Patrick Özdemiroğlu

Bisikletle seyahat ederken teknolojiyi unutmayın!

19 Ocak 2017
Seyahat etmenin, yeni yerler keşfetmenin en eğlenceli yollarından biri pedal çevirmek. Daha özgür, daha doğaçlama, daha çevreci, daha sosyal, daha sağlıklı bir anı biriktirme şekli bisikletle seyahat. Artık bahar da yaklaşıyor, bisikletçiler planlarını, rotalarını belirliyor. Çantamı nasıl daha hafif tutarım diye elemeler yapıyor. O çantaya gireceğinden emin olduğumuz tek bir şey var. O da akıllı telefonlar. Ben de bu cihazları daha yararlı bir yol arkadaşı haline getirecek naçizane birkaç öneride bulunacağım.

İdman için: Bisiklet gezileri için iyi kondisyon şart. ‘Strava’ app’i her bisikletçinin telefonunda mutlaka vardır, yeni başlayanlar da eklemeli. Strava, antremanları yükleyip performansı diğer profillerle karşılaştırma imkânı veriyor. Yaktığınız kaloriyi ve kaydettiğiniz aşamayı da takip edebilirsiniz. Benzer bir app olan Endomondo’nun ise yüksek sesle motive eden bir sanal antrenörü var. Cyclemeter ve Map My Ride da diğer güçlü opsiyonlar.

Doğru bisikleti almak için: Size ‘My Bike’ uygulaması 6 temel vücut ölçüsünü baz alarak doğru ebattaki bisikleti almanıza yardım ediyor.

Rotayı takip etmek için: Çok klasik görünecek ancak önerim ‘Google Maps’. Haritada rotalar oluşturup GPS dosyası olarak çıktı almanız mümkün. En yakındaki kahve dükkanı, müze veya hosteli görebilmek de işin bonusu.
Uykuyu almak için: Uyumak bir bisikletçi için pedal çevirmek kadar hayati bir eylem. Tüm gece analizler çıkartıp uykunun en hafif evresinde sizi uyandıran ‘SleepTime’ ve ‘Sleep Cycle’ gibi uygulamalar daha dinç olmanızı sağlayacak.

Yolda kalmamak için: Otomobil yolculuğunu ‘Ya sileceklere su nereden konuyordu?’ seviyesinde sürdürebilirsiniz belki ama pedalcıysanız bisikletinizi baştan aşağı tamir edebiliyor olmanız gerekir. ‘Bike Doctor’ app’i özellikle yeni başlayanlar için hayati. Videolu anlatımlar için her zaman Youtube var. 

 

İlham almak için: Bisikletle seyahat ilhamla yayılan bir tutku. Instagram’dan ‘zahariz’ ve ‘awanderingphoto’ hesaplarını takibe aldıktan sonra iç sesin ‘Neden ben de yapmıyorum?’ sorusunu bastırmak çok güç.

İlk müdahale için:

Yazının Devamını Oku

Elektronik cihazları karakıştan korumanın 6 yolu!

14 Ocak 2017
Soğuk havalar; pamuklara sardığımız, servetimizi döktüğümüz, canımız ciğerimiz cihazları bozabilir. Neyse ki birkaç önlemle bu trajedinin önüne geçmek mümkün...

Geçen hafta İstanbul’a bolca kar yağdı; dolayısıyla diğer 80 vilayet ve Instagram da kara teslim olmuş sayıldı. Kara yine en çok ‘Çocuğumla karda poz verip like toplayacağım’ diyen anne babalar sevindi. Bir de haftayı ‘Aaa bakın benim arabam da beyazdan gözükmüyor!’ manzaralarıyla zehirlenmeden geçirebilenler... Ancak kış mevsiminde bozulmaya yüz tutanlar sadece göz sağlığımızdan ibaret değil. Kullandığımız elektronik cihazlar da soğuk havalarda üşüyor ve zarar görebiliyor. Evet, yanlış duymadınız. Yanınızdan ayırmadığınız, masal okuyarak uyuttuğunuz, öperek uyandırdığınız servet değerindeki akıllı telefonlarınız yamuk bir kardan adamı Instagram’a koyabilme sevdasına kurban gidebilir.

O zaman, hava durumuna bağlı (maalesef garanti kapsamına da girmeyen) arızalardan cihazlarımızı nasıl koruruz, ona bakalım...

1-Arabada bırakmayın: Soğuk havalarda kontağı kapattığınızda araç içinde ısı hızla düşer. Sabah bindiğinizde ne kadar üşüdüğünüzü hatırlayın! Otomobilde bırakılan cihazlar, özellikle de bataryalar ve ekranlar soğuk havadan olumsuz etkileniyor. Telefonu zaten bırakmazsınız da, tabletleri ve dizüstü bilgisayarları da terk etmeyin. Eğer araçta bırakmak zorundaysanız sıcak tutmak için bir kazak ya da monta sarabilirsiniz. (Bonus: Otomobilin kelebek camı sağlam kalır)

 2-Çantaya atarken kapatın: Laptop bilgisayarlar sayesinde evini sırtında taşıyan kaplumbağalar gibi dolanıyoruz. Soğuk havalarda kapağını indirip uyku moduna almak yetmez, cihazı tamamen kapatmadan yola çıkmayın. (Bonus: Kullanmadığınızda şarjı yememiş olursunuz)

 3-Yedek kuvvetle gezin: Soğuk havaya maruz kaldığında lithium-ion pillerin eli ayağı daha çabuk boşalıyor. Tam şarj etmeden, yanınızda yedek güç ünitesi ve şarj aleti olmadan evden çıkmayın. (Bonus: Şarj aletini isteyeceğiniz kişinin surat asmaması)

 4-Telefonu yakın tutun: Dışardayken akıllı telefonunuzu (ve power bank’leri) iç ceplerinizde taşımaya özen gösterin. Vücut ısınız telefonu daha sıcak tutacaktır. Olabildiğince cihazı dışarı çıkarmayın. Kulaklık kullanmanızı öneririm, telefon cebinizdeyken konuşmalarınızı yapabilirsiniz. (Bonus: Eliniz de üşümeyecek)

5- Düşürmeyin: Sıcak havalarda da telefonu düşürmeyi önermiyorum ama soğukta elektronik cihazlar darbelere karşı daha kırılgan hale gelir. Normalde -Sir Jonathan Ive’a saygınızdan- kılıf kullanmıyorsanız bile çok soğuk havalarda kesinlikle takın. Hem darbelerden koruyacak hem de sıcak tutacak. (Bonus: Kılıfların statü bilinci yoktur, her telefonun aynı görünmesini sağlar)

6-Soğuk değil de nem: 

Yazının Devamını Oku

Ucuz seyahat için dijital ipuçları

11 Ocak 2017
Eyvah,yurtdışına gidiyorum! Dolar ve Euro’nun ateşi ortalama bir kreş öğrencisinden daha sık çıkıyor, paramızın değeri baş aşağı gittikçe yurtdışı seyahatleri gözümüzde büyüyor. Ama gezi masraflarını kıstığımız bir dünya mümkün.

Adım 1: Planlama

Doğaçlama bir seyahat de çok eğlenceli olabilir ama hesaplanmamış tüm detaylar ekstra masraf olarak size geri dönecektir. Gideceğiniz yerle ilgili dersinize iyi çalışın. Her şey dahil bir planlama aracı olan Hipmunk’ı tercih edebilirsiniz. Yapılacaklar listesi takibi için Wunderlist de ideal.

Seyahatin tarihini belirleyen iki faktör var genelde: Yöneticiye bildirilmiş yıllık izin tarihi veya ucuz uçak biletleri. Skyscanner, Google Flights en uygun bileti bulmanızı sağlayacak. Daha az popüler ama çok faydalı bir başka seçenek ise Hopper.

Yelp ve FoodSpotting gibi app’lerle yerel halkın nerelerde mutlu mutlu yiyip içtiğini not edin. Turist gibi değil lokal biri gibi takıldığınızda hem söz konusu yeri daha iyi tanıyacak hem de giden dövizlerin arkasından daha az gözyaşı dökeceksiniz.

En büyük masraf kalemlerinden biri kalacak yer ayarlamak. Couchsurfing ile bunu bedavaya getirebileceğinizi zaten biliyorsunuz. Bisikletçiler için Warm Showers’un aynı işlevi gördüğünü ben yeni öğrendim. Airbnb özellikle kalabalık bir grupsanız ekonomik bir seçenek haline geliyor. Hostel ve kamp alanları için önerilerim sırayla; Hostelworld ve icampsites.

Adım 2: Hazırlanma

Bavul hazırlarken de kilo sınırını aşıp cüzdanı yakma ihtimaline karşı seyahatin türü ve uzunluğuna göre size bavul toplama danışmanlığı veren uygulamalardan faydalanın. Mesela PackPoint. (Hava durumuna bakmayı da unutmayın)

Yazının Devamını Oku

Otellerin korkulu rüyası bir süredir aynı: Airbnb

11 Ocak 2017
Artık nerede ve nasıl tatil yapacağımıza deneyimlerini usanmadan paylaşan internet kullanıcılarının yorumlarına ve kıt notlarına güvenerek karar veriyoruz.

Kirayı denkleştiremeyince airbnb.com sitesini kurdular, internet üzerinden ev ve oda kiralama modeliyle otellerin korkulu rüyası oldular.

Haziran ayı ve hava durumu aksini iddia etse de sonunda tatil mevsimine girdik. Ancak adına ‘dijital hayat’ denilen kanıksanmış bilim kurgu rutinimiz, tatilleri planlama yöntemlerimizi bile değiştirmiş durumda. Artık nerede ve nasıl tatil yapacağımıza deneyimlerini usanmadan paylaşan internet kullanıcılarının yorumlarına ve kıt notlarına güvenerek karar veriyoruz. Çünkü web gezegeni bize sadece bir oda veya ev tutarken tek tuş pratiği getirmiyor, söz konusu enformasyon paylaşımıyla dünyanın en gıcık müşterilerinin kalite standardını kiralama imkânı veriyor. Bu yüzden bu hafta ev kiralama alanındaki (bence) en başarılı örnekten biraz bahsedeceğim: Airbnb.

AIRBNB NEDİR?



• Brian Chesky ve Joe Gebbia, San Francisco’daki evlerinin kirasını ödeyemeyince bir odayı kiraya vermek zorunda kaldı. Sundukları hizmet bir şişme yatakta konaklama ve kahvaltıdan ibaretti. Airbedandbreakfast.com 2008 yılında işte böyle ortaya çıktı. Kısa süre sonra sitenin adı airbnb’ye evrildi.
• 192 ülkede 500 bin ev, Airbnb’nin kiralık listesinde yer alıyor.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyadaki bilgi kirliliğiyle baş etme rehberi

8 Ocak 2017
Ekranda her gün asılsız bir felaket tablosu, aslı astarı olmayan uyarılar... Tüm bunlar, zaten pamuk ipliğine bağlı moralimizi hepten çökertiyor. Sağlıklı bir ruh ve beden sağlığı için... Kirli haberden korunun, koruyun! Ama nasıl? Uzmanlarına sorduk.

Çocukların yağmur çamur demeden top tepme inadına gönderme yapıldığında güzellemelerin bir parçası olan ‘kirlenme’ fiili, mevzu ‘bilgi’ iken çok çirkinleşebiliyor.

Kötü bir haberin sarsıntısını atlatmaya çalışırken yeni bir felaketle yüzleştiğimiz çok üzücü günlerden, aylardan geçiyoruz. Ne yazık ki üzüntümüze; üretilen, fısıldanan, paylaşılan kirli bilginin travması ve bazen paniği de ekleniyor. Hatta doğru olmayan haberler, öznesindeki kişinin güvenliğini tehdit edecek bir öfkeyi tetikleyebiliyor. İçeriğin hem tüketicisi hem de sağlayıcısı olabildiğimiz dijital dünyada bilgi kirliliğini asgariye indirmek için sadece korunmak yeterli değil, bizim dışımızdakileri korunma imkânımız da mevcut. ‘Peki nasıl?’ sorusuna yanıt arayacağım bu hafta. Yalnız değilim, şüpheli haberleri doğrulama platformu teyit.org’un kurucusu Mehmet Atakan Foça’nın da görüş ve deneyimlerini bu yazıda bulacaksınız.

NEDEN VE NASIL YAYILIYOR?

Foça’ya göre kirli bilginin yayılmasının okuyucu tarafında iki ana nedeni var. Bilgi alamamak ve yaşadığımız travmalara bağlı olarak ilk gelen bilgiye sarılmak. Kirlilik kaynaklarına baktığımızda ise çeşitli senaryolar ortaya çıkmakta:

- ABD seçimlerinde görüldüğü üzere sonuca yönelik sahte haber üretenler.

- Bot hesaplarla sahte haberleri viral yapıp reklam geliri yaratanlar.

- Türkiye’de (genelde politize edilmiş) troll mekanizmasının dezenformasyonları.

- Hız kaygısıyla acele yayınlanan yanlış haberlerin dolaşıma çıkması.

Yazının Devamını Oku

İşle hayatı dengelemenin yolları

7 Ocak 2017
Almanya’da yöneticilerin mesai sonrası çalışanlarla bağlantı kurması yasaklandı, Fransa’da “Çalışanlara elektronik tasma takılıyor” diyen politikacılar büyük bir adım attı. Türkiye’de henüz bir uyanış başlamadı ancak hayatımızı geri almanın anahtarları yine de bizim elimizde.

‘Uzmanlık’ ve tespitleriyle kendini tekrar tekrar ispat etmek için çırpınan beyaz yakalılar, ‘LinkedIn’ zaman tüneli ve plaza toplantılarının vazgeçilmezleri. “Kriz mi çıkacak?” uğultusu içinde, zam/terfi umudunu ertelemiş; kurumsal köleliği içselleştirmiş yığınlar, ‘En azından sigortalı işim var’ şükürlerine yaslanarak nefes almaya devam ediyor. İsmail Abi idealizmiyse masallarda yaşamakta. Sonuç: Başarı kavramının mutluluk tanımından hızla uzaklaştığı çok rekabetçi bir dünya.

Evet, onları çok seviyoruz ve kendilerine sarılarak uyuyoruz ama akıllı telefonlarımız da bu durumu besleyen en mühim araçlardan biri. Genelde bir yönetici için elindeki cihazdan e-postalarını okuyabilen bir çalışanın (bkz.herkes) mesaisi bitmemiş sayılıyor. İtiraz mümkün mü? Hayat pahalı. Sistem kazanmadığımız kadarını harcama sözü vermemiz üzerine kurulu. İşi kaybetmemek için yapılabilecekler çıtası sürekli vites yükseltiyor. Sonuç: İş ve hayat dengesinde tercihini tekerlekten yana kullanan yüzbinlerce hamster.

DÜNYA UYANIYOR

Dünyada da ‘Bu böyle gitmez’ anlayışı yükselişe geçmiş durumda:

- Fransa: 50 kişiden fazla çalışanı olan şirketler için mesai dışında e-postaları görmezden gelme hakkı tanıyan kanun 1 Ocak’ta yürürlüğe girdi.

- Japonya: Fazla mesai yapan bir çalışanın intihar etmesinin ardından Tokyo Valisi, akşam 8’den sonra çalışılmasını yasakladı ve gözetleme ekipleri kurdu.

- Almanya: Yöneticilerin mesai sonrası çalışanlarla bağlantı kurması yasaklandı. 100 bin çalışanı olan Daimler firması tatilde olan personelin e-maillerinin otomatik olarak silindiği bir yazılım kullanıyor.

NASIL DENGELERİZ?

Yazının Devamını Oku

Biraz daha dijital nezaket...

24 Aralık 2016
Dijital dünyada her iletişim mecrası kendi doğrularını yaratıyor, buna uymayanlar hızlı şekilde dışarıda kalabiliyor.

Geçen hafta çevrimiçi nezaket kuralları için genel bir fotoğraf çekmiştik. Bu hafta fikr-i takip yapıyoruz! Konunun daha derinine inerek dijital platform ve aksiyonlar bazında hem oturmuş bazı teamülleri hem de naçizane önerilerimi sizinle paylaşıyorum.

 

DESTAN YAZMAYIN

 

Profesyonel e-posta

 

Günde 110 milyardan fazla işle ilgili e-posta gönderiliyor. Gerçekten gerekli olan 1000’de 1’lik dilimde olmaya gayret edin.

 

Yazının Devamını Oku

Şarjını seven bunları yapmasın!

9 Aralık 2016
Biz telefona bağımlıyız diye telefon da bize bağımlı olmak zorunda mı? İşin doğrusu, en sadık dostlarımız(!) güce tapıyor ve kuvvetten düşmemek için desteğimize ihtiyaç duyuyor.

Geçen hafta bu köşede telefonlara ne kadar düşkün olduğumuzu tartmıştık. Düşündük, konuştuk, tartıştık. Yakın çevremden çıkardığım sonuç şöyle; akıllı telefon bağımlılığı buzdolabındaki soğuk su şişesini kafaya dikmeye benziyor. Herkes yapıyor ve herkes bunu yaptığı için bir diğerini eleştiriyor. O zaman bir sonraki adıma geçebiliriz. Sürekli telefonla yaşamanın kullanıcılar kadar cihazlar üzerinde de ciddi bir etkisi var. Hayran olduğumuz teknoloji harikaları, şarjlarının sonuna geldiğinde metal yığınlarına dönüşüyor. Ancak bazı dijital alışkanlıklardan uzak durarak pil ömrünü uzatmak mümkün.

 

O halde ‘şarjını seven bu 12 yanlışı yapmasın’ diyelim:

 

Ucuz şarj aleti kullanmak: Hem porta hem de pile zarar verebilirsiniz. Ayrıca kendinizi her türlü güvenlik riskine açık hale getiriyorsunuz. Ucuz şarj aleti alacak kadar zengin değiliz.

 

Parlaklığı yarınlar olmayacak gibi açmak: Bütün akıllı cihazların ortak kanayan yarası... Ekran parlaklığını yüksek seviyede kullanmak bataryayı yiyip bitiriyor. Olabildiğince kısın. Eski bir Çin atasözü der ki; “En karanlık ekran pili bitmiş telefonda olur.”

 

Yazının Devamını Oku