"Ergi Şener" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ergi Şener" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ergi Şener

Perakendenin “Yeni Normali”

28 Mayıs 2020

Daha önce, sektör açısından yenilik ya da “olursa olur, olmazsa olmaz” olarak nitelendirilen pek çok uygulama, bu dönemde hayati önem kazandı: Elektronik ticaretin birincil kanal haline gelmesi,  dijital uygulamalara hızla adapte olunması, eve teslimat çözümlerinin devreye alınması ve temassız ödeme uygulamalarının teşvik edilmesi gibi…

 

Özellikle karantina döneminde, evden çalışma ve online eğitimin zorunlu hale gelmesiyle market ve teknoloji alışverişi gibi alanlardaki talep artarken, pek çok alt segmentte ciddi düşüşler gözlendi. Doğal olarak temel ihtiyaçlarının tedariğine öncelik veren müşterilerin; lüks tüketim alanındaki harcamaları bu dönemde çok büyük oranda azaldı.

 

Salgın, perakendede tam anlamıyla bir fırtına etkisine neden oldu

Virüsün etkisi ve insanlarda yaydığı korku ilk olarak fiziksel mağazalardaki müşteri yoğunluğunun azalmasına neden oldu. Akabinde, hem mağazalarda müşteriler açısından güvenli alışverişi destekleyecek hijyen  uygulamaları, temizlik önlemleri ve müşteri takip sistemleri devreye alınmaya başlandı; hem de alternatif kanallara yatırım arttı. Neredeyse, tüm süreçler dijitale kaydı…

 

Dünyanın önde gelen e-ticaret devlerinden Alibaba’nın kurucusu Jack Ma, “Yeni Nesil Perakende” olarak adlandırdığı, perakendenin yeni normalini

Yazının devamı...

Birol Güven ile Yeni Normal üzerine

23 Mayıs 2020

Birol Bey, “Çocuklar Duymasın”, “80’ler” gibi efsane olmuş yapımları ile Türk aile hayatını, mahalle kültürünü en iyi anlatan senarist, yönetmen ve yapımcılardan. Ayrıca, “Gelecek Geliyor” programı ile de yeni teknolojilerin günlük hayata etkilerini, teknoloji ile değişen tüketici davranışlarını, geleceğin yaşam tarzlarını her kesimin anlayacağı şekilde ele alan; bu anlamda, toplum açısından bir “gelecek farkındalığı” sağlayan bir düşünür.

80’leri izlerken, her ne kadar geçmişi tebessüm ve özlemle anıyor olsak da, bugün “Gelecek Geliyor”da anlatılmakta olan bambaşka bir dünya ile karşı karşıyayız…

Benim için de her zaman bir “mentor” olan; sohbet etmekten, birlikte proje üretmekten ayrı keyif duyduğum Sn. Birol Güven’in gözünden Yeni Normal’i gelin hep birlikte inceleyelim…

Ergi Şener: "Gelecek Geliyor" programı ile uzun süredir, gelecekteki yaşam tarzlarına, gelecekte karşılaşacağımız değişime, yeni teknolojilere ve uygulama alanlarına ışık tutuyordunuz. Sizin de pek çok kez dile getirdiğiniz üzere, Koronavirüs ile değişim öngörülemez şekilde hızlandı ve “gelecek, beklediğimizden önce geldi". Sizce, yaşadığımız değişim özellikle hangi alanlarda kendisini gösteriyor? Değişimin odağında ne var?

Birol Güven: 21. Yüzyılın tüm yenilikleri yıkıcı olacaktı ama Korona bu yıkıcılığı bir katliama çevirdi. Değişimin şifresi bir kelime “kişiselleştirme”.  Sanayi toplumunda kitlesel üretim yapılıyordu. Bir üretim bandı kurulup,  milyonlarca insan için aynı ürün, milyonlarca adet üretiliyordu. Pek çok insan aynı arabayı kullanıyor, toplu konutlarda, aynı evlerde oturuyor, aynı gömlekleri giyiyor, aynı ilaçları kullanıyorlardı. Amerika’daki de aynı peyniri yiyordu, İtalya’daki de. Her şey standart, her şey aynıydı…

Dijital Uygarlık Çağı, sanayi toplumunun “aynı ürünü satabildiğin kadar çok kişiye sat” anlayışını kökünden değiştiriyor, kitlenin yerini  “kişi” alıyor. Algoritmalar milyonlarca müşteriyi, bir bakkalın yıllarca alışveriş yaptığı müşterisini tanıdığı gibi tek tek tanıyacak. Kim hamile, kim vejetaryen, kim sütü yağlı içiyor, kim diyette, kimin neye alerjisi var hepsi bilinecek ve takip edilecek. Tam peyniriniz bittiğinde en sevdiğiniz peynir markasının reklamını görmek şaşırtmayacak sizi, çünkü bu yüzyıl sizi sizden daha iyi tanıyan algoritmaların yüzyılı.

 

Her

Yazının devamı...

Koronavirus sonrası yaşam - “Yeni Normal” hayatımıza neler getirecek ? Dijital Video Platformları

19 Mayıs 2020

Korona sonrası, “yeni normal” de,  bizi nasıl bir geleceğin beklediğine yönelik hazırlamaya başladığım ve değişen tüketici davranışları ile birlikte öne çıkmakta olan uygulama ve teknolojileri analiz ettiğim yazı dizimin 4. bölümünde “dijital video platformlarını” inceledim.

Karantina döneminde, evde geçirdiğimiz zamanın artması; sinema, tiyatro, konser ve spor gibi etkinliklerin iptal edilmesi ile eğlenceye ara verilmesi, dijital video platformlarına olan ilgiyi büyük oranda artırdı. Bu platformlar günlük hayatta boş vakitleri değerlendirmek için bir numaralı mecra haline gelirken, geleneksel medya açısından da dönüşü olmayan bir süreç başlamış oldu…

 

Reklamsız, kolay erişilebilir, orijinal içerik ile farklılaşan platformlar

Video konferans uygulamaları gibi, dijital içerik sağlayan platformlar da belli seviyede sadık kullanıcı kitlesine ulaşmıştı; ancak bu uygulamaların gerçek anlamda patlama göstermesi, insanların her zamankinden daha fazla etkileşime ihtiyaç duyduğu sosyal izolasyon sürecinde gerçekleşti. Nielsen tarafından yayınlanan bir rapora göre, “Evde Kal” kampanyaları tüketicilerin izlediği içerik miktarında neredeyse %60 oranında artışa yol açtı. Tüketici davranışlarındaki bu değişim, bundan sonrası için de bize önemli ipuçları veriyor: Bundan sonra da tüketiciler, izleyecekleri içeriklere herhangi bir cihazdan, istedikleri zaman, istedikleri yerde erişmek isteyecekler…

Artık gerek film yapımcıları, gerek sanatçılar, eserlerinin öncelikle dijital platformlarda yayınlamasını istemekte, bu da sinema sektörünü ciddi biçimde tehdit ediyor. Hatta tamamen bu platformlar özelinde içerikler oluşturulmaya başlandı bile. Reklamcılar açısından da değişim başladı. Uzun süredir, en maliyetli, ancak en etkili kanal olan TV’den, geleneksel yöntemlerle reklam verme talebi azalacak. Çünkü, yeni servis sağlayıcılar, izleyicinin isteğini ön planda tutuyor, yani içerikler herhangi bir reklam ile bölünmüyor. Aynı şekilde, içeriklere erişim için yayın programına bağlı olmak da dijital platformlar düşünüldüğünde oldukça demode bir kavram. Günümüz tüketicisi, tamamen kişiselleştirilmiş TV deneyimini tercih etmekte… Bununla birlikte, izlenen içeriklerin gerektiğinde durdurulması ya da istenen bölümlerin tekrar izlenebilmesi, yani tüm kontrolün izleyicide olması, bu platformların gelişimindeki en büyük etkenlerden.

Yeni normalde, bu platform sağlayıcıların farklı uygulamalarına da şahitlik edeceğiz. Bir takım platformlar, canlı yayınlar ile deneyimi bambaşka bir noktaya taşımaya başladı bile… Bununla birlikte, dijital video platformlarına akıllı ses sistemlerinin, gelişmiş aydınlatma  ünitelerinin ve görüntü ayarlarını değiştirme opsiyonlarının entegrasyonu ile ev konforunda bir sinema deneyimi bizi bekliyor…

 

Yazının devamı...

Coronavirus sonrası yaşam - “Yeni Normal” hayatımıza neler getirecek ? Video Konferans Uygulamaları

12 Mayıs 2020

Yeni normal özelinde hazırladığım yazı dizisinin 3. bölümünde, karantina sürecinde evde geçirdiğimiz zamanı daha verimli hale getirerek, hayatımızın önemli birer parçası haline gelen “video konferans uygulamalarını" analiz ettim.

Aslında, video konferans uygulamaları iş dünyası için yeni bir kavram değil. Uluslararası iş yapan veya global ölçekli şirketler, müşterileri ile iletişim kurmak, farklı ülkelerdeki meslektaşları ile toplantılarını gerçekleştirmek amacıyla bu uygulamalardan yararlanmaktaydı. Keza, sanal takımların işlerini yönetmesi için de bu uygulamalar olmazsa olmaz araçlar arasında yerini çoktan almıştı…

 

Video konferans uygulamaları - İletişimde son trend

Karantinada, evde kalmak zorunda olduğumuz dönem, her kesimden insanı bu uygulamalar ile tanıştırdı. Öyle ki, evden çalışırken, iş arkadaşlarımız ile iletişim sağlamaktan, toplantılar gerçekleştirmeye; derslerimize devam etmeye; doğum günü, mezuniyet gibi özel günleri kutlamaktan, berberlerimizden ya da kuaförlerimizden saçımızı düzeltmek için tüyolar almaya veya doktorlara, terapistlere danışmaya; “happy hour” lardan, sanat aktivitelerine; webinar ve konferanslardan, sanal yemek ve buluşmalara kadar hem işlerimizi, eğitimimizi devam ettirmek, hem de eğlenmek, izolasyondan sıyrılmak ve sosyalleşebilmek için video konferans uygulamaları oldukça önemli birer destekleyicimiz haline geldi. Hepimizin, artık, bu tarz uygulamalar ile anıları olmaya başladı. Benim açımdan da bu hafta sonu farklı, aynı zamanda özel bir kullanım gerçekleşti. Eşim, doktora tez savunmasını Zoom üzerinden gerçekleştirerek, cüppesini sanal ortamda giydi…

Daha önce, yeni normal özelinde evden çalışma ve online eğitime değinirken, video konferans uygulamalarının bu alanlarda  artan öneminden bahsetmiştim. Yeni normale, Corona sürecinde kullanmak zorunda kaldığımız tüm uygulamaları taşımayacağız, ancak belki de en çok kullanmaya devam edeceğimiz teknolojilerin başında video konferans uygulamaları gelecek…

Bununla birlikte, şu anda kullanmakta olduğumuz uygulamaların da belirli sektörler adına tüm ihtiyaçları karşılayamadığını belirtmek gerekiyor. Eğitim, uzaktan çalışma, sanal etkinlikleri destekleyen platformlar özelinde önümüzdeki dönem, girişimciler açısından pek çok fırsata gebe. Video konferanslarda, ekran paylaşımları sırasındaki deneyimin iyileştirilmesi; katılımcıların dikkat seviyelerinin ve ilgilerinin analizi; çok kişinin katıldığı konferanslarda iki ya da belirli sayıda kişinin basit bir şekilde ayrı sohbet alanları oluşturabilmesi; gerektiğinde anket gibi opsiyonlar sunulması ve ev ortamında hepimizin başına gelebilecek problemlere karşılık, sadece katılımcının yüzünü ekrana alıp, arka planı ve farklı sesleri filtreleme opsiyonları, geliştirilmesi gereken özelliklerden birkaçı…

Öte yandan, toplantıların kaydedilip; bu içeriklerden gerektiğinde tekrar yararlanılması, yanlış anlaşılmaları minimuma indirebilir. Görüşmelerin dijital ortamda gerçekleştirilmesinden dolayı, elde edilen verinin analizi ile de çalışanların zamanı daha verimli kullanmalarına yönelik aksiyonlar alınabilir.

Yazının devamı...

Coronavirus sonrası yaşam - “Yeni Normal” hayatımıza neler getirecek ? Online Eğitim

5 Mayıs 2020

 

Ahmet Ümit’in dediği gibi: “İnsan her şeye alışır diyorlar ya, öyle değil aslında. Başka çaren olmadığı için katlanıyorsun ama alışmıyorsun…”.  Bu nedenle, bu süreçte zorunluluktan denediğimiz, ancak aslında tam olarak alışamadığımız, benimsemediğimiz kavramlar, uygulamalar hayatımızın birer parçasına dönüştüğünde; problem yaşamamak adına “yeni normali” doğru anlayıp, getirilerini objektif olarak, dikkatli bir biçimde analiz etmekte yarar var.

Zaten, “yeni normal” ifadesi, getirileri tam olarak net olmasa da değişimin kaçınılmaz olacağı, pek çok yeniliği içeren bir geleceğe adapte olmamız gerekliliğini anlatan bir kavram. Buna yönelik hazırlamaya başladığım yazı dizimin ikincisinde, değişimi eğitim odağında analiz etmeye çalıştım.

 

Eğitim sistemi yeniden şekilleniyor

Coronavirus süreci, eğitim sisteminde kökten değişiklikleri zorunlu kıldı. Dünya genelinde temel eğitimden, üniversitelere tüm eğitim kurumları ve  bakanlıklar eğitim ve öğretimin kesintisiz bir şekilde devam edebilmesi adına ciddi bir mücadele içerisine girdiler. Bu süreç, eğitim sisteminde yeni inovasyonlara ihtiyaç duyulduğunu ve ne yazık ki pek çok kurumun sürece hazır olmadığını tüm çıplaklığı ile de ortaya koymuş oldu.

Öte yandan, herkese eşit şartlarda ulaştırılması gereken bir hizmet olan eğitimin, dijital odaklı hale gelmesi, dijital uygulamalara erişimden kaynaklı ciddi problemlere de sebep olabilir. Eğitimdeki eşitsizliğin artması tehlikesi, bu süreçte üzerinde düşünülmesi gereken önemli konulardan biri olarak da karşımıza çıkmış oldu.

hurriyet.com.tr

Yazının devamı...

Coronavirus sonrası yaşam - “Yeni Normal” hayatımıza neler getirecek ?

30 Nisan 2020

“21. Yüzyıl için 21 ders” kitabının yazarı, futurist Yuval Harari’nin belirttiği üzere: “Sonuçta, bu süreç de geçecek. Ancak, bu süreçte yaptığımız seçimler, önümüzdeki yıllardaki yaşantımızı şekillendirecek. Bu değişim sadece sağlık sistemleri ya da ekonomi odaklı değil; politika, kültür, eğitim ve iş hayatı açısından da etkili olacak…

Corona öncesi yıllardır devam etmekte olan pek çok tartışmanın ya da uygulamanın, karantina sürecinde bir gecede hayatımıza girdiğine tanıklık ettik. Temelde yıllarca sürecek olan değişimlere, haftalar içinde adapte olmaya başladık (sanki zaman ilerlerken, birden “hızlı ileri alma” düğmesine basma gibi bir hamle oldu). Teknoloji olmasa, bu süreçte işlerimizi devam ettirmek ve iletişimimizi kesintisiz bir şekilde sürdürmek mümkün olmayacaktı… Bu süreç  şunu oldukça çarpıcı bir şekilde ortaya çıkardı; “dijital dünya gelişmeye devam edecek, teknoloji sürekli yanımızda olacak ve her sektörün dijitalleşmesi hızlanacak…”

Corona süreci, gelecekte yepyeni gelişmelerle birlikte daha önce karşılaşmadığımız sorunların da olacağını bize tekrar hatırlattı. Bu nedenle, bireyler açısından, yeni dünyada yer edinme, bu dünyaya hazır olma ve fark yaratma açısından; yeni teknolojilere ve koşullara hızlı ayak uydurabilme, adapte olabilme, hızlı algılayabilme ve belirsizliklerle başa çıkabilme yetenekleri daha da önem kazanacak.

Karantina sürecinde, Universiteler’de, STK’larda, sanayi odalarında, teknoparklarda ve birçok etkinlikte “yeni normal” olarak adlandırmaya başladığımız süreci, etkilerini ve özellikle geleneksel sektörlere, iş yaşamına ve son kullanıcının günlük hayatına etkilerini gerçekleştirdiğim çalışmalar doğrultusunda paylaşmaya çalışıyorum. Bu çalışmalarımı ve araştırmalarımı hurriyet.com.tr'ye özel hazırladığım yazı dizisinde paylaşmak istedim.

 

Evimiz artık yeni ofisimiz:

Yeni normal ile değer yargılarımız, yaşantımız, alışkanlıklarımız, rituellerimizin yanında; evlerimiz ile olan ilişkimizde de temel değişimler gözlemleyeceğiz. Evden çalışmak, "yeni normal”in temelini oluşturan yapı taşlarının başında geliyor. Pandemi, insanlık tarihinde şimdiye kadar gerçekleşen en büyük “evden çalışma” deneyi ile devam etmekte. Bu süre zarfında uzaktan çalışmaya yönelik çok şey öğrendik; uzaktan çalışmayı hararetle savunan çalışanlar açısından da bu dönem, zorluklarına rağmen, heyecan verici bir süreç olarak devam ediyor. Öte yandan, evden çalışmaya şüpheli yaklaşan pek çok firma da, bu zorunlu süreçte, en azından bu deneyimi yaşama ve test etme imkanına sahip oldu.

Corona sonrasında, evden daha fazla çalışıyor olacağız.

Yazının devamı...
Ergi Şener Kimdir?

Türkiye'de teknoloji alanında takip edilmesi gereken kişiler arasında gösterilen Ergi Şener, dijital dönüşüm, teknoloji yönetimi ve inovasyon odaklı çalışmaları ile öne çıkmaktadır. 2005 yılında Sabancı Üniversitesi Mikro Elektronik Mühendisliği'nden mezun olan Ergi, aynı üniversitede Elektronik Mühendisliği ve Yönetim alanında Sanayi Liderleri Programı çift yüksek lisans derecesini tamamladı. Halen İşletme alanında doktora eğitimine devam etmektedir.

Kurumsal hayatta, Turkcell ve Mastercard gibi global sirketlerde geliştirdiği ve yönettiği ürün ve servisler ile pek çok uluslararası ödüle layık görülen Ergi; dijital ödeme, IoT ve yapay zeka alanında farklı start-up'ların da kuruluşunda yer almış ve yöneticiliğini gerçekleştirmiştir. Ergi, aynı zamanda Bahçeşehir ve Sabancı Universitesi'nde Teknoloji Farkindaligi, Endustri 4.0 ve Dijital Donusum  dersleri vermektedir.