GeriM. Berk Karaoğlu Çocuklarda suçluluk psikolojisi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocuklarda suçluluk psikolojisi

Çocuklarda suçluluk psikolojisi
Abone Olgoogle-news

Suçluluk duygusu, ne kadar da katlanılması zor bir duygu değil mi? Halbuki daha yetişkin zihnimizle düşünürken bu duygunun ne kadar ağır olduğunun farkına varıyoruz. Bir de çocuğun gözünden bakın bu duyguya yani kendinden yaşça ve fiziken büyük hemen hemen her bireyi sağlıklı olarak görüp çoğu olumsuz telkini kendi benliğiyle özdeşleştirip, suçluluk hisleri yaşadığı durumları gözümüzde bir canlandıralım.

Evet yan odada eşinizle kavga ederken, kardeşiyle olan tartışmasında ona kızarken, okuldaki davranışları ile ilgili birde evde çocuğumuza biz ceza odaklı yaklaşımda bulunurken, hatta bazen gayet masum gibi gözüken ancak “beni mi daha çok seviyorsun yoksa babanı yada anneni mi gibi sorularımızın yanı sıra edilen sitemlerden, evet daha birçok örnek sayabiliriz ki çocuklar suçluluk duygularıyla baş başa kalmasın.

DAHA ÇOK BOŞANMIŞ AİLELERİN ÇOCUKLARINDA GÖRÜLME OLASALIĞI VAR

Biz bu duruma psikolojide özellikle şema terapi bakış açısıyla “suçlu çocuk modu” deriz. Daha çok boşanmış ailelerin çocuklarında görülmesi olası olsa da, sağlıksız yani tutarsız veya aşırı katı kuralcı vs. gibi ebeveyn modellerinde de bu “suçlu çocuk modu” karşımıza çıkabilmektedir.

Bu suçluluk duyguları ve çocuklukta yaşanan “suçlu çocuk modu” ileride kişilik oluşumunda bu duyguların üstünü örtmek adına Narsist, Borderline yada içe dönerek Obsesif (Takıntılı) ya da çekingen kişilik özellikleri ortaya çıkarabilmektedir.

Çocuklarda suçluluk psikolojisi

PEKİ EBEVEYN OLARAK NASIL DAVRANMALIYIZ?

Ebeveynlerin öncelikle her konuda olduğu gibi çocuğa yaklaşımında dengeli olması gerekmektedir. Yani bu denge unsurları; tutarlılık, kararlılık, uygun dozda verilmesi gereken disiplin ve otoriter yaklaşım gibi birçok konudan oluşmaktadır. Örnek vermek gerekirse çocukta suçluluk duygusu oluşmaması için tamamen hoşgörülü, hiçbir yanlışını çocuğa söylemeyen bir model olmakta bir işe yaramaz çünkü çocuk illaki dış dünyayla (kreş,okul,arkadaşlık ilişkisi vs.) tanıştığında bu duyguyla yüzleşebilmektedir. Ancak sevgisini, ilgisini yani kısacası koşulsuz desteği vermesi gereken anne-babaların bu konuda çok daha dikkatli olarak, çocuk yanlış yaptığında nedenleri detaylı anlatarak ve eğer bu davranış devam ediyorsa sadece yaptığı yanlış davranışla orantılı olarak ödülden mahrum bırakma davranışı uygulanabilir.

Ama asla unutulmamalı ki çocuğun dayandığı yegane unsur anne ve babasıdır ebeveynler bu bilinçle hareket etmeliler. Unutmayalım ki dersleri, akademik yaşantısı, dikkati, zekası her daim gelişebilir ancak belli bir yaşa kadar edinmesi gereken olumlu duyguları bir daha çocuğumuza veremeyiz yada “yoğun suçluluk duyguları” gibi çocuğa olumsuz etkiler bırakabilecek durumları telafi edemeyebiliriz. Özellikle ev içinde yaşanan maddi, manevi, tartışmalar gibi ebeveynleri ilgilendiren olumsuz konuların çocuğun sorumluluğunda olmadığı çocuğa yaş ve gelişim dönemi dikkate alınarak anlatılmalı eğer ki evde yoğun kaygı, tartışma ortamı ve gerginlik var ise bir ruh sağlığı uzmanı tarafından destek alınmalıdır.

Bir diğer nokta da okulda çocukların yaşayabildiği “Akran Zorbalığı” yani dalga geçilme, olumsuz lakap takılması, küçük düşürülmesi, fiziken çocuğu zedeleme gibi durumlarda öğretmeni ve okuldaki rehberlik merkezi ile iletişime geçilerek koordineli bir şekilde çocuğun duygularının üzerinde durmakta yarar vardır. Bu gibi durumlarda çocuğun yaşayabileceği suçluluk veya değersizlik duygularının yanı sıra nasıl tepki verebileceği ve bu durumlarla nasıl başa çıkılabildiği belki de kendi küçüklüğümüzden verilen örneklerle de anlatılabilir.

Özellikle çocuğumuzda ergenlik döneminin sonuna kadar yoğun olarak gelişen kişilik özellikleri baz alındığında duyguların önemi büyüktür. Bu duyguların farkına varmak çocuğun ve dolayısıyla ailenin sorunlarını çözmede başlıca unsurdur.

False