"Semra Akkuş Akman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Semra Akkuş Akman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Semra Akkuş Akman

Semra Akkuş Akman

Bebekler ne zaman emeklemeye başlar?

11 Eylül 2018

Bebeklerin emeklemeye başlaması motor fonksiyonların olgunlaşması sonucu gerçekleşir. Emekleme için ilk adım bebeğin desteksiz oturmaya başlaması ile olur. Bu yüzden emekleme  genellikle  7. aydan itibaren başlar, bazı bebekler uzun süre desteksiz oturduktan sonra emeklemeleri 10. ayı bulabilir.    

Bebeğin emekleyebilmesi için öncellikle yere bırakılması gerekir. Temiz bir çarşaf serip bebeğin yanında oturarak bebek yüzüstü bırakılır. Bebek önce karnının üzerinde durup elleri üzerinde yükselmeye çalışır, ardından kol ve bacak kaslarının koordinasyonunun gelişimi ile genellikle ters kol ve bacağını aynı anda hareket ettirmesini öğrenerek emeklemeye başlar.

Bebeğin emeklemesine yardımcı olmak için yanında otururken biraz ilerisine sevdiği bir oyuncağı bırakmak onu teşvik edebilir. Bebekler emeklemeleri için yere bırakıldıklarında yüz üstü pozisyonda daha fazla görülen ani bebek ölümü sendromu açısından asla yalnız bırakılmamalıdır.

Bebekler genelde ileri doğru emekler, bazen ters emekleme, kollarını ilerleterek karnının üzerinde komando gibi emeklemeyle de karşılaşabiliriz. Emekleme nörolojik gelişim basamaklarının zorunlu olan bir eylemi değildir, birçok çocuk emeklemeden sıralar ve yürür. 

Bebek emekledikten sonra evi bebeğin gözüyle gezip bebek için tehlike oluşturabilecek unsurlar için önlem alınmalıdır. Yerde bulunun bozuk para, leblebi, fındı kabuğu vb cisimleri bebeğin ağzına atması ciddi boğulma riski oluşturur. Yere sarkan tüller boynuna dolanarak tehlike oluşturabilir. Orta sehpası gibi kenarları keskin eşyalar bebeğin başında ciddi kesilere neden olabilir.

Yazının devamı...

Sivrisinek ısırıklarına karşı ne yapmak gerekir?

29 Ağustos 2018

Yaz aylarında çocuklarda sinek ve böcek ısırıklarına sık rastlanılır. En sık olarak sivrisinek ısırıkları görülür. Gün batımından gün doğumuna kadar olan süre sivrisineklerin en aktif olduğu saatlerdir.

Sivrisinekler ısırdığı bölgeye bazı kimyasal salgılarını bırakır, bu durum bağışıklık sistemimizin verdiği bir tepki ile histamin salınımına neden olur.

Bunun sonucunda çocuğu sivrisineğin ısırdığı bölge kabarır, kızarır, kaşınır ve bazen ağrır. Eğer çocuğun alerjik bir tepkisi varsa bu kızarıklık ve şişlik aşırı miktarda olabilir, özellikle kulak ve göz çevresindeki ısırıklarda bu reaksiyonlara sık rastlanılır.

Sivrisinek ısırıkları genellikle bir tedavi gerekmeksizin kendiliğinden düzelir. Eğer ısırık yeni olmuşsa soğuk uygulama çocuğu rahatlatabilir. Eğer kaşıntı çok yoğunsa kaşıntıyı azaltan kremler kullanılabilir. Kızarıklık ve kabarıklığın aşırı olduğu durumlarda doktor kontrolünde hidrokortizon içeren kremler ve antihistaminik şuruplar kullanılabilir.

Sivrisineklerin yoğun olduğu yerlerde çocukları uzun kollu ve bacakları kapalı olacak şekilde ince kıyafetler giyindirmek ısırık ihtimalini azaltır. DEET ve picaridin içeren sinek ısırığını önleyen bileşikler 2. ayından itibaren bebeklerin eller harici vücut bölgelerine sürülebilir.

DOĞAL YÖNTEMLERLE SİVRİSİNEKLERDEN KURTULMANIN YOLLARI

Yazının devamı...

Çocuklarda kronik karın ağrısının nedenleri

21 Ağustos 2017

Çocuklarda 3 ayı aşan bir sürede üçten fazla karın ağrısı atağı geçirilmesine kronik karın ağrısı denilir. Kronik karın ağrısına neden olan bir çok organik hastalık bulunur.

Türkiye parazitozların sık görüldüğü bir ülkedir. Ağızdan salya gelme, diş gıcırdatma, anüs etrafında kaşıntı ile karın ağrısı ataklarının birlikteliği parazitozları düşündürmelidir. Geceleri uykudan uyandıran mide çevresindeki ağrı, yutma güçlüğü, iştahsızlık, siyah renkli dışkılama özefajit, gastrit, peptik ülser açısından incelemeyi gerektirir.

Ateş, karın ağrısı, eklem şişliği ve atakları ile seyreden ailesel Akdeniz ateşi ( FMF) özellikle ülkemiz için hep akılda tutulması gereken bir hastalıktır. Klinik takip ve genetik tetkikler ile tanı konulur. Kronik karın ağrısı ile gelen bir çocukta dışkı kıvam ve sıklığını sorgulamak önemlidir. Kronik kabızlık sık rastlanılan bir kronik karın ağrısı nedenidir. Diyet ve ilaç tedavisi ile çözülür. Tekrarlayan ishal, kanlı dışkılama, karın ağrısı ve kilo kaybı ile seyreden Crohn, kolitis ülseroza gibi enflamatuar barsak hastalıkları da kronik karın ağrısı nedeni olarak karşımıza gelebilir.

Yineleyen idrar yolu iltihapları, böbrek taşları da bir kronik karın ağrısı nedenidir. İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, yan ağrısı varlığı sorgulanır, idrar analizi ve radyolojik tetkikler yaptırılır.

Kronik karın ağrısı ile gelen bir çocukta aile öyküsü ip ucu verebilir. Ailede FMF, gastrit, ülser, enflamatuar barsak hastalığı öyküsü olması çocukta da aynı sorunun olabileceğini düşündürür. Öyküde ateş, kusma, kilo kaybı, kanlı dışkılama, uykudan uyandıran ağrı varlığı her zaman ciddi bir nedenin varlığını akla getirmelidir. Öykü, muayne ve labaratuar tetkikleri ile bir sonuca ulaşılamayan hastaların bir çoğu fonksiyonel karın ağrısı olarak değerlendirilir.

Fonksiyonel karın ağrısı çocuğun yemeklerindeki karbonhidrat içeriğindeki artış, psikolojik faktörler, başka hastalıklarla birlikte alevlenebilir. Genellikle ağrı göbek çevresindedir, çoğu zaman ağrı dışkılama ile rahatlar, çocuğun aktivitesini kısıtlamaz. Fonksiyonel karın ağrısı düşünülen çocuklarda çocuğu ağrıyı tetikleyen nedenden uzaklaştırılmaya çalışılıp, psikolojik yardım alınır. 

Yazının devamı...

Çocuğun ateşi nasıl düşürülür?

13 Mart 2017

Birçok ailenin korkulu rüyası olan ateş, vücudun içinde bulunduğu duruma karşı verdiği bir tepkidir. Ateşi yükselmekte olan bir çocukta ilk yapılacak olan çocuğun kıyafetinin inceltilmesidir. Çocuk tek parça penye ve vücuda yapışmayan bir kıyafetle bırakılmalıdır. Daha sonra çocuğun bulunduğu ortamın ısısı azaltılmalıdır. Bu noktada yaz mevsiminde ise soğutucu mekanizmaları (Cam açmak, fan, klima çalıştırmak) aktive etmek, kış mevsiminde ise ısıtıcı mekanizmayı kısmak veya kapatmak doğru olur.

Çocukların ateş yükselmesi ile vücutlarından sıvı kaybının fazla olması ateşin daha da yükselmesine neden olur. Bu yüzden ateşli çocuğun aldığı sıvı miktarının arttırılması ateş kontrolünü kolaylaştırır.

Bu önlemlere rağmen ateş düşmediyse çocuğa ılık bir duş aldırılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus çocuğa soğuk veya buzlu su gibi uygulamaların yapılmamasıdır. Bu tip uygulamalar kılcal damarlarda büzüşmeye yol açarak ateşin daha da çok yükselmesine neden olur, ayrıca çocuğu yıpratır. Yine titreyen bir çocuk duşa sokulmaz, böyle bir uygulama çocuğun daha çok üşüyerek ateşinin yükselmesine neden olabilir, titremesi geçtikten sonra ılık duş aldırılır.

Bütün bu uygulamalara rağmen ateş düşmüyorsa çocuğa ateş düşürücü ilaç verilebilir. Ateş düşürücü ilaç kullanımında en sık yapılan hata ailenin ateşe ait paniğiyle çocuğa aşırı miktarda ilaç vermesidir. Ateş düşürücü ilaç kullanımında çocuğun kilosuna göre ayarlanan ilaç miktar ve sıklığı aşılmamalıdır.

Yazının devamı...

Çocuklarda demir eksikliği anemisi

20 Şubat 2017

DEMİR EKSİKLİĞİ NEDİR?

Demir eksikliğine bağlı kansızlık yani anemi çocukluk çağında en sık rastlanılan kansızlık türüdür. 

HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR?

    En sık olarak 6-24 ay arası çocuklarda ve ergenlik döneminde görülür. Bebeklerin ilk 6 ayında depolardaki demir yeterlidir. Ancak prematüre ve düşük doğum tartılı doğan bebeklerde 1. ayından itibaren bu depolar azalır. Anne sütünün demir içeriği düşüktür ancak emilimi iyidir.Bebeklere 6. ayından itibaren başlanılan ek gıdaların demir içeriği düşük olursa kansızlık gelişimi kaçınılmazdır.Demir eksikliği sadece bir kansızlık olarak değerlendirilemez çünkü demir eksikliği birçok sistemde aksama yaratan sorundur. Demir eksikliği olan çocuklarda fiziksel ve nörolojik gelişim geriliği, bağışıklık sistemi sorunları sıkça rastlanılır.

DEMİR EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Demir eksikliği olan çocuklar ilk olarak genellikle solukluk, iştahsızlık ve huzursuzluk ile karşımıza gelir.Buz, toprak yeme ile seyreden pika sorununa sıkça rastlanılır.Katılma nöbetleri demir eksikliği olan süt çocuklarında daha sık görülebilen bir sorundur.

DEMİR EKSİKLİĞİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

    Çocukluktaki demir eksikliğinin tedavi edilmediği olgularda gelecekteki zeka katsayısında kalıcı bir azalma olabileceği gösterilmiştir. Okul çağındaki çocuklarda demir eksikliği okul başarısızlığı ve dikkat eksikliği ile sonuçlanabilir. Demir eksikliğinin bağışıklık sisteminde yarattığı aksamaya bağlı olarak enfeksiyon sıklığında artış görülebilir.Dünya sağlık örgütü zamanında doğan bebeklerde dördüncü ayından itibaren, erken doğan ve düşük doğum tartılı bebeklerde ise birinci ayından itibaren koruyucu dozda demir tedavisi verilmesini önermektedir.Sağlıklı süt çocuklarında 9. ayda, prematurelerde 1. veya 2. ayda tam kan sayımı ve demir parametrelerini değerlendirme testinin yapılmasını öneriyoruz.Demir eksikliği tedavisi günlük 2-3 doza bölünerek verilir. Demir ilaçlarının öğün aralarında alınması, süt ürünleri ile beraber verilmemesi demir emilimini arttırır.Demir ilaçlarının tadından dolayı içim sorunu yaşayan çocuklarda bu preperatların portakal suyuyla birlikte verilmesi denenilebilir.Demir eksikliği olan çocuklarda tedavinin birinci ayında kan değerlerinin birçoğu normale döner ancak demir depolarının dolması için 3 ay süreyle tedavi edilmesi gerekir.

DEMİR EKSİKLİĞİNDEN KORUNMAK İÇİN NELER YAPMAK GEREKİR?

  

    Demir eksikliğinden korunmak için bebeklerin diyetine 6. ayından itibaren tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et, yumurta sarısı eklenilmelidir.Bebeklere ilk bir yaşa kadar mümkünse iki yaşa kadar inek sütü içirilmemesi, iki yaşından sonra günlük içirilen süt miktarının 500 mililitreden az olması demir eksikliği oranlarını azaltmaktadır.

Demir eksikliğine bağlı kansızlık yani anemi çocukluk çağında en sık rastlanılan kansızlık türüdür. 

  

Yazının devamı...
Semra Akkuş Akman Kimdir?
Dr. Semra Akkuş Akman 1971 yılında İstanbul'da doğdu. 1988 yılında Şişli Lisesinden mezun olarak İstanbul Tıp Fakültesine girdi. Yüksek öğrenimini 1994 yılında tamamlayarak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları biriminde ihtisası hak kazandı.1999 yılında uzman hekim olarak özel hastanede görev başladı. 2002 yılından beri serbest muayenehane hekimi olarak çalışmaktadır. Türk Pediatri Kurumu üyesidir. Evli ve iki çocuk annesidir.