Ozan Seymen Sezen

Kazayağı kırışıklıkları sizi aynalara küstürmesin

22 Eylül 2020
Kazayağı; göz çevresinde oluşan kırışıklıklardır. 20’li yaşların sonlarından itibaren belirmeye başlayan kazayağı kırışıklıkları, ilerleyen yaşla birlikte bireylerde istenmeyen görünüme yol açabilir.

Bireylerde görünümle ilgili rahatsızlık oluşturan kazayağı kırışıkları, estetik uygulamalarla kolayca çözüme kavuşturulabilir.  

Kazayağı kırışıklıkları neden olur?

Göz çevresinde oluşan kazayakları, birçok nedene bağlı olarak meydana gelmiş olabilir. İnsan vücudunda çok sayıda bulunan protein olan kolajen, dokuların daha esnek ve canlı görünmesini sağlar. İlerleyen yaşla birlikte azalan kolajen hormonu kazayağı kırışıklıklarına neden olabileceği gibi menopoz ile birlikte meydana gelen hormonal değişiklikler de kırışıklık sebebi olabilir.

Cilt altı yağ ve bağ dokusunun azalması, yüz kaslarımızın zayıflamasına ve küçülmesine yol açar. Cilt altındaki doku hacminin azalmasıyla birlikte derimiz yüzümüze daha bol gelir ve kazayağı gibi kırışıklıkların oluşumuna sebebiyet verir.

 Yorgun görünen yüzün çözümü: Göz altı ışık dolgusu

Yaşın ilerlemesiyle beraber göz bölgesinde oluşan kazayağı ve devamında yüz çevresinde oluşan sarkmalar, yüzümüze daha yorgun ve mutsuz bir ifade verir.

Yüzümüzdeki ve göz çevremizdeki ifadenin canlı ve genç görünmesi etrafımıza pozitif enerji aktarmamızı sağlar. Hastane yatışı gerekmeyen göz altı ışık dolgusu uygulaması sayesinde, göz altı dokularımızın kaybettiği hacim geri kazandırılarak kırışıklıklar ve göz altı torbaları ortadan kaldırılır.

Yüzümüze yorgun ve mutsuz bir ifade veren göz kırışıklıkları ve göz altı torbaları, ışık dolgusu enjeksiyon yöntemiyle herhangi bir kesi ya da dikiş gerekmeksizin yapılır. Bu işlem yaklaşık olarak 20 – 30 dakika sürer.

Yazının Devamını Oku

Bu Mevsimde Enfeksiyon Riskine Dikkat

25 Ocak 2020
Mevsim itibariyle artık kışa girdik. Havalar soğudukça üst solunum yolu enfeksiyonları, gribal enfeksiyonlar arttı. Bununla bağlantılı olarak özellikle çocuklarımızda orta kulak iltihaplarını çok sıklıkla görmeye başladık.

Orta kulak iltihapları, genel olarak hem erişkinlerde hem çocuklarda görülebilen, kulak zarının ve orta kulağın iltihaplarıdır. “Akut Orta Kulak İltihapları” ve “Kronik Kulak İltihapları” olmak üzere 2’ye ayrıldığını söyleyebiliriz. Kronik orta kulak iltihapları, daha ziyade erişkinlerde görülebilen, müzminleşmiş iyileşmeyen iltihaplanma türünü anlatmak için kullanılır.

Akut Orta Kulak İltihaplanması Nedir?

Akut orta kulak iltihaplanması, özellikle çocuk yaş grubunda çok fazla görülen ve aileleri endişeye sevk eden bir hastalıktır.

Orta kulak iltihapları, kulak zarını ve orta kulağı ilgilendiren bir iltihap türüdür.

Genelde çocuklarda “çok sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirilmesi” bu problemi tetikler. Üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında ya da takip eden dönemlerde, genzimizde bulunan mikrobik ortam öksürük veya başka yöntemlerle östaki tüpümüzden orta kulağa doğru ilerleyerek, orta kulakta enfeksiyon yaratabilir.

Orta Kulak İltihaplanmasının Bulguları Nelerdir?

Orta kulak iltihaplanması, çok çabuk ve aniden gelişebilen bir enfeksiyon türüdür. Sabah sağlıklı bir şekilde okula gönderdiğiniz çocuğunuz, öğlene doğru kulak ağrısı yaşayabilir ve öğretmeni arayıp sizi durumdan haberdar edebilir. Yani çok kısa saatler içerisinde bulgular gelişebilir.

Hastaların şikayetleri genellikle; Kulak ağrısı, kulakta basınç ve dolgunluk hissi, yüksek ateş, halsizlik ve bitkinlik olabilir.

Yazının Devamını Oku

Liplift (Dudak Kaldırma) Nedir? Kimlere Uygulanır?

18 Eylül 2019
Merhabalar, herkes gibi siz de, daha dolgun ve güzel dudaklara sahip olmak istersiniz değil mi?

Bunun için makyajdan dolgulara kadar pek çok yöntem uyguluyor olabilirsiniz. Peki dudaklarda daha kalıcı dolgunluğu ve güzelliği yakalamak mümkün mü? İşte bu yazımda sizlere, liplift (dudak kaldırma)konusuyla ilgili detaylı bilgiler vereceğim.

Dudak kaldırma işlemi yani liplift, sağlıklı kişilerde lokal anestezi yöntemiyle, yani iğneyle uyuşturularak ya da “sedasyon” olarak adlandırılan hafif bir sakinleştirici eşliğinde uygulanabilir. Yaklaşık 45 dakikalık bir işlemdir. 

Uygulama sonrasında 1-2 saatlik gözlemin ardından hasta evine dönebilir. İşlem sırasında burun ile dudağının arasındaki ciltten, hemen burun altındaki kıvrımlara denk gelecek şekilde kesiler yapılır.

Hastanın istediği miktarda cilt alınır ve en az iz kalacak şekilde yeniden dikilir.

İşlem sonrasında dudakta 3-4 gün boyunca hafif bir şişlik ve gerginlik hissedilebilir. Bu süreçte yumuşak gıdalar ile beslenmek ve bu bölgeyi gerdirmemek iyileşme sürecine katkı sağlayacaktır. 2 hafta boyunca gülerken ve konuşurken, bu bölgede hafif bir rahatsızlık oluşabilir fakat ciddi bir ağrı yaşanmaz. Dikişler 1 hafta kadar kısa bir sürede iyileşir. Ancak yaranın bulunduğu bölgedeki hafif kızarıklık, 1-2 ay kadar sonra tamamen yok olurken, yara belirgin olmayan bir izle düzelir.

Dudağı Yukarı Kaldırmayı Amaçlıyor

Bu yöntemle üst dudağınız daha kalın ve daha dolgun bir görünüme kavuşacaktır. Ayrıca diğer uygulamalara göre daha doğal bir sonuç verecektir. Adından da anlaşılacağı gibi bu işlem dudağı yukarıya doğru kaldırmayı amaçlar. Aynanın karşısına geçip, iki elinizin işaret parmaklarını burnunuzun altındaki cilde yerleştirin. Burun ve dudak arasındaki cildi yukarıya doğru kaldırın. Üst dudağınız yukarıya doğru döndü ve kalınlaştı değil mi?  İşte liplift uygulaması ile temel amaç bu görünümü sağlamaktır.

Peki Bu İşlem İçin Uygun Kişiler Kimler?

Yazının Devamını Oku

Erkeklerde Çene, Maskülen Yapının Simgesi

21 Ağustos 2019
İnsan yüzünün orta hattında bulunan çenenin görüntüsü ve yüz ile uyumu, hem kadınlar hem de erkekler için büyük önem taşımaktadır.

Peki çenenin yüzdeki yeri nedir? Erkeklerde çenenin büyüklüğü neden bu kadar önemlidir? KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ozan Seymen Sezen, konuyla ilgili merak edilen tüm detayları açıkladı.

Küçük Çene Erkeksi Görüntüyü Yok Ediyor

KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ozan Seymen Sezen, “Erkeklerde fiziksel güzellik standartlarını belirleyen birçok unsur vardır. Tıpkı dış görünüşte vücut ölçülerinin önemli olması gibi, yüzdeki uzuvların da birbiriyle olan uyumu ve simetrisi erkeklerin dış görünüşü için oldukça önemlidir.

Yani ne kadar uzun boylu ve kaslı olursanız olun, çeneniz yüzünüze göre küçük ise yakışıklılığınız ve erkeksiliğiniz bu durumdan olumsuz yönde etkilenir. Özetle çenenin köşeli ve büyük olması, erkeği daha maskülen ve çekici gösterir. Bu nedenle çene, kadınlara oranla erkeklerin dış görünüşünü daha fazla etkileyen bir unsurdur.” dedi.

Sadece Burun Ameliyatı Yetmez

Erkeklerde çenenin büyük olmasının yanında, yüzdeki diğer uzuvlarla da uyumlu olması gerektiğini belirten Ozan Seymen Sezen; “Çenenin pozisyonu ve yüzdeki doğru orantıyı yakalamak çok önemlidir. Bazı kişilerin çenesi, yüzüne göre çok küçük olduğu için, burunları da olduğundan daha büyük görünür. Bu sebeple de girecekleri burun ameliyatının sonucunda yüzlerindeki asimetrinin ortadan kalkacağına inanırlar. Fakat sadece burun ameliyatı sorunu ortadan kaldırmaya yetmez.

Bu nedenle, ameliyatı tamamlanan hastaların büyük bir kısmı, ortaya çıkan burun şekillerini beğense de, yüzündeki simetrinin ortadan kalkmadığının farkına varırlar. İşte biz de sürekli yüzün bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor ve diyoruz ki ‘Yüzdeki uyumsuzluğun ortadan kalkması için sadece burun ameliyatı olmak yetmez’.

Burada üzerinde durulması gereken nokta, yüzün sahip olduğu oranlardır. Alın, burun ve çene arasındaki mesafenin eşitliği oldukça önemlidir. Çenenin varlığı burun ve alına göre küçük kalırsa yüz ovali yitirilmiş olur. Bu da erkeğin yüzündeki keskin hatları ve güç ifadesini yok eder. Bu nedenle bir erkek yüzünde asimetri olduğunu düşünüyorsa, hekim tercihini detaylı bir ön araştırma döneminin ardından yapmalıdır. Tercih edilen hekimin işinde uzman olması çok önemlidir. Hastasının sadece burnunu ile çenesini değil, yüzünü bir bütün olarak değerlendirmelidir.” dedi.

Yazının Devamını Oku

Yaz Mevsiminde “Burun Ameliyatı” Olmak Sakıncalı mıdır?

20 Haziran 2019
Toplumda burun estetiği ameliyatlarının yaz mevsiminde yapılmasının sakıncalı olduğuyla ilgili genel bir algı hakim. Bunun nedeni, geçmişte yapılan ameliyatlarda kullanılan malzemeler.

Korkuların Nedeni Eskiye Dayanıyor

Evet geçmiş dönemlerde kullanılan eski, klasik model bandajlar ve burun üzerindeki alçı, yaz mevsimlerinde terlemeyle birlikte hastaya rahatsızlık hissi veriyordu.

Bunun yanında eskiden klima kullanımı bu kadar yaygın da değildi. İşte bu nedenler insanların ameliyat olma zamanlarını, yaz mevsiminden yana kullanmamalarına neden oluyordu.

Fakat artık şartlar çok değişti. Şu anda kullanılan bandajlar rahat nefes alabilen ve mevsim koşullarından etkilenmeyen modern malzemelerdir. Bunun yanında artık hemen her yerde, insanların vakit geçirdikleri alanlarda klimalar bulunmaktadır. Bu nedenle yaz mevsiminde burun ameliyatı olmak sakıncalı değildir.

Yazın Ameliyat Olmanın Avantajları Var

Yapılan tüm bilimsel araştırmalar sonucunda ve yıllarca edindiğimiz tecrübeler sırasında gördük ki, yaz mevsiminde ameliyat olan hastalarda diğer mevsimlerde ameliyat olan hastalara oranla daha fazla kanama, morarma, ödem ve daha çok şişlik yaşanmıyor. Bu nedenle bu ameliyatlar yaz mevsimlerinde de rahatlıkla yapılabilir.

Hatta yaz mevsiminin bazı avantajları vardır. Bu mevsimin ameliyat sonrası iyileşmeyi hızlandırdığı söylenilebilir. Örnek vermek gerekirse;

Ameliyattan 3 hafta kadar sonra hasta denize girebilir. Deniz suyu tuz etkisiyle burun içi yaralarının daha çabuk iyileşmesine katkıda bulunur.

Yazının Devamını Oku

‘Otoskleroz’ Hastalığı Nedir?

14 Mayıs 2019
Herkese selamlar, bu hafta sizlere belki de daha önce hiç duymadığınız bir kulak hastalığı olan ‘Otoskleroz’dan bahsetmek istiyorum.

Hastaların birçoğunda doktora başvurmalarını gerektiren, fısıltı ve hafif seslerin duyulamaması, kulakta çınlama ve işitme kayıpları gibi problemlere yol açabilen ‘Otoskleroz Hastalığı’, orta kulakta, kulak zarının arkasındaki kemikçiklerde, özel bazı bölgelerde kireçlenmeler sonucu meydana gelir. Tedavi edilmezse hastaların iş ve sosyal yaşamlarını durdurma noktasına getirebilir.

Otoskleroz Hastaları Kalabalıkta Daha İyi Duyuyorlar!

“İç kulak kireçlenmesi” olarak bilinen otoskleroz hastalığı, işitme kaybının sık görülen nedenlerinden birisidir. Otoskleroz; tedavisi mümkün olan, iç kulak sinirlerini, ancak hastalık ilerlediğinde tahrip eden, çoğunlukla ses iletimini engellediği için işitme kaybına yol açan bir hastalıktır.

Hastalığın genetik olarak aileden geçişi söz konusudur. Yani aile bireylerinde bu hastalık olan kişiler hastalığa daha yatkındır. Bunun yanında kadınlarda ise erkeklere oranla daha sık rastlanmaktadır. Genellikle genç erişkinlik yaşlarında (20-30 yaşlarında), tek ya da iki kulakta işitmenin yavaş yavaş azalmaya başlaması ile belirti verir. Bazen kulakta çınlama, nadiren de hafif baş dönmeleri bu işitme kaybına eşlik eder.

İşitme kaybı her geçen sene daha da artar. Bu kişiler, diğer işitme kaybı hastalıklarının aksine kalabalıkta ve gürültülü ortamlarda (düğünlerde, gece kulüplerinde vb. alanlarda) birisi ile konuşunca normalden daha iyi duyarlar.

Üzengi Kemiğinde Hareket Kısıtlanması Oluşur

Otoskleroz hastalığında, üzengi kemikçiğinin iç kulak ile komşu olduğu duvarda yapısal kireçlenme sonucu katılaşma olur. Bu durumda üzengi kemiğinde hareket kısıtlanması meydana gelir. Buna bağlı olarak ses dalgaları iç kulak sıvılarına yeterli düzeyde iletilemez ve ‘iletim tipi’ denilen işitme kaybı meydana gelir.

Yazının Devamını Oku

Horlama Nedenleri Nelerdir? Horlama Nasıl Tedavi Edilir?

14 Mart 2019
Bugün sizlere birçok kişinin yaşadığı sağlık problemlerinden olan “Horlama” konusunun detaylarından bahsetmek istiyorum. Horlama toplumda çok sık görülen ve rahatsızlık yaratan bir durumdur.

Genellikle pek önemsenmez ancak çok önemli sağlık problemlerinin habercisi olabilir. Hepimiz bazı geceler horlayabiliriz ancak haftanın 7 gecesinin 5'inde horluyorsak ve bu durum sürekli bir hal aldıysa horlama bizim için bir problem olmuş demektir. Bazı kişiler devamlı olarak horlarken, kimilerinde ise bu durum hiç yaşanmayabilir.

Gençlik dönemlerinde bu problemle hiç karşılaşmayan kişiler de, ileri yaşlarda horlamaya başlayabilirler.

HORLAMAYA SEBEP OLAN ETKENLER NELERDİR?

1-) Genetik Yapı

Bu etkenlerin başında ailemizden genetik olarak bize geçen; çene, geniz, boğaz, boyun ve dil kökü yapılarımızın şekli gelmektedir. Bazı kişilerde bu bölgeler doğuştan dar olduğundan, horlamaya yatkınlık zaten mevcuttur.

2-) Kilo Alımı

Horlamayı artıran bir diğer önemli sebep “kilo alımıdır”. Kişiler kilo aldıklarında boyun ve boğaz geçişindeki yapılarda, dilde ve dil kökünde hacim artışı olur.

Ayrıca bu bölgelerdeki kasların, gerici etkilerinin kuvveti de azalır. Bu yapılar nefes alma sırasında içeriye doğru kolaylıkla çökerler ve horlamaya neden olurlar.

Yazının Devamını Oku

Burun Ameliyatına Bakış Değişti

26 Şubat 2019
Geçtiğimiz yıllarda, toplum burun ameliyatına daha farklı bakıyordu, ancak günümüzde bu bakış açısı büyük ölçüde değişmeye başladı.

İnsanlar kendilerini iyi hissetmek ve estetik bir görünüme sahip olmak için burun estetiği ameliyatlarına başvuruyor. Fakat yapılan araştırmalar gösteriyor ki, bu ameliyatların çok büyük bir bölümünün temel nedeni, sadece estetik görünümlü bir buruna sahip olmak değil.

Türkiye’de En Sık Yapılan Estetik Ameliyatı: Burun

Türkiye’de en sık yapılan estetik ameliyatlarının başında burun ameliyatları geliyor. Toplum yapısının değişmesi ve bireyselliğin önem kazanması ile birlikte Türkiye’de gerçekleştirilen estetik ameliyatlarında ciddi bir artış olduğu gözlemlendi. Yapılan estetik ameliyatlarda da ilk sırada ‘burun ameliyatları’ yer alıyor. Burnumuzun yüzümüzde en çok dikkat çeken organ olması ve yüzümüzün tam odak noktasında yani ortasında bulunması, estetik tercihlerinde burnun öne geçmesine neden oluyor.

Ameliyatlar Eskiye Oranla Daha Kolay

Teknolojinin gelişmesi, yeni tekniklerin uygulanması, bilgi birikiminin artması ve hastane standartlarının yükselmesi, burun ameliyatlarını hem biz doktorlar hem de hastalar için daha avantajlı ve kolay hale getirdi. Fakat yine de bir ameliyat ve burada dikkat edilmesi gereken en önemli detayların başında, ameliyatı gerçekleştirecek olan doktorun alanında uzman ve deneyimli olması geliyor.

Her alanda olduğu gibi bu alanda da suistimale açık noktalar var. Hastalar, ameliyat öncesi karar sürecinde iyi bir doktor arayışına girmeli ve bu araştırma sırasında da tüm iletişim kanallarından yararlanmalılar. Çünkü bu dönemde bilgiye ulaşmak, geçmişe nazaran çok daha kolay. Bunun yanında tercih ettikleri doktor ile de sıkı bir iletişim kurarak, isteklerini doktorlarına detaylıca anlatmalılar.

Nefes Alma Sorunu Önem Taşıyor

Algı bu yönde olmasa da, birçok hasta burun ameliyatlarına sağlık problemlerinin giderilmesi için başvurmakta. Bize gelen hastaların birçoğu nefes alma sorunu yaşadıklarını belirtiyor. Yapılan analizler sonucu, nefes alma zorluğunun genellikle kemik eğriliği, et büyümesi gibi problemlerden kaynaklandığı ortaya çıkıyor. Biz de gerekli planlamaları yaparak, hastalarımızın daha sağlıklı ve nefes alabilen burunlara kavuşmasını sağlıyoruz.

Yazının Devamını Oku