, %72’si metaverse’ün bir sonraki büyük teknoloji (next big thing) olduğuna, %68’i internetin geleceği olduğuna ve %66’sı yaşamı değiştireceğine inanıyor. Ayrıca, tüketicilerin %61'i, markaların metaverse’ün çevresel etkilerine yönelik farkındalık geliştirmeleri gerektiği konusunda hemfikir. 

Metaverse günlük hayatın bir parçası olacak…

Diğer yandan, metaverse’ün ne olduğunu bilenlerin %76’sı avatarlarının, yaratıcılıklarını ve bireyselliklerini ifade etmelerini istiyor. Katılımcılar %82’si metaverse’ün sosyalleşmek, %70’i alışveriş yapmak, %51’i çalışmak için bir yer olacağını ve %50’si de günlük yaşamlarının bir parçası olacağına inandıklarını belirtiyor. Araştırmada dijital tüketimin potansiyeli de ortaya çıkıyor, çünkü katılımcıların %60’ı markaların fiziksel ürünlerin yanı sıra dijital ürünler de üretmesi ve satması gerektiğini söylüyor. 

Peki metaverse’ün sektörlere olan etkisi ne seviyede… 

Yazının Devamını Oku

İş dünyasının metaverse’ü fazlarla gelişecek…

29 Nisan 2022
Son zamanlarda iş hayatında, birkaç yıl önce hayal edebileceğimizden çok daha hızlı ve çarpıcı bir dönüşüm yaşıyoruz. Covid-19 nedeniyle ivmelenen dijitalleşme, iş hayatında yıkıcı değişimlere neden oldu ve uzaktan çalışma, sanal toplantılar/etkinlikler gibi uygulamalar hızla benimsenerek kalıcı hale geldi.

Son dönemlerde devrimsel etkisini her alanda hissetmeye başladığımız metaverse’ün iş dünyasının geleceğinde de önemli yeri olacak. Metaverse’ün ihtiyaçlardan dolayı öne çıktığını savunan biri olarak, iş hayatında özellikle uzaktan ve hibrit çalışma deneyimlerinin metaverse ile daha verimli, üretken ve etkileşimli hale geleceğini düşünüyorum. Ayrıca, metaverse, şirketlerin, tüketicileri ve iş ortakları ile olan iletişim kurma şeklini de derinden değiştirme potansiyeline sahip. Önde gelen araştırma firmalarından Accenture tarafından gerçekleştirilen güncel bir araştırmaya katılanların 71%’i metaverse’ün iş dünyası için olumlu etkiye neden olacağını ve bu katılımcıların %42'si ise bu etkinin "yıkıcı" veya “dönüştürücü" olacağını düşünüyor… 

Harvard Business Review’de yayınlanan bir makalede de belirtildiği üzere metaverse, iş hayatında, sadece uzaktan çalışma ya da ekip çalışmalarının verimini artırmakla kalmayacak; yapay zekâ odaklı, yeni dijital iş arkadaşlarının ortaya çıkışı; oyunlaştırılmış kurgular aracılığıyla öğrenme ve beceri kazanımının hızlandırılması ve yeni girişimler ve iş modellerinin desteklenmesi gibi farklı odaklarda etkisini gösterecek… 

Metaverse uzaktan çalışmanın verimini ve etkileşimi artıracak

Uzaktan çalışmanın pek çok avantajı olduğu gibi, çalışanlar nezdinde pek çok stres kaynaklarının ortaya çıkmasına da neden oluyor. İngiltere’de gerçekleştirilen bir araştırma, uzaktan çalışanların neredeyse üçte birinin ev ve iş hayatını dengelemekte güçlük çektiğini ve dörtte birinden fazlasının mesai bittiğinde dahi işe devam ettiğini ortaya koydu. Metaverse’deki sanal ofisler, her gün sabah ofisinize gidip, mesai bitiminde iş arkadaşlarınıza veda etme hissi yaratarak, iş-özel hayat dengesini daha verimli hale getirebilir. 

Bununla birlikte, pandemi döneminde, çalışanların işe bağlılığını sağlamak birçok şirket için en büyük zorluk haline geldi. Görüntülü görüşmelerin 2 boyutlu ortamında aynı anda pek çok kişinin dikkatini sürekli olarak çekmenin oldukça güç olmasının yanında; bazı insanlar kameralarını açmaktan, bu tarz platformlarda katılımcı olmaktan hoşlanmıyorlar. Bu nedenle metaverse tabanlı 3 boyutlu platformlar kurumsal iş hayatı için önemli vaatleri barındırıyor.  

Orada olmak gibi; metaverse'de takım çalışması ve iş birliği

Yaklaşık iki yıl önce hurriyet.com.tr'deki ilk yazılarımda, iş hayatının ve eğitimin yeni normalini analiz ederken şu tespiti yapmıştım (o zaman metaverse terimi henüz yoktu tabii:)) - “Uzaktan çalışmanın ya da online eğitimlerin tam anlamıyla yüz yüze etkileşim seviyesine gelebilmesi bana göre ancak 5G altyapısı üzerinde sağlanacak sanal gerçeklik (virtual reality- VR) uygulamaları ile mümkün olacak. VR ile farklı mekanlarda olsalar bile, çalışanlar sanki aynı mekandaymış gibi gerçekçi deneyimler yaşayabilecek…” Geldiğimiz noktada metaverse dünyasında 3D avatarların desteği ile bu deneyime oldukça yaklaşmaktayız… Bill Gates de geçtiğimiz aylarda metaverse’ün çok kısa sürede iş hayatında önemli yer edineceğini savunmuş ve şu öngörüde bulunmuştu: “İki ya da üç yıl içerisinde 2 boyutlu kamera görüntülerinden, 3 boyutlu avatarlar ile sanal bir dünyada aynı ortamdaymış gibi hissettiren toplantılara geçiyor olacağız.”… 

Yeni işe başlayanları şirkete alıştırmada ve bağlılık kazandırmada da metaverse’ün önemli yeri olacak

Yazının Devamını Oku

Metaverse’e yönelik son gelişmeler ve Metaverse’ü geliştiren yerli girişimler

11 Nisan 2022
Internetin ve sanal dünyanın temellerini ve işleyişini değiştirecek olan “metaverse"ün, teknoloji dünyasında gelmiş geçmiş en yıkıcı etkiye neden olacağı düşünülüyor. Bu kadar devrimsel ni-teliğine rağmen; içinde bulunduğumuz dönemde metaverse, çok fazla vaat içeren, kafa karışıklığına neden olan ve spekülasyon kaynağı haline gelen bir kavram haline de geldi. Pek çok sunumda, paylaşımda ya da manşetlerde herhangi bir artırılmış gerçeklik (AR) ya da sanal gerçek-lik (VR) deneyimi “metaverse” olarak lanse ediliyor ve örneklendiriliyor. Metaverse’ün popülar-itesinde ve gündemin hep üst sıralarında olmasında, bu süreçte “aman geç kalmayalım telaşının ve psikolojisinin” de büyük etkisi bulunuyor. Öte yandan, metaverse’ün Dünya’nın en büyük 5 teknoloji devinin (Amazon, Apple, Google, Meta, Microsoft) ilk kez aynı alanda rekabet edecek bir odak noktası olması; metaverse’e yönelik bundan böyle sürekli ilgi olacağının somut bir göstergesi.

Unutulmaması gereken önemli bir konu metaverse’ün bugün var olmadığı ve gerçek bir metaverse deneyimine yıllarca uzak olduğumuz… Bununla birlikte, “metaverse öncesi” ya da “metaverse sonrası” şeklinde bir geçişin de çok net olmayacağını belirtmek gerekiyor. Farklı ürünler, servisler ve yetenek setleri bütünleşip kaynaştıkça, zaman içinde metaverse oluşacak. Metaverse’ü anlamak için, onu oluşturan katmanları da iyice anlamak ve bu katmanların hem gelişimini, hem de birbirleri ile olan etkileşimini analiz etmek gerekiyor. Gerçek bir metaverse deneyimi için bugün gelişmekte olan pek çok teknolojinin ve altyapının sürükleyici bir deneyim sağlayacak şekilde birleşmesi gerekiyor. Metaverse için 5G, web 3.0 ve blokziniciri tabanlı bir altyapı; kripto paralar ve NFT’ler üzerinden dönen bir ekonomi; kişiliğimizi temsil eden 3 boyutlu avatarlar, dokunma hissi için özel eldivenler ve giysiler;  AR, VR ve karma gerçeklik (MR) uygulamaları ile deneyimlerin zenginleştiği kurgulara ihtiyaç var… 

Metaverse’ün, çoğu zaman unutulan iki temel özelliğini de belirtmemizde yarar var: Birincisi sürekli olması, yani 3 boyutlu sanal öğelerden ya da alanlardan oluşan kollektif ağın açılıp kapatılmaması; sürekli erişilebilir olması. İkincisi de deneyimin paylaşımı; yani çok sayıda kullanıcının aynı anda erişebileceği ve içinde etkileşime girebileceği bir dünya olması… 

2030’da 13 trilyon dolarlık bir ekonomi

Araştırma şirketi Forrester'ın Aralık 2021’de gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, çevrimiçi kullanıcıların yaklaşık üçte biri metaverse için heyecan duyuyor; %30’a yakını da metaverse’un toplum için iyi bir şey olduğunu düşünüyor. ABD merkezli Citigroup’un gerçekleştirdiği araştırmaya göre de Metaverse'ün 2030 yılına kadar 13 trilyon dolarlık bir ekonomi haline gelmesi ve 5 milyar kullanıcıya ev sahipliği yapması bekleniyor.  Metaverse’ün bugünkü değerinin 21 milyar dolar seviyesinde olmasına rağmen; önümüzdeki iki yıl içerisinde 800 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Gelelim sürekli manşetlerdeki yerini koruyan metaverse konusunda öne çıkan güncel haberlere… 

Güney Kore’de metaverse’de ağaç dikme kampanyası

Bir önceki yazımda ulusal metaverse stratejisini detaylı olarak anlattığım Güney Kore’de Orman Bakanlığı, metaverse'de ağaç dikme kampanyası başlattı. Bu kampanya doğrultusunda, metaverse’de dikilen her ağaç için, Andong'un yangından etkilenen dağ ormanına iki ağaç dikecek. Bakanlık, bu etkinliğin, hükümetin 2050 yılına kadar karbon nötr hedefini destekleme ve yanmış ormanların tekrar yeşermesine yardımcı olma çabasının bir parçası olduğunu belirtti. Sanal ağaç dikme işlemini tamamlayan katılımcılara ayrıca yerel bir ağaç pazarında bir fide ile takas edilebilecekleri bir kupon da veriliyor. 

NFT super yatların satışı başladı

Boat International'ın haberine göre, Project Metaverse adlı 63 metrelik bir NFT süper yat 100 milyon dolarlık bir fiyat ile satışa sunuldu. Potansiyel alıcılar için iyi haber, yat üreticisinin sanal teknenin gerçek versiyonunu da bu NFT karşılığı sunacak olması. 

Yazının Devamını Oku

Ulusal Metaverse stratejisi oluştururken bir analiz - Güney Kore modeli

1 Nisan 2022
Geçtiğimiz günlerde ülkemizde dijital teknolojilerin gelişimi, bu alandaki çalışmaların ve yatırımların teşvik edilmesi ve desteklenmesi; özellikle son dönemlerde oldukça öne çıkan metaverse, blokzinciri, web 3.0 gibi alanların regüle edilmesi adına oldukça önemli gelişmeler yaşadık. Dijital teknolojilerin her geçen gün hayati hale geldiği ve artık devletlerin rekabet se-viyesini etkilediği bir dönemde, ulusal teknoloji hamlesinin “dijital seferberlik” olarak ifade edilmesi ve bu vizyonun bizzat Cumhurbaşkanlığı nezdinde benimsenmesi oldukça önemli. Di-jital seferberlik vizyonu, “Ülkemizin, Dünya’nın en büyük 10 ekonomisine girmesi ile sonuçlan-acak Ar-Ge çalışmalarının artırılacağı, global e-ticaret ve e-ihracat yatırımlarının çoğaltılacağı" bir dönemi hedefliyor. Bununla birlikte “gelecek onu tasarlayana aittir” sloganı ile nihai hedefin, “kendi Silikon Vadimizi oluşturmak” olduğu net bir şekilde belirtildi...

Türkiye’nin dijital seferberlik vizyonunun, Metaverse Forumu’nda açıklanması da oldukça önem arz ediyor ve metaverse’ün gelecek dönemdeki önemini oldukça çarpıcı bir biçimde gösteriyor. Toplum genelinde de metaverse odağında merak ve ilginin sürekli arttığını, farklı kesimlerden herkesin bu popüler kavramı anlamaya çalıştığını gözlemlemekteyim. Bu nedenle, ben de, metaverse’ün doğru bir şekilde anlaşılması için araştırmalarımı paylaşıyor; pek çok konferansta, etkinlikte farklı sektörlere, iş gruplarına ve öğrencilere metaverse’ün ne olduğunu ve neler getireceğini aktarmaya gayret gösteriyorum. Ne yazık ki bu önemli kavramın çoğunlukla doğru kullanılmadığından ya da farklı yönlere çekildiğinden dolayı, bilgi kirliliği yaşandığını; kavram çatışmaları oluştuğunu, sonuç olarak da oldukça yanlış önyargıların ortaya çıktığını gözlemliyorum. Daha önce metaverse’ün gelişimini ele alırken efsane buz hokeyi oyuncusu Wayne Gratzky’nin “ben topun olduğu yere değil, topun gideceği yere doğru kayarım” sözünü paylaşmış ve metaverse’ü yorumlarken de bu sürecin nasıl gelişeceğine odaklanmamız gerektiğine değinmiştim. Ancak, bir yandan herkes topun gideceği yere odaklanırsa da şu anda kimse topa müdahale edemez ve sonuç istendiği şekilde gelişmez… Bu nedenle süreci doğru analiz etmeli, önce anlamalı, akabinde doğru yorumlamalı, anlatmalı ve fark yaratacak uygulamaları hayata geçirmeliyiz. 

Metaverse’ü devlet nezdinde ele alan ve bu konuda oldukça önemli, somut adımlar atan bir ülke de Güney Kore. Bu yazımda, Güney Kore’nin sistematik bir biçimde “metaverse stratejisini” nasıl oluşturduğunu ve attığı adımları analiz ettim. 10 Mart’ta sonuçlanan ve kıran kırana geçen bir mücadeleye sahne olan Güney Kore devlet başkanlığı seçimlerinde (seçim %1’den daha az bir farkla sonuçlandı) ilk defa gerçek anlamda metaverse’ün seçim sürecinde, seçim öncesi yayınlarda ve seçim sonuçlarını analiz etmede ne denli etkin kullanılabileceğini görmüş olduk. Güney Kore seçimlerinde metaverse’den nasıl yararlanıldığına değineceğim, ancak öncelikle Güney Kore’nin metaverse odağındaki hamlelerini hatırlamakta yarar var. 

Seul, metaverse’e giren ilk büyük şehir…

Öncelikle, Ekim sonunda Mart Zuckerberg’in şirketin adını Meta olarak değiştirdiğini açıklayıp, metaverse kavramını sahiplenme ve bu trendi öne çıkarma çabasının ardından metaverse’e ciddi bir ilgi oluştu. Bu ilk dalgada öne çıkan açılımlardan biri Güney Kore’nin başkenti Seul Belediyesi’nden geldi ve Kasım ayı başında Seul’ün metaverse'e giren ilk büyük şehir olacağı duyurusu resmi olarak paylaşıldı. Geçici olarak “Metaverse Seoul” olarak adlandırılan proje kapsamında, belediyenin tüm alanları ve hizmetlerini kapsayan, sanal bir iletişim ekosistemi oluşturulması amaçlanıyor. Bu ekosistem kapsamında belirli aşamalarla ekonomik, kültürel, turizm, eğitim ve vatandaşlık hizmetleri metaverse’den sağlanacak. Bu yıl sonuna kadar, vatandaşların işlemlerini gerçekleştirmek ya da şikayetlerini iletmek için fiziksel olarak belediye ofislerini ziyaret etmelerindense, avatarlarıyla yetkililerle rahatça görüşmelerine olanak tanınması hedefleniyor (yetkililer de avatarları ile hizmet verecekler). Buna ek olarak, Seul'ün başlıca turistik yerleri de sanal turlarla tanıtılacak. Donuimun Kapısı (1915'te yıkılan başkentin dört kapısından biri) gibi kayıp tarihi alanlar da sanal şehirde yeniden oluşturulacak. 2023'ten itibaren de Seul Fener Festivali gibi Seul'ün önde gelen festivalleri metaverse'de düzenlenecek, böylece bu festivallere tüm dünyadan daha fazla insan katılabilecek. Engelli vatandaşlar için de güvenlik ve rahatlık içeriği de dahil olmak üzere hizmetler geliştirilecek. 

Bununla birlikte, Güney Kore’nin dünyaca ünlü telekomünikasyon operatörlerinden olan SK Telecom, "ifland" adlı kendi metaverse platformunu geliştirdi. Bu platformda kullanıcıların PDF belgelerini ve mp4 dosyalarını paylaşmasına izin veriliyor ve bu özellik platformu konferans, oryantasyon, eğitim ve toplantı düzenleme anlamında kurumsal şirketler ya da yerel yönetimler için popüler bir araç haline getiriyor. Platform ile üniversitelerde öğrenci oryantasyonlarının, derslerin yapılabileceği ve sergi, konferans, webinar gibi etkinliklerin düzenlenebileceği de belirtiliyor. 

Hedef 2026’ya kadar ilk 5 metaverse oyuncusu arasına girmek

Güney Kore hükümeti de metaverse alanında ilerleme kaydetmek için kamu-özel sektör ortaklıklarını teşvik ediyor. Ülkenin metaverse’e olan ilgisi tesadüf değil. Güney Kore, Dünya’nın en dijital toplumlarından biri, aynı zamanda dijital uygulamaları destekleyen en yüksek hızda hizmet verebilen internet altyapılarına sahip. Ayrıca, Güney Kore, bu yıl 18 trilyon Wonu (16,6 milyar $) aşması beklenen ve Güney Kore'nin en büyük kültürel ihracat ürünü olan Dünya’nın dördüncü en büyük oyun ekosistemini barındırıyor (daha önce de pek çok kez değindiğimiz üzere, oyun sektörü metaverse içerisinde oldukça kritik bir yere sahip). Kore’nin K-pop (Güney Kore kökenli bir pop müzik türü) olarak adlandırılan endüstrisinin de platformun popülaritesini sağlamaya yardımcı olacağı düşünülüyor. Koreli ünlü sanatçı BTS, 2020'de Fortnite'de yeni single'ı "Dynamite"i yayınlamıştı; Black Pink gibi diğer K-pop sanatçıları da hayranlarıyla etkileşim kurmak için Zepeto gibi yerli metaverse platformlarını kullanıyor. Kısacası, Güney Kore güçlü oyun endüstrisinden; küresel kullanıcılara bile cazip gelen popüler kültür öğelerinden gelen güçle ve gelişmiş dijital altyapısıyla metaverse'de yükselen bir oyuncu olmayı hedefliyor. 

Güney Kore hükümet yetkilileri tarafından 20 Ocak 2022’de yapılan toplantıda paylaşılan bilgilere göre, Güney Kore'nin şu anda küresel metaverse pazarında 12. sırada olduğunu belirtilmişti. Bununla birlikte, “2026 yılına kadar en büyük ilk 5 metaverse oyuncusu olma” hedefi konuldu ve bu hedefe ulaşmak için de metaverse’de uzmanlaşmış 40.000 profesyonel ve 220 şirket yetiştirileceği paylaşıldı. 

Yazının Devamını Oku

2022 Stanford Yapay Zeka araştırmasında öne çıkanlar

21 Mart 2022
Günümüzün en önde gelen teknoloji trendlerinden olan yapay zeka (Arti-ficial Intelligence- AI), genellikle makinelerin bilişsel işlevleri (algılama, öğrenme, problem çözme, bağlamsal anlamı ayırt etme ve tahminler yap-ma gibi) insanlar kadar ya da insanlardan daha iyi yerine getirme yeteneği olarak tanımlanabilir.

AI halihazırda, pek çok endüstride farklı amaçlarla kullanılarak, sektörleri ve iş yapış şekillerini de dönüştürüyor: İş süreçlerini otomotize etme, sahtekarlığı tespit etme, mahsul verimini artırma, tedarik zincirlerini yönetme, yeni ürün önerileri sunma, müşteri yoğunluğunu tahmin ederek uyarılar gerçekleştirme, müşterilerin duygu durumunu analiz etme, hatta tasarımcılara ve sanatçılara çalışmalarında yardımcı olma gibi süreçlerde bazen farkında olmadan yapay zekadan destek alınıyor. AI, Covid 19 aşı geliştirme ve ilaç keşif süreçlerinde de araştırmacılara destek olan teknolojilerin başında yer aldı. 

Ülkeler arası rekabette, hatta gelecekteki savaşlarda da yapay zekanın önemli bir rolü olacak…

Günümüzde Rusya-Ukrayna savaşında yapay zeka uygulamalarını bizzat gözlemlemekteyiz. Son günlerde, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ve Rusya Devlet Başkanı Putin'in “deepfake videoları” savaşa etki edecek şekilde kullanılmaya çalışılıyor. Deepfake (derin sahte) teknolojisi, AI’dan yararlanılarak herhangi bir insanı aslında hiç bulunmadıkları videoya, fotoğrafa ya da sesli bir yayına, sahte olduğu anlaşılamayacak şekilde yerleştirmeyi ifade ediyor. Bu doğrultuda, önce Volodimir Zelenskiy'nin “askerlerinin silahlarını bırakmalarını ve Rus askerlerine teslim olmalarını” söylediği bir deepfake videosu kısa sürede viral oldu; ardından da Vladimir Putin'in “savaşın sona erdiğini duyurduğu” bir deepfake videosu ortaya çıktı. Eski ABD Başkanı Barack Obama'nın da bir deepfake videosu üretilmişti. 2021 yılı sonunda Çin, Birleşmiş Milletler’e yapay zekanın askeri alanda kullanılmasının denetlenmesi önerisini sunmuştu. Açıklamada, savaşın çehresini değiştirme potansiyeline sahip yapay zekanın insani trajedilere yol açabileceğini, bu yüzden hegemonya aracı olarak kullanılmasını önleyecek kurallara ihtiyaç olduğu belirtilmişti. 

İnsansız hava araçlarından, casus drone lara; otomatik füze sistemlerinden, uçak ve helikopter simulasyonlarına; dinamik komuta kontrol sistemlerinden, robot askerlere kadar yapay zekanın savunma ve askeriyede pek çok kullanım alanı bulunuyor. 

2021, yapay zekanın gelişmekte olan bir teknolojiden olgun bir teknolojiye evrildiği yıl oldu…

Yapay zekanın kendi kendini geliştirdiği ve insanlar olmadan seçimler yapabildiği yeni bir gerçekliğe geçişin eşiğindeyiz. Yapay zekanın her alana nüfuz ederek, bilgi ekonomisinin itici bir gücü haline geldiği günümüzde bu teknolojinin gelişimini doğru bir şekilde analiz etmek oldukça önem arz ediyor. 

Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer alan Stanford Üniversitesi, “İnsan Merkezli Yapay Zekâ Merkezi” (Stanford Institute for Human-Centered Artificial Intelligence) adını verdiği birimi ile yapay zekanın karmaşık yapısı hakkında öngörüler geliştirerek; tarafsız, objektif veriler sağlamayı hedefliyor. Bu birim, her yıl yapay zekanın gelişimi ve konumuna yönelik araştırma sonuçlarını paylaşıyor. Geçtiğimiz hafta beşincisi yayınlanan ve "AI alanında Dünya’nın en güvenilir ve yetkin kaynağı” olmayı hedefleyen Stanford AI Araştırması’nda öne çıkanları son iki yılda olduğu gibi Siz Hürriyet okuyucuları için analiz ettim. 

Bir önceki Stanford AI Raporu’nun en çarpıcı sonucu; yapay zekanın araştırma fazından hızla ve çok daha fazla gerçek hayatta kullanılacak şekilde ticarileşmeye geçmesiydi. Öte yandan, bu ticarileşme çabasının başarılı olması için gerekli olan veri setlerine tam anlamıyla sahip olmadığımız ya da nasıl erişeceğimizi bilmediğimiz de vurgulanmıştı…. Bu yılki raporda ise AI sistemlerinin geniş çapta kullanılmaya başlanmasına ve sürekli performansının gelişmesine rağmen; AI ile ilgili etik sorunların ve regülasyon beklentilerinin artış göstermesi öne çıkıyor. Gelelim raporda öne çıkan diğer konulara: 

Yazının Devamını Oku

İklim krizine yönelik yerli milli çözümler umut vaadediyor

14 Mart 2022
“…İklim krizine yönelik bu yeni gerçeklikle başa çıkmak için yeni sistemlere ihtiyacımız var…

Gecikme ölüm demek…

Her yerde insanların endişeli ve kızgın olduğunu biliyorum.

Ben de öyleyim…

Şimdi öfkeyi eyleme dönüştürme zamanı…

En ufak bir sıcaklık artışı bile büyük önem taşıyor.

Her söylenen bir fark yaratabilir.

Ve her saniyenin önemi var”…

Bu sözlerin sahibi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres. Guterres, bu sözleri 28 Şubat 2022 Pazartesi günü yayınlanan Birleşmiş Milletler IPCC (Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli) raporunun ardından paylaştı ve şunları belirtti: “Hayatım boyunca birçok bilimsel rapor okudum, ancak böylesini hiç görmedim. Rapor, insanların çektiği acıların bir atlası ve başarısız iklim liderliği hakkındaki hükmü…”

Yazının Devamını Oku

Perakende sektörünün Metaverse ile imtihanı

28 Şubat 2022
Perakende sektörü son yıllarda her açıdan pek çok zorlukla mücadele etmek durumunda kaldı. COVID-19'un süregelen etkileri, iş gücü sıkıntısı, tedarik zinciri problemleri, tüketicilerin dijital deneyimlere yönelik artan beklentileri arasında; son dönemlerde bir de “metaverse”, sektör açısından adapte olunması gereken yepyeni bir konsept olarak öne çıkıyor.

Metaverse’ün perakende alanındaki bir sonraki devrim olacağını şimdiden söyleyebiliriz… Henüz oluşturulma aşamasında olan metaverse, fiziksel ve çevrimiçi kanallar arasındaki boşluğu doldurarak (fiziksel alışverişin kişiselleştirilmiş müşteri deneyimini, çevrimiçi alışverişin kolaylığı ve rahatlığı ile harmanlayıp) müşteriler açısından artırılmış deneyimler sağlıyor. Metaverse’ün gerçek değerini perakendenin fiziksel kısıtlamalarını ortadan kaldırıp, aynı zamanda gerçek dünyayı etkilemeye başladığı alanlar ortaya çıkaracak. Bu nedenle, metaverse ve fiziksel dünya arasındaki bağı kurabilmek her sektör gibi perakendenin de çözmesi gereken bir konuyu oluşturuyor.

Bir örnek vermek gerekirse; her şehirde, ya da şehrin her gelişen noktasında mağazalar açmak yerine, metaverse’de dünyanın her yerinden milyonlarca müşteriye sadece tek bir mağazadan hizmet verebilirsiniz (her ne kadar metaverse’de tek bir mağazanız olsa da bu mağazadan verilecek olan siparişlerin teslimi için gerekli tedarik ağını, depo yönetimini ve teslimat seçeneklerini de planlamak gerekiyor…). Başka bir örnek, market alışverişlerindeki kişisel seçimlere yönelik. Özellikle meyve sebzeleri müşteriler genellikle kendi tercihleri doğrultusunda bizzat marketlere gidip almak isterler (ben de bu gruba dahilim), çünkü online siparişler, her ne kadar yorumlarınızı içerse de çoğu zaman istenilen meyve sebzeleri Size ulaştırmaktan uzak oluyor. Bu nedenle, “metaverse”de, yeni nesil eldivenler (haptic glove- dokunsal hissi destekleyen eldivenler) ile gerçekleştirilen alışverişler, birebir müşterilerin kendi seçimlerine uygun şekilde, ürünlerin teslim edilmesini sağlayacak…

Perakendenin metaverse’ü

Bununla birlikte, metaverse’deki müşteri deneyimini kurgulamak, fiziksel mağazalarınızı veya e-ticaret uygulamanızı metaverse’e kopyalamaktan çok daha fazlası… Şu anda perakendeciler, metaverse dünyasında olmayı sadece mağaza açmak olarak değerlendirse de bu durum aslında sadece “ben de bu işte varım” demenin bir başlangıcı. Firmalar “bir şeyleri kaçırma korkusu” ile metaverse’de var olma yarışındalar… Bu yeni ticaret biçimini getirileri ile birlikte doğru analiz etmek ve müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde adımlar atmak gerekiyor. Bununla birlikte, perakende için metaverse vaadi büyük bir çekiciliğe sahip olsa da (sürükleyici dijital dünyalara sorunsuz bir şekilde entegre edilen alışveriş deneyimleri), bunu destekleyecek teknolojinin henüz çok erken aşamalarda olduğunu da akılda tutmak gerekiyor… Metaverse stratejisi geliştirmek isteyen markalar, bu hızlı hareket eden alanda deneme, öğrenme ve yineleme isteğini benimsemeliler.

Metaverse’ün temelini oluşturan sanal ve artırılmış gerçekliğin, tüketicilerin hem çevrimiçi hem de yüz yüze alışverişte markalarla etkileşim kurma biçimini temelden değiştirme potansiyeli, şu anda metaverse’ün de gerçek potansiyelini işaret ediyor. Öte yandan, metaverse, çevrimiçi kullanıcıların dijital bir avatar kullanarak sanal dünyada alışveriş yapmalarını sağlayacak. Tabii ki, metaverse perakendeciliği, aynı zamanda avatarınız için de alışveriş yapmanıza izin verecek (yani perakendeciler açısından bir taşla iki kuş demek oluyor). Müşteriler, oyunlarda ve metaverse platformlarında kişiselleştirilmiş bir stil yansıtmak için dijital ikizlerini ya da avatarlarını giydirmeye çoktan başlamış durumda (yalnızca oyunlarda, dış görünüm pazarının 2021'de 40 milyar dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor). Her geçen gün yeni moda firmaları, metaverse dünyasına dahil oluyor. Çoğunluğu deneysel bir yaklaşım benimsese de (satıştan çok pazarlama hakkında bir kerelik kampanyalar gibi), bazıları bu alanda önemli yatırımlar yaparak metaverse öncüleri olduğunu iddia ediyor. Business Reporter tarafından yapılan bir araştırmaya göre, büyük markaların %70'inin önümüzdeki beş yıl içinde metaverse'de varlık göstermesi bekleniyor…

Sonuç olarak, başarılı bir metaverse perakendeciliği oluşturmak, gerçek mekânda kullanılan geleneksel yöntemleri unutmakla da ilgili. Metaverse'deki mağazanız fiziksel mağazanızla aynı görünümde olursa, bu büyük bir teknoloji israfı olacak demektir.

Değiştirilemeyen jetonlar olarak adlandırılan NFT’lerin (non-fungible token) de perakendenin mataverse’ünde önemli bir yeri olacak. NFT, tek bir kişiye ait olan resimler, videolar, tweet’ler, sanat eserleri ve dijital öğeler gibi benzersiz dijital içerikleri ifade ediyor. NFT ile ilgili bilgiler, blok zinciri teknolojisi ile güvenli ve merkezi olmayan bir veri kaydında saklanarak sanat eserlerinin ya da fiziksel varlıkların özgünlüğünü ifade etmek için kullanılıyor. NFT içeren satışlar 2021'de 13,9 milyar dolara ulaşarak perakendecileri de harekete geçirdi.  Farklı sektörlerdeki markalar, metaverse etkileşimi döneminde tüketici sadakatini ortaya çıkarmak için NFT'lerden yararlanmaya başladı bile.

Perakendenin metaverse ile imtihanını derinlemesine incelemeye devam edeceğiz, ancak öncelikle, dijital teknolojilerin bu denli tüm hayatımıza etki ettiği bir dönemde, neden hala müşterilerin fiziksel kanalları tercih etmeye devam ettiğini sorgulamakta yarar görüyorum.

Yazının Devamını Oku

2022 yılında perakende sektörünü etkileyecek trendler

21 Şubat 2022
Her sektör gibi perakende de dijitalleşmenin etkisi ile ciddi bir dönüşümden geçiyor. Müşterilerin alışveriş alışkanlıklarının değişmekte olduğu ve sürekli yeni dijital kanalların devreye girdiği bu dönemde, perakendecilerin tüketicilerle etkileşim ve bağ kurma yeteneği her zamankinden daha önemli hale geliyor. Yapay zekâ, blokzinciri, metaverse gibi teknolojilerin perakendedeki uygulamaları; son araştırmalar ve öne çıkan yeni müşteri trendleri doğrultusunda yeni nesil perakendeyi tüm detaylarıyla analiz ettim.

Müşteriler fiziksel mağazalara dönüyor, ancak dijital alışkanlıklarını da yanlarında getiriyorlar…

Her ne kadar aşılanmanın artması ve COVID-19 kısıtlamalarının hafiflemeye başlaması ile müşteriler fiziksel mağazalara geri dönmeye başlasa da pandemi sırasında kazandıkları alışkanlıklarından da vazgeçmiyorlar. Müşteriler artık alışverişlerine dijital kanallardan başlayıp; bu kanallarda ürünleri detaylı olarak araştırıp, yorumları inceleyerek, mağazalarda geçirdikleri süreyi kısaltıyorlar. Son araştırmalara göre mağazalardan alışveriş yapanların %58'i, telefonlarında ürün bilgilerine bakmanın bir çalışandan yardım almaktan daha hızlı olduğunu belirtiyor (Zebra Technologies tarafından 14.sü gerçekleştirilen yıllık Global Tüketici Araştırması). Bu araştırmada, ayrıca müşterilerin üçte ikisinin önümüzdeki aylarda fiziksel mekanlardan alışveriş yapmaya meyilli olduğu belirtiliyor.

AR (Augmented Reality- Artırılmış Gerçeklik) ile deneyimsel alışveriş

AR deneyimsel perakendeyi destekleyen oldukça önemli bir teknoloji haline geldi. Pandemi sonrası, perakendeciler fiziksel ve dijital kanallar arasındaki boşluğu kapatmak için AR teknolojisinden daha fazla yararlanacaklar. Bu doğrultuda pek çok mağaza, AR destekli sanal giyinme odaları ya da akıllı aynalar ile müşterilerin beğendikleri kıyafetleri giymeden, kıyafetlerin üzerlerinde nasıl görüleceğine yönelik uygulamalara başladı. BMW ise show-room’larında, potansiyel müşterilerin farklı araba modellerini incelemelerine; hatta beğendikleri arabanın evlerinin dışında park halindeyken nasıl görüneceğini görmelerine olanak sağlayan uygulamayı sunmaya başladı.

AR, e-ticarette de müşterilerin ürünleri istedikleri yerde deneyimlemelerine olanak sağlıyor. “Satın almadan önce dene” sloganı ile desteklenen artırılmış alışveriş, müşterilerin ürünlerle online olarak etkileşimde bulunmalarına izin vererek, ürün değişiklik oranlarını azaltırken, müşteri memnuniyetini de artırıyor. Diğer birçok perakendecinin pandemi karşısında zarar gördüğü zamanlarda, Sephora, mobil uygulamasına artırılmış gerçeklik entegre ederek, makyaj ürünlerinin sanal olarak deneyimlenmesini sağlayarak önemli kazançlar elde etti. Shopify, işletmelerin kendi AR deneyimleri ile ürünlerini daha iyi tanıtmaları için Shopify AR'ı tanıttı. Shopify, AR içeriğine sahip ürünlerle etkileşimlerin AR içermeyen ürünlere göre %94 daha yüksek dönüşüm oranı gösterdiğini belirtti.

Sosyal ticaret müşterilerin alışveriş davranışlarında, e-ticaret kadar derinden değişikliklere neden olacak…

Sosyal ticaret, ürün keşfinden, ödemenin gerçekleşmesine kadar tüm alışveriş yolculuğunun bir sosyal medya platformu üzerinde gerçekleşmesi deneyimi olarak tanımlanıyor. Sosyal ticaret, müşteri yolculuğundaki sürtünmeyi azaltarak; şirketlerin, müşterilerin zaten zamanlarının çoğunu harcadıkları sosyal platformlarda onlarla etkileşim kurmasına olanak tanıyor. Sosyal medya platformlarının hiper-kişiselleştirme sağlamasından dolayı, müşteriler artık sosyal medya platformlarında tercihleri ve beğenilerine göre kendilerine sunulan ürünleri, istedikleri anda direkt olarak platform üzerinden almak istiyorlar.

2021'de küresel sosyal ticaret hacmi 492 milyar dolara ulaştı, ancak 2025 yılına kadar neredeyse üç katına çıkarak 1,2 trilyon dolara ulaşması bekleniyor (Accenture tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre). Bu büyüme, 2025 yılına kadar küresel sosyal ticaret harcamalarının %62'sini oluşturacak olan Y ve Z kuşağı tarafından yönlendirilecek. Bugün, sosyal ticaret e-ticaret satışlarının %10'unu temsil ediyor, ancak payı sadece üç yıl içinde %17'ye ulaşacak. 

Yazının Devamını Oku