GeriÖzlen Çopuroğlu Nereden nereye...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nereden nereye...

Nereden nereye...
Abone Olgoogle-news

Tam 28 yaşındaydım kızım beni anne yaptığında...

Tam 28 yaşındaydım kızım beni anne yaptığında.

Kadınların hakim olduğu bir evde büyüdüm ben, gözümü açtığımdan beri evimizin çınar ağacı, annemin babaannesi vardı yanımızda. Ben 13 yaşına kadar onunla büyüme, öğrenme, yoğrulma şansını elde ettim. 94 yaşında son nefesine kadar eli ellerimizde, gözü gözlerimizde vedalaştık annem, ben ve o...

Bambaşka tadı vardır o günlerin hayatımda. Kokusuda, tadıda, anılarıda bambaşkadır.

İnanırım yaşlıların evdeki ululuğuna, şansına, bereketine...

Huylu yaşlılardandı bizim büyük babaannemiz. Mehlika’cığım, gençliğe saygılı, ileri görüşlü, incitmeyen, tenkit etmeyen ama sırası geldiğinde otoritesini, ağırlığını, ayıbımızı bize bir bakışıyla hissettiren... Ayıbın ne olduğunu hepimizin bildiği günlerdi.

Üç farklı kuşak olsak bile edepte bilirdik, terbiyede.

O ne mezuniyetimi, ne evliliğimi, ne doğumumu görebildi.

Ama öyle güzel şeyler ekti ki içime, kalbime, eğer beni ben yapan parçaların yarısını annem birleştirdiyse, diğer yarısıda büyük babaannemindir.

Mutfak aşkım, sofra inancım, dostluk inancım, koşulsuz şartsız bağlanma aşkım hep onlardan gelir, bilirim.

Kadınlar dayanışması içinde geçti hayatımız hep omuz omuza. O kadar bağlıydık ki birbirimize, koşulsuz, şartsız destek olduk birbirimize. Büyük küçük demeden ortak olduk dertlere. Belki ondandır benimde gerçekten bağlılık kavramlarına körü körüne bağlı olup, derinden etkileyen hayal kırıklarının hiçbirini ve hiç kimseyi bugün bile affetmemem, direk silmem.

Damar diyorlar ya buna, hadi neyse...

Aynı evdeki biz üç kadının dayanışmasından, olaylara bakış açısından, kalp kırıklıklarındaki yaklaşımlarımızdan, kalplerimizi onarmaya ve hayata devam eder hale getirmeye çalışmamızdan kadın yüreğinin farklı olduğunu deneyimlemişimdir.

Belki bundandır, içimden geçirdiğimde, hep bir kızımın olmasını isteyişim.

Kendime koşulsuz şartsız sırdaş, yoldaş, arkadaş olsun hayalimdendir.

Annemle babaannesinin, benimle annemin ilişkisindendir.

Mehlika babaanne hep derdi: “İlk çocuğun kız olsun senin, yaşça büyük olan o olsun, önce sen, sonra onun kanatları sanada yeter” derdi.

İlk gün  karnımdaki bebeğin cinsiyetinin kız olduğunu öğrendiğimde, heyecanımı anlatamam, sevinçten ağlamış, gururla minnetle teşekkür etmiştim Allah’a.

Hep dua ettim, ediyorumda, içi iyilik dolu bir çocuk olması için.

Şimdilerde ise bambaşka heyecan içindeyim, aslında tarif etmem zor, çünkü bilemediğim bir duygu içindeyim.

Bir fikrimin olmadığı, bir şey hayal edemediğim tarif. Tek bildiğim bu kez benim değil, kızımın hayali ve dileği gerçek oldu... Bir erkek kardeşi oluyor.

        Nereden nereye...        

Bense, annemin ve babaannemin öğrettiği her şeyi yani hamur yoğurmayı, yer süpürmeyi, toz almayı, kurabiye yapmayı, örgü örmeyi, teğellemeyi, dolma doldurmayı, yoğurt yapmayı, ekmek yapmayı öğrettim. Kızımla sınadığım bilgilerimin artık bunda bir işe yaramayacağını ve nereden başlayacağımı düşünen biriyim...

Babamıza ve kızıma çok güvenmekle birlikte, her şeyin özelliklede ilk yıllar annede başlayıp, annede bittiğini bilen ve inanan biri olarak tamamen belirsiz bir heyecan ve endişe içindeyim.

Acaba kızımın öğretmeninin dediği gibi “Korkmayın sakın, bunca yıllık öğretmenim elmadan armut, armuttan elma çıktığını daha görmedim.” diyerek beni telkin edişine sevinmeli miyim?

Ve benim tek dileğim, kız kardeşine bütün huyları ile benzeyen bir bebek daha gelsin. Siz de dileyin olur mu?

Özlen ben, bilemeyen, düşünemeyen, hayal bile etmeyen...

False