"Bülent Yavuz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bülent Yavuz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bülent Yavuz

Bülent Yavuz

Kurgu varsa birlik olup yok etsinler!

9 Kasım 2019

KİMDİR bu ‘kurgucu’ Allah aşkına! Sahi var mıdır böyle bir babayiğit? Bir parmak işaretiyle bütün ligleri dizayn etsin! Bir talimatıyla istediği takımı şampiyon yapsın, istediğini küme düşürsün. Kimdir bunlar veya kimlerdir? Kendilerini akıllı, bütün futbol alemini aptal mı zannederler? Kanun bilmezler mi? Korkmazlar mı? Devletten çekinmezler mi? Yoksa mafya mı bunlar?

Milyonca dolarlar, Euro’lar ve liralar harcayan kocaman takımlarımızın saygıdeğer başkanları yeri geldiği zaman coşuyorlar, kükrüyorlar. Konuştukları zaman da ‘mangalda kül bırakmıyorlar. Bıraksınlar biribiriyle dalaşmayı. Eğer kurgu varsa birlik olsunlar. El ele verip bu kurgucuların üzerine çullanıp yok etsinler. Temizlesinler, deşifre edip dört bir aleme rezil etsinler, yerin dibine gömsünler. Bunu yapamıyorlarsa bunca masraf, bunca kavga niye? Oynamasınlar o zaman...

Kendimizi kandırmayalım. Hakem hataları üzerinden hayali senaryoların, polemiklerinin tuzağına düşmeyelim. Tam 42 yıldır futbol ailesinin içindeyim. Faal hakemliğimde, MHK yöneticiliği ve başkanlığımda UEFA ve FIFA gözlemciliğimde çok şeyler yaşadım, çok şeyler gördüm. 15 yıldır da yazılı ve görsel medyada çalışıyorum. Bu hayali senaryoları, polemikleri ve kurgu söylemlerini yıllarca dinledik durduk. Kime ne faydası oldu? Fırsatçılar hariç kimseye...

iFTiRALAR ATILDI

Peki kimler zarar gördü? Kimler görmedi ki. En başta futbolumuz. İmajımız zedelendi, marka değeri düştü. Kurumlar töhmet altında bırakıldı. Kulüplerimizin psikolojisi bozuldu. Oyuncularımızın motivasyonu ve konsantrasyonu dağıldı. İftiralar atıldı. Şahıslar zarar gördü. Hakemlerimiz çok yıpratıldı. Hata yaptıklarında kurgu yakıştırması yapıldı. Şampiyon yapmayacaklar, küme düşürecekler vb. gibi. Ama takımlar hata yapınca, oyuncular gol kaçırınca ses yok.

Nihat Özdemir mi, Mehmet Baykan mı, Zekiray Alp mi, Cüneyt Çakır mı ya da diğer hakemler mi kurgucu? Hepsi de saygın ve değerli insanlar. Federasyon ve MHK üzerinden ‘kurgu var’ algısı külliyen yanlış ve senaristlerin oyunudur.

HAKEMLiĞiN KIYMETiNi BiLiN

tRk Silahlı Kuvvetleri’nde 42 yıl çalıştıktan sonra kıdemli albay rütbesiyle emekliye ayrıldım. Benim gibi binlerce emekli albay var. Şayet hakem olmasaydım, beni sadece çalışma arkadaşlarım, devrelerim ve yakınlarım tanırdı. Ama hakemlikte öyle mi?.. 40 yıl da hakem camiası içinde bulundum. En tepeye kadar geldim, şöhret oldum. Futbolla ilgilenen on milyonlarca kişi, sizi hakem olarak tanır. H diye saygı gösterir. Bu iltifatlar bir insan için onur vesilesidir, gurur kaynağıdır.

Yazının devamı...

Uğurcan kırmızı kart görmeli miydi?

1 Kasım 2019

Başakşehir-Trabzon müsabakası dokuzuncu haftanın en güzel, en heyecanlı ve de seyir zevkinin tavan yaptığı, tadına doyum olmayan bir maçtı. Bu maçın hakemi Ali Palabıyık’tı. Güzel maç yönetti. Adına, şanına ve de kariyerine yakıştı. Karşılıklı iki penaltı verdi. İkisi de kurala uygun ve doğruydu. Ancak futbol kamuoyu Başakşehir lehine verilen penaltıya takıldı. Konu şuydu: Penaltı tamam da, Uğurcan neden kırmızı kart görmedi? Hemen söyleyeyim; iki sene önce olsaydı Trabzonlu genç kaleci yüzde 100 kırmızı kart görürdü. Değişen kural gereği ceza alanı içerisinde savunma oyuncuları  topla oynama niyetinde olmalarına rağmen topa müdahale edemeyip, rakibine müdahalede bulunursa, topla oynamasına engel olursa hakem beyaz noktayı gösterecektir. Pozisyonda bariz gol şansı varsa hakem penaltının yanında yalnızca sarı kart gösterecektir. Ceza alanı dışındaki müdahalelerde ise kural eskisi gibi uygulanacaktır. Peki, bu fark ne için? Şunun için... Penaltı ağır karardır. Neticeye tesir eder, skor da değişebilir. Bu mantıktan hareketle oyuncunun topla oynama isteği de göz önüne alınarak kural revize edilmiştir. Bu sebepten dolayı Trabzonspor kalecisi kurala uygun olarak penaltı ceza vuruşunun yanında sarı kart ile cezalandırılmıştır.

KURAL HATASI İTİRAZI NEDEN REDDEDİLİR?

Kulüplerin zaman zaman ‘kural hatası’ itirazları yaptığını ve maçlarının yeniden oynanması için federasyona başvurduğunu biliyoruz. Bu itirazların ezici çoğunluğu reddedilir. Peki, kulüplere göre hakem göz göre göre hata yapmış olmasına rağmen bu başvuruların çoğunluğunun reddedilmesinin sebebi nedir, hiç düşündünüz mü? Açıklayalım.. Merkez hakem kurulları ve TFF hukukçuları, yönetim kuruluna sundukları raporları genellikle Futbol Oyun Kuralları’na dayanarak hazırlar. En büyük dayanakları Kural 5, Hakem Paragraf 2’dir. Kural 5’teki ‘Hakemin Kararları’ maddesinde geçen ‘Kararlar, oyun kurallarına ve oyunun ruhuna uygun olarak verilir. Oyun kuralları çerçevesinde hareket etme hakkına sahip olan hakemin kanaatine dayanır’ saptaması nedeniyle itirazların çoğu reddedilir. Çünkü hakemin o anda verdiği karar yanlış olsa dahi kanaati gereği o kararı vermiştir ve hakeme göre en doğru karar odur. Hakemler de genelde savunmalarını bu görüşe göre oluşturur. Ancak hakem ‘ben bilerek ve isteyerek hata yaptım’ derse maç tekrar edilir. Açıklayıcı bir örnek vermek gerekirse; Fenerbahçe-Ankaragücü maçında açıkça auta çıkan topu hakem köşe vuruşu olarak değerlendirmiştir. Burada top hakemin kanaatine göre kornere çıkmıştır.

VİDEO OPERASYON ODASI (VOR)

Sayın Yıldırım Demirören’in Federasyon Başkanı iken “Öyle bir ‘VAR’ merkezi yapalım ki Avrupa’da örnek olsun” talimatı üzerine çok kısa bir süre içerisinde Avrupa’da parmakla gösterilen merkezi sistemli bir Video Operasyon Odası’na sahip olduk. Şu anda Video Operasyon Odası yani ‘VOR’ Avrupa ülkelerinin gözdesi oldu. UEFA Hakem Kurulu Başkanı Roberto Rossetti’nin, ‘VAR’ uygulaması yapamayan Avrupa ülkelerinin FIFA hakemleri için İstanbul’da eğitim yapma isteği federasyonumuzca kabul edildi ve bu hakemlere geçtiğimiz günlerde Riva’da eğitim verildi. Riva’nın tercih edilme sebebi
gerçekten muhteşem bir tesise sahip olmamızdan kaynaklanıyor. Futbol Federasyonu Başkanımız Sayın Nihat Özdemir’in de ‘VOR’ için titizlik ve hassasiyet göstermesi tabii ki bu tesislerimizin daha da çağdaş yapıya kavuşturulmasında en önemli faktördür. Ayrıca başkanımızın, tesislerimizin Avrupalı hakemlere açılması konusunda onay vermesi, UEFA nezdinde de çok olumlu karşılanmıştır. Riva’daki ‘VOR’ tesisimiz merkezi sistemli olup, eğitim için ‘olmazsa olmaz’ futbol sahalarına sahiptir. Ayrıca konaklama ve iaşe için de her türlü kolaylık var. Daha ne olsun. Bir futbolsever olarak gurur duyuyorum. Yapanların ve işletenlerin emeğine sağlık.

Trabzonspor'un yıldız kalecisi Uğurcan Çakır'ı izliyoruz...

<script src="https://embed.dugout.com/v3.1/sporarena.js" data-dugout-video="eyJrZXkiOiJReW9LVFhOeCIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9"></script>

Yazının devamı...

MHK'ye bir öneri

25 Ekim 2019

VAR sistemi hakemler için bulunmaz bir nimettir. Bunu daha önce yazmıştım. Ancak; şu sıralarda VAR bırakın nimet olmayı, neredeyse öcü gibi olmaya başladı. Geçen 8 haftaya bakıyorum öyle pozisyonlar yaşandı ki “Tamam işte bu VAR’lık pozisyon” diyoruz ama hakemlerden her ne hikmet ise hiçbir hareket yok. MHK Başkanı Zekeriya Alp ve arkadaşları hemen hemen her hafta Riva’da VAR ile alakalı çok güzel eğitimler veriyorlar, pozisyonlar gösteriyorlar, yetmedi Hollandalı eğitimci Jaap Uilenberg de ‘VAR niçin var’ı detaylı şekilde anlatıyor. Hakemlerimiz VAR ile yatıp VAR ile kalkıyorlar. Ama bazılarının sahada bu eğitimlerin hakkını vermediklerini ve saç baş yoldurduklarını görüyoruz. VAR’ın uygulanması ile birlikte hep beraber gördük ki ofsayttan gol atılıyor mu? Hayır. Ofsayt olmayan bir pozisyon için gol iptal edildi mi? Hayır. Kırmızı uygulamalarında bir standart yakalandı mı? Evet. Peki; sorun ne? VAR’ın zorluğu nerede? VAR uygulaması ile beraber hakemlerin eli çok kuvvetlendi. Ama gelin görün ki iş ceza alanlarına gelince hakemlerimiz maalesef gereğini yapamıyor. Oysa VAR; “Yüzde 100 pozisyonlar ve yüzde 100 olmayan pozisyonlar için gel” diyor. “Bak, incele ve doğrusunu ver” diyor. Bütün bu imkanlara rağmen ceza alanı uygulamalarında maalesef bir türlü standardı yakalayamadık. MHK’ye naçizane bir önerim olacak. Ceza alanı içerisindeki yüzde 100 olan ve olmayan pozisyonları hakemlere ezberletsinler. Veya IFAB’a bir öneride bulunarak VAR protokolünde ceza alanlarındaki hakem kararlarını (penaltı ile alakalı) yeniden gözden geçirmelerini veya VAR protokolünden çıkarmalarını istesinler. Belki böylece bir standart yakalarız.

OYUNUN RUHU VE HAKEMİN KANAATİ

Futbol, Oyun Kuralları kitabını kaçımız okuyor? Kural kitapları sıkıcıdır ama içleri detay doludur. Dikkatinizi çekmek istediğim bir paragraf var. Kural 5, paragraf 2 (Hakemin kararları). Diyor ki: “Kararlar; hakemin yeteneğinden en iyi şekilde yararlanılarak oyun kurallarına ve ‘oyunun ruhuna’ uygun olarak verilir. Aynı zamanda oyun kuralları çerçevesine uygun olarak hareket etme hakkına sahip olan hakemin ‘kanaatine’ de dayandırılır.” Yani? Her zaman gördüğünü çalmak ‘en iyi hakemlik’ anlamına gelmeyebilir. Kuralda yazıldığı gibi ‘oyunun ruhu’ ve ‘hakemin kanaati’ de kararlara etki eder. ‘Ruh’ ve ‘kanaat’ işin içine girince ortaya tartışılmaz bir bilimsel sonuç değil, yönetimsel bir sanat eseri çıkar. Sonuç olarak; hakemleri her zaman doğru sonuç bulan bir bilim insanı olarak değerlendiremeyiz. Onlar kanaatlerine göre de eserlerini yapan birer sanatçıdır. Eserlerini beğenen de çıkar, beğenmeyenler de çıkar. Sanatçının da iyisi zor bulunur.

ŞANSALAN’DAN SONRA İKİ GENÇ DAHA VAR

Yaklaşık 3 sezondur Süper Lig’de görev yapan hakem Ali Şansalan bu süreçte zaman zaman şanslar buldu, ancak çeşitli nedenlerden dolayı bir türlü çıkışa geçemedi. Bu sezona iyi başladı. Tek tük hatalar yapmadı değil ancak MHK Başkanı Zekeriya Alp, Ali Şansalan’a güvenerek, zor bir maçı, risk alarak verdi. Şansalan bu zor müsabakayı (Ankaragücü- Beşiktaş) mükemmele yakın yönetti. Birkaç hatası var ama sahaya baktığımız zaman çalışkan, enerjik ve 90 dakika boyunca otoritesinden taviz vermeyen bir hakem görüyoruz. Bu küçük hatalar, işte başarılı yönetim içerisinde kayboldu gitti. Türk hakemliğine yeni isimler, yeni yüzler kazandırmak mecburiyetindeyiz. İşte bu prensipten hareketle sayın Zekeriya Alp’in yeni isimler için risk alarak görevlendirme yapması takdire şayan. Ali Şansalan’ın başarılı yönetimi, aynı zamanda arkadan gelecek yeni isimlerinde çıkmasına vesile olacaktır. Artık bunları sıklıkla Süper Lig’de görebileceğiz. Benim izlediğim kadarıyla sırada; Atilla Karaoğlan ve Bülent Birincioğlu var. Abdülkadir Bitigen ve Zorbay Küçük’ü saymıyorum çünkü onlar bu aşamayı çoktan geçtiler. Zekeriya Alp bu hafta yine çok önemli bir maçı (Fenerbahçe-Konyaspor) Şansalan’a veriyorsa bence bu hakeme duyulan güvenin eseridir. Bu mesaj hem Şansalan hem de arkadan gelecek hakemlere bir moral motivasyonu olacaktır. Ben de ona güveniyor ve başarılı olmasını gönülden istiyorum.

 

 

Yazının devamı...

Ali Şansalan sınıfı geçti!

20 Ekim 2019

Şansalan da maçı iyi yöneterek sınıfı geçti. Onun başarısı diğer genç hakemlerin de önünü açtı. Şansalan, maçın tamamında dikkatli ve titizdi.

Baskı altında kalmadı, eğilip bükülmedi. Disiplin uygulamalarında adeta usta hakemler gibi sakindi. Gösterdiği kartların tamamı doğruydu. 35. dakikada Elneny-Korcan mücadelesi çok tartışıldı ama bana göre bu pozisyonda kasıt yoktu. Elneny’nin ayağı Korcan’ın kafasına kazara çarptı.

Yazının devamı...

Hakemler için komplo teorileri

15 Ekim 2019

O sadece kendi istikbalini düşünür. Doğru bildiklerini kurala uygun olarak 90 dakika boyunca sahada uygular. Ne Ali’yi düşünür ne de Veli’yi. Bunların tersini düşünen ve uygulayan hakem asla bu camia içinde barınamaz. Kulağından tuttukları gibi çekip atarlar. Yok, bu hakem buralıymış, yok öteki hakem de oralıymış. Artık bunları kimse yemiyor. Bırakalım bu algıları.

Peki bu kadar ön yargının olduğu yerde sağlıklı hakemlik yapılır mı? Herkes bir hafta sonrasını kurtarma telaşında. Benim zamanımda da, benden sonra da, şimdi de hep aynı komplo teorileri üretilip durulur.

Komplo 1: Bu sene federasyon X kulübünü şampiyon yapacak.

Komplo 2: MHK karar almış, X kulübünü düşürecek.

Komplo 3: Yayıncı kuruluş 3 büyüklerin ligden kopmasını istemediği için görüntü saklıyor.

Komplo 4: X hakem, X takımın hastası. Bu Hafta bizi yakacak.

Bu teorilerden onlarcasını daha üretebiliriz. Ne oldu da hakemlere kimse güvenmiyor? Futbolcu dağlara taşlara vurur boş kaleye gol atamaz, kaleciler olmayacak golleri yer, teknik direktörler hatalı takım çıkarır veya oyunu iyi yönlendiremez... Bunlar için sadece cılız eleştiriler yapılır; varsa yoksa hakem. Vur abalıya gitsin!

VAR, BENiM ZAMANIMDA OLSAYDI...

Yazının devamı...

Mariano'ya kırmızı, Belhanda'ya penaltı

6 Ekim 2019

10 sarı, 1 kırmızı kartın çıktığı G.Birliği- Galatasaray maçında iki önemli hakem kararı var. Mücadele açısından zor geçen bir maçı yönetme adına hakem oldukça gayretliydi.

Ancak şanssızlık mı diyelim, iyi yer alamamadan kaynaklanan durum mu diyelim, Halil Umut Meler kalitesi ve kariyerine ters düşen kritik kararlar vardı. İlkinde, 30. dakikada ayite-Mariano mücadelesinde ayite, Mariano’nun boyun kısmına eliyle net bir şekilde müdahalede bulunuyor. Canı yanan Mariano top oynamaksızın rakibinin beline gelecek şekilde sağ elini yumruk yaparak vuruyor. Hakemin Ayite’nin elle müdahalesini de görmediğini düşünüyorum. Hakemin Mariano’ya kırmızı kart göstermesi daha şık olurdu.

90+1’de Galatasaraylı Belhanda’nın ceza alanı içerisinde Sessegnon tarafından sağ omzundan çekilerek düşürülmesi 10 kusurlu hareketten biriydi. Burada hakemin penaltı vermesi gerekirdi. İki pozisyon için de VAR incelemesi gerekir miydi... Bununla ilgili bir aktivite göremedim. Ahmet Oğuz’un kırmızısı doğru.

Yazının devamı...

Hakemin kararları doğruydu

30 Eylül 2019

Beğenmeyenler mutlaka çıkacaktır ama gelin hep birlikte kararlarına bakalım. Haklı mı? Haksız mı? ì23. dakikada Abdülkadir Parmak’ın N’Koudou’nun ayağına basması net sarı kart gerektiriyordu. Karar doğru.

25’te Burak Yılmaz’ın kullandığı serbest vuruşta top ceza alanı içindeki barajdan döndü. Beşiktaşlılar “Elle oynama var, penaltı” diye itiraz etti. VAR incelemesi yapıldı ve ‘penaltı yok’ kararı çıktı. Doğru karar. Ha hakem şayet penaltı çalsaydı o yoruma da bir şey denilemezdi, “Böyle yorumladı” denilirdi.

Trabzonspor’un üçüncü golü VAR’dan geldi. Net ve temizdi. Bu karar da doğruydu. Son dakikalarda orta sahada yaşanan karmaşada çıkan sarı kartlar yeterliydi, fazlası olmazdı.

Yazının devamı...

Cüneyt Çakır hatasızdı

29 Eylül 2019

Hakem Cüneyt Çakır mükemmel bir maç yönetti. 1, 3 ve 12’nci dakikalarda kiritik yerlerde verdiği üç faul kararı ile maçı adeta avucunun içine aldı. Sonra da kanaviçe örer gibi resital yaptı.

Dünkü yazımda ne demiştim; ‘10 numara maç yönetir.’ Yönetti mi? Bal gibi yönetti. Basit fauller çalmadı. Oyuna tempo katmaya çalıştı. Hiçbir pozisyonu atlamadı. Avrupai ve çağdaştı.

54’ te kiritik bir pozisyon var. Babel ceza alanına girerken Gustavo’nun müdahalesiyle kendini yerde buluyor. Net bir şey yok, G.Saray penaltı bekliyor. VAR incelemesi pozisyonun başlangıcına götürdü ve Babel’in önce elle oynadığına karar verildi. Doğru bir VAR incelemesiydi.

Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, 0-0'lık derbiyi bu sözlerle yorumladı...

Yazının devamı...
Bülent YAVUZ Kimdir?

Bülent YAVUZ