Semra Akkuş Akman

Çocuklarda erken ergenlik nasıl anlaşılır?

22 Ağustos 2017
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Semra Akkuş Akman, çocuklarda erken ergenliğin nasıl anlaşılacağını açıklıyor.

Erken ergenlik, birçok ailenin korkulu rüyasıdır. Bu korkulu rüyanın nedeni çocuğun erken ergenliğe bağlı olarak büyüme kıkırdaklarının erken kapanıp boy uzamasının erken bitmesidir.

Eğer bir kız çocuğunda 8 yaşından önce, erkek çocuğunda 9 yaşından önce erken ergenlik bulguları varsa mutlaka bunun takip edilmesi ve gerekirse tedavi edilmesi gerekmektedir.

                     

Yazının Devamını Oku

Çocuklarda kronik karın ağrısının nedenleri

21 Ağustos 2017
3 ayı aşan bir sürede üçten fazla karın ağrısı atağı geçiriyorsa dikkat

Çocuklarda 3 ayı aşan bir sürede üçten fazla karın ağrısı atağı geçirilmesine kronik karın ağrısı denilir. Kronik karın ağrısına neden olan bir çok organik hastalık bulunur.

Türkiye parazitozların sık görüldüğü bir ülkedir. Ağızdan salya gelme, diş gıcırdatma, anüs etrafında kaşıntı ile karın ağrısı ataklarının birlikteliği parazitozları düşündürmelidir. Geceleri uykudan uyandıran mide çevresindeki ağrı, yutma güçlüğü, iştahsızlık, siyah renkli dışkılama özefajit, gastrit, peptik ülser açısından incelemeyi gerektirir.

Ateş, karın ağrısı, eklem şişliği ve atakları ile seyreden ailesel Akdeniz ateşi ( FMF) özellikle ülkemiz için hep akılda tutulması gereken bir hastalıktır. Klinik takip ve genetik tetkikler ile tanı konulur. Kronik karın ağrısı ile gelen bir çocukta dışkı kıvam ve sıklığını sorgulamak önemlidir. Kronik kabızlık sık rastlanılan bir kronik karın ağrısı nedenidir. Diyet ve ilaç tedavisi ile çözülür. Tekrarlayan ishal, kanlı dışkılama, karın ağrısı ve kilo kaybı ile seyreden Crohn, kolitis ülseroza gibi enflamatuar barsak hastalıkları da kronik karın ağrısı nedeni olarak karşımıza gelebilir.

Yineleyen idrar yolu iltihapları, böbrek taşları da bir kronik karın ağrısı nedenidir. İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, yan ağrısı varlığı sorgulanır, idrar analizi ve radyolojik tetkikler yaptırılır.

Kronik karın ağrısı ile gelen bir çocukta aile öyküsü ip ucu verebilir. Ailede FMF, gastrit, ülser, enflamatuar barsak hastalığı öyküsü olması çocukta da aynı sorunun olabileceğini düşündürür. Öyküde ateş, kusma, kilo kaybı, kanlı dışkılama, uykudan uyandıran ağrı varlığı her zaman ciddi bir nedenin varlığını akla getirmelidir. Öykü, muayne ve labaratuar tetkikleri ile bir sonuca ulaşılamayan hastaların bir çoğu fonksiyonel karın ağrısı olarak değerlendirilir.

Fonksiyonel karın ağrısı çocuğun yemeklerindeki karbonhidrat içeriğindeki artış, psikolojik faktörler, başka hastalıklarla birlikte alevlenebilir. Genellikle ağrı göbek çevresindedir, çoğu zaman ağrı dışkılama ile rahatlar, çocuğun aktivitesini kısıtlamaz. Fonksiyonel karın ağrısı düşünülen çocuklarda çocuğu ağrıyı tetikleyen nedenden uzaklaştırılmaya çalışılıp, psikolojik yardım alınır. 

Yazının Devamını Oku

Yaz aylarında sık rastlanılan el-ayak-ağız hastalığı

20 Haziran 2017
El-ayak-ağız hastalığı, yaz ve sonbahar aylarında görülen enterovirusların etken olduğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık enfekte kişiyle direk el teması ile, damlacık yoluyla solunumsal olarak, hasta kişinin tükürük, dışkısı ve bunların bulaştığı oyuncak, havuz suyu vs. ile bulaşabilir. Hastalık genellikle erken çocukluk çağında görülmekle birlikte daha az olarak erişkinlerde de görülebilir.

EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Hastalığın başlangıcı genel viral enfeksiyonların başlangıç bulgularıyla aynıdır. Halsizlik, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve yüksek ateş görülebilir. Hastalığın ilerleyen günlerinde karekteristik döküntüleri ortaya çıkar. Bu döküntüler suçiçeği gibi diğer döküntülü viral enfeksiyonlardan farklı olarak avuç içlerinde, parmak aralarında, ayak tabanlarında yaygındır, içi su dolu etrafı kırmızı kabarcıklar şeklindedir. Kol ve bacaklarda, popo kısmında da döküntüler görülebilir. Ağız içinde yanak iç kısmında, damakta ağrılı afta benzeyen yaralar ortaya çıkar ve bu aftların ağrılı olması çocuğun beslenmesini engeller.

EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI NASIL TEDAVİ EDİLMELİDİR?

Çocuğun asitli olmayan soğuk ve sıvı gıdalarla beslenmesi önerilir, su alımı arttırılır, bu şekilde hem ağrı azalır hem de beslenemeye bağlı olarak çocuğun hastaneye yatışı engellenir. Ağızdaki ağrıyı azaltmak için ağrı kesiciler, ağız içi sprey ve solüsyonlar kullanılabilir. Çocuk el ve ayaklardaki döküntülü alanlarda ağrı ve yoğun kaşıntı hissedebilir, kaşıntıyı gidermek için antialerjik ilaçlar kullanılabilir. El ayak ağız hastalığının ciddi komplikasyonlarına çok nadiren rastlanılır. Bu nadir komplikasyonlar aseptik menenjit, ensefalit, zatürre gibi hastalıklardır., Hasta çocukların çoğu diğer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi 1 hafta civarında düzelir. Bu hastalığı geçiren çocuklarda hastalık bittikten sonraki günlerde tırnak düşmesine rastlanılabilir.

HASTALIKTAN NASIL KORUNULUR?

Hastalığa yakalanan çocuğun sağlıklı çocuklarla temasının kesilmesi, el yıkamanın salgın dönemlerinde arttırılması hastalığın yayılımını azaltır.

Hastalığın başlangıcı genel viral enfeksiyonların başlangıç bulgularıyla aynıdır. Halsizlik, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve yüksek ateş görülebilir. Hastalığın ilerleyen günlerinde karekteristik döküntüleri ortaya çıkar. Bu döküntüler suçiçeği gibi diğer döküntülü viral enfeksiyonlardan farklı olarak avuç içlerinde, parmak aralarında, ayak tabanlarında yaygındır, içi su dolu etrafı kırmızı kabarcıklar şeklindedir. Kol ve bacaklarda, popo kısmında da döküntüler görülebilir. Ağız içinde yanak iç kısmında, damakta ağrılı afta benzeyen yaralar ortaya çıkar ve bu aftların ağrılı olması çocuğun beslenmesini engeller.

Çocuğun asitli olmayan soğuk ve sıvı gıdalarla beslenmesi önerilir, su alımı arttırılır, bu şekilde hem ağrı azalır hem de beslenemeye bağlı olarak çocuğun hastaneye yatışı engellenir. Ağızdaki ağrıyı azaltmak için ağrı kesiciler, ağız içi sprey ve solüsyonlar kullanılabilir. Çocuk el ve ayaklardaki döküntülü alanlarda ağrı ve yoğun kaşıntı hissedebilir, kaşıntıyı gidermek için antialerjik ilaçlar kullanılabilir. El ayak ağız hastalığının ciddi komplikasyonlarına çok nadiren rastlanılır. Bu nadir komplikasyonlar aseptik menenjit, ensefalit, zatürre gibi hastalıklardır., Hasta çocukların çoğu diğer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi 1 hafta civarında düzelir. Bu hastalığı geçiren çocuklarda hastalık bittikten sonraki günlerde tırnak düşmesine rastlanılabilir.

Hastalığa yakalanan çocuğun sağlıklı çocuklarla temasının kesilmesi, el yıkamanın salgın dönemlerinde arttırılması hastalığın yayılımını azaltır.

Yazının Devamını Oku

Çocukluk çağında inek sütü alerjisi

21 Mart 2017
“İnek sütü alerjisi erken süt çocukluğu döneminin giderek artan bir sorunudur” diyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Semra Akkuş Akman, çocukluk çağında inek sütü alerjisi hakkında bilgi verdi.

İnek sütü alerjisi en sık olarak bebeğin anne sütü aldığı ilk birkaç ayda bulgu verir. Annenin diyetinde tükettiği inek sütü proteini içeren peynir, yoğurt, tereyağı gibi yiyecekler bebeklerde erken dönemde alerjik tepkilerin başlamasına neden olur. İnek sütü alerjisi olan bebekler ileri derecede gaz sorunu ile karşımıza gelebilir. Aşırı ağlayan, karnı şiş bebeklerdir. Bu bebekleri klasik kolik gurubundan ayıran durum; kolikli bebekler 3 ay civarında düzelmeye başlarken alerjik bebeklerin yakınmalarının genellikle bu dönemde artmasıdır. Bebeğin anne memesini reddetmesine sık rastlanılır. İnek sütü alerjisi olan bebeklerde kusma önemli bir sorundur, bebek fışkırır tarzda kusar ve yapılan reflü tedavisine yanıt vermez. Yine başta yüzde olmak üzere vücudun birçok bölümünde hare hare deri döküntüleri, düzelmeyen cilt egzaması, kulak arkası ve anüs çevresinde tekrarlayan kırmızılıklar görülebilir. İnek sütü alerjisi olan bebeklerin çoğunun kakası sümüklü ve yeşildir, aileleri en çok korkutan durum ise bebeklerin dışkısının kanlı olmasıdır. İnek sütü alerjisinde bazı bebekler ise solunum yolu hastalıkları ile karşımıza gelebilir, bu gurup tekrarlayan bronşiolit atakları ile seyredebilir.

İnek sütü alerjisi bazı bebeklerde bebeğin anne sütü aldığı dönemde bulgu vermezken çocuk ek gıdaya başlayıp yoğurt, peynir gibi inek sütü içeren yiyecekleri yemesiyle belirti verir. Ağız çevresinin bu ürünleri yerken kızarması en basit bulgudur, bazı bebeklerde kusma, yüzde ve dilde şişme gibi ağır alerjik reaksiyonlarla sonuçlanabilir. 

Anne sütü alan bebeklerde sadece anne sütü aldığı dönemde inek sütü alerjisi düşündüğümüzde hem tanı hem de tedavi amaçlı olarak anne süt ürünleri diyetine alınır. Bu diyete manda, keçi ve soya sütü içeren ürünler de dahildir çünkü inek sütü alerjisi olan çocuklar çoğu zaman bu süt ürünlerine de çapraz reaksiyon gösterir. İnek sütü alerjisi çoğu zaman karşımıza çoklu gıda alerjisi olarak gelir. Çoklu gıda alerjisi düşünülüyorsa eş zamanlı olarak yumurta, tavuk, dana eti gibi besinler de annenin diyetinden çıkarılır. Eğer bebek erken başlangıçlı alerjik reaksiyon gösteriyorsa ilk üç gün içinde tedaviye yanıt verir, geç başlangıçlı reaksiyon verirse düzelme iki haftayı bulabilir. Bu yüzden bebekteki yakınmaların düzelmesi iki hafta sonunda değerlendirilir. Anne sütü almayan formül mama ile beslenen bebeklerde bebeğin maması inek sütü içermeyen özel amaçlı formülalarla değiştirilir.

Anne ve bebeğin diyetini yakınmaların devam edip etmemesine göre diyeti değiştirmek doğru olur. Genellikle diyetin başlangıcından 6 ay sonra önce annenin diyeti sonra bebeğin diyeti açılır. Bu geçişte süt ürünlerinin önce fırınlanmış, sonra mayalanmış haline, ardından yalın haline basamaklarla geçilir. Bu basamaklardan bebeğin alerjik tepki verdiği basamakta bir önceki basamağa geçilir. İnek sütü alerjisinde laboratuvar tetkiklerinden yararlanılabilir. Cilt testi ile yapılan tetkikler her yaşta yapılabilir. Kanda bakılan inek sütüne özel antikor tetkikleri ilk aylarda bakıldığında çocuğun alerjisi olsa da bazı olgularda negatif sonuç verebilir, çocuğun ilerleyen aylarında tetkik tekrarlandığında pozitif yanıt alınabilir.

İnek sütü alerjisi olan çocukların yaklaşık % 80’i iki yaşına kadar düzelir. İnek sütü alerjisi olan çocuklarda ileride astım görülme sıklığı yüksektir.

Yazının Devamını Oku

Çocuğun ateşi nasıl düşürülür?

13 Mart 2017
Çocuğunuzun ateşi çıktığında doktora gitmeden bunları yapın!

Birçok ailenin korkulu rüyası olan ateş, vücudun içinde bulunduğu duruma karşı verdiği bir tepkidir. Ateşi yükselmekte olan bir çocukta ilk yapılacak olan çocuğun kıyafetinin inceltilmesidir. Çocuk tek parça penye ve vücuda yapışmayan bir kıyafetle bırakılmalıdır. Daha sonra çocuğun bulunduğu ortamın ısısı azaltılmalıdır. Bu noktada yaz mevsiminde ise soğutucu mekanizmaları (Cam açmak, fan, klima çalıştırmak) aktive etmek, kış mevsiminde ise ısıtıcı mekanizmayı kısmak veya kapatmak doğru olur.

Çocukların ateş yükselmesi ile vücutlarından sıvı kaybının fazla olması ateşin daha da yükselmesine neden olur. Bu yüzden ateşli çocuğun aldığı sıvı miktarının arttırılması ateş kontrolünü kolaylaştırır.

Bu önlemlere rağmen ateş düşmediyse çocuğa ılık bir duş aldırılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus çocuğa soğuk veya buzlu su gibi uygulamaların yapılmamasıdır. Bu tip uygulamalar kılcal damarlarda büzüşmeye yol açarak ateşin daha da çok yükselmesine neden olur, ayrıca çocuğu yıpratır. Yine titreyen bir çocuk duşa sokulmaz, böyle bir uygulama çocuğun daha çok üşüyerek ateşinin yükselmesine neden olabilir, titremesi geçtikten sonra ılık duş aldırılır.

Bütün bu uygulamalara rağmen ateş düşmüyorsa çocuğa ateş düşürücü ilaç verilebilir. Ateş düşürücü ilaç kullanımında en sık yapılan hata ailenin ateşe ait paniğiyle çocuğa aşırı miktarda ilaç vermesidir. Ateş düşürücü ilaç kullanımında çocuğun kilosuna göre ayarlanan ilaç miktar ve sıklığı aşılmamalıdır.

Yazının Devamını Oku

Çocuklarda demir eksikliği anemisi

20 Şubat 2017
Tedavi edilmediği taktirde ciddi sorunlar doğurabilir.

DEMİR EKSİKLİĞİ NEDİR?

Demir eksikliğine bağlı kansızlık yani anemi çocukluk çağında en sık rastlanılan kansızlık türüdür. 

HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR?

    En sık olarak 6-24 ay arası çocuklarda ve ergenlik döneminde görülür. Bebeklerin ilk 6 ayında depolardaki demir yeterlidir. Ancak prematüre ve düşük doğum tartılı doğan bebeklerde 1. ayından itibaren bu depolar azalır. Anne sütünün demir içeriği düşüktür ancak emilimi iyidir.Bebeklere 6. ayından itibaren başlanılan ek gıdaların demir içeriği düşük olursa kansızlık gelişimi kaçınılmazdır.Demir eksikliği sadece bir kansızlık olarak değerlendirilemez çünkü demir eksikliği birçok sistemde aksama yaratan sorundur. Demir eksikliği olan çocuklarda fiziksel ve nörolojik gelişim geriliği, bağışıklık sistemi sorunları sıkça rastlanılır.

DEMİR EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Demir eksikliği olan çocuklar ilk olarak genellikle solukluk, iştahsızlık ve huzursuzluk ile karşımıza gelir.Buz, toprak yeme ile seyreden pika sorununa sıkça rastlanılır.Katılma nöbetleri demir eksikliği olan süt çocuklarında daha sık görülebilen bir sorundur.

DEMİR EKSİKLİĞİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

    Çocukluktaki demir eksikliğinin tedavi edilmediği olgularda gelecekteki zeka katsayısında kalıcı bir azalma olabileceği gösterilmiştir. Okul çağındaki çocuklarda demir eksikliği okul başarısızlığı ve dikkat eksikliği ile sonuçlanabilir. Demir eksikliğinin bağışıklık sisteminde yarattığı aksamaya bağlı olarak enfeksiyon sıklığında artış görülebilir.Dünya sağlık örgütü zamanında doğan bebeklerde dördüncü ayından itibaren, erken doğan ve düşük doğum tartılı bebeklerde ise birinci ayından itibaren koruyucu dozda demir tedavisi verilmesini önermektedir.Sağlıklı süt çocuklarında 9. ayda, prematurelerde 1. veya 2. ayda tam kan sayımı ve demir parametrelerini değerlendirme testinin yapılmasını öneriyoruz.Demir eksikliği tedavisi günlük 2-3 doza bölünerek verilir. Demir ilaçlarının öğün aralarında alınması, süt ürünleri ile beraber verilmemesi demir emilimini arttırır.Demir ilaçlarının tadından dolayı içim sorunu yaşayan çocuklarda bu preperatların portakal suyuyla birlikte verilmesi denenilebilir.Demir eksikliği olan çocuklarda tedavinin birinci ayında kan değerlerinin birçoğu normale döner ancak demir depolarının dolması için 3 ay süreyle tedavi edilmesi gerekir.

DEMİR EKSİKLİĞİNDEN KORUNMAK İÇİN NELER YAPMAK GEREKİR?

  

    Demir eksikliğinden korunmak için bebeklerin diyetine 6. ayından itibaren tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et, yumurta sarısı eklenilmelidir.Bebeklere ilk bir yaşa kadar mümkünse iki yaşa kadar inek sütü içirilmemesi, iki yaşından sonra günlük içirilen süt miktarının 500 mililitreden az olması demir eksikliği oranlarını azaltmaktadır.

Demir eksikliğine bağlı kansızlık yani anemi çocukluk çağında en sık rastlanılan kansızlık türüdür. 

  

Yazının Devamını Oku

Çocuklarda demir eksikliği anemisi

3 Aralık 2016
"Demir eksikliği anemisi çocuklarda en sık rastlanılan kansızlık türüdür" diyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Semra Akkuş Akman, konuyla ilgili bilgi verdi.

[webtv=138069]

Yazının Devamını Oku

Çocuğunuzu asla arabada yalnız bırakmayın!

22 Ağustos 2016
İşte çocuklu ailelerin araba yolculuklarında dikkat etmesi gereken noktalar


Yaz aylarıyla beraber çocukla seyahat sıklığı artıyor. Çocukların güvenliğini ve hayat kalitesini bozmadan seyahat edebilmemiz için almamız gereken birtakım önlemler var.


İŞİM ZATEN ÇOK KISA SÜRECEK DİYE DÜŞÜNMEYİN

Son yıllarda her yıl binlerce çocuk yaz aylarında arabada kilitli kalmaya bağlı olarak hayatını kaybetmekte. Market, banka vb. kısa işlemler için bile olsa çocuk arabada yalnız bırakılmamalıdır, çünkü yaz aylarında araba içindeki sıcaklık 40 santigrat dereceyi aşarak çocuklarda sıcak çarpması ve sıvı kaybı ile ölümcül sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir.


İLK 1 YIL ANAKUCAĞINI ARKA KOLTUĞA TERS BAĞLAYIN

Çocuk için araba koltuğu doğumdan başlayarak zorunlu olarak kullanılmalıdır. İlk bir yaşta ana kucağı olarak adlandırdığımız gereçlerin arka koltukta ters olarak bağlanılarak kullanılması gerekir. Çocuk 9 kilograma ulaştıktan sonra araba koltuğu alınarak arka koltukta öne bakacak şekilde yerleştirilir. Çocuk 15-36 kg aralığında iken yükseltici koltuk önerilir. Çocuk ön koltukta yolculuk yaparken kaza anında arabadan dışarı fırlayabilir ve açılan hava yastığı ile başı darbe alıp hayatını kaybedebilir.


ARKA KOLTUKTA DA OLSA KUCAĞA ALMAYIN

Arka koltukta kucakta otururken kaza anında araba içinde ön koltuklara çarpması hayatını kaybetmesine neden olabilir. Yapılan araştırmalarda araba koltuğu kullanımının araba kazalarında çocuk ölüm oranını %70 oranında önlediği ispatlanmıştır.


SICAK HAVALARDA SIVI TÜKETİMİNİ ARTIRIN

Yolculuk sırasında çocuğun temel ihtiyaçlarını göz ardı etmeden bir program yapılmalıdır. Her iki saatte bir mola vererek hem çocuğun sıkılması engellenmeli, hem de sıvı ve yemek ihtiyacı karşılanmalıdır. Sıcak havalarda araba yolculuğunda sıvı ihtiyacının arttığı unutulmamalıdır.


ARABA CAMINA MUTLAKA GÜNEŞLİK TAKIN

    

Araba ile giderken klima çalıştırılarak araba sıcaklığı 22 derece civarında tutulmalıdır. Çocuğa terletmeyen pamuklu bol giysiler giyindirilmelidir.Uzun yolculuklarda çocuğu oyalamak için müzik CD'si, DVD, oyuncak gibi oyalayıcı yardımcılar alarak çocuğun yolda sıkılması engellenmelidir. Ayrıca çocuğun arabada güneş ışınlarından rahatsız olmaması için araba camına güneşlik takılmalıdır.

Yaz aylarıyla beraber çocukla seyahat sıklığı artıyor. Çocukların güvenliğini ve hayat kalitesini bozmadan seyahat edebilmemiz için almamız gereken birtakım önlemler var.

Son yıllarda her yıl binlerce çocuk yaz aylarında arabada kilitli kalmaya bağlı olarak hayatını kaybetmekte. Market, banka vb. kısa işlemler için bile olsa çocuk arabada yalnız bırakılmamalıdır, çünkü yaz aylarında araba içindeki sıcaklık 40 santigrat dereceyi aşarak çocuklarda sıcak çarpması ve sıvı kaybı ile ölümcül sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir.

Çocuk için araba koltuğu doğumdan başlayarak zorunlu olarak kullanılmalıdır. İlk bir yaşta ana kucağı olarak adlandırdığımız gereçlerin arka koltukta ters olarak bağlanılarak kullanılması gerekir. Çocuk 9 kilograma ulaştıktan sonra araba koltuğu alınarak arka koltukta öne bakacak şekilde yerleştirilir. Çocuk 15-36 kg aralığında iken yükseltici koltuk önerilir. Çocuk ön koltukta yolculuk yaparken kaza anında arabadan dışarı fırlayabilir ve açılan hava yastığı ile başı darbe alıp hayatını kaybedebilir.

Arka koltukta kucakta otururken kaza anında araba içinde ön koltuklara çarpması hayatını kaybetmesine neden olabilir. Yapılan araştırmalarda araba koltuğu kullanımının araba kazalarında çocuk ölüm oranını %70 oranında önlediği ispatlanmıştır.

Yazının Devamını Oku