GeriNevzat Tarhan Sevgi + iyi işbirliği = Aşk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sevgi + iyi işbirliği = Aşk

Sevgi + iyi işbirliği = Aşk

Toplumun temel taşı olan ailede sevginin çok önemli bir yeri vardır. Sevgi, anahtar bir kavramdır. Korku ve tehdidin olduğu yerde güven azalıyor, güven azalınca sevgi işe yaramıyor. Onun için sevgi varsa korku azalıyor, güven artıyor. Disiplinli sevgi, özgüven oluşturuyor. Kişi eğer kurallı bir ortamda büyüyorsa cesaret sahibi oluyor.

Eşler arasında sevgi artı iş birliği eşittir aşk. Aşk sebep değil, sonuçtur. Aşık olmak çok güzel bir şeydir. Aşk nesnesini doğru seçmek lazımdır. Eğer eşine aşıksan evlendikten sonra aşk neden buharlaşıyor? Aşık oluyor, evleniyor ve 6 ay sonra boşanıyor. Yapılan araştırmalarda şu çıkmış ortaya: Aşk artı iyi iş birliği, eşittir ömür boyu aşk.

Ailede sevgiyi adil bir şekilde dağıtabilmek için korku ve güven dengesini sağlamak gerekir. Sevginin bir ucunda korku vardır, bir ucunda da güven vardır. Sevgi bu ikisinin arasındaki dengeyi sağlar. O dengeyi sağladığımız zaman buna bilimsel terminolojide 'alignment' deniyor. Bilgisayarı açınca bilgisayar otomatik ekranı alignment yaparak ayarlar. Hizalama yapar. İnsanın da sevgi ve güven arasında alignment yapması lazım. Bir denge kurması gereklidir. Bunun için de amaç belirleyeceksin. O amaca göre bu üç dengeyi sağlamak önemlidir.

Aile, güven yuvasıdır

Biz daha önce psikiyatri pratiğinde aile için "sevgi yuvası" diyorduk, şimdi güven yuvası diyoruz. Çünkü güvenin olması için zaten sevgi gerekiyor. Hatta çocuk ilk doğduğu zaman anne karnında gayet konforludur. Dudağını bile oynatmasına gerek yok. Her şey hazır geliyor. Soğuk sıcak her şey dengede, güzel bir ortamdır. Doğar doğmaz ilk karşılaştığı duygu nedir?

İlk güven nesnemiz annemizdir

Soğuk hava ciğerlerine giriyor. Birden bire nefes ciğerleri açılıyor. Müthiş bir korku hissediyor çocuk. İlk duyduğu duygu korkudur. İlk tepkisi de ağlamaktır. Ondan sonra annenin kokusunu alıp onun sıcak kucağına girdiği zaman ne oluyor? Çocuk, anne sevgisini, sevginin kokusunu alıyor ve ağlaması kesiliyor, rahatlıyor ve güven oluşuyor. Bu hayatta da hep böyledir. Büyüdükçe bizim güven nesnemiz değişiyor sadece.

O yaşlarda güven nesnesi anne iken daha sonra bu aile oluyor, toplum oluyor daha sonra vatan oluyor, millet oluyor, kutsal değerler oluyor. En sonunda da ölüm karşısında da kutsallık ön plana çıkıyor. Bunların hepsi güven ihtiyacındandır. Bu kavramlar, insanda belirsizliği gidermek, güven duygusunu oluşturmak için insanın adeta trafik işaretleridir. Trafik işaretleri nereye gideceğimizi göstermek için vardır. Bizim de hayatta bizim trafik işaretlerine ihtiyacımız var.

Sosyal değerler yönümüzü belirleyen trafik işaretleridir

Sosyal değerler bizim hangi yönde gideceğimizi belirleyen trafik işaretleridir. Yalancı olup olma, dürüst olup olma, başkasının hakkına dikkat edip etmeme, empatik olup olmama gibi... Böyle değerlerin zıtların dengesi vardır. Bu denge içinde biz hep özgür irademizle seçim yapıyoruz ve bunlardan sorumluyuz. Yalanı seçiyorsak bu bizim kusurumuz.

Ailede sevgi adaleti önemlidir

Duyguları yönetmek 21. yüzyılın becerisidir. Amerikan Psikiyatri Birliği, APA Yıllık kongresini pandemiye rağmen online yapıyor. Kongrenin ana teması ne biliyor musunuz? Dünya Psikiyatri Birliğinin pandemi sonrası çağda çözüm arayışında zihin ve akıl yolu ile adaleti bulma. Adalet, ailede sevgi adaleti olacak. Adalet aileden başlar.

Sevgiyi de adaletli dağıtmak gerekiyor

Sevgide de adalet lazım. Sevgi adaleti lazımdır. Hz Peygamberle ilgili bir örnek var. Hz. Peygamber bir sahabeyi ziyarete gidiyor evine. Çocuklar tek tek geliyor elini öpüyorlar saygı gösteriyorlar. Fakat bir çocuk geldiği zaman babası ona sevgisini göstermiyor. Hz. Peygamber 'Sen bütün çocuklarının seni eşit sevmesini ister misin?' diye sormuş, sahabe de 'İsterim ya Allah Resulü' demiş. Hz. Muhammed (SAV), 'O halde sen de çocuklarını eşit sev' demiş.

False