Yasemin Candemir

Yaşlılar Görünmek, Gençler Öğrenmek İstiyor

14 Ocak 2019
Dijital uçurumun aşılması için ABD’de, İngiltere’de ve Yunanistan’da bir araya gelen ve hızla büyüyen genç-yaşlı kadın toplantı grupları 2019’un en alkış tutulası birlikteliklerinden biri. Aralarına erkekleri almıyorlar ve kadınlar özgürce istediği her sorunu toplantı gündemine taşıyabiliyor.

Bu grupların en ünlüsü Kaliforniya’da oturan ve yaşlanmanın zorlukları ile baş etmeye çalışan Susan Good’un kurucusu olduğu Bal Grubu. “Bal” yanı sıra Good’un kendi çekirdek çevresindeki takma adı. Oluşum şöyle başlıyor; Bayan Good, bir gün yaşlı arkadaşlarıyla havaya fırlayan kolesterol düzeyleri ve dinmek bilmez ağrılarını konuşurken “Kendini görünmez gibi hissetmeye başlıyor”. Good bu duyguyu; “Sadece kendi dertlerini konuşmak, hayat deneyimini kimseye aktaramıyor olmak ve bir süre sonra ölümle kucaklaşacak olmak, içimde biriktirdiğim her şeyi ve deneyimlerimi birilerine aktarmam gerektiği hissi oluşturdu” diye açıklıyor.

“Torunlarım için hikayeler”

Bu özel duygusunu arkadaşları ile paylaşınca onlardan da benzer tepkiler alıyor. Ve bir internet sitesi kurmak için kolları sıvıyor. “Torunlarım İçin Hikayeler” diye başlayan ve pek çok yaşlı kadının katılımıyla büyüyen internet sitesi ile beraber takipçileri de çoğalıyor.

Bayan Good, pek çok kadının fikir almaya ihtiyacı olduğunu fark edince sitenin içinde ücretsiz bağlanabilen bir sosyal ağ bölümü de açıyor. Herkes orada düşüncelerini, hikayelerini paylaşırken, kariyer sahibi yaşlı kadınlar genç kızların elinden tutarak daha iyi bir noktaya taşımaya başlıyor. Hatta kimi genç kadınlar aldıkları uyarılarla hayat planlarını tekrar gözden geçiriyor.

Her ay Palm Springs’te toplanan ve kurabiye yiyip, çay içerek hem kendilerini hem dünyayı kurtaran bu kadınların son toplantısına 60 genç, 93 yaşlı kadın katıldı. Düzenli katılımcılardan 30 yaşındaki Amanda Lockie, “İlk buluşmalar sırasında bir restoranda garson olarak çalışıyordum. Bayan Good, satış işinde daha başarılı olabileceğimi öngördü ve beni bir şirkete önerdi. Şimdi şirketin satış müdürü olma yolundayım. Bu sayede kariyerimi, hayatımı, hatta evimi bile değiştirdim” diyor.

Bayan Good, konuşma konularını anlatırken heyecanlanıyor; “Para sorunları, karışık aileler, dürüstlük, toplum içindeki görünmezliğimiz, evlilik, kariyer” gibi konuları konuşuyoruz. Genç kızlar deneyimleri dinleyerek hem kendilerine çıkarım yapabiliyor hem de içinden çıkamadıkları sorunları toplantıya taşıyabiliyor. Kadın kadına olunca konular özel olmaktan çıkıyor ve tartışılabilir hale geliyor. Sahip olduğumuz tek kural; hiçbir şeyin dışarıya çıkmaması” diye konuşuyor.

Dünya 60 yaş üstü güçlü kadınlarla dolu. Her biri “kükremesinin duyulmasını” bekliyor ama artık onları kimse dinlemiyor ve sokaklar onları görünmez kabul ediyor. İş gücünde kimse onlardan yararlanmayı düşünmüyor ve hatta ne kadar az iletişim kurarsak o kadar iyi diyerek, tesadüfen bir araya gelinmiş anlarda bile konuşmaları kısa tutuyor. Oysa o yaştaki pek çok kadın için yaş sadece bir sayı.

Yazının Devamını Oku

Teknolojinin Açlıkla Mücadelesi

8 Ocak 2019
Son yılların kahramanlarından biri hiç kuşkusuz açlık karşıtı eylemci Jasmine Crowe.

ABD Tarım Bakanlığı ve Avrupa Birliği’nin çalışmaları gösteriyor ki, insanların yüzde 60’a yakını yedikleri gıdalara güvenmiyor. Sağlıklı yaşam için dünya nüfusunun sadece 11.7’si hormonsuz, GDO’suz tamamen sağlıklı gıdaya erişebiliyor. Para ve diğer kaynaklar sınırlandıkça gıda güvenilirliği düşüyor.

Açlık karşıtı eylemci ve teknoloji girişimcisi olan Kanadalı Jasmine Crowe, 2017 yılında Atlanta şehir sokaklarında dolaşırken özellikle evsizlerin gıda güvensizliğinden dolayı acı çektiğini fark ediyor. Atlanta Evsizler Topluluğu’na giderek pazar akşamları bir etkinlik yaratmayı ve 5 farklı çeşit sağlıklı yemeği sunmayı öneriyor. Crowe’un tek isteği evsizlerin bu yemekleri tadını çıkara çıkara yemeleri oluyor. Fakat dernek için yemekleri finanse eden tek kaynak olduğunu, onun da bu özel etkinlik için ayıracak sınırlı bütçesi olduğunu öğrenince üzüntüsünden kahroluyor.

İlk hafta Atlanta caddelerinde 500 kişiye yemek çıkarabilmek için yaptığı fiyat analizleri sonrası, indirim kuponları ile alışveriş yaparak 40 saat harcıyor. Yemeklerin yapımı ile birlikte haftanın yarısını ilk pazar yemeğine hazırlanmak için geçiriyor. Yorgun ama mutlu bir halde bir sonraki haftaya odaklanırken şehirde bulunan çok sayıda restoranın dernek için neden bağış yapmadığını ya da çaba göstermediğini merak ediyor. Merakla yetinmeyip bu restoranların çöpe attığı yiyecek miktarını öğrenmek için kolları sıvıyor. Atık yemek miktarının hayli yüksek olduğunun farkına varınca Goodr isimli bir uygulama başlatıyor.

Onlarca teknik insandan ve teknoloji şirketinden bedelsiz yardım alan Crowe, Goodr uygulamasıyla yiyecek şirketlerinin ve restoranların evsizler ile paylaşabilecekleri gıda atıklarını toplamaya başlıyor. Bu gönüllü hizmete sonradan kongre merkezleri, oteller, binin üzerinde çalışanı bulunan şirketlerde dahil oluyor. Fazla ve atık olan gıdalar alınıyor, bir ayrıştırma işleminden geçerek paket zinciri ile birlikte evsizlere ulaştırılıyor.

Lojistik yani şirketlerden ve restoranlardan alınan ve ayrıştırılan gıdaların evsizlere ve ihtiyacı olan ailelere ulaştırılması konusu da yine sponsorlarla çözülüyor. Kendini kıtlığın gerçek olmadığına sadece arada doğru ve tutkulu insanların olmamasına inandıran Crowe, seve isteye bu aracılık görevini üstleniyor ve açlıkla mücadelede sayısız ödül ve teşviğin de sahibi oluyor.

Şu ana kadar tutarı bir milyon liradan fazla olan gıdayı çöplerinden ayıran, ihtiyacı olan kişilere vergi indirimi yoluyla 940 bin öğün ulaştıran Goodr, sokaklarda aç yatma riski ile karşı karşıya kalan binlerce kişiye yiyecek erişimi sağlıyor. İşsiz kalan aileler, yeterli yemek erişimine sahip olamayan yardım dernekleri de Goodr sayesinde temiz, sağlıklı, güvenilir gıdaya ulaşabiliyor.

Hepimiz için bu haftanın ilhamı 30’lu yaşlarında olan Crowe’dan gelsin. Şimdi yanında onlarca insan çalışıyor ve Goodr farklı şehirlere yardım götürmek için yola çıkıyor...

Yazının Devamını Oku

Nano İnfluencer’lar İçin Hazır mısınız?

4 Ocak 2019
Bir milyondan fazla takipçisi olan sosyal medya fenomenlerini mutlaka duydunuz ya da takip ediyorsunuz. Çeşitli markaları giyerek ya da kullanıyormuş gibi yaparak on binlerce lira para kazanıyorlar. Peki dünyada yeni trendin 1500 mikro takipçiyle bile markaların radarına giren nano influencer’lar (Etkileyiciler) olduğunu biliyor musunuz?

New York Times’a göre bu terim, şirketler tarafından en az bin takipçisi olan ve sosyal medyada reklam vermeye istekli olan kişileri tanımlamak için kullanılıyor. Şöhret eksiklikleri onları ulaşılabilir kılan özelliklerden biri. Instagram’da bir şampuan, losyon ya da mobilya markası önerdiklerinde sözleri gerçek bir arkadaş tavsiyesi gibi duruyor. Ki zaten markalarca istenen de bu.

Nano’lar küçük bir komisyon karşılığında tabii faturasız olarak (bir milyon takipçili olanların büyük bir kısmının da fatura vermediği malum) şirketlerin söylediği her şeyi dile getirebiliyorlar.

Yaklaşık 2800 Instagram takipçisi olan Alexis Baker nano’lardan sadece biri. Sıradan bir sosyal medya varlığına sahip. Ancak Suave Professionals Rose Oil Infusion şampuan, Clinique Beyond Perfecting kapatıcı ve soğuk kahve ile hindistancevizi suyunun karışımı olan Loco Coffee’ye yağdırdığı övgülerle hem para kazanmaya başladı hem de takipçi sayısı arttı.

Reklamcı Mae Karwowski'e göre, nanoinfluencer’lar markalar için müthiş bir fırsat. Nanoinfluencer olmanın tek kuralı ise 1000 ile 5000 arası takipçiye sahip olmak. Influencer’ın sözü dinlenir, saygı uyandıran biri olması, takipçi profilinin ise insanları yönlendirebilen, akıllı bireylerden oluşması önemli. Karkowski gelinen noktayı, “Markalar inanılmaz paralar talep eden ve kendinden hiçbir şey katmayan fenomenlere gitmek istemiyor, onların yayınladığı hiçbir şeyin gerçeği yansıtmadığını ve markayı aşağı çektiğini biliyor” şeklinde açıklıyor.

Çevrimiçi şöhretli sosyal medya kişilikleri, tüm dünyada cirolarını yükselttikçe kaliteyi kaybeder hale geldi. Her gelen paralı teklife, markanın güvenilir olup, olmadığına bakmadan ‘evet’ demeye başladılar. Standart rakamları veren herkes onların sayfasında yer alabildi. Bunun da Google reklamlarından hiçbir farkı kalmadı.

Nano influencer’lar insanları yönlendirebilme anlamında bir milyon takipçisi olan sosyal medya kişiliklerinden çok daha etkin olabiliyor. Bu ölçülebilen başarının arkasında ise nano’ların daha gerçekçi olması durumu yatıyor.

Geçtiğimiz günlerde ABD’de ‘Mr. Fallback’ adıyla tanınan Luka Sabbat isimli bir fenomene dava açıldı. Sabbat, bir marka için hikaye ve story yayınlayacak ve karşılığında 60 bin dolar alacaktı. Anlaşmaya aracı olan halkla ilişkiler şirketi davayı kazandı ama Sabbat’ın açıklamaları rakamı düşük bulup, anlaşmayı başka bir marka için ihlal ettiğini gösteriyordu.

Yazının Devamını Oku