"Sedat Cenikli" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Cenikli" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Cenikli

Sedat Cenikli

Fenomen kedi Khaleesi hayvanlar için miyavladı

4 Ekim 2019


Ben sorum Khaleesi miyavladı.Türkiye onu, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 29 Haziran’da düzenlediği Sokak Hayvanları Çalıştayı’nın davetsiz misafiri olarak tanıdı. Çalıştay tanıtımı için çekilen ve sosyal medyada bir günde 6 milyona yakın izlenme, 10 milyondan fazla erişime ulaşan videodaki görüntüleriyle insanların sempatisini kazanan Khaleesi, artık Ankara’nın fenomen kedisi.İzmirli bir Siyam aslında o ve bebeklikten çıkarken sahiplenildi. Ankara’ya gelişi ise 5 yıldır kendisine babalık yapan sahibi Çağrı Kaçmaz’ın, işini buraya taşınmasıyla oldu. Sosyal medyaya bu kadar yakın oluşunun sebebi de o. Her günü, sahibinin ortağı olduğu yazılım ve sosyal medya ajansında geçiyor. Ofisteyken bilgisayarlar arasında geziniyor, insan arkadaşlarıyla oyunlar oynuyor, yorulunca da gözlerini yumup kestiriyor. Günün geri kalanında ise evinde.



İNSANLAŞTIRMAYA ÇALIŞMAK YANLIŞ

Yazının devamı...

Göçmen kuşlara çölde vaha

24 Eylül 2019

 




Kuş Halkalama İstasyonu’nda gün erken başlıyor. Gün doğumunda ilk kontrollerini yapan gönüllüler ve öğrenciler, hava kararana kadar her saat başı fidanlıkta dolaşarak ağlara takılan kuşları topluyor.

Bu, binlerce yıldır süren yoğun ve aralıksız bir göçün hikâyesi. Dünyada her yıl 50 milyar kuş kıtalar arası göç ediyor ve Türkiye, konumu itibarıyla bu hava trafiğine köprü oluyor.
Kente dönecek olursak... Eymir Gölü ve havzası da göçmen kuşlar için çölde bir vaha. İşte bu yüzden Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Ankara Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin işbirliğiyle 6 yıl aradan sonra geçen yıl çalışmalarına yeniden başlayan Eymir Fidanlığı’ndaki Eymir Kuş Halkalama İstasyonu, doğal laboratuvar ortamında faaliyetlerini sürdürüyor. Göçmen kuşların dinamiklerini araştıran istasyon yılda iki kez açılıyor. Kuzeyden güneye ve ters istikamete göç eden kuşlar için ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde 3’er hafta açık kalıyor. Bu süre içinde uzmanlar ve gönüllülerin çalışmaları sayesinde bir rapor ile veri tabanı oluşturuluyor.

Yazının devamı...

Engele şampiyon tekmesi

2 Temmuz 2019

Gözde Öbke... Dünyaya gözlerini açtığında, sağ eli bileğinden itibaren yoktu. Bu eksiklikle yaşamaya alıştı, hayata daha sıkı sıkıya tutunmayı öğrendi. 18 yaşına geldiğinde bir gün, ekmek almak için gittiği markette “Tekvando yapmayı hiç düşündün mü?” diye soran ve daha sonra hocası olan kişiye o gün sağ kolunu göstererek “Ama nasıl!” yanıtını vermişti. Birkaç dakika süren sohbetin ardından tekvando yapmaya karar veren Gözde Öbke, ilerleyen yıllarda ay-yıldızlı milli formayı gururla taşımasının önünü açan o günü ve verdiği kararı hiç unutmadı.  Gözde Öbke’nin Antalya’dan başlayan tekvando serüveni, profesyonel spor hayatına adım atmasıyla birlikte Ankara’da devam etti.

BAŞARILAR GELDİ, MİLLİ OLDU

Aski Spor Kulübü Kadın Taekwondo Takımı’na transfer olan Gözde Öbke’nin başarıları da peş peşe geldi. Türkiye’de, Avrupa’da ve dünyada şampiyonluklar yaşayan takımdaki hem cinsleri gibi o da, katıldığı her turnuvada kürsüde yer almaya başladı. İlk kez 2016’da katıldığı Para-Taekwondo Türkiye Şampiyonası’nda 2’nci oldu. Sonraki yıl (2017) da ikinci olduğu turnuvaya üçüncü (2018) katılışında ise artık kürsünün en tepesindeydi. 44-49 kiloda yarıştığı şampiyonada Türkiye Şampiyonu olmuş ve Dünya Taekwondo Şampiyonası’na katılmaya hak kazanmıştı. Geçen şubat Antalya’da düzenlenen turnuvaya milli sporcu olarak katıldı ve ay-yıldızlı formayı üzerinde gururla taşıdı.

EVE KAPANMAYIN, SPOR YAPIN

Yazının devamı...

Romeo ve Juliet aşkının perde arkası

2 Haziran 2019

Romeo ve Juliet... Onların yaşadığı aşk, dünyanın en büyük aşkı. Ve hikâyeleri, asırlardır anlatılır.
Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB) de, bu en ünlü aşkın hikâyesini tam 17 yıl sonra bale gösterimiyle sahneye koyarak, sanatseverlerle yeniden buluşturdu. Gösterimlerin biletleri satışa çıkar çıkmaz tükendi. ‘Romeo ve Juliet’in son temsilini perşembe akşam yapan ADOB, sezonu da kapatmış oldu.
Dünyada ilk kez Çaykovski müzikleriyle sahnelenen büyük aşk hikâyesinin Opera’daki veda gösterimi öncesi kulisteydim.
İşte, ‘Romeo ve Juliet’ aşkını anlatan balenin perde arkasında yaşananlar...

SON DÜZLÜK KOSTÜM VE MAKYAJ

Bir buçuk yıllık çalışmanın eseri olan Romeo ve Juliet balesinin sahne arkasında da hummalı bir hazırlık var. Yıllarca eğittikleri bedenlerini, müziğin ritmiyle uyumlu hale getiren balerin ve baletler, temsil öncesi ilk olarak bale dersinde ter döküyorlar. Sanatçılar dersteyken, sahne de gösteriye hazırlanıyor. Bir yandan izleyiciyi eserin ilk kez sahnelendiği 1594 yılına götürecek devasa dekorlar sahneye yerleştirilirken, bir yandan da kilolarca ağırlıktaki spot ışıkları kuruluyor. Ve tabii, perdenin ve sahnede kullanılacak küçük dekor eşyaların kontrolleri yapılıyor.

Yazının devamı...

Geleneğe bağlı motorize davulcular

13 Mayıs 2019

Günümüzde çalar saatin olmadığı ev kalmazken bir Osmanlı geleneği olarak Ramazan davulcuları, insanları sahura kaldırmak için hâlâ geceleri sokak sokak dolaşıyorlar. Kimi doğup büyüdüğü mahallesinde, kimi de evinden kilometrelerce uzaktaki başka bir şehirde Ramazan ayı boyunca çalışıyor. 47 yaşındaki davulcu Mehmet Gizlenir ile akrabaları da öyle. Doğma-büyüme Hataylı ama “Çukurambar’ın 25 yıllık Ramazan davulcusuyuz. Daha bina yokken, gecekondular varken biz davul çalıyorduk burada” diye başlıyor hikâyesini anlatmaya: “Kendimi bildim bileli davul çalarım.”



TEK GÖZ ‘SARAY’DA KALIYORLAR

Ramazan ayı dışında Hatay’da düğünlerde, organizasyonlarda çalıyorlar. 11 ayın sultanı geldiğindeyse, akrabalarıyla birlikte ailelerini Hatay’da bırakarak bir aylığına Ankara’ya geliyor. Bu yıl da 3 akrabasıyla birlikte Ramazan’a bir hafta kala Ankara’ya gelmişler. Emek’teki tek göz bir evde, yan yana dizdikleri döşeklerde yatıp, kalkıyorlar. Günün büyük kısmını, Gizlenir’in “Burası bize saray” dediği bu odada geçiriyorlar.

Yazının devamı...

Yolcu otobüsü ikinci evi

17 Nisan 2019

Deniz Bozkurt, ömrü direksiyon başında geçenlerden. 12 yaşında muavin olarak başladığı şehirler arası yolculuğu, şimdilerde direksiyon başında günde bin kilometre yol yaptırıyor ona. “Kaptan’ diyen de oluyor, ‘Şoför bey’ diye seslenen de” diye başlıyor, yol hikâyelerini anlatmaya. Şoför mahalline erken yaşta geçti aslında ama sağ taraftaki muavin koltuğundaydı hep. Göz ucuyla sürekli kestiği sol taraftaki kaptan koltuğuna ise 24 yaşındayken geçti ve bir daha bırakmadı.



HAFTADA İKİ GÜN İSTİRAHAT

15 yıldır şirket kaptanı olarak yollarda. Her seferini, ilk günkü heyecanla tamamlıyor. Otobüse sağ ayağıyla adım atarak giriyor. Koltuğa oturur oturmaz emniyet kemerini takıyor. Takometresini kontrol ediyor ve besmele çekip kontağı çeviriyor. Mesai saatleri, yolun uzunluğuna göre değiştiğinden izinli olduğu günler de ona göre ayarlanıyor. “Zor olmuyor mu” diye sorduğumda, “Bizim işimiz bu. Aileden uzak kalma durumunun bilincindeyiz. Haftada 5 gün çalışıyorsak, 2 gün de istirahatli oluyoruz” diye yanıt verdi ve ekledi:

Yazının devamı...

İki metrekarede mesai

8 Nisan 2019

Şehirler arası yolculuk yaparken ya da aracımızı park ettiğimiz otoparkın girişinde rastlarız daha çok onlara. Yahut bir tiyatro oyunu ya da sinema filmine bilet alırken selamlaşırız. Bir iki dakikayı geçmeyen para alışverişinin ardından belki de bir daha hiç rastlamayacağımız hayatlara “Allah’a ısmarladık” der, gideriz. Kimden mi bahsediyorum? İş hayatlarını, iki metrekarelik kulübelere sığdıran gişe görevlilerinden. Sefer Akyıldız da gişe görevliliğini, kendine meslek seçenlerden. Başkent’in kara yoluyla kente giriş kapısı olan Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi’ndeki (AŞTİ) otopark gişelerinin görevlilerinden biri kendisi. 

HER GÜN BİNLERCE YENİ YÜZLE SELAMLAŞIYOR

Vardiya sistemiyle çalıştıklarından mesai saatleri iki güne bir değişiyor. “Ya 07.00-16.30 ya da 16.30-07.00 vardiyasında iş başında oluyoruz” diye başlıyor 49 yaşındaki Akyıldız, mesleğini anlatmaya:
“Günde ortalama bin ila bin 500 arası araba giriş, çıkışı oluyor. Yani günde en az bin 500 yeni yüz ile selamlaşıyoruz. Asker sevk dönemleri ile bayramlarda ise bu rakam 3 binlere çıkıyor.”

SIKINTIYA ÇÖZÜM, DERİN BİR NEFES

İki metrekarelik gişesinde hesap işlemlerini yaptığı ve araç giriş-çıkış saatlerini gösteren sistemin açık olduğu bilgisayarı dışında kafasını dağıtabileceği hiçbir şeyi yok. Yemek ve tuvalet gibi kişisel ihtiyaçları için ise yoğun olmayan anları kolluyor. Yedek gişedeki arkadaşıyla paslaşıyor. “Bunun dışında ayrılamıyorum, işimin başındayım” diyor. Sürekli oturduğu için bacaklarını açmak için arada bir ayağa kalkıyor ama en sık yaptığı, başını kulübesinin penceresinden dışarı uzatıp derin bir nefes almak. Mesleğiyle ilgili hikâyesini dinlemeye gittiğim Akyıldız, şunları söyledi:

Yazının devamı...

Şaşmaz’dan dünyaya

4 Mart 2019

Sanayide geçmiş bir ömür onunkisi. ‘Karlıkçı’ lakabıyla tanınan Halil Yüksel, ilk adımını 10 yaşındayken attı kaportacı dükkânından içeri. Çıraktı henüz ama araba tutkusu, onu işinde en iyisi yaptı. 1970’li, 80’li yıllarda klasik arabalar için yaptığı sac kaporta ve konsol tasarımlarıyla adından kısa sürede söz ettirmeyi başardı. Önce işi öğrendiği Dışkapı’ya, ardından İskitler’e dükkân açtı. Son olarak da bugün 10 çalışanıyla hizmet verdiği Şaşmaz Oto Sanayi’ye taşındı. Karlıkçı Halil yalnızca araba tasarımı yapmıyor; hurda otomobillerin fiberglass kalıplarını çıkarıp mobilya da üretiyor. Bugün onun ‘Oto Sport’ markasıyla Şaşmaz’da tasarlayıp, ürettiği klasik araba görünümlü koltuk, sehpa, masa ve televizyon üniteleri yurt dışına da ihraç ediliyor.

HEM İŞ HEM AŞK

Adını yurt sınırlarını aşan 63 yaşındaki Karlıkçı Halil, “Bu işte sınır yok, yaratıcılıkla alakalı diyor, yarım asrı geride bıraktığı mesleği için ve ekliyor:
“Eskiden Amerikan arabaları vardı. Sacdan kaporta yapıyordum. İsmim de kaportacılık yapmamdan geliyor zaten ama otomobil aşkım olduğu için zamanla aksesuara yöneldim. Artık fiberglass üretiyoruz. Karlık, tampon, spoiler, yani aklına gelebilecek her şeyi yapıyorum. Bu benim için tutku. Hem iş hem aşk.

YAPIMI 15 GÜN SÜRÜYOR

En çok hoşuma giden ise araba kalıplarına yaptığım mobilyalar. Klasik hurda bir arabanın kalıbını çıkarıyoruz, demir karkasları döşüyoruz, sonra boyama ve döşeme oluyor. Son olarak da nikelajı ve firma plakasını takıyoruz. Tek bir mobilyanın yapımı 15 gün sürüyor, emek istiyor. Müşteri ister de kalıbını çıkartırım diye alıp, kenara koyduğum hurda arabalarım da oluyor ama isteyen olmayınca satıyorum.

YILDA 50 ÜRÜN İHRAÇ

Yazının devamı...
Sedat Cenikli Kimdir?

Sedat Cenikli